Google Reklamları
BH Sanat: içsrilankastargate Dergisi ( innersrilankastargate poetry magazine)
Ötekileriz Kültür Sanat Girişimi Forumu
Mart 10, 2010, 07:46:27 ÖÖ *
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
 
  ANASAYFA ANAFORUM Yardım Ara Takvim Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: BH Sanat: içsrilankastargate Dergisi ( innersrilankastargate poetry magazine)  (Okunma Sayısı 100 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Pali Canon
ÖKS Girişimcisi
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 17


« : Şubat 08, 2010, 19:27:44 ÖS »




BH Sanat: içsrilankastargate Dergisi

Ocak 2010 10. Sayı



İçnepaldekiler:


Selma Ağabeyoğlu ( Anısına ) Darağacı : Şiir


Pali Canon : Türk Şiirinin Çok Gizli Tarihi : Makale

Lale Müldür: Arsız Mısır Selamı/ Kupra Franceska/ Aryan Mavi : Şiirler

Seyhan Özdamar: Kozmik Ayrım: Şiir

Turgut Tan: Mehtap/ Hayalen/ Ufukta İzim Var : Şiirler

Levent Karataş: sayıklamalar & levent karataş: Şiir

Feyz Ahmed Feyz/ Muhammed İkbal: Bugün Prangalı Ayaklarla Yürü- !. GazelÇevirir: Mustafa Burak Sezer : Şiirler

Dilek Özkan: Mor Yaşam/ İlkyazın Direnci/ Su Yanığı: Şiirler

Nevin Kalafatoğlu: Klasikosmus Protestus: Deneme

Şakir Özüdoğru: Gül, Güldür. : Şiir


« Son Düzenleme: Şubat 10, 2010, 14:14:12 ÖS Gönderen: Pali Canon » Moderatöre Bildir   Logged
Pali Canon
ÖKS Girişimcisi
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 17


« Yanıtla #1 : Şubat 08, 2010, 20:17:03 ÖS »





Türk Şiirinin Çok Gizli Tarihi:  Şiirin Kozmik Odası


                            1. Bölüm


Allah ve Şiir ve Şair


‘’A dostum, o gizlidir de kendisi gizli kalsın diye bizi böyle apaçık ortaya atmıştır.’’1 Der Hz Rumi.( r.a.)

Güzel ve hoş söyler, neşe duyarım bundan ki, Allah ve şiir bana bunu reenkarnasyonlarca kere yapmaya devam etmekte. On yılı geçen edebiyat sanat dergiciliği ki şiir ağır topu olmuştur ve özellikle o şiir rahiyası içinde çevgen topu olmuşuz, şarap olup gitmişiz. Dejavu üstüne dejavu.

Şairi nasıl tanırım, şiiri nasıl bilirim; iyi şiir kötü şiir de demedim bilinçli olarak, şiiri dedim, saf şiiri, çünkü manipülasyon yapılmasını kesinkes bitirdiğim bir alandır, enerjidir, ruhtur şiir. Nelere tanık olmadım ki bir paylaşımcısı olarak?


Pali Canon ve Ruhülkesi (2) Sri Lanka


Sohbete başlıyoruz, daha yeni tanışıyoruz facebook, msn ya da telefonda; gerçek ismin mi Pali Canon diyor. El cevap; gerçek, aşikar bir gerçek. Hem de öylesine ki, bu şuna benzetilebilir öyle seziyorum. Salvador Dali’ye bu resimler senin mi ya da Rumi’ye bu Mesnevi senin mi demeye. Bu metaforu buraya enstale etmemin sebebi, ismimin gerçek ve kaçınılmaz olduğu, bunun böyle algılanabilir, sürdürülebilir olduğu. Bunun anlaşılırlığı için bir çok yaklaşım sahihdir. Türk Mitolojisi’nden, içimizden bir örnekle, kendi adını kendisi almaktır. Adını ailesi vermez, zamanı gelince kendi adını kendi alır, bir şeye bir olaya bir duruma göre. Fantastik sürrealist bir gerçek; ismimin kendisi bir şiir, berceste mısra, ki bu bercesteden bir ülke peydah ediyor, o mütemmim cüzden, o şahane pinhandan: Sri Lanka.


Turnosol Makamı


Şair ve şiiri nasıl tanırım demiştim; kitaplarına bakmam, meşhurluğuna da hatta sözcüklerine dahi bakmam. Yazdığını yaşıyor mu diye bakarım. Nasıl davranıyor, nasıl yemek yemekte, nasıl konuşuyor diye bakarım. Diğer şairlere nasıl davranıyor en önemlisidir belki de. Turnusol Makamı budur. Şairi böyle tanırım. Nasıl davrandığı sorunsalı, onun ruhsal zekasını, ruhsal aurasını ve ruhsal ororo broyalisini ortaya döker. Bu noktada, Türk şiirinin, şairinin rektifikasyone edilmesi, yeniden kalıba dökülmesi ihtiyacı, şiirin okunup okunmamasının da çok önemli bir sebebidir. Eğer yazdığını yaşamıyorsa, yazdığı o dizeler sahici değildir, sahtedir, pseudo’dur, ölüdür o halde o şiir daha yazılmamıştır. Bütünün parçası olarak, daha ilerde yeniden yazılacaktır, yazılması bir süre ertelenmiştir de denilebilir şüphesiz.


Matrix IV :  Neo  Hilmi ve Şuara İç Barışı’nın Yeni Sürümü


‘’Ben ki şairim, yüzünüze bakarken
En çok içinizi görmekten korkuyorum’’



Şiirini çok sevdiğim Cahit Koytak sağ olsun, ben bunu değiştireceğim izniyle, yeni bir metaforu içsrilankastargate’de ışıtmak için:


‘’Ben ki şairim facebookunuza bakarken
En çok içinizdeki reenkarnasyondan neşe duyuyorum.’’



1.Çukurova Kitap Fuarı’nda Adana Sanat Konseyi’nin düzenlediği, İmgelem & BH Sanat’ın mihmandarlığında konuğumuz olan şair ve düşünür Hilmi Yavuz, ‘Gelenek ve Şiir’ konulu söyleşimizde; Şuara Barış Projesi’ni anlatmıştı. Çok haklıydı ve güler yüzle mükemmel bir analiz sunmuştu. Bunun, her zamankinden daha fazla yaşam alanına konularak , en güzel bir şekilde entegrasyon sürecini başlatmak ve sürdürmek önemlidir.


Bilinçaltı Suçluluğu Korku ve Yansımalar


Zaman içerisinde dergi çıkaran, fiziki olarak genç şairler vardı, bu konular üstüne konuşurduk. Şiir ve şairlik alanında bir savaşın olduğunu, vahşi bir yapılanmanın olduğunu söylüyorlardı. Bu motivasyon onların dergilerine ve şairliğine de yansıyordu, doğal olarak halen de yansımakta. Elbette bu durum, yeni kuşak genç şairler arasında da mevcut. Bu, Türk şiirinin terbiye edilmesi gereken bir patolojisidir, ıslah alanıdır. Şairlerin sadece kendi grupları, dergileri ya da çevreleri değil, tüm şiir alanına ilgili ve sıcak bir yaklaşım göstermeleri önemlidir. Sadece genç şairler arasında değil, adı belli bir şekilde, ulusal ve uluslar arası olarak tanınmış olanlar arasında da yeterli ve istenilir düzeyde ilişki kurulamadığının, sitemkar boyutların varlığı ortadadır. Şiir buralara etkimeyecek de, neye etkiyecektir, neye yarayacaktır, açıkçası şiir yazamadığımızı sezdirmekte, hissettirmektedir bu ‘insanlık durumu’.


‘’Ah, kimselerin vakti yok
 Durup ince şeyleri anlamaya’’3




‘’gözlerimiz birbirine değmiyor gecenin
               iki şehrinde
Kimsenin kimseye gözü değmiyorsa şiir niye?’’4




Manifestoların Kayboluşu


Manifestoların çekirdeğinde yetiştim; M’ den M’ ye. Reenkarnasyonumun kaderimin dharmamın elverdiğince yetiştirdim kendimi ve yetiştirmeye devam ediyorum. Şunu seziyorum, şair manifesto yazmaz. Çok sert buluyorum bunu. Hele I. Yeni ve II. Yeni adlandırmalarından sonra ve içinden. Dadacıların bir icadı olsa gerek. Şiir, dadayı asimile etmedi mi! Yoksa dada mı şiiri asimile etti? Eh manifesto da bu sonu yaşamakta, şiirin enkarnasyonu boyunca. Bana göre, dünya bir manifestodur. Perdedir! Gözbağıdır! Yani manifesto şiire perdedir. Bağdaştırabilene aşk olsun! İzin verin, benim manifesto’ya sert bir tutumum olabilemez. Manifesto dersen dünya derim, şiir ise belli: Hilmi Yavuz üstad, lorcam, yomcadanın benim gibi çok sevdiği, üçlüler, beşliler hatta daha fazlasını ekin edeyim, hars kılayım: cennet, heaven, paradise, aden, irem, uçmak, illiyyun.



Hilmi Yavuz Ve Yanlış Anlayışların: Evrenin Kayboluşu


Bazı anlayışlar, Hilmi Yavuzcular, şeyh mürid ilişkisi gibi zanlarını gerçekmiş gibi ortaya sürüyorlar. Bunun apaçık bir yanılgı olduğunu, hatta egonun bir oyunu olduğunu aşikar bir şekilde söyleyebiliriz. Hilmi Yavuz fevkalede ve seçkin bir ruha sahip bir şairdir. Bu şekilde delilsiz önyargılarını ileri sürenlerin, gözbağlarına sahip olduklarını anlayabiliriz ve derin bir cehalet. Islah olmalarını ve şiirin diliyle kendi yollarında ilerlemelerini dilerim. Hilmi Yavuz bir söyleşide bu konuyla ilgili olarak şunları söylemiştir:


''Kimse Hilmi Yavuz'dan 'taraf' değildir. Hilmi Yavuz'la ilişkiler bir 'şeyh ve mürid' ilişkisi değil, bir ' aile benzeşimi' ilişkisidir. Biz bir 'tekke' değil, bir aile'yiz: Oğul'un Baba'ya benzemesi ne kadar doğalsa, Oğul'un ve Baba'nın ayrı kişilikler olduğu da o kadar doğaldır.''5Ki benzer yaklaşımı ileri sürenlerin kendi çok daha dar ve zayıf 'aile benzeşimi' ile dergi çıkarıp, etkinlik yaptıkları ve sadece kendilerini şair yapmaya çalıştıklarını hiç kimse görmüyor mu kendi zanlarınca, tabi bunun sebebi korkudur, korkudan kaynaklanıyor. Ben bunu anlayabiliyorum ve telkıynim bunun üzerinedir: Bu şiir bahçesi, şiir tanrısına / tanrıçasına aittir ve hiç bir gerçek şair bu bahçeden kovulmayacaktır.
 


Zamanımızın En Genç Şairi: Rumi
                 ve
           Haydar Ergülen


''Tebriz'li Şemseddin'e söyle, yüzünü bize döndür, de...hayır yanlış söyledim; de ki: Ey Şems, ardın yok senin zati; tümden yüzsün sen.''6

Şems'e selam etmek için bu fırsattan istifade edeyim dedim ve fırsatı oluşturdum. 2009 aralık ayında Türkiye'de süper bir şey oldu. Uluslararası Şems Konferansı İstanbul ve Konya'da gerçekleşti. Cemalnur Sargut Hoca'nın önemli bir etkisi oldu konferansın oluşumunda bildiğim kadarıyla. Emeği ve katkısı olan herkese çok teşekkür ederim.

Şems'e bu sevgi, hürmet ve selamım, büyük bir sufi olmasının yanında, Rumi'nin sufi ve şairliğindeki Işık etkisidir de aynı zamanda. İki Mevlana'mızdır (r.a.) onlar.

Altın Koza'nın düzenlediği 1. Uluslararası Edebiyat ve Sanat Günleri'nde, zaman ve genç      şairlerden bahs açılmıştı. Paylaşımda söz verilince; zamanın bütün olduğunu ve en genç şairin Rumi olduğunu söyledim. Haydar Ergülen, bunun üzerine, Rumi'yi işitince kendisi şiir okumaktan vazgeçti, bir söyleşen olarak, bu saygıdeğer ve nazikane narin ve latif davranışı, evreni pozitif yana doğru barışa ve güzelliğe evirdi, Işığa doğru. Haydar Ergülen bu tavrıyla, süper şiiri, ruhlarımıza ve zihnimize okumuş oldu; hu Haydar hu!



Lale Müldür ve Anemon ve  Cennet


An'da 2004 30 kasım 4 aralık günlerinde Lale Müldür İmgelem Dergisi olarak konuğumuzdu. Çukurova Üniversitesi, Çukurova Edebiyatçılar Derneği, Tarsus Yenice Belediyesi Halk Kütüphanesi, Mersin Sun TV'de Ali Osman Arıkan ve Mersin Türkmen Koleji'nde söyleşiler yapmıştık. Neler neler olmuştu, fakat en güzel an, 'lapaçi more' anı, beni sonsuza taşımakta ve cennetden hiç bir zaman kopmadığımızın nişanesi olmuştu.


Kolej'de süperötesi bir söyleşi yaptı, mor huggs tanejiğim Lale Müldür; biz, çocuklar ve öğretmenler baştan sona neşe ve kahkaha içine girdik; süper şairi görmüştüm ben, o süper anemon tohumcusunu. Şiirdi. cennetti.


Şiir, asla kuru kelimeler değildir. Pseudo antolojiler de değildir antologya. Lale Müldür ve manyetizma ile dünya eriyip gitmişti, altboyuttan çıkmıştık, yani ben çıkmıştım, zone'u geçmiştim. Kelimeler erimişti, şiir denen kelimeler erimişti; poemland'daydım, Merlin.a Lale Müldür sebeb olmuştu ya da vesile. Tale Ömrühu.


Az Edebiyat dergisindeki söyleşide, bir çok türde eser vermesi üzerine sorulunca:


''Ben aramadım ki, buldum!. Aramadım hiç. Benim tepeme indi bazı şeyler. Bulduruldum yani. Benim aklımda olan bir şey değildi şair olarak anılmak. Bana şair olmak yolundan başka bir yol bırakılmadı.''7

Şair olmak ne güzel, ne süper bir şey değil mi? Fakat bu süper güzel şey, kendi içinde süper ve çok kötü tuzakları barındırıyor. 20. yy.'dan bu ana dek, şair olmaya çalışan ve kitaplar çıkaranların büyük bölümü, esef duyarım ki, yolu tam manasıyla tamamlayamamışdır. Bu elbette, şiirin ve şairin reenkarnasyonudur. Şair olmak, gerçek bir şair, sufi olmaya benzer. Tüm aşamalarını gerçekleştirmek gerekir.


Şairlik, kulis yapmakla, bir ideolojiyi kendine temel alarak, şair olarak adlandırılmaya çalışarak, diğer şair ve dergilere saldırarak, dergileri kaldıraç olarak kullanarak erişilecek bir şey değildir. Pseudo şair olunmak istenmiyorsa eğer.


Kuran'daki Şuara Suresi şairliğin mihenk taşı olmaya devam etmektedir.




Facebook İsmet Özel'in Kayboluşu:


''İç alemde kıpkızıl yüzlerce yüzümüz var.. görünüşteyse, yüzümüz sararıp solmuş./ A köyün şaşısı, şu iki dünya, sence çifttir ama bizce tek.''8


İsmet Özel  ve Taksiratlar


Birincisi Sivas idi, ikincisi alevilik. Ruhsal, zihinsel bir kaos bu, kaosdan çıkması için yardıma ihtiyacı var, karşı sözlere değil. Şunu kendisine soruyorum; inancın nedir senin jan, ve janım, janımcığım. Rumi hiç okumadın mı sen?! Kendi kendini inkarın neden?! Tek bir şey var o da sevgi, aşk, ne oldu da bunun dışına çıkabildin, tabii Facebook İsmet Özel'in Kayboluşu'nu da daha okumamışsındır, yayınlansın bir yerde, sevgiyle yaklaştığımı göreceksin. Ruhuna, ruhumuza  sorular var burda, sözlerin beni etkilemedi, kimseyi de etkilememeli, çünkü sevgide bunun bir karşılığı yoook. Osmanlı ve Selçuklu ile ilgili söyledikleriniz de bilim ve Işıkla ilgili değil.

 
''Sen kabesin ve tüm evren etrafında tavaf etmektedir'' der Muhammed İkbal: Diyelim ki        alevilik ilkellik olsun, ne çıkar, ne kazanırsın bundan; sevgi mi, aşk mı? Ne olmuş sana böyle İsmet Özel?! Nereye varacaksın bu yolun sonunda?! Yine Rumi ne der: ''Senin dayancın Tanrı'dır sopa değil; at sopayı vazgeç ondan.''


Kusura bakma sözün kötü enerjiden, baştanbaşa yanlışlıktan başka bir şey değil. İsviçrelilerin cami yasaklamasına benziyor, aşkı kim yasaklayabilmiş sorsana kendi ruhuna, eve gitdiğinde tek başına kaldığında bir sor. Rumi'yi herkes seviyor yeryüzünde, yeryüzü senin için ne der bunu bir sor kendine, aşkyolu çok bellidir çok belli. Alevilik de bir Işık yoludur. Tanrı'yla, sevgiliyle buluşma yoludur. Sen hangi yoldasın, söylesene? Daha güzel bir yolda mısın, benzer güzel bir yolda mısın? Namaz, meditasyon ne demek senin sözlüğünde, namaza uygun sözler değil bunlar ve şiire. Çünkü Tanrı ve cennet'den hiç bir zaman ayrılmadık biz. Fakat, sen bundan koptuğunu gösteriyorsun bize, bilinçaltı suçluluğunu duymanın yansıması bu yansımalar.


Buraya Rumi'nin Divan-ı Şems'inden senin, benim ve okur için bölümler koyacağım, niyaz ve meditasyon olsun bize tamam mı dost: iyi şair janım:


''Savaşa kalkışırsan ayıplanırsın; işler işlemeye kalkma; işler gelir başına.

Düşünceyi bırak, sonu düşünme.. şaşırır-kalırsın düzenlere uğrarsın.

Bir düşünce gelip çattı mı, onun zıddına da bak.. olur ya, şaşkınlıkla bu ikisinden birini elde ediverirsin.

Çünkü ikisinin arasında bocalayış, insanı şaşırtır; bu iki çeşit değişme, seni gerçeğe götürebilir.

Düşüncenin önündeyken yolun sonunu gör.. niceye dek bir sözle oyalanıp duracaksın?''


Message
'i izlemişsindir. Yeniden geldiğini duyumsa ne olursun?!



Sabit Kemal Bayıldıran ve Kalıcı Şiir



Sabit Kemal üstad, çok deruni bir şiirsever, şiir üzerine yaklaşımlarını takip etdiğim kıymetli bir poetikacıdır. İmgelem Çocukları ve BH Sanat olarak, Sabit Kemal hocayla bir çok söyleşi yapıp, beraber etkinlikler gerçekleştirmişizdir. Bugün veya yarın yazdığım poem & prose ya da poem'leri nasıl değerlendireceği, poetikharsın bir parçası ya da entegrasyonudur. Eleştiri karşısında, her gerçek şairin anlayışı gibidir anlayışım: Benim poetikam bana, senin poetikan sana. Kendi şiir reenkarnasyonum olarak etkilerle kaynaşmak, mütennim cüz olmaya akmaktır.


Gelecek yüzyıla hangi şair kalacak yaklaşımı, taksirli bir yaklaşımdır. Ki bir söyleşimizde İlhan Berk için de söylemiş idi. İlhan Berk yüzsene sonra okunmayacak manasına ki, ben İlhan Berk poetikasını tutarım bazı yönlerden Galatasaray'ı tuttuğum gibi. Poetikanın çekişini söylüyorum cazibesini burda. Bu kadar genel bir yaklaşım; 'gelecek yüzyıla, geleceğe kim kalacak', hiç de pratik değil, hatta apoetik. Şiir anı bakımından ise zaten yanlış. Çünkü şiir sonsuzdur yani zamanla değerlendirilemez. Şiir, zaman ve mekan üstüdür, çünkü şiir Işıktır.


Aslında tüm şairler şiirde kalırlar, şiirdedirler çünkü. Ölümsüzlüğü yansıtırlar ki, nerde kaldı gelecek yüzyıl. Bu tür yaklaşımlar, ışıkta kırınımlara sebeb olabilir poetik konumlanmada. Tale Ömrühu.9




« Son Düzenleme: Şubat 09, 2010, 17:56:18 ÖS Gönderen: Pali Canon » Moderatöre Bildir   Logged
Pali Canon
ÖKS Girişimcisi
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 17


« Yanıtla #2 : Şubat 08, 2010, 20:18:41 ÖS »

Türk Şiirinin Çok Gizli Tarihi

          
             2. Bölüm:



İmgelem BH Sanat: içsrilankastargate
                ve
        Sefine-i Şuara:





''Bakışsız Bir Kedi Kara''10



İmgelem Çocukları olarak  'Atılgan' bir sefere çıkmıştık 2003'ün ağustosunda güneyin sarısıcağında ve halen devam ediyor bu süper 'star trek' yolculuğu:
İmgelem 17. sayısında, BH Sanat: içsrilankastargate 10. sayısında. 27 sayılık bir sergüzeşt, birlik. Yayın Kurulu'nda olduğumuz 'Lül Sanat' dönemiyle 33 ya da 34 sayılık bir seyahattan bahsedebiliriz.



'Altın Eytişimsel Yasa': Etkinlikte Adana Birinciliği:



Söyleşi yaptığımız ve konuğumuz olan şair ve yazarlar 100'ü geçti toplamda. Dünya Şiir Günü ve Dünya Öykü Günü etkinliklerinin organizasyonuyla 150'yi geçtik. Ki, bu sıfır bir ekonomi ile gerçekleştirildi. Bu bakımdan söylüyorum ki: Adana birincisiyiz. Bunu, Çukurova'nın edebiyat ve sanat ruhu sayesinde gerçekleyebildik. Bu etkinlikler çeşitli seviyelerde işbirliğini içermektedir elbette. Yüzlerce şair ve yazar, dergi okuru, kitapseverler, diğer edebiyat dergileri ile ortaklaşa gerçekleştirmişizdir, farklı farklı simbiyozlarla.


Lale Müldür, küçük İskender, Gülseli İnal, Hilmi Yavuz, İlyas Tunç, Hayati Baki, Adnan Satıcı, Hüseyin Ferhad.


A. Hicri İzgören, Nevzat Çelik, Yücel Kayıran, Mustafa Emre, Afşar Timuçin, Hilmi Haşal, Osman Erkan.


Neşe Yaşın, Zafer Doruk, Orhan Kahyaoğlu, Sabit Kemal Bayıldıran, Metin Kaygalak, Murat Üstübal, Ömer Türkeş, Hayri Kako Yetik, Osman Çakmakçı, Hasan Özkılıç, Osman Konuk.


İlhan Kemal, Zeki Karaaslan, Bahattin Yıldız, Abidin Güneyli, Bülent Özcan, Tarık Günersel, Handan Gökçek, Hülya Soyşekerci.


Mehmet Öztek, Sayım Çınar, Hilal Uludağ, Seyfettin Babat, Muhsin Boz, Ulaş Güleviz, Arif Altan.


Emel İrtem, Metin Cengiz, Tuna Hilmi, Cumali Başeğmez, Nevra Çağlayan, Bedri Aydoğan, Vecihi Timuroğlu, Sezai Sarıoğlu, Levent Uğur, Selim Temo.


Şiir ve yazılarını yayımladığımız şair ve yazarlar ise 1000' e evrilmekte:


İlhan Berk, Halim Şafak, İmam Demir, Ramis Dara, Turgut Tan, Yusuf Alper, Özlem Tezcan Dertsiz, Cuma Duymaz,M. Şehmus Güzel, Ersun Çıplak, Nuri Demirci, Veysel Çolak.

Bülent Güldal, Ali Özgür Özkarcı, Süreyya Filiz, Uluer Aydoğdu, Pelin Onay, Perihan Baykal, Halil Bozan, Abdullah Şevki, Kemal Gündüzalp, Halim Yazıcı, Betül Tarıman, Hilal Karahan, Ali Eryüksel, Serkan Özer, Mustafa İbakorkmaz.




Cihan Oğuz, Enis Akın, Durmuş Ali Özkale, Emrah Altınok, Fergun Özelli, Çetin Boğa, Turan Altuntaş, Bahattin Yıldız, Nazire Akbulut, Ahmet Arslan, Özgün E. Bulut, Ali Selçuk, Mitat Çelik, Tufan Uğur Kurçer, Nazmi Bayrı, Mehmet Düz, Ersan Erçelik, Erol Özyiğit, Nesrin Kültür Kiraz, Vadi Çiçekli, Namık Kuyumcu, Gültekin Emre, Celal İnal.


İhsan Topçu, Özkan Mert, Faruk Ataleyer, Filiz Bedük, Yılmaz Odabaşı, Nice Damar, Ahmet Bahçıvan, Yelda Karataş, Gamze Ayhan, Taner Cindoruk, Şeniz Girgin, Ali Saka, Nevzat Çelik, Sinan Göztaş, Serkan Engin, Ahmet Albayrak, Şadan Köse, Mehmet Bardakçı.

Ahmed Gök, Meriç Utku, S. Aylin Antmen, Mustafa Ergin Kılıç, Şerare Kamrani ( İran), Kirkor Yeteroğlu, Hamit Rıza Şıkarseri ( İran), A. Necmettin Kanga, Halit Gökmen, Öncü Atay, Asım Güvenmez, Çınar Derin, Nuray Gökaksamaz, Ayşe Keskin, Cemil Tosunbaş, Kaplan Kozanoğlu, Halil Bozan.


Chava Ma: Nur, Züleyha Semiramis, Yeşim Hardy Berkman, H. Çiğdem Yorgancıoğlu, Korkut Sönmez, Zeynep Güleviz, Ulaş Güleviz, Kaan Özler, Zafer Yalçınpınar, Hasan Hüseyin Yalvaç, Erdal Atıcı, İ. Cem Bahar, Hikmet Temel Akarsu, Veli Erdem, Adnan Acar, D. Ali Gültekin, Ali Osman Arıkan, Parveen Shakir ( Pakistan), Yehuda Berg.

Emel irtem, Esra Emine Müjdeci, Metin Cengiz, Ömer Gölge, Şeref Usta, Muzaffer Cura, Altan Doğan, Yusuf Kenan Üçer.

Nursel Aras, Halime Yıldız, Muhsine Arda, Süreyya Güven, Alev Kutlu Özen, Güney Özkılınç, Cüneyt Özkurnaz, Sevil Nizamoğulları, Nevin Kalafatoğlu, Tayyibe Atay, Ömer Gölge, Meriç Utku, Seyhan Özdamar, Ahmet Yılmaz Tuncer, Ali Eryüksel, Atilla Öztel, Gülsün Işıldar , İhsan Topçu , Arzu Karadağ , Atilla Öztel.

Nilüfer Oktay, Ayhatun Ateşin, Nurseren Tor, Hüseyin Alemdar, Murat Altunöz, Arzu K. Ayçiçek, Soner Demirbaş, Aysel Gürel, Bayram Uğur, Marje Aydın, Salih Bolat, Altan Doğan, Seyyidhan Kömürcü, Sabahattin Umutlu, Asım Yapıcı, Hülya Deniz Ünal, Akife Aktaş, A. Uğur Olgar, S. Aylin Antmen, İ. Deniz Aslan
... saymakla bitmiyor yıldızlar...




Selma Ağabeyoğlu ve İmgelem




İzmir Karşıkaya Belediyesi'nin düzenlediği 2004 Homeros Şiir Yarışması'nda İmgelem Özel Ödülü'nü, çok sevgili ve dost şair Selma Ağabeyoğlu'na vermiştik. O yıl, bir çok dergi özel ödül vermişti.


Selma Ağabeyoğlu'nun 2004/ 5 aralık ocak 11. sayımızdaki Darağacı şiirini, hürmet ve sevgimizin yansıması olarak şükran duygularıyla yayımlıyoruz.


Mekanın Cennet ve Işık:




'Anlaşılmayacaksın Ey Kanatsızlık'11



Ürün dergisi miyiz, yoksa bir sözümüz var mı başkalarından farklı.


Bu dergicilikte çeşitli açılardan ele alınan bir sorunsaldır, buna yanıtımız çok nettir. Ve bu yazının çeşitli bölümlerinde cevaplandırılmıştır. Poetikamız budur janım, bak budur. 'Bu mudur evet budur' dediğimiz yerlerde söylediğimiz fark edilmiştir.


İmgelem ve BH Sanat: içsrilankastargate olarak bir ecole'uz.Yönetmenler olarak poetikamız daha derli bir şekilde yakında çıkaracağımız şiir kitaplarımızda okunacak, görülecektir bütünsel manada. Taşra merkez yin yang duhulu söz konusu dergiciliğimiz için. Oluşumu tamamlanmada olan merkez dergisi bilinci ve ruhuyuz. Simetrimiz taşranın özgürlüğü.
 

Şuara Barış Projesi'yiz. Onun ta kendisiyiz. Bu noktada gözbağının sıyrılmış şekliyiz. 'Sıyrılıp Gelen' ruhlarız, poetikalarız.


Farklı poetikaları şimdiden gören ve şevk veren poetikadayız. Şiirin ‘altın eytişemsiliği’ ve altın ruhsallığı yasasının farkındayız. Her poetikanın özgürlüğünün diğerinin poetik özgürlüğünün sınırında sona erdiğinin bilincinde bir yaşamı 'nefes' liyoruz janım efendim. Hiç bir ama hiç bir poetikanın diğer bir poetikaya saldırısı ve sömürüsü üzerinden kendini var etme poetikasının, zayıf bilinç ve ruhu taşıdığını, altboyutu temsil ettiğini bilmekte ve bunu gözler önüne serilen serilmeyen yanıyla, yanlışlığını söylemekteyiz ki, hataya düşen farkedip kendine çeki düzen verebilsin bu hatırlatmalarımızın ışığında.


Şairin yaşı yoktur. Sappho'nun söylediği şiir ile Rumi'nin şiiri, Şeyh Galip ile Lale Müldür'ün şiiri genç şiirdir. İyi ve güzel şiir, hep gençdir. Yoksa bazılarının sandığı gibi fiziki gençlikle ilgili bir kavram şiirde yoktur. Çünkü şiir ruhsaldır, çünkü şiir Işıktır. Şiirin zamanı yoktur, zamansızdır. Fiziki olarak genç olan ve şiir yazanların, usta şairlere ihtiyacı vardır. Üç ya da beş şiirle ortaya usta şairmiş gibi çıkmak, şiirle ilgili değildir, olamaz da. Demode ve out’dur.


'Bağırır bir eskici
Bir korsan gemisi girmiş körfeze' 12
sorsun di mi, bir kez daha 'mor külhani':


'Her çocuğun (derginin) içinde daha büyük bir çocuk (dergi) vardır' 13


diyen karaşın:


''Kantocu Feruz gerçekten yaşadı mı patron?''14



Murat Göğebakan ve Şair Bahattin Avcu:
                  
                   Işıksız Zone




''Ben Sana Aşık Oldum Bir Tanem''


Süper çıkış yapmıştı zamanında Adana'da, Murat Göğebakan ve Murat Kekilli. İki güzel şarkıyla iki yıldız kondurduk Ayyıldız'ın semasına.


O zamanlar Adana gecelerinde, dinleyiciler tutku ve coşkuyla bütünleşirlerdi. Bir yerde Murat Göğebakan, 'ben sana aşık oldum bir tanem' ile sevenleri kendinden geçirirken, diğer yanda Murat Kekilli ''bu akşam ölürüm beni kimse tutamaz/ sen bile tutamazsın hiç kimse tutamaz.'' ile aşıkların aşklarına aşk katıyordu, o büyülü gecelerde.



'Göğe Bakma Durağı'




'Ben Sana Aşık Oldum Bir Tanem' adlı parçanın sözleri şair yayımcı Bahattin Avcu'ya aittir, bu bilinmez tabi, bunu Murat Göğebakan biliyor elbet. İkisi zamanında yakın arkadaştırlar. Pali Canon ile Bahattin Avcu gibi bir arkadaşlık olmasa da yakın bir dostluk vardı. Kıyaslamayı siliyorum, en iyisini Allah bilir.



''Okyanusları hapsettim akvaryuma
Kuzey rüzgarlarını gönlüme
Ben  sana aşık oldum bir tanem
Ben seni öyle sevdim bir tanem.''



Bu noktada konumuz aşk, işimiz gücümüz aşk ya; kanseri yenen Murat Göğebakan'a çok geçmiş olsun diyorum, şifası daim olsun, konseri daim olsun.


Tv'de spiker hastalık sonrası söyleşi yapıyor, bu ikinci doğum gününde ve soru soruyor: Sanat dünyasında kavgalı olduğunuz, küs olduğunuz birisi var mı? Yok diyor. Peki edebiyat dünyasında böyle biri var mı diyor; malesef ki buna da yanıtı hayır oluyor Göğebakan'ın.


Oysa orada, Adana'da dünya denen savaş meydanında yaralı bıraktığın ve senin attığın oklarla yaralanmış bir kahraman var, adına Supus deriz biz. Ve Supus kan sızıyor da, bir şeycik demiyor, dudağını ısırıyor Rumi gibi ve dostluğun sarı sancaklarının dalgalandığı mavi göğüne bakarak, kızılcık şerbetini içiyor.


Şimdi burda, bu yazının tümü bakımından, tekrarlı olacak ama Ece Ayhan'ın dizesini bu aynı göğe asabilir miyim:


''Kantocu Feruz gerçekten yaşadı mı patron?''



Denizlerin Türküsü ve Grup Yol


Adana yine gebe, yeni sanatçıları bir tavşan gibi doğurup doğurmakta olan asil Puduhepa ve o ilk albümünü çıkaran bir süper şarkıcıyı itina ile kuvözünde korumasına almış, malum pinhan değil  'H1N1' ortamındayız: Swine Flue: Domuz Gribi aramızda.


müjdemi isterim a okuyucu:


Deniz Gezmiş'in sesini bantta döndürmüşlerdi de statüko bayağı sarsılmıştı, o zamanlar Grup Yol olarak saygıdeğer sanatçı İnci ile beraber bandı titreştirmişlerdi ne de güzeldi ve ne carpe diem. Antiparantez yapayım: Deniz Gezmiş'in sesi şiirin ta kendisi değil de nedir.Şiir nedire bir cevap olarak. ‘Bu Kalp Seni unutur mu?’ görselliğiyle ise antik ve kadim diye mühr atarım ve remil okurum yeniden. Ha, ben mi? Pali Canon mu? Hayır, Şakyamuni Buddha Gautama ( r a.) ile sarayı terketti, janımjığım, janım.


çocuğun adı kondu: Ozan Bayıldıran


Ve yeni çocuklar yeni sesleriyle 'sıyrılıp gelen'dir.


budusaranai


ganesharanai





                       Nefes
İçsrilankastargate: İmgelem & BH Sanat



İmgelem evrenin diyalektiği’ni, BH Sanat ise evrenin ruhu’nu ele almaktadır. Ve İmgelem Çocukları’dır. Yine Hayati Baki aklıma düştü, dedikleri. Tale ömrühu. BH Sanat içsrilankastargate’e evrilmiştir. Bu sayıyı evrilme sayısı yaptık. ‘Koza Kelebeği Bilmez’ der Robin Sharma haklı olarak; bu durumda biliyor olmasın.


Supus Bahattin Avcu (Tale Ömrühu) ile Pali Canon: Ene Mangızın Matmas Burhan, Zümrüdüanka Kardeşliği ve bir magdeburger küresi gibi Işıkta bir.



‘Ömrümüzün defterinden bir yaprak kalmıştır.’15


‘Güneşe ve onun parıltısına and olsun.’16












1. Divan-ı Şems, VII. Cilt
2. Ruhülkesi İçin www.korsansozluk.com’a bakınız
3. Gülten Akın, İlkyaz Şiiri
4. Haydar Ergülen, Sis Şiiri
5. Az Edebiyat, Sayı: 3, Hilmi Yavuz Söyleşisi
6. Rumi, VII. Cilt
7. Az Edebiyat, Sayı: 2, Lale Müldür Söyleşisi
8. Rumi, VII. Cilt
9. Tale Ömrühu: Ömrü Uzun Olsun
10. Ece Ayhan
11. Ece Ayhan
12. Ece Ayhan
13. Ece Ayhan
14. Ece Ayhan
15. Şems, Makalat
16. Şems Suresi, 1. Şems-i Makalat’tan
« Son Düzenleme: Şubat 10, 2010, 23:12:27 ÖS Gönderen: Pali Canon » Moderatöre Bildir   Logged
Pali Canon
ÖKS Girişimcisi
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 17


« Yanıtla #3 : Şubat 19, 2010, 19:51:14 ÖS »

8.TÜYAP KİTAP FUARI İmgelem & BH Sanat: içsrilankastargate Dergisi Etkinlikleri
 



1.

Saat
:16.00-17.00

Söyleşi: “Rüzgar ve Cam”

Konuşmacı: Pelin Batu

Sunum: Nursel Aras

Düzenleyen: Dergiler Birliği (İmgelem ve BH Sanat)

2.

Saat:18.30-19.30

Şiir- Dinleti:”Şiir Festivali”

Sunum: Halime Yıldız

Katılımcılar
:

Halide Yıldırım, Halime Yıldız, Muhsine Arda , Süreyya Güven, Alev Kutlu Özen,
Güney Özkılınç, Cüneyt Özkurnaz, Muzaffer Cura, Sevil Nizamoğulları, Nevin Kalafatoğlu ,
Tayyibe Atay, Ömer Gölge, Nurten Turhan Yüksel, Pali Canon,Turgut Tan, Meriç Utku,
Seyhan Özdamar , Ahmet Yılmaz Tuncer, Ali Eryüksel, Atila Öztel, Gülsün Işıldar,
İhsan Topçu, Arzu Karadağ,

Düzenleyen: Dergiler Birliği (İmgelem ve BH Sanat)
Moderatöre Bildir   Logged
Pali Canon
ÖKS Girişimcisi
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 17


« Yanıtla #4 : Şubat 28, 2010, 23:43:16 ÖS »




VeniBerusa


Vidi İkra:
Moderatöre Bildir   Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.11 | SMF © 2006-2008, Simple Machines LLC XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu!