|
enginakbaba
|
 |
« Yanıtla #210 : Mayıs 19, 2009, 01:43:26 ÖÖ » |
|
sanırım geçen seneden önceki sene idi. şiir işliğinden bir fener tutardı yelda. el yordamı ile yürümeye çalışanlara aydınlık olurdu.
yine hatırlıyorum geçen senenin 25-28 nisanı arası kendisini istanbul- beyoğlu şiir festivali bünyesinde ziyaret etmek mutluluğunda bulundum. yüreği sanal olamayacak kadar güzel.
bence, şiir işliğinde yine bir fener olabilir karanlıkta apalayanlara.
gidiyorsa da gittiği yer zaten yurdudur.
yolun daim olsun anacığım.
|
sana a?lad???m kentlere nisan bak??l? ya?murlar ya??yor.
|
|
|
|
recep memis
|
 |
« Yanıtla #211 : Haziran 17, 2009, 11:19:34 ÖÖ » |
|
"... tüt düğün yapraklara yağmur fısıltısıyım ..."
|
"gırnata çığlığına, bir yalan roman yazılır" Recep Memiş
|
|
|
|
recep memis
|
 |
« Yanıtla #212 : Haziran 21, 2009, 12:18:27 ÖS » |
|
SEVİNCİN ŞARKISI
Sevincin şarkısıyım işte öyle kalbini dayadığın üzüm dalındaki sevdalı ışık dingin ve berrak sabah Yurdumun üstünden hüznü sil Sussun çocukların yüzündeki tanrısal çığlık büyüttüğün kadardır acılar ve 'sonsuzluk bir gün kadar'
Yelda Karataş Şahdamar/Şahdemar
Strana Şayê
Ez strana şayê me çawa tu dilê xwe didî ber ronahîya evîndar li şaxê tirî sibeya bêdeng û zelal Xemgînîyê ji ser welatê min bimal Bila bêdeng be qîrîna xwedayî li ser rûyê zarokan tu çiqas mezin bikî ewqas in jan û 'bêdawî qasî rojekî ye'
Kürtçe'ye çeviren Kemal Burkay
OY ALI MEN DİL
kız kuçları püs külünden şehr-i viran e ler gelir tel grafın dan tel tel su taşları yüreğine fırlat fırat'ın çöz ölürüm har ran'ları oy alı men dilinden Recep Memiş
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Haziran 21, 2009, 12:35:14 ÖS Gönderen: recep memis »
|
Moderatöre Bildir
Kayıtlı
|
"gırnata çığlığına, bir yalan roman yazılır" Recep Memiş
|
|
|
Zeki Karaaslan
Girişimci
ÖKS Girişimcisi
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 116
|
 |
« Yanıtla #213 : Temmuz 11, 2009, 16:18:37 ÖS » |
|
Ayrı dağlar hep yüzyüze bakarlar, aslında bir başka birlikteliktir bu.
|
|
|
|
|
|
YeldaKaratas
|
 |
« Yanıtla #214 : Temmuz 11, 2009, 22:22:08 ÖS » |
|
Değerli Hocam, Size saygım büyüktür. Tek kelamınızı yanıtsız bırakamam... Gelirim saygı sevgi ve derin dostlukla sizi kucaklar yine giderim.
Şiirkardeşiniz Yelda
|
|
|
|
|
|
recep memis
|
 |
« Yanıtla #215 : Eylül 20, 2009, 10:50:49 ÖÖ » |
|
Portakalı soyanlara;
BAYRAM NAMAZI İÇİN ASİMETRİK SAYIKLAMALAR
mübarek şierinden öpülesi sevgili kurşun dökül gözlerimden an'a dol üşüyorum sen dünyalar gezeli kırık kalemde kellem ya/kıldığım nam azların tespih imamesinden cennet geçiriyorum...
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Eylül 20, 2009, 14:52:33 ÖS Gönderen: recep memis »
|
Moderatöre Bildir
Kayıtlı
|
"gırnata çığlığına, bir yalan roman yazılır" Recep Memiş
|
|
|
alisinkay
ÖKS Girişimcisi
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 22
|
 |
« Yanıtla #216 : Eylül 26, 2009, 15:20:05 ÖS » |
|
Sayın (Sevgili Ablam) Yelda Karataş'ın yazısından şunu öğreniyorum. Sanırım şair ve yazarlar 8 hayal dünyası geniş ve gelişmiş olanlar) çok duygusal ve kırılgan oluyorlar. Bu nedenle Sayın (Sevgili Abim) Bahattin Yıldız'ın sopa konusundaki düşüncelerine katılamayacağım. Arada sırada dayak yemek insanları huzura eriştirir diye düşünüyorum. Ya Ablacığım ne oldu. Biz senin kıymetini biliyoruz. Edebiyatın yada Şiirin kıymetini bilmesem de, senin kıymetini biliyorum. Beni gidişin üzmüyor, çünkü biliyorum ki bir şekilde, facebook, mail sana ulaşılabilir. Beni gönlündeki kırgınlığın üzüyor. Sevdiğim insanların da üzülmesine dayanamıyorum. Kardeş kardeşi vurup, ardından kucaklamasını bilen kişidir. Abla bizleri tekrar kucaklayacağın günü burada bekleyeceğim.
|
|
|
|
|
|
YeldaKaratas
|
 |
« Yanıtla #217 : Eylül 28, 2009, 23:10:12 ÖS » |
|
Sevgideğer Ali,
İncelikli sözlerini nereye koyacağımı bilemedim. Kalbini böylesine içtenlikle gösteren birine hem de uluorta, yanıt vermezsem uykularım tutmaz...
Nasıl başlamalı bilemiyorum. Şöyle başlayayım. Ben yazmaya, -edebi metinlerden söz ediyorum-, internette başlamadım. İnternetten uzun süre nasıl uzak durduğumu çok eski ve yakın arkadaşlarım iyi bilirler. Bizim kuşak TV ile Üniversite yıllarında karşılaştı. Ürkeriz biz uzakları daha uzak eden aletlerden...
Hep kalabalık yaşadım Sevgili Ali, yalnızlığımı pek çok severim ama hayatım bir deli evi gibi tıklım tıklım doluydu, hala dolu. İnsanseverim...
En büyük acılarımda susarım, saatlerce, günlerce, yıllarca susarım... Çok atak ve sıcak kanlı ve hatta neşeli sanılırım oysa... Acılarımın hırsını başkasından çıkarmayı hiç öğrenemedim. Kimse üzerinden ego tatmini yapmayı bilmem. Böylesi eylemleri şaşkınlıkla izlerim.
Açık ve net olmak en kolayıdır başkalarının sandığının aksine. Yeterince yorulmuş kalbim, yalan dolan sevmez...Üniversite mezunuyum diyorsam örneğin, gerçekten öyledir. İçime hep içime korkusuzca bakıp kendi uçurumlarımı sevişim bundandır. Kendini tanıyamazsan, bi bok olamazsın.
Yüreğim büyüyor bir ağacın dalları gibi maviye doğru. Kendimi budarım sık sık ve Hüzün mevsimlerinde mutlaka. 'bir çocuk bile çekebilir beni sandala/bu kadar ağır olmasam'
İhanet, doğal olarak evet doğal olarak çok... Kapitalizmin yarattığı VE HAYATA TESLİM OLMUŞ bu sahte insanın sırları dökük yüzünden sıkıldım!
'kavradığım her şeyin adını bilmek biraz bunaltıyor beni' demiş ya Turgut. Beni artık boğuyor. Zekamdan, birikimimden ve içtenliğimden utanır oldum...
Gözlerde ve sözlerde boşvermişliği, kin duygusu kadar tehlikeli bulurum. İNCELİKLERİN içeriği ve anlamı çok farklı insanlarla aramda. Bi halt olduğumdan değil: Dallarım çok ince, tüyü taşıyamıyor!
Sanalda çok insan tanıdım ve çok ama çok yoruldum. Burayı hala seviyorum. Ama dönemem. BU BAĞLAMDA HİÇ BİR İNSANA DA DÖNEMEDİM. 'insan değişir ve gelişir' gerçeğini ŞABLON GİBİ her vakaya uygulayamayacağımı ne acı ki geç öğrendim. Ben dünyayı kurtarmaya çalışırken, faşistlerin koynuna girebilen birinin insani değerlerini çoktan kaybettiğini bilmekte biraz geç kaldım...
Saygım, sevgim sonsuzdur ÖTEKİLERİZ'e... Tutarlı politik duruşlarına, ödünsüz edebiyat anlayışlarına, kardeşlikleriyle bana yaşattıları unutulmaz anlara müteşekkirim...
Bir ilişki suçlama ile biterse, yaşananları kimse sevememiş demektir. Birileri bunu başaramıyorsa, bir şey eksik yaşanmış, bir düğme hep kopuk iliklenmiştir. O noktadan rüzgar girer ve üşütür kalbi...
Babamdan çok erken yaşlarda ağaca AŞI yapmasını öğrendim. Sarıp sarmalandığı bezin altında vahşiliğini yitiren her fidanın terleyip, ağladığını gördüm...
Ben bir vahşiyim sevgili Ali: Bir sözü bağışlamayı bilmem, bir eylemi hiç! Çünkü gövdem aşı tutmuyor.
Teşekkür ediyorum bana verdiğin değere, gösterdiğin insani saygıya. Dilerim anlatabildim sevgideğer Ali. Kardeş gözlerinden öperim...
YeldaK.
|
|
|
|
|
alisinkay
ÖKS Girişimcisi
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 22
|
 |
« Yanıtla #218 : Eylül 30, 2009, 13:16:30 ÖS » |
|
Anladım abla, Ben insanlara kızdığımda dağa çıkar, derenin kenarında oturur, tavuğumu kızartır bir de yetmişlik votka alırım. En ufak bir insan sesi duymaya tahammül edemem telofonu kapatırım. Seni sevdiğimizi biliyorsun abla, belki burda, belki de bir dere kenarında 70'lik votka şişesi ile tekrar görüşeceğimizi umuyorum. 
|
|
|
|
|
|