|
sedef Kandemir
|
 |
« Yanıtla #15 : Mart 23, 2008, 21:46:44 ÖS » |
|
KIYAMSIZ Gördüm ki oturmuşuz gelmedi mi günü daha siz bana bakıp bir kalbin haritasını çizemediniz Kıyametin habercisi şiir belki oturarak yazılır ve ayağa kaldırır dağdaki sümbülleri İki dize arasına sıkışmış kalbimiz satacak göğümüz yok gönlü mavi olmayana gül sesini kıyamsız mı bildiniz Bu nasıl güzel? Güzel az kelime, biri bir söz bulsun yeni diyeyim Sevgili Yelda şiirin için. Burada da Merhaba Merhaba kıyamsız şiirine, parmak uçlarına Merhaba Affedelim artık Bahattin bey'i ( Gazoz fabrikatörü oldu sayende,  patron diyorum kızıyorlar) Biliyorum ki sen seviyorsun ötekilerizi ve Bahattin beyi en az benim kadar.
|
"Çalmadan, ç?rpmadan bize ekme?imizi verenleri aç, bizi giydirenleri donsuz b?rakmadan ya?amak istemek bu kadar güç, bu kadar mihnetli, hatta bu kadar tehlikeli mi olmal? idi". -Sabahattin Ali-
|
|
|
|
YeldaKaratas
|
 |
« Yanıtla #16 : Mart 24, 2008, 05:06:01 ÖÖ » |
|
Güzellik,
Bir boş sayfanın üzerine yazılacak en güzel şeylerden biri senin ismin: Sedef
Seni arayamıyorum; sesim iyice kısıldı, konuşmamam lazım mış mış mış.. Yarına düzelmesi lazım diyorum ben de. Sana bir armağan Turgut'tan:
BAHARI BEKLEYENE
ben kışın güzelliğini söylerim ne gelirse dilime çünkü kış bir hazırlıktır soluğuma kıpkırmızı gülüme
nice kırmızı ayaklar gelip geçti o gün katar katar kış günleri sözgelişi ben bir çöp bile almadım elime
altı kız bir ay ışığı def çalıp şarkılar söylediler beri yanda ormanlar yanardı, ciğerpareler lime
artık su uyur aşk uyanır mendilim kana boyanır bilirim bu baharda da herkes hasetlenir halime
ve ellerim batık bir suda akar gözlerim her şeye bakar bahar bir gelsin yeter artık eksikse de bırak elleme
su uyur düşman uyumaz suların dibi güllerde
altı kız bir oğlan def çalıp şarkılar söylediler baktım birinin kara bir gecesi düşüvermiş mendilime
şimdi elimde baston silah, başımda şapka öyle ağzımda kurşun hızında seçtiğim her kelime
su. hiç kimse durmazsa her şey yürür, bu aşk demektir her şey kullanılmazsa dirim bir ihanettir ölüme
sakiniz elimiz filan temiz baharı filan bekleriz fincanı tastan oyarlar içine bade mi koyarlar
biz silah kuşanırız bize bir şey söyleme
Yelda Karataş
|
|
|
|
|
|
YeldaKaratas
|
 |
« Yanıtla #17 : Mart 25, 2008, 04:42:08 ÖÖ » |
|
ŞİİR İÇİN GAZEL
Gözlerim kezzap seli Kalbi ağır ülkenin çocuğuyum Gök bayraklarımda kan Üzümün rengini saklar Dikkatli bakınca Divan-ı Kebir’e Yelesinde zamanın Güneşe koşar o vahşi atlar Pervasız bir gökkuşağı çıkınımda Öyle bağırırım göğe: Halkın bağrı açıktır beyler Aynı türküyü söyler her memlekette Tükenir mi şiirin soyu Yunus ile Shakespeare ölmedikçe
Yelda Karataş
Doğmasız ve Ölmesiz Şiir Ağırlıklı Kültür ve Edebiyat Fanzini 2. sayı
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Mart 25, 2008, 04:43:15 ÖÖ Gönderen: YeldaKaratas »
|
Moderatöre Bildir
Kayıtlı
|
|
|
|
|
zeyno
|
 |
« Yanıtla #18 : Mart 25, 2008, 05:33:29 ÖÖ » |
|
Ah! Canım Yelda,
Boğazımı anlıyorum, düğümü sık da!
Neden dilim gevşekken güğümü sıska?
Ah! Canım Yelda,
Sıkı sıkı şiirlerinle bir düğmeye mi uzansam yoksa
Susa susa şiirlerinle bir düğüne mi; matemi bolca!
Ah! Canım Yelda...
*
Candan Kardeşin içi dışı şiir içinde bir çürük ceviz
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Mart 25, 2008, 06:17:16 ÖÖ Gönderen: zeyno »
|
Moderatöre Bildir
Kayıtlı
|
|
|
|
nesredede
ÖKS Girişimcisi
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 21
|
 |
« Yanıtla #19 : Mart 25, 2008, 17:03:45 ÖS » |
|
Bu güzel, bu içten merhabaların arasına giremiyorum bir türlü. ne olur bana da aranızda yer verin. nesrin'i de katın sıcaklığınıza. o kadar içten, o kaDAR DOĞALSINIZ Kİ.
|
hangi kalpsiz cami avlusuna b?rakt? bu halk?///a. öktem
|
|
|
|
sedef Kandemir
|
 |
« Yanıtla #20 : Mart 26, 2008, 00:21:44 ÖÖ » |
|
Sevgili Nesredede, bizim bizden gayrı kimimiz var? Sahip olduğumuz bir kuru sevgimiz kaldı, paylaşmayacağız da neyi paylaşacağız? Dostuz hepimiz, bu ağzını açmış yutmaya hazırlanan zamanın karşısına geçmiş direnen, hırsına da... rekabetine de diyerek. -Sevgi tüm iyiliklerin anasıdır- diyesim var, kendime özellikle. Kırgın, kızgın hatta öfkeli ruhumu yatıştırmaya. Tutunacak bir sevgi kaldı elimizde, tükenecek gibi görünmüyor sana da yeter Dünyaya da.
Merhaba Nesrin :
( Yelda çok hastaydı, sesi berbattı, telefonda "Kıız Sabahattin bacım" der gibi konuşuyordu hehehehehh- aramızda kalsın)
|
"Çalmadan, ç?rpmadan bize ekme?imizi verenleri aç, bizi giydirenleri donsuz b?rakmadan ya?amak istemek bu kadar güç, bu kadar mihnetli, hatta bu kadar tehlikeli mi olmal? idi". -Sabahattin Ali-
|
|
|
|
YeldaKaratas
|
 |
« Yanıtla #21 : Mart 26, 2008, 03:59:46 ÖÖ » |
|
Ah! Canım Yelda,
Boğazımı anlıyorum, düğümü sık da!
Neden dilim gevşekken güğümü sıska?
Ah! Canım Yelda,
Sıkı sıkı şiirlerinle bir düğmeye mi uzansam yoksa
Susa susa şiirlerinle bir düğüne mi; matemi bolca!
Ah! Canım Yelda...
*
Candan Kardeşin içi dışı şiir içinde bir çürük ceviz
Zeyno , Ahsız vahsız canım Zeyno...
Yüreğime az buçuk dokunan bilir. Şahit göstermeyi ve bozacı bulmayı sevmem ama, tahammül mülkümü bilenlerden biri de Sedeftir ki tanığımdır; ben haklı ya da haksız olayım önce susarım, üzerime gelene, hep bakarım, niyetine, gözüne, kaşına, duruşuna ve bilmem kaç katlı virgülüne...tık etmemişim böyle çok birilerine, birisine internet şahittir: ama, bir cümlesine bir cümlesine BİTTİ demişim ve bitmiş. Bitti deyince nasıl biter bana sor, ama bitiyor zeynom...
Ben bir köpeğim, bildiğin köpek. Ya da bir timsah, yalnız aborjinlerle aynı ırmakta yıkanabilen. Aborjin kanı var bende. O kan aha bildiğin mavi insan kanı. İnsan yüreğinin asaletine çok inanırım; sevgimi, soysuzluğa koduğum görülmemiştir.
Terkedilmeden terkettiğim hiç...
Derdimi dolambaçsız anlatırım. Yani, biriyle sevişmek istiyorsam, seni istiyorum derim. Aynen böyle yaparım. Ürkütecek kadar şeffaf bir görüntü nasıl olur o benim işte...
Ağırbaşlı falan değilim, gırgıra alabileceğin kadar safım, ama aptal olmadığım söylenir.
Gece yarısı evde kim varsa kaldırır şiir okurum. Aradığım bir şiiri kitaplıkta bulamadıysam, yatağından kaldırıp okuttuğum insan sayısı çoktur. Aşkla yaşarım ben zeyno; çığlık çığlığa kaçma isteği uyandıracak kadar korkutucu insanım. Laylay lom bilmiyorum zeyno.
Kimin yüzünü görmeden bir şey demişsem , yüzüne karşı söylemişimdir o cümleyi ya da söylemeye hazırımdır...
Korkağın tekiyim: İnsan inciteceğim diye, kendimi lanetlediğim çok oldu. Bazı hatalarımı 15 yıl gibi evllilik biçiminde sürdürdüğüm ve ihanet üzerine master yaptığım doğrudur.
Yalan söylerim, birilerinin sevgisini yaşatmak, soluğunu insan kılmak için, kendimi kurtarmak için yalana başvurmanın o ince köprüsünde, öldüresiye dövüldüğüm zamanlarda da susmayı bildim...
Şimdi en yorucu şey, ben böyleyim falan demek. Sanal sanal ben böyleyim demek daha da aptalca geliyor bana. Ama aptal yanlarım boldur.
Aynı duygulardan çok, ortak duygulara güvenmeye inanırım. Hiç bir duygu bir diğerinin aynısı olamaz.
Ahsız vahsız, çürük dişsiz, eğri sözsüz; sizi kalbimle sevdim ve değer verdim ve hala vermekteyim; şiirin en açık haliyle bana ne diyecekseniz deyin, ama serzeniş benim dilim değil, bilmiyorum zeyno, yürüyemiyorum ben yan dönemeçlerde.
Yani, dünya halim ve yürüyüşüm açıkcası rüzgara karşı; Ağustos'ta Rapsodi...
Çünkü atom bombası kalbime düşüyor sürekli benim. Bakınız yüzüm, bir köpeğin dünyaya bakan gözleri: Paramparça...
Anlatamıyor mu tek bir dizem bile, intihardan her gün döndüğümü...
Sadece Yelda
|
|
|
|
|
|
YeldaKaratas
|
 |
« Yanıtla #22 : Mart 26, 2008, 04:09:04 ÖÖ » |
|
Bu güzel, bu içten merhabaların arasına giremiyorum bir türlü. ne olur bana da aranızda yer verin. nesrin'i de katın sıcaklığınıza. o kadar içten, o kaDAR DOĞALSINIZ Kİ.
Sevgili Nesrin, Dışarda falan değilsiniz... Deliler ordusunun ortasına düşmüşsünüz o kadar:))) Merhaba. Siz de bizi dünya ile aranıza katın, ayırmayın.
|
|
|
|
|
|
YeldaKaratas
|
 |
« Yanıtla #23 : Mart 26, 2008, 04:24:04 ÖÖ » |
|
Sevgili Nesredede, bizim bizden gayrı kimimiz var? Sahip olduğumuz bir kuru sevgimiz kaldı, paylaşmayacağız da neyi paylaşacağız? Dostuz hepimiz, bu ağzını açmış yutmaya hazırlanan zamanın karşısına geçmiş direnen, hırsına da... rekabetine de diyerek. -Sevgi tüm iyiliklerin anasıdır- diyesim var, kendime özellikle. Kırgın, kızgın hatta öfkeli ruhumu yatıştırmaya. Tutunacak bir sevgi kaldı elimizde, tükenecek gibi görünmüyor sana da yeter Dünyaya da.
Merhaba Nesrin :
( Yelda çok hastaydı, sesi berbattı, telefonda "Kıız Sabahattin bacım" der gibi konuşuyordu hehehehehh- aramızda kalsın) Ey sedef, (böyle bağırıyorlardı Sonsuzluk ve Birgün' de) Ey demeyi sevmeyenlerden korkarım ben. Hiç dağ gibi bir yürek görmemişlerdir, kentin mazgallarından çıkıp. O lağım kokusunun alışkanlığı yapışınca metropollülerin üstüne, ey diyen mineler in mavisini görmez gözler. Bursa'da açmışlardı, yanımdakilere gösterdim, yürümeye devam ettiler. Durun bir ey söyleyin, mavi minelere dedim. Hayretle baktılar yüzüme... Anladım, aralarında en genç olan bendim.
Sesim hala berbat. Ateşim düştü, tansiyonum çok düşük, başım sık sık dönüyor, belim ağrıyor ve iyi bir kitap okuyorum, seni özlemişim Sedef...
Sesim bir iki güne konuşacak hale gelecek arayacağım. MSN açmak içimden gelmiyor. Hortlakların sesleri var, duymak istemiyorum... Zeytin dalımı örmeyi bitirince, bakacağım bir daha geçmişe. 'Herşeyden biraz kalır'mış...
Dünyadan bi mok kalmayacak geriye... Bu kadar vahşeti taşımaktan utanıyor evren hissediyorum... Kardeşin Yelda
|
|
|
|
|
|
sedef Kandemir
|
 |
« Yanıtla #24 : Mart 26, 2008, 23:50:26 ÖS » |
|
Sevgili Yelda
Yüreğin sevgi dolu kırgın ve kızgın olduğun zamanlar bile bilirim yakinen. Ey demeyenleri sevmediğin kadar sevmiyorum ben de ne suya ne sabuna dokunamayanları, onlarda bir minenin mavisini görmeden gelip geçer. Korkacaksın bir mineye ey diye seslenmeyenden ama mahallesinden çıkamamıştır hoş görmek gerek yine de. İnsan Dünyayı kucaklamak istemeli aslında?
Geçmiş olsun tekrar. Zeytin dalı yakışır ellerine, yüreğine de
sevgiler
|
"Çalmadan, ç?rpmadan bize ekme?imizi verenleri aç, bizi giydirenleri donsuz b?rakmadan ya?amak istemek bu kadar güç, bu kadar mihnetli, hatta bu kadar tehlikeli mi olmal? idi". -Sabahattin Ali-
|
|
|
|
Oresay
|
 |
« Yanıtla #25 : Mart 27, 2008, 00:24:42 ÖÖ » |
|
Geçmiş olsun, Yelda Hanım. Sizi eski sağlığınıza kavuşturmaya yardımcı olmak için Hayyam'dan bir dörtlük yazıyorum. Yalnız Hayyam son dizede "altmışından sonra" diye yazmış ben o kısmı "ellisinden sonra" diye çevirdim.  Sevgiyle. İşte Dörtlük: Kalk oyna, ayakların ellerimize uysun Biz içerken o mavi gözler süzülsün Yirmi yaşında şarap içmenin tadı yok Ellisinden sonra içeceksin ki değsin Hayyam
|
|
|
|
|
|
zeyno
|
 |
« Yanıtla #26 : Mart 27, 2008, 02:50:16 ÖÖ » |
|
Tanrım, Ben ne mırıldandım? Mırıldanırken nasıl baktım da incindi bir minenin sırçadan kalbi? Ona dokunmak; her sabah uyandığımda gökyüzüne diktiğim bir çift sümbüldü, gözbebeğimle, onu okşamak; kalbimin bir yavru serçe gibi titrerken korda bir avuç suyu, onu sevmek, ona sevgimi O iyi ki orada diye hiç karşılıksız sunmak isterken...
Çok teşekkürle, bana güzelliğini O sakınımsız sunduğu için...
py
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Mart 27, 2008, 02:53:15 ÖÖ Gönderen: zeyno »
|
Moderatöre Bildir
Kayıtlı
|
|
|
|
|
ayse
|
 |
« Yanıtla #27 : Mart 27, 2008, 10:11:28 ÖÖ » |
|
Yelda hanım çok geçmiş olsun  insanın insana doku(n)maktan yorulduğu, kıırıldığı öyle zamanlar var ki elini kaldırsa dökülüverecek umutsuzluk denilen kırıntılar... bizi en çok umudun kalmadığı zamanlar öldürüyor ki işte o zaman ne yazmak, ne dokunmak, ne bakmak... vardır elbet bir yerlerde güzel şeyler, güzel gözler, güzel bakanlar...onların hatırına kalkıyoruz hasta hatağımızdan. Bu sizin için! mir/im yakar düş; bilinmez har, geniş bir boşluk, yine yeni yolculuk var. inadına sevda kokan sevdiğim, hüzün dallarını darmadağın eden canı candan alan, asması çardak zehrim hevenk hevenk kor, küfe küfe külçe ağıt türkülerim. nedir zamanı alıp da giden terütaze ten sarması, özgürlük bildiğim sırtına binip de çıplak denizlerin dörtnala, köpük köpük deryayı geçmişim. En sözü geçer şahadet Ey yüzü çevre çevre çemberim. yürek kârım, yorgun bağ sonsuz ahenge bitmişim. ayşe keskin
|
buradan dörtnala geçti ac?lar?m?z
|
|
|
fatihyavuz
Telve
ÖKS Girişimcisi

Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 87
?iirler ya?ama benzer
|
 |
« Yanıtla #28 : Mart 27, 2008, 13:32:52 ÖS » |
|
Yelda hanım geçmiş olsun...En kısa sürede acil şifalar diliyorum.
Dostlukla...
|
Ki?inin hayali dü?lerinin rengine boyanm??t?r
|
|
|
|
YeldaKaratas
|
 |
« Yanıtla #29 : Mart 27, 2008, 20:38:11 ÖS » |
|
Geçmiş olsun, Yelda Hanım. Sizi eski sağlığınıza kavuşturmaya yardımcı olmak için Hayyam'dan bir dörtlük yazıyorum. Yalnız Hayyam son dizede "altmışından sonra" diye yazmış ben o kısmı "ellisinden sonra" diye çevirdim.  Sevgiyle. İşte Dörtlük: Kalk oyna, ayakların ellerimize uysun Biz içerken o mavi gözler süzülsün Yirmi yaşında şarap içmenin tadı yok Ellisinden sonra içeceksin ki değsin Hayyam Sevgili Oresay,
Ey güzellik: Gözlerim ela, ama en sevdiklerim mavilerdir. Özü sözü mavi olan ne güzeldir. Kalktım ayağa size bir rubai de ben armağan edeyim dedim. Kabul buyurun lütfen o mavi bakışınızla...Ruhum ne ondan önce vardı, ne ondan ayrı bir sırrın kemâlidir, ruhum onun, o dışımdaki âlemin bende akseden hayâlidir. Ve aslından en uzak ve aslına en yakın hayâl bana ışığı vuran yârimin cemâlidir...
Nazım Hikmet
|
|
|
|
|
|