Google Reklamları
Cumali'ce
Ötekileriz Kültür Sanat Girişimi Forumu
Mayıs 24, 2012, 14:04:33 ÖS *
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
 
  ANASAYFA ANAFORUM Yardım Ara Takvim Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: Cumali'ce  (Okunma Sayısı 1150 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
cumali22
Ziyaretçi
« : Mart 17, 2008, 21:56:49 ÖS »

Cumali'ce
« Son Düzenleme: Mart 29, 2008, 18:13:06 ÖS Gönderen: cumali22 » Moderatöre Bildir   Kayıtlı
cumali22
Ziyaretçi
« Yanıtla #1 : Mart 17, 2008, 22:33:45 ÖS »

                            Üç Bölümde Tekmili Birden
--------------------------------------------------------------------------------------------
                                  ZIRVA BİR VAAZ

            Her sabah 07:30’da ayrılırım web sitelerinden. Yarım saatlik iş yolculuğum boyunca oturacak boş bir koltuk bulursam eğer… Uykusuz gecelerde sabaha kadar içtiğim sigaradan başımda yarım baş ağrısı ile yanımda bulunan küçük kağıtlara notlar yazarım her sabah. İşte bir gecem daha sabaha dönüştü. Kafamda Ötekileriz’den  taşıdığım çelişkilerden yarım başağrısı yla doğan güne merhaba! Ve de yaklaşık yarım saat süren yazarlığıma merhaba!
            Benim yazarlığım yarım saat sürüyor. Gece kafama üşüşen internet cinlerini kovduktan sonra, işe gitmek için otobüse bindiğimde başlıyor, yarım saat sonra otobüsten inince bitiyor.
                                     X                                   X                                   X         
            İyiden kötüye yaşamımıza girmiş interneti takmamak olur mu? Şiirlerimi insanlara taşıyan, insanları bana taşıyan interneti nasıl takmam kafaya? Öğrenim sisteminin bile hazır kaynağı haline gelmiş, her yönüyle, araştırmayan okumayan beyinler yetiştirmeye çalışan öğrenim sisteminin bile hazır kaynağı haline gelmiş interneti takmamak olur mu?
            Kimisi durmadan aşkölçer renkli bir sayfada çiziktirdiği deney tüpüne benzer bir şekille… Öyle de ayarlamış ki hin oğlu hin, kendiliğinden çıkıp duruyor karşımıza.
            Para karşılığı eş temin etmek yasakken yasalarımızda kimisi hem koca, hem karı buluyor. Vizite ücreti gold üyelikte! Çocuk pornosu, hayvan pornosu ile fantezi dolduruyor kimisi. Kimisi sanat adına belden aşağı vuruyor hep. Kimisi de sanat havarisi olmuş alkış tutuyor bunlara.
            Kimisi neresini yırtıp, nesini diktirdiğini anlatıyor, ballandıra ballandıra. Ün salmak peşinde sanat adına, edebini yerle bir etmiş edeb-iyatın. Entelektüellik adına yeni bir dil türetmiş kimisi. İşte böyle bir hengamede Ötekileriz diye bir site buldum. Adındaki keramettir belki de ilgimi çeken… Kendime yakın buldum Ötekileriz’i, balıklama daldım aralarına. Bazen kavga ettik, bazen barıştık. Birbirlerinden kopmayan kardeşler gibi. Ailem bildim Ötekileriz’i.
            Dünden beri 6+5 hece ölçüsünde dizeler beliriyor kafamda. Şeytanî, yıkıcı dizeler… Bu dizeler zararlı diyorum kendi kendime, çökmesin diyorum Ötekileriz, şeytanı kovuyorum. Çıkıyorum hiciv vadisinden.
                                      X                                  X                                   X
            Benay Doğan diye biri takılıyor kafama. Malatya’da yerel bir gazetede kendince bir emek harcıyor. Ama zararlı bir emek!
            Arapça’sız ölünemeyeceğini savunuyor bir yazısında! Kendine yakıştırdığı Televizyoncu adıyla!
            Sağlığımda anlayamadığım şeyin bana hiçbir yararı yokken. Öldüğümde/ölü’me ne yarar sağlayacak! Hem ölü, hem yabancı bir dil ilginç değil mi?
           Ben ne cenazemde ne de mezarımda Arapça tek sözcük istemiyorum. Türkçe ya da Kürtçe söyleyin ne diyecekseniz. Hatta mümkünse bir türkü de çığırabilirsiniz, öz dilimle.
           Ne de olsa ben Arapça anlamıyorum. Allah’a gelince O nasılsa hem Türkçe’yi hem de Kürtçe’yi anlar! Unutmayın “O her şeye kadirdir”!
           Benay Doğan’ın yazısını esefle okudum. Nedir kardeşim senin bu Arapça takıntın? Sanki Arapça olmadan ölünemiyormuş gibi bir sürü gereksiz, kafa karıştırıcı lafa imza atmışsın. Yazık!
           Kendine Televizyoncu ya da gazeteci diyorsun. Bir televizyoncunun ışık saçması, bir gazetecinin aydın olması gerekmez mi? Diyorum. Bunu Malatya Hakimiyet’e e-posta ile ileteyim diyorum kendi kendime. O günü kurtarmak adına yazmışsa, ben de günü kurtarayım diyorum. Ailemle paylaşmaya karar veriyorum ve e-postadan vazgeçiyorum.
          Tabii Benay Doğan’ın amacı belli Alevî çocuklarından imam yetişmesini savunuyor. Merak etmesin. Alevîlerin İmam-Hatip’lerden, ilahiyatlardan mezun değilse de yeteri kadar imamı vardır.
          Neymiş efendim, din dersi zorunluluğu kalkarsa kim fatiha okuyacakmış? Cenazeler nasıl kaldırılacakmış? Mış da mış…
          Doksan yıldır bu ülkede birileri kendi çıkarları için Alevîleri kullandı durdu. Hasan Zengin gibi birileri artık yeter demeli.
          Ben şahsen Alevî kökenli biri olarak, hem de en gözesinden Ağuiçen Ali Dede’nin torunu olarak Dört Kitabı da Türkçe’sinden anlayarak okudum. Şaire şeytan diyen dinimize göre sonunda şair (şeytan) olmaya karar verdim!
          Sayın Televizyoncum belki tavuk bile kesemeyecek olanlar seni okuyunca adam kesiyor Malatya’da.
          Mezarlıkta bilmeyen birine Yasin okuduğunu da büyük bir erdemmiş gibi anlatıyorsun. Dinî inancında samimi olsaydın, ne bundan kendine bir övünç payesi çıkarırdın (Yasin’ini hayır adına okurdun), ne de bundan bir yazı çıkarma gereksinimi duyardın.
          Eğer günü kurtarmak adına yazıyorsan için için çalkalanan dünyada ve ateş içindeki ülkemizde konu bulmak o kadar zor olmasa gerek. Sadece gözünü, kulağını açman yeter! Gerçek gazetecilere saygılarımla…
                                                                           Cumali Cumalioğlu
                                                                            17.03.2008-08:10
« Son Düzenleme: Mart 19, 2008, 08:18:45 ÖÖ Gönderen: cumali22 » Moderatöre Bildir   Kayıtlı
cumali22
Ziyaretçi
« Yanıtla #2 : Mart 19, 2008, 08:21:46 ÖÖ »

Kimseden tek sözcük yok! Çok mu kötü arkadaşlar?
Bir daha bu türü denemeyeyim öyleyse!
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
cigdemünal
Çi?'dem
ÖKS Girişimcisi
***
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 113


Kaça??m, e?kiya a?klar ya?ar?m durmadan.


« Yanıtla #3 : Mart 19, 2008, 12:11:17 ÖS »

Güzel ve anlamlı bir iç çekiş.
Karşı durduğunuz,  öfkeyle seslendiğiniz düşüncelerinizden dolayı kutluyorum sizi.
Metin genel olarak dağınık gibi görünse de, her bir paragrafta başka bir tarafa savursa da, netice de bir bütün olup okutuyor kendini.
Doğru bir deneme olmuş bu!
Çok doğru söz dizimleriyle zihinlerdeki ağı delip geçmeye yönelmiş kaleminiz.

Saygılarımla
Moderatöre Bildir   Kayıtlı

Borcum Yok! Bozdurdum Ömrümü.
cumali22
Ziyaretçi
« Yanıtla #4 : Nisan 16, 2008, 20:06:11 ÖS »

Bazen cilalı sözler duyarız. Çok hoşumuza gider. Çünkü söyleyeni tanımayız. İnsanoğlu söyledikleriyle çelişmemeli! Örneğin, en büyük yasakçıların, yasaklara karşı olduğunu söyleyenler olması ne kadar acı! Söyleyenin çelişkiler zincirinin küçük bir parçası olduğunu bilmek, artık her söze inanmamamız, her söyleneni alkışlamamamız gerçeğini tokat gibi yüzümüze çarpar. Ben derim ki o çelişkiden biraz da alkışlayan sorumludur.
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
cumali22
Ziyaretçi
« Yanıtla #5 : Nisan 26, 2008, 15:05:39 ÖS »

Gerçek sanatçı bize güzel düşler sunan değil, gerçek yaşamı sunandır. Sanatçının görevi belki bir anlamda yaşamı yaşanılır kılmak için çabalamaktır. Ama yaşamı sunarken düşsel olanı değil, gerçek olanı sunmalıdır. Masal dünyasını çocuklara bırakalım!

Gerçek sanatçı yaşamı güzelliğiyle çirkinliğiyle, yanlışıyla doğrusuyla olduğu gibi sunarken çözüm de gösterendir. Otobüs kuyruklarında da problemler dillendirilir. Minibüs sürerken de... Kahvehanelerde de "hay ben bu..." diye başlayan küfürle karışık sorunlar dillendirilir. Ama incelik yoktur, çözüm yoktur bu şikâyetlerde...

Şunu da unutmamalı. Sanatçıyı sanatçı yapan öz ve sözse eğer, gerçek sanatçı, özünü sözüne yansıtandır. Söylediklerin ne olursa olsun seni büyük adam yapmaz! Ne söylediklerin, ne yazdıkların ne de şekil verdiklerin kişiliğini tam yansıtmaz! Onlar ancak göstermek istediğin yönündür. Önemli olan yaptıklarınla kişiliğinin örtüşmesi, içindeki adamlık nüvesidir. Kişilik ise söylenenlerle değil, yaşananlarla ilgilidir!

Fakat yaşanılandan ayrıksı gelişen sanat, sözüm ona sanatçının yaşadığı güne kadardır. Yalanlara yeni yalanlar katıldığı sürece yaşar. Dışarda gerçek yaşam sonsuz hızla akıp giderken, yalanlar tükenince yaşamdan ayrıksı, o şatafatlı sanatın da bittiği gündür!

Kişiliğinden ayrıksı gelişen sanat kimseye birşey vermediği gibi yalnızca sanatçının egosunu doyumdan öte gitmeyen bir davranış bozukluğudur. Belki olmak isteyip de bir türlü olamadığı ayrı bir kişiliktir! O halde ise bize sunduklarında yüreği, ruhu yoktur, yalnızca düşleri ve yalan vardır. Burdan şuraya varılabilir. Sanat ayrı, kişilik ayrıdır. Sanatçıyı ürünleriyle özdeş sanmak bizi yanıltır.

Bence, saygın olan, eli öpücecek olan sanatçı bize göz dolduran ürünler sunan değil,  çok fazla çarpıcı, göz kamaştırıcı görüntü değil, içine yüreğini, ruhunu, kanını, canını yani olduğu gibi kendini katarak sunan sanatçıdır. Gerçek sanatçı da o'dur. Sanatçıyı kalıcı yapan da budur.

Gerçek sanatçı, kendini toplumdan soyutlamış, toplum üstü bir konumda gören değil, yaşadığı toplumun küçücük bir parçası olarak görendir.

Kendileri toplumdan ayrı, ürünleri düşsel olanlar belki bir süre çok parlayabilirler. Ama onların kaderi gizledikleri yüzleri göründüğü güne kadardır. Ondan sonra o muhteşem parlalıklarıyla sönüp giderler.

Kalıcı olana bin selâm!


Cumali Cumalioğlu

26.04.2008-12:20
« Son Düzenleme: Nisan 28, 2008, 00:32:33 ÖÖ Gönderen: cumali22 » Moderatöre Bildir   Kayıtlı
cumali22
Ziyaretçi
« Yanıtla #6 : Nisan 26, 2008, 19:37:12 ÖS »

dayak
ayak
yak
ak

veya

domuz
omuz
muz
uz

ya da

k/ayak
a/yak
y/ak

veya

d/omuz
o/muz
m/uz


Nedir bu? Şiir adına büyük bir buluş mu?
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
cumali22
Ziyaretçi
« Yanıtla #7 : Nisan 26, 2008, 23:37:17 ÖS »

Neden şiirde her şeyi söylemek mubah, düz yazıda sakıncalıdır! Şiirde sınır yoktur, aklınıza gelen her abukluğu sıralayabilirsiniz! Kimine göre bu da şiiri ilginç kılan tek şeydir!
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
cumali22
Ziyaretçi
« Yanıtla #8 : Nisan 28, 2008, 00:44:43 ÖÖ »

Kimseyi kırmamak adına -çok basit bir gerçek vardır, uzaklarda en sevdiğimden ayrı düşüren, cürmünden fazla yakarak yüreğime ateş düşüren- açıklayamam! Yeterince ipucu verdim. Çözemedi gitti ellerini öptüğüm!
« Son Düzenleme: Nisan 30, 2008, 22:12:35 ÖS Gönderen: cumali22 » Moderatöre Bildir   Kayıtlı
cumali22
Ziyaretçi
« Yanıtla #9 : Mayıs 08, 2008, 22:52:47 ÖS »

Bu gül bahçesinden ayrıldığım gün şu gerçeği öğrendim: Anladım ve gördüm ki gerçek dostluk, sadece iki yürekte gerçek şeklini bulmuş! Biri Bahattin Yıldız Ustam. Biri (beni bilen ama adımı yanlış anımsayan ya da keskin gözlü, alıcı, avcı bir kuşa benzettiği için şahin olmakla onure eden) Sahra Mavi. Bu iki insan yüreğe saygılar sunuyorum. Kalanlara ise el sallıyorum efendim!
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.16 | SMF © 2006-2009, Simple Machines XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu!