Google Reklamları
BİR NEFES / Funda Dane
Ötekileriz Kültür Sanat Girişimi Forumu
Mayıs 24, 2012, 14:11:34 ÖS *
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
 
  ANASAYFA ANAFORUM Yardım Ara Takvim Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: BİR NEFES / Funda Dane  (Okunma Sayısı 525 defa)
0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
fundadane
Ziyaretçi
« : Mart 19, 2008, 19:05:58 ÖS »


KIŞ GİBİ


Nereden başlasam anlatmaya acaba... Geçtikçe bütün cümlelerin kalpazan aralıklarından, üşengeç imalar çözüyoruz. Bilmece yazdığımızı sanıyor çocuk kalan yanımızın ellere kapanan bayram neşesi. Çocuk olamayacak kadar geniş oysa düşüncemizin meydanı. Nereden başlasam anlatmaya kendimi, her ses darbesiyle bir sözcüğün anlamını çalıyorsunuz. Alkışlara tutuluyorum, yüksek bakışlarınızla. Çocukluğumun eve geç kalmış saatleri çıkıyor ansızın içimden, en güzel hikâyeleri kızdırıyorum dilimin ucunda.

Yalanlar ormanında yürümüşüz mesela. Siz çevrenize anlatıyorsunuz derdiğiniz kuyruklu yaşanmamışlıkları, ben size sevincimin gölgeli yüzünü. İnanıyoruz en önce kendimize ya, canımız ebruli taşlar kantarı. Her bir sahte patikanın izlerinde dünya savaşları topluyoruz. Siz yorulup sinirlerinizi satılığa çıkarıyorsunuz. Yanı başınızda bir türlü mutlu olmayı beceremediğiniz koskocaman ömrünüz...

Zamandan ne kadar alacağınız var, hiç düşündünüz mü saygıdeğer bayım? Ben bazen düşünüyorum ikimizin yerine de... İkiden fazla olduğumuzu görüyorum. Ne siz, ne de ben tek kişilik bir orta oyun inşa edemedik, içimizin en ateşli sahnelerinde. Adına düş diyorsunuz, biraz küçümser, biraz hayatı görmüş geçirmişlikle… Gülümsüyorum size saygıdeğer bayım, sadece gülümsüyorum… Asla giremeyeceğiniz bir yaşamı, böylesine hafife almanız neşelendiriyor içimdeki yaramaz çocuğu. Üzülerek söylüyorum ki asla var olamayacağınız bir yer orası. Çünkü anahtarlarımız inanmak, ben ve beğenmediğiniz benim gibi kendini cümleleriyle yeniden düzenleyen şiirlerin.

Ne yazık siz hiç şiir de okumazsınız çok saygıdeğer bayım...

Kaybolduğunuz çukuru düz ova sanma gayeniz nasıl da zorluyor sizi zaman zaman. Ve kaçtığınız çatıların iz düşümlerini nasıl kaçırtmak için kullanıyorsunuz. Mutluluk sanıyor çevrenizdeki gözler, süzerek ince bir olgunluktan öyle sunuyorsunuz. Ah ne çok üzülüyorum bazen, kurmalı saadetinizin sığlarında kaybolacaklara, maskenizin boyası dökülünce yüzümden. Ben aşamadığıma göre başkası aşar mı dersiniz, o sis elbiseli sığlarınızı?

Nerede kaldı tadını sizinle tamamladığım zaman görgüleri. Nerede kaldı yokluğunuzda fısıltılar içinde beni oyalayıp, gelişinizde yeni kıyafetler giydiğim öğlen saatleri. Çok saygıdeğer bayım; ya size büyüyeli ne kadar oluyor, ya da siz bana küçüleli... Hiç düşünmüyorsunuz bu ucunu kırdığınız kalem düşü gerçeğe çevirmeye ne kadar meyilli…

Başka şehirlerin düşlerini beraber görme arzuları ne kadar da yabancı duruyor artık. Dilini bilmediğimiz bir birlikteliğin asit yağmurları altında yakıyoruz o şehirleri şimdi. Birazdan güneş de dağılacak un ufaklığa yakışmayan, o kucaksal ışıklarıyla. Ay dökecek sonra yüzünü, kavgalarımızı susturup en olmadık anda konuşturduğumuz o yalnızlığa.

Zamansız kaynayan suyun buğusunda sizi izliyordum, masal akışında. Kış gibi diyordum duruşu. Kış gibi seviyordum sizi bayım, soğukluğumu eritiyordum sizin kıdemli uzaklığınızda…

Sınır koymayı unuttunuz giderken sevgime, neresinden kaçarsam kaçayım hep gülümseyebiliyorum kâbuslara. Karabasan desenlerine etraf kirlenmeyecek şekilde yağlı boyalarla gülen dudaklar çizdim biliyor musunuz? Her renkle öptüm sizi sonra, teniniz bilmedi bile. Ah sevgili bayım, en son kimi çok içten öptünüz? En son kimin gözlerinde bronzlaşacak kadar sıcak bir bakış bıraktınız? Kimin irislerini esmerleştirdiniz?

Şimdi bahçelere düşüyor incelen saçınızın beyazımsı telleri. Gece susuşlarında kaybediyorsunuz sesinizin hayat çizgilerini. Yarının gecesine kadar mezarlar kazıp, gömüyorsunuz bildiğiniz ne kadar göç varsa, medeni durumunuzun en kuytu boşluğuna.
Nereden geldiyseniz o kadarsınız aslında saygıdeğer bayım. Bu yüzden yeni iklim yüzleri sıvamayın dinlencenize. Keza vardığınız hiçbir yerde dinlenemezsiniz bu savrulmuşluk kokusuyla…

Ben bitki örtümü yaktım sizin için, ama yine de olmadı. Şimdi şiir tohumları ekiyorum dumanı üstünde bırakılmışlığıma. Belki bir gün bana gerçekten şiir yazdırırsınız çok saygıdeğer bayım…

Ah nasıl da unuttum! Siz hiç şiir okumazsınız ki…




Funda Dane
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
HBozkurt
ÖKS Girişimcisi
****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 587



« Yanıtla #1 : Mart 20, 2008, 04:14:37 ÖÖ »



şiir;


bir bulutun küstüğü sapsarı yağmur

içimizde çoğalan ölümlerdi


insan seli ayaklar bir taşkınlık


izi belki bir rıhtım lumbarında

pranga kusmuş yolculuk


tükenmiş zarları

gözyaşı bildik..şehirler küstük

sapa yerlerinden yaşanmışlığın

yazmaktan tükenmiş elleri


susuyor sözcükler bodur düşlere


inanmıyor artık sapsarı kesilince yağmur

dilde pelesenk  martı çığlıkları


bir acıya gidiyor kahkahalar saçarak

şiir sancısı çocuğun..

dokuz kat astar çekse ömrüne



sevgi ile
HB
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
fundadane
Ziyaretçi
« Yanıtla #2 : Mart 22, 2008, 18:20:11 ÖS »


şiir dilimde tanımını bulamadığım, bir dostla gelip baş ucuma konan dua...

teşekkür ederim sonsuz kere sevgili Hüseyin Bozkurt...


çok sevdiğim bir şiiri sizinle paylaşmak geldi içimden...

sevgilerimle...



SAMSON VE DALİLA

Heceleme beni artık Allah'ım
Bırak okunaksız kalayım
Kaderimin hepsi pekiyi olmasın varsın
Bak, ömrüm eriyor işte
Çocukluk fotoğrafımdaki kardan adam gibi yanı başımda
Bak, ilkokul talebesi kalbimden
Yine karne parası istiyorlar
Bir gecekonduda oturuyor kalbim oysa
Yağmur yağdıkça
Bir gecekondunun damı gibi içine doğru ağlıyor

Saçlarımda dolunay taneleri eriyor
Saçlarımda bir kızılderili reisi
Oturmuş barış çubuğu tüttürüyor
İsmi: Mehtapta öpüşen iki sevgili
Kalbim küs oysa kalbim yalnız bir kovboy
Nedense şimdi evinden çok uzakta

Saçlarım düşler görüyor
Rengârenk uçan balonlar havalanıyor her telinden
Saçlarımda kiraz bahçeleri
Salıncak kuruyor dallarına çocuklar
Hep ben düşünüyorum, hep ben,
Ben:
İsmim kara bereli iki çocuktan biri
Ben çocuklardan biri,
Fazla yaramaz
Ne zaman ağlasa
İskambil kupası damlıyor gözlerinden
Rest diyor hep, rest. Ne demekse?
Ben çocuklardan biri,
Fazla yaşamaz
Ne bir sarmanı var okşayacak
Ne zamanı.
Zamanı sarışın bir kedi olarak yarat baştan Allah'ım
Bırak okşayayım.
Esirge ve bağışla beni gerçekten
Bırak düşlerimde kaybolayım.

Bir boş beşik hikâyesinin olmayan çocuğuyum.
Kanadı kırılan kartal da benim beddua etsem.
Bir ağıt olarak yak beni Allah'ım
Parmaklarına kına olayım hayatın.
Affet bu siyah ve transparan duayı.
Ben zaten gecenin arka cebinde falçatayım.

Didem Madak
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.16 | SMF © 2006-2009, Simple Machines XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu!