Hassas bir bölgede yaşıyorum ve bu konuyu uzatmak istemiyorum,daha önce yeterli cesarete sahip olmadığımı ifade ettim.Yalnızca şunu vurgulamak istiyorum:Benim için Türkiye insanı heybesinde slogandan ve ezberden başka bir şey bulunmayan konumlandığı noktaya göre fikir üretebilen sınırlı bir varlıktır.
........
Bahattin Bey ve Sedef Hanım beni lütfen cevap yazmak durumunda bırakmayın...
Sevgili Cirano, bölgeyi en yakından bilenlerden biri olarak seni çok iyi anlıyorum.
Ortamda bulunan ve herkesin okuyabileceği bir forum olması nedeniyle karşılık vermek zorunluluğunuz olmadığını siz de biliyorsunuz. Aktardığınız düşünceleri taşıyan başka insanların da olması nedeniyle, olay kişisel tartışmaların çok ötesindedir. Bu nedenle birkaç şey daha söylememe izin veriniz.
*Sloganlar önemlidir. İçi az veya çok dolu olan sloganların oluşması için belli süreçler, deneyimler yaşandığını kendi adıma söyleyebilirim.
*Bazılarına güya özgürlük getiren,getirmeye çalışan A.B.D.'nin, öncelikle özgür olmayan ortamın oluşmasına katkı sunduğu, kendi etkisi altında olan yönetimler kanalıyla özgürlüklerin yok edilmesi yönünde dayatmada bulunduğu, mağdur olan insanların kendisine sığınmasını sağlayarak özgürlük havarisi kesildiği az yaşanmamıştır. Kürtler ve Fethullah Gülen bunun en yakın ve en somut örneğidir.
Biraz açımlamak istiyorum. Filistinli bir gencin, İsrail askerleri tarafından kolunun kırılması hadisesinde, İslamcı kesimin ülkemizde ayağa kalktığı, basınıyla tüm iletişim araçlarıyla protesto ettikleri günlerden, şu anda ayıp olmasın diye arada A.B.D'ye ses çıkaran İslamcı yapısının (istisnaları vardır), FETHULLAH GÜLEN'in ülkemizden A.B.D'ye sığınmasını sağlayan zemini (28 Şubat'ı) ve A.B.D'nin Ortadoğu uygulamalarına İslamcı kesimin çoğunlukla milyon ölümler karşısında ki suskunluğunu iyi tahlil etmek gerekiyor.
Her yandan, her yönden, destek ve köstekle iş yürüten A.B.D'nin politikası, elinde tutmak istediği beylikleri, devletleri, yöneticilerinden, değerlerinden, çocuklarından emniyet supabı niyetine gözetimi, denetimi altında bulundurarak yöneten ve daha birçok şey yapan Osmanlı siyasetine ne kadar da çok benziyor...
TAVŞAN KAÇ, TAZI TUT oyununu en iyi oynayan Küresel senarist ve aktörlerden başat ülke A.B.D'dir.
ABD, geçmişte (kısmen halende) kendisiyle birlikte hareket eden Türklere hayırlı gelmediği gibi, şimdi de Kürtlere, İslamcılara vd. hayırlı gelmeyecektir.
Allah, bizi ve tüm insanları ABD Derin Devletinin Hayrından(!) ve Şerrinden Korusun !
İşte bakın ruhu yaşamda olan Kızılderililer, yeniden beden gömleklerini giymeye başladılar. Geçmişte başlatılan, günümüze kadar süren ve sürmekte olan BEYAZDERİLİLERİN VE BEYAZLAŞMIŞ, DEVŞİRİLMİŞ GÖRÜNÜRDE SİYAHDERİLİLERİN ZULÜMLERİNİN HESABINI, ORTADOĞUDA YAKILAN ÇİRKİN ATEŞ ETRAFINDA; BARIŞI ÖVEN, SAVAŞI YEREN, ZULMÜ VE ZALİMİ TELİN EDEN TAMTAM SESLERİYLE DÖNEREK ÖNCE İNSANLIK DİYE HAYKIRIYORLAR…
Bu sesi, bu dansı, bu haykırışı Halepçe Katliamında da duymuştum…