Günaydın ey peri,
varsın sesimiz çıkmasın şimdi duymasın bizi ürküten yarın!
O sesler ki dalga dalga gelir kulaklara, dalga dalga çıkar doklardan!
buza dönmüş kalıpları açılır da deryalarda ne korsan önün keser, ne bin forsa çeker kulaçların...
sadece saçın esintisi yeter yelkeni dellendirmeye, karanlıklar kırkbin fersah olsa da kırk bin kere yine susarız.
bu yolda hangi kocaman kocaman yürek susmuş da yatmış rüyalara, hangi korkunun teriyle sarsılmış
ey yorgun dağ, ey vurgun ova, ey gözgözü görmez eden duman ey!
kılı kırk yaran terle yeniden doğarız.
Günaydın Ayşem,
İsteğimiz dışında sesi açılıp kısılabilen..
Biz ne radyoyuz
Ne televizyon
Bu ikisi de şükür değiliz madem
Bize ne ki bir CD
Özenelim olmaya
Bir kasetçalar
Ne ki MP 3
*
Tabii ki varsın çıkmasın sesimiz şimdi, bizi zaten duyamaz bu gün ürküten o sağır yarın
*
Yazcam bolca bir ara.. Çünkü yazmam bu dar ara zor mu zor çok, çok.
Bıktım mı bıktım sorumlulukların hizmet türünden.. Bu da itiraf..
Ama şimdilik yok nereye hiç kaçış ne kurtuluşum. Vardır ama bir ara..
Ara ara dur O da.. bulununca.. bulunca.. Anlayacağın...
Nasıl iyi geldi sesin, biliyor musun? Yanmışım da susuzluktan bir bardak verenim yokmuş, su içinde kurumuş, ölüyormuşum! Elden değil birkaç tas ya da maşrapa… Kova, kova göğünden gibi.. şiir tanrımın...
Kendine de şiirine de iyi bak aman… Onlara bak, kır aynaları… Ayna dediğin göstermez ki içyüzünü kendisine insanın şiiri kadar.. Bak, bak dur.. yalan… Işıl ışıl yansıyan.. yansıdıkça mısmıl mısmıl yanıltan.. öyle bir yalan..
Demek ayna dediğin hem lüzumsuz hem etkisiz eleman…
Ayşem bu yüzden, kendine de şiirine de iyi bak.. Aman!
Sesini emdi şenlendi bahçem..