Google Reklamları
4.ÇUKUROVA HALK KÜLTÜR FESTİVALİ (25-26-27-28 Kasım 2010)
Ötekileriz Kültür Sanat Girişimi Forumu
Mayıs 24, 2012, 13:33:11 ÖS *
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
 
  ANASAYFA ANAFORUM Yardım Ara Takvim Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: 4.ÇUKUROVA HALK KÜLTÜR FESTİVALİ (25-26-27-28 Kasım 2010)  (Okunma Sayısı 570 defa)
0 Üye ve 3 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Bahattin YILDIZ
Bahattin Yıldız
Yönetici
ÖKS Girişimcisi
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 603



Site
« : Ekim 20, 2010, 20:55:03 ÖS »




 4.ÇUKUROVA HALK KÜLTÜR FESTİVALİ (25-26-27-28 Kasım 2010) Etkinlik Bildirisi


Merhaba;

                      4. Çukurova Halk Kültür Festivali’ni 25–26–27–28 Kasım 2010 tarihlerinde düzenleyeceğiz.

 

                     Yozlaşma halkın geçmişinden bu yana yarattığı, gelenekselleştirdiği, olumlu gelenek kültür, ahlaki özelliklerinin toplamı olan manevi değerlerinin bozulması, içinin boşaltılması ve bunların yerine emperyalist yoz kültürün almasıdır.

                      Yola ilk çıkarken dediğimiz gibi üzerimizdeki yükün farkındayız. Yozlaşmayı, kirlenmeyi bu kadar yakınımızda hissettiğimiz bir sistemde, alternatif olmak,  zorlukları, engelleri de beraberinde getiriyor.

İşte bu noktada geriye iki seçeneğiniz var. Ya çemberin içinde olup; var olana seyirci olacaksınız, ya da çemberin dışına çıkıp “aykırı” seslere siz de sesinizi ekleyeceksiniz. Eklenen her sesle büyüyecek, büyüyecek ve öyle aşacağız engelleri, bentleri, zorlukları…

Tarih böyle buyurmuştur! Güzele, hak olana ulaşmak, önce onu hak etmek için gösterdiğiniz çabaya bağlıdır. Tıpkı Ferhat’ın Şirin’i için dağları delmesi misali, tıpkı Hüseyin’in Kerbela’da teslim olmaması gibi, tıpkı Anadolu halklarının vatanı için kanını dökmesi gibi…

Her insan doğduğu toprağa benzer. O’nun kokusunu taşır nefesinde. Toprağının diliyle konuşur, anlatır, öfkelenir, sevinir, üzülür… Toprağının tenini alır, teni…  Hangi dil, din, ırktan olursak olalım hepimizin ortak özelliği insan oluşumuzdur.

Anadolu toprağı bin yıllardan bugüne nice toplumlara konaklık etmiş, bağrında beslemiştir… Bin yıllardan bugüne Anadolu toprakları için vurmuş, vurulmuş insanlar… Ve gelmişiz bugüne.

         Ve bin yıllardan bugüne halklar kardeşçe yaşarken, birileri kendi hırsları,  kendi sömürü düzenleri sürsün diye kardeşlerin arasına nifak tohumları ekmek istemişlerdir. Bununla da yetinmeyip sırf insanların dili, dini, ırkı için katliamlar düzenlemişler. Öldürmüşler. Hem de binlerce, hem de milyonlarca… Ama yine de doymak bilmemişler. Çünkü onlar kendi düzenlerini kanla sürdürüyorlar.

Anlatılan bir masal değil, gerçeğin ta kendisi…

         Bir süredir ülkemizdeki yozlaşma kültürüne yenileri ekleniyor. Bunlardan biri de linç kültürüdür. Linç edilen nedir, kim, niye linç edilir Bir bakıyoruz; 60–70 yaşlarında analar-babalar çocukları için hak aradıklarında, bir bakıyoruz üniversite öğrencileri parasız eğitim istediklerinde, bir bakıyoruz sadece Kürt olduğu için, Alevi olduğu için saldırılara uğruyorlar… Bu kültür bizim halkımızın kültürü değildir… Halkların birbirleri arasındaki sorunlar çözülemeyecek sorunlar değildir.

Evet, sorunlarımız vardır. Bizim sorunumuz açlığımız, yoksulluğumuz, işsizliğimiz, yozlaştırılmamızdır. Bunun da çözümü örgütlenmek, birleşmektir.

Seyhan Sosyal Kültür ve Sanat Derneği olarak, tüzüğümüzde de belirttiğimiz gibi ”…ırk, sınıf, dil, din, cinsiyet farkı gözetmeksizin herkesin kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve özgürlüklere sahip olduğundan hareketle…” bu yıl ki festivalimizi halkların kardeşliğine adadık. Zira Anadolu’nun kardeşlik bağları çok güçlüdür ve yıllardan bugüne kök salmıştır bu topraklara.

Kültürü, değerleri, gelenekleri ve geleceği olan, çocukları çürütülmüş, yok edilmiş bir toplum, toplum ve halk olmaktan da çıkmıştır. Bu anlamda halkın kültürel yozlaştırılmasının bir politika olarak her alanda uygulandığı bu dönemde sorun her zamankinden hayati bir önemdedir. Çürümüş bir düzen ancak halkı da çürüterek ömrünü uzatabilir.

         Yozlaştırılan, bize ait olmayan kültüre karşı bizim de bir alternatifimiz var. Halkların binlerce yılda yarattığı kültürü var. Bugünün dünyasında geleceğe sahip çıkmak zor bir iştir. Bizler, inanıyor ve biliyoruz ki, gücümüzü birleştirebilirsek bunu başarabiliriz.

         Bunun için; gelin hep birlikte yozlaşmaya karşı ve halkların kardeşliği için 4. ÇUKUROVA HALK KÜLTÜR FESTİVALİ’nde buluşalım.

Sevgi ve Saygılarımızla…

 

 

Festival Komitesi
Seyhan Sosyal Kültür ve Sanat Derneği

Adres: Denizli Mh. M. Özer Cd. No=80 K=2 Seyhan/ADANA

Cep: 0 534 555 32 95

Mail: seyhansosyalkulturvesanatdernegi@hotmail.com

 
« Son Düzenleme: Kasım 03, 2010, 17:48:30 ÖS Gönderen: Bahattin YILDIZ » Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Bahattin YILDIZ
Bahattin Yıldız
Yönetici
ÖKS Girişimcisi
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 603



Site
« Yanıtla #1 : Kasım 03, 2010, 17:44:26 ÖS »




Halkların Kardeşliği İçin,

4. ÇUKUROVA HALK KÜLTÜR FESTİVALİ PROGRAMI  

1. GÜN  ( 25 KASIM 2010- PERŞEMBE)

Saat: 12.00

Beşocak Meydanından Kültür Sokağına Festival Yürüyüşü  

Saat: 12.30

Festival Açılışı Basın Açıklaması

Davul-Zurna Gösterisi

Yer: Kültür Sokağı Önü  

Saat:13.30

Kültür Sokağı Tanıtım Standlarının Gezilmesi  

Saat:15.00  

Şairler ve Aşıklar Buşuşması

Ozan Nezir Kaya

Ozan Turabi Kaya

Ozan Murat

Şair Bedran Cebiroğlu  

Saat:18.30

Akdeniz Mahallesi Etkinliği  

Yer: Akdeniz Caddesi Son Durak

- Davul-Zurna Ekibi

- Film Gösterimi  

Yokuş (The Acclivity)  

Gökhan Evecen-Emrah Cevher

- Şair Bedran Cebiroğlu

- Grup Aros  

2. GÜN ( 26 KASIM 2010- CUMA)

Saat: 14.00

Şairler ve Aşıklar Buluşması

- Şair Bedran Cebiroğlu

- Aşık Yemeni

- Aşık Ali Anbarcı

- Aşık Yılmaz (Dehai)

- Ozan Aydın

Yer: Kültür Sokağı  

Saat:18.30

Şakirpaşa Mahallesi Etkinliği  

Yer: Şakirpaşa Mahallesi Perşembe Pazarı

- Davul-Zurna Ekibi

- Sinevizyon Gösterimi

- Rıfat Hınıs Konseri  

3. GÜN (27 KASIM 2010-CUMARTESİ)

Saat: 14.00

Panel

Konu: Halkların Kardeşliği

Yer: Adana Tabip Odası

Katılımcılar

- Yazar Adil Okay

- Yazar Bahattin Yıldız

- Yaqop Tilermeni

- Şair Bedran Cebiroğlu

- Seyhan-Der  

Saat:18.30

Denizli Mahallesi Etkinliği

Yer: Denizli Semt Pazarı

- Davul-Zurna Ekibi

- Sinevizyon Gösterimi

- Epik Sanat Tiyatrosu

- Rıfat Hınıs Konseri  

4. GÜN (28 KASIM 2010- PAZAR)

Saat: 12.00  

Sokak Tiyatrosu

Epik Sanat Tiyatrosu

Yer: Kültür Sokağı Önü    

Saat: 17.00

Konser

- Epik Sanat Tiyatrosu

- Sinevizyon Gösterimi

- Rıfat Hınıs

- Grup Yorum

Yer: Mesut Müzikhol (Tarihi Kız Lisesi Karşısı)



* 4_cukurova_halk_kultur_festivali_2010.jpg (129.39 KB, 510x717 - Gösterim: 144 kez.)
« Son Düzenleme: Kasım 03, 2010, 17:52:01 ÖS Gönderen: Bahattin YILDIZ » Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Bahattin YILDIZ
Bahattin Yıldız
Yönetici
ÖKS Girişimcisi
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 603



Site
« Yanıtla #2 : Kasım 28, 2010, 00:39:18 ÖÖ »

4.Çukurova Halk Kültür Festivali’nin düzenlemiş olduğu HALKLARIN KARDEŞLİĞİ konulu dört panelisten biri olduğum panelde yapmış olduğum konuşmama dayanak metin.



HALKLARIN KARDEŞLİĞİ



Çukurova Halk Kültür Festivali’nin dördüncüsünü yaşama geçiren Seyhan Sosyal, Kültür ve Sanat Derneğine, katkı, katılım sunanlara ve siz değerli konuklara teşekkür ederek başlıyorum… Festivalin; “Halkların Kardeşliği” gibi güncel ve gerekli bir ana temayla taçlandırılması da ayrıca takdire şayandır. Bakış açılarına göre değişir, zemini sabun kayganlığında HALKLAR neyi ifade eder, neyi işaret eder?... Kabullü ise, Halklararası Kardeşlik nasıl sağlanabilir?...

Ülkemizde, “devleti oluşturan tüm vatandaşların ortak bir dil, ortak bir kültür ve ortak değerleri paylaşması” temel ilkesinden hareket eden ULUSCULUK-ULUSALCILIK ile “Halk” ve “Millet” kavramını özünde eşitleyen MİLLİYETÇİ terminolojilerinde TÜRKİYE HALKLARI günümüze kadar kabul görmeyen yabancı kavramlar olarak kabul edilmiştir.  Irk, dil gibi ayırımlar yerine üst kimlik olarak ÜMMETÇİLİK anlayışını kabul eden İSLAMCILARA göre ise, HALKLAR bir gerçeklik olarak kabul edilse de, DİNİ REFERANSLI MİLLİYETÇİLİK ön plandadır. Gerçek anlamıyla solcu kalabilen azınlık dışındaki çoğunluğun ise zihinlerinde kabuk bağlayan HALKLAR makyajı kazınsa altından ULUSALCI-MİLLİYETÇİ görüşlerin fışkıracağı bildiğimdir.  

Ülkemiz için “yerçekimi vardır” gibi kesin kabule evrilmemiş bir kavramdan söz ediyoruz.  Resmi ideologların, bir kısım akademisyenlerin ve grupların, bireylerin öznel politik görüşlerinden dolayı doğrudan ya da dolayısıyla inkâra yönelik tanımlamalarda bulunmalarına karşın, özüne yakın yaklaşımda bulunanlarda azımsanmayacak niceliktedir.. Kabul ettiğim tanımlamalardan hareketle, Halk’ın; “diğer insan gruplarından ayırt edici özelliklere ve farklı kültürel kimliklere sahip insan topluluğu” olduğu genel sonucuna ulaşabiliyorum. İki Halkın kültürel öğelerinden sadece birinin ya da birkaçının farklı olması durumunda, her birinin baskın, en belirgin, en üstte tuttukları, önceledikleri kimliksel öğeyle birbirlerinden ayırt edilebildiği kabul edilmelidir.

Türkiye’de yüzlerle ifade edilen; ırk, dil, din, mezhep gibi üst kimliklere sahip halkların olduğu sosyolojik araştırma verilerinde mevcuttur.  

Peki, Sistemde son durum nedir?...
Resmi ideolojiyi besleyen önemli kurumlardan Milli Güvenlik Kurulu, artık çağın getirdiği zorunluluk nedeniyle olsa gerek, 2000 yılında Prof. Şaban Kuzgun başkanlığında olmak üzere üç ayrı üniversiteye “Türkiye'deki Etnik Grupların Dağılım Raporu”nu hazırlatacaktı. Türkiye'deki 68 il, ilçe, köy, mahalle ve sokaklar tek tek dolaşılarak yapılan çalışmada insanların hangi kökenden, mezhepten ya da tarikattan olduklarının profili çıkarıldı. Sonuçları hiç açıklanmayan bu rapor, Malatya’da gerçekleştirilen Zirve Kitapevi cinayetini kovuşturan Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesi'ne Müdahil Avukatlarca sunulunca ortaya çıktı. Bu raporla Türkiye’de sadece Türklerin olmadığı; Kürt, Arap, Gürcü, Boşnak, Çerkez, Arnavut, Laz, Hemşin, Pomak, Çingene, Rum, Yahudi, Süryani, Yezidi gibi onlarca farklı ana grupların, kendi lisanımızla yani; “halkların” olduğu yazılıdır.  

Doğal süreç ve Küresel müdahaleci güç, ulusalcı, milliyetçi temelli HALK anlayışını törpülemektedir. Bir mahkemenin, etkin dillerden biri olan Kürtçe’yi, “Bilinmeyen Bir Dil” olarak niteleyip tutanaklara geçirmesi istisnai ve son seslerden biri olacaktır gibi görünüyor. Resmi ideoloji tarafından bile resmen dillendirilmeye başlayan ve gerçekliği Cumhuriyetin kuruluşundan beri bilinen tek halk değil, HALKLARININ varolduğu 21.yy.da tartışacağımız konular olmaktan çıkmalı ve çıkacaktır.

Artık, “HALKLAR” gerçeğini vurgulamayı yadsımadan, düşünsel yoğunluğumuzu;
“doğası gereği tektip olmayan bu kadar HALKLAR arasında düşmanlığa nasıl engel olunacak, olumsuz anlamda ayrılığa, bölünmeye karşı nasıl durulacak, nasıl karşı konacak, konsensüs nasıl sağlanacak, HALKLARARASI KALLEŞLİK DEĞİL, KARDEŞLİĞİ NASIL TESİS EDİLECEK?” gibi soruların, sorunların yanıtlarını bulmaya odaklanmalıyız, diye düşünüyorum.

“Birbirimizden kız almış, kız vermişiz”, “Hepimiz aynı vatanın evlatlarıyız”, “Babam Türk, babaannem Kürt, anneannem Suriye’den gelme Arap”, “Birbirimizden yok farkımız, hepimiz aynı ALLAH’a inanıyoruz”, “bin yıldır beraberiz”, “Kurtuluş Savaşını birlikte kazandık”, “Atalarımızın mezarları Çanakkale’de birlikte yatıyor” ve benzeri başlıklı açıklamalar HALKLARIN KARDEŞLİĞİNİ TESİSE yeterli mi?...

Gelinen nokta; “YETMEZ!” diye haykırıyor…

Bu “YETMEZ”liğe rağmen yine de SİSTEMİN yaşamını idame ettireceğine inanan çevreler, Ulusalcı-Milliyetçi anlayışlar, hiç istemeseler de aslında vasıflandırdıkları dış düşmanlarının ekmeğine de yağ sürmektedirler. “ülkeler arasındaki iktisadi, sosyal ve siyasal ilişkilerin gelişmesi , farklı toplum ve kültürlerin inanç ve beklentilerinin daha iyi tanınması, uluslararası ilişkilerinin yoğunlaşması, demokratikleşme, özgürlük, refah artışı” gibi amaçları taşıdığı iddia edilen çoklu renk ve ses zengini KÜRESELLEŞME olgusu karşısına, dahilde ve hariçte TEKTİP ULUSALCILIK, MİLLİYETÇİLİK, DİN MİLLİYETÇİLİĞİ anlayışlarını sürdürerek karşı durmak aslında YENİLGİYİ baştan kabullenmektir. Olması gereken, önce yerelden başlatılacak  HALKLARIN KARDEŞÇE BİRLİKTELİĞİ ve sonrasında tüm Dünya Haklarıyla kardeşlik bağının tesis edilmesidir ve bu durum; KÜRESELLEŞMENİN AYDINLIK YÜZÜ OLACAKTIR… Azınlık dışında DÜNYA HALKLARI İÇİN EŞİTSİZLİK, YOKSULLUK, SAVAŞ VE ÖZGÜRLÜK KAYBI anlamına gelen KÜRESELLEŞMENİN SINIR TANIMAZ OLUMSUZ YÜZLÜ KÜRESEL GÜÇLERE karşı zafer şansı ancak böyle elde edilebilir. Sınıfsal mücadele de kazanma şansı ancak böyle artırılabilir…  Dahilde ve hariçte HALKLARARARASI tanımazlık, inkar ve düşmanlık; halkları tanıyan ve onlarla kendi amacı için sıkı ilişkiler kuran küresel güçlere dolaylı yardımdır.

Yerelde ve Küreselde azımsanmayacak sayılarla ifade edilen HALKLARIN, BİRBİRİNİ SEVER SAĞLAM TEMELLİ KARDEŞLİĞİNİN formülü üzerinde yapılan ve benim de az sonra yapacağım zihinsel egzersizler sıklıkla yukarıya doğru basamak atlayarak sürdürülmeli…
Farklı kimliklere haiz Halklar, birbirini her anlamda eşit görmeli, birbirlerini tanımalı, sevmedikleri yönleri varsa bu yönlerine de saygı duymayı benimsemelidirler. Bir halkın, diğer halklarla olan benzerlikleri kadar aykırılıkları da vurgulanmalıdır. Yerelde, Türk ve Hanefi Mezhepli Sünni ortaklı etnik-dini tektip yapının diğer halklar üzerindeki zorlayıcı egemenliğine son verilmelidir.

Halkların her biri mensuplarıyla birlikte, Ötekileriz Kültür Sanat Girişiminin Kurumsal Yaşam Felsefesinde de yer alan; “din, dil, ırk, cinsiyet, politik görüş, inançsızlık vd. temelli ayırımları kültürel zenginlikler olarak görmeli, kendinden olmayanlarında gelişim, değişim ve dönüşümlerinin önünde ki varolan veya varolabilecek engellerinin kaldırılarak, farklı kimliklerin kendilerini her anlamda özgürce ifade etmelerini desteklemelidir. Irk, dil, din, ulus, karma ulus vd. temelli Milliyetçilikler yerine İnsan Milliyetçiliğini benimsemeli ve bunu Hacı Bektaşi Veli’nin ; 'Dili, dini, rengi ne olursa olsun iyi iyidir...' sözüyle anlamlı kılmalı, Yerelde ve Küreselde hangi yapıdan doğarsa doğsun, ‘iyiye iyi, kötüye kötü’ demeli, her kimden kime karşı yapılırsa yapılsın, ‘Bizdense iyi, onlardansa kötü ya da bizdense kötü, onlardansa iyi’ anlayışını dışlayarak, ‘yanlışa yanlış, doğruya doğru’ diyen bir bakış açısına sahip olmalıdır.”  


Bahattin Yıldız
27 Kasım 2010


* 4CHKF_halklarin_kardesligi_panel_2010.jpg (116.34 KB, 1024x768 - Gösterim: 101 kez.)
« Son Düzenleme: Aralık 01, 2010, 18:05:47 ÖS Gönderen: Bahattin YILDIZ » Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.16 | SMF © 2006-2009, Simple Machines XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu!