Google Reklamları
Latif Köybaş şiirleri
Ötekileriz Kültür Sanat Girişimi Forumu
Mayıs 24, 2012, 03:51:56 ÖÖ *
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
 
  ANASAYFA ANAFORUM Yardım Ara Takvim Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: [1] 2 3 4   Aşağı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: Latif Köybaş şiirleri  (Okunma Sayısı 3785 defa)
0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
latif
ÖKS Girişimcisi
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 33


« : Ekim 19, 2009, 00:34:16 ÖÖ »

BİR DAĞIN MOR GÖLGESİ


Çıkıp geldin suskun ve sakin
Bir esintide saklı çiğ tenli gül gibi
Gar yalnız ve suskundu daha
Kıyısı hasret işlemeli bir tren gelir birazdan
İlişir akşamın solgun gölgeli yalnızlığına
Oysa suda seken bir taştı hayatımız
Dibe batacak belki fırlatılıp atılsa
Yokluğa konuk zamanların aldatılmışlığında


Son bakışın hatırımda kalan
Bir dağın mor gölgesiydi gözlerin
Bense bir damla gözyaşı
Yüzünün uçurumunda yol alan
Masamızda yarım kalan çay bardakları  
Belki ilk habercisiydi bu sevdanın
Bütünü kırgın ve eksik, ulaşılmayan
Bir kelebek sürüsü çekti gitti sonra
Dokunduğum papatya beyazı parmak uçlarından


Kanatları yağmur yanığı bir kuş
Çırpındı durdu, içimin saklı sevincinde
Hatırımda, limon çiçeği kokan o evde
Yaslandığım kalbi kırık pencere şahidim
Yolcusu olduğum sözcüklerse kederim
Son durağım bir mektup oluyordu hep
Kaç kez sığmadın kağıtlara bir bilsen
Mevsimler kış desenli bir çığlık oldu sonra
Yüreğimin yangın damlayan köşesinden


Kendime yürüdükçe şimdi
Üşüyen sokaklar çıkıyor karşıma
Elinde yarısı yırtık mektupla bir adam
Ceplerinde çıbanlı gecelerin efkârıyla
Damarlarında yokluğunun aktığı nehirlere yürüyen
Sesi, soluksuz kalmış bir yalnızlığın boş avuçlarında
Rehin kaldı şimdi ve sürgün
Kanı gurbete yolcu bir şiirin, güvercin yarasına.



Latif  KÖYBAŞ                              
« Son Düzenleme: Ekim 19, 2009, 10:22:23 ÖÖ Gönderen: Bahattin Yıldız » Moderatöre Bildir   Kayıtlı
latif
ÖKS Girişimcisi
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 33


« Yanıtla #1 : Ekim 19, 2009, 00:39:22 ÖÖ »

Ve  Şimdi  Eylül


Eylül
Duvağı kanlı bir gelindir şimdi
Yazgısı anaların gözyaşında meçhul bir hayat
Fırtınasını sırtlayıp öfkeye yürüyen bir dağın söz vermişliği ölüme
Gidipte dönmeyen bir gurbetin başında
Selvi yeşili yellerin estiği gün batımları


Gözlerinde tunç rengi bir özlemle hep
Şiir�i tutsak dokunuşları öksüz
Tellerinde ağıtsı yalnızlıkların biriktiği
Türküsü yağmalanmış bu saz
Voltasında şafakların gezindiği bu direnç
Bedrettin�e benzemiyor mu biraz.


Sorgulara yürekleriyle yanıt arayanların
Güneşi kırgın fidanlığıdır şimdi bu hayat
Tavına gelmiş bir demirin yalınayak suyunu araması
Çığlığı ak güvercinli uçurumlarin kanayan yarası
Ve susmadı o tarih susmayacak
Sabrı Ferhad�sa Şirin�dir sevdası


Mor damarları hüzünle nakışlanmış bu firari rüzgar
Hain bir namluya inat hayatı savunuyor hala
Ve şimdi Eylül,mezarı kayıp yalnızlığım benim
Gökyüzünden ödünç alınmış bir mavi�ye son bakışım
Sofrasında ter ve gözyaşı olan bu harman yeri
Dönüşü ertelenmiş bir yolda ki son seferim..

                           Latif Köybaş      
« Son Düzenleme: Ekim 19, 2009, 10:22:46 ÖÖ Gönderen: Bahattin Yıldız » Moderatöre Bildir   Kayıtlı
latif
ÖKS Girişimcisi
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 33


« Yanıtla #2 : Ekim 19, 2009, 00:41:30 ÖÖ »

SEVDA


Neden biliyor musun bunca susukunluğum
Yağmurlar giriyor araya sonra bir kuş çığlığı
En olmaz zamanda ağlıyorum mesela
Saksıda çiçek kuruyunca
Bir sarhoş dertli dertli bağırınca sokakta
Komşumuz Hayriye Hanım haber alamıyor ya oğlundan
Beni tutuyor derdi
Bir de havuzlu parkta sevdiğine şiir yazanlar yok mu ya
Koca şehir şiir oluyor sonra ben gözü yaşlı sevda

 Latif  KÖYBAŞ                      




 "
« Son Düzenleme: Ekim 19, 2009, 10:23:04 ÖÖ Gönderen: Bahattin Yıldız » Moderatöre Bildir   Kayıtlı
latif
ÖKS Girişimcisi
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 33


« Yanıtla #3 : Ekim 19, 2009, 00:43:32 ÖÖ »

YİTİP GİDEN


Neden eylül kokuyor bu yağmur
Sokaklar mendili kayıp bir avuç gözyaşı
Sonra bir yoksulluk bakır tenli
Ve çıkar gelir sonra
Gözlerinde İzmir esintisi eski bir aşk.


Aslında seninle ikimiz
Araya giren ayrılığın birleştirdiği
İki uzaklıktık belki
Hedefi yitik bir kurşun
Cemresi kayıp bir rüzgar


Elleri çamurlu bir çocuklukdan
Mor renkli akşam sefalarına
Yitip giden, ve zaman
Yıldızlar kayarken yırtılan bir lacivert


Bir asma yaprağında geciken tazelik
Ve mavi renkli bir efkârdır hayat
Yalnış tartan bir terazide doğruyu aramak belki
Pusulası yalnızlığa ayarlı bir coğrafyada
Aramak çığlık çığlığa yitip gideni.


             Latif  KÖYBAŞ
« Son Düzenleme: Ekim 19, 2009, 10:23:31 ÖÖ Gönderen: Bahattin Yıldız » Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Bahattin YILDIZ
Bahattin Yıldız
Yönetici
ÖKS Girişimcisi
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 603



Site
« Yanıtla #4 : Ekim 19, 2009, 10:25:48 ÖÖ »

Sayın Latif Köybaş, hoşgeldiniz efendim. Sanırım Fransa'dan?...
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
RENİ
Girişimci
ÖKS Girişimcisi
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 111


« Yanıtla #5 : Ekim 19, 2009, 10:52:04 ÖÖ »

Latif Merhaba
hOŞ GELDİN
SENİ  BURADA GÖRDÜĞÜME SEVİNDİM
RENİ
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
latif
ÖKS Girişimcisi
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 33


« Yanıtla #6 : Ekim 19, 2009, 11:13:29 ÖÖ »

Merhaba
Hoşbulduk,selamlar...
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
latif
ÖKS Girişimcisi
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 33


« Yanıtla #7 : Ekim 19, 2009, 11:15:46 ÖÖ »

Sayın Latif Köybaş, hoşgeldiniz efendim. Sanırım Fransa'dan?...

Merhaba Bahattin bey!
Hoşbulduk.Almanya'dan katılıyorum,selamlar...
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Şeyda GÜNEŞ
ÖKS Girişimcisi
****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 376


« Yanıtla #8 : Ekim 19, 2009, 16:44:46 ÖS »

Latif KÖYBAŞ'dan oylumlu şiirler okudum burada... Üzerinde daha ayrıntılı durmayı denemk isterim vakit elverdiğince.

Şeyda GÜNEŞ
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
latif
ÖKS Girişimcisi
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 33


« Yanıtla #9 : Ekim 20, 2009, 01:04:37 ÖÖ »

FERYAT  GÜVERCİNLERİ


Erguvanlar göç ediyor gözlerinden
Sezeryan çaresizlikler birikiyor yağmurlara
Gidişlerine yürüdüğüm zamanlar
Ölüm tarihli  yazıt oluyor  ak bir meşede
Sesine kayan yıldız fırtınalarına
Nisan esintili akasyalar biriktiriyorum senden
Buz kesiyor ellerimin körpe fidanı
Yine akarsularımdasın, hüzün kokan güzlerden.


Sevinçlerle sınıyorum kendimi
Acısı dikenlere konuk çiçeklere sürüyorum yitikliği
Beni kandırsın istiyorum bu yaldız kuşanmış karanlık
Katran rengi düşlere uyanıyorum oysa
Kelebeği kazınmış çiçeklerle öksüz  mevsimlere
Bahar hep gecikiyor...baharlar hep yarım...
Bir ısırgan dalında sereserpe uzanmış hayatım
Sanma seni unutuşlarda erteledim
Sözünü kestik bu sevdanın tarihin yorgun teninde
Yıldızların karayele yürüdüğü  yorgun  esintilerde.


Bir ikindi vakti
Gözleri şimal buğusu
Dokunduğumuz kuş gölgeli hüzünler
Parmak izi yaralı bir umudun voltasında şimdi
Hatırla!..yüzünün haritasında
Gözyaşlarınla çizdiğin iki yol verdin bana
Biri dağılmış sözcükler, hediye ettiğim rüzgâra
Biriyse ayrılık, nakışlanmış bir mendilin gözyaşına
Masalların kar taneli yalnızlıklarıyla, savruluşlara...


Buz kesiyor ellerimin kanayan gülü
Hoyrat lodosların yaktığı kül denizleri
Serçeler sustu artık göç yalnızlığı mevsimlere
Her sorusu yanıtsız bir düş yangınıymış bu hasret
Bekleyişlerimi avuttuğum yazgısı idamlık gölgem
Hançer renkli bir ayaz mı mayaladı fırtınalarını
Ya kim çekip aldı ak beşiğimizden yarınlarımızı
Hangi yalnızlık yanaşıyor  vişne çürüğü yarana
Tekbaşımayım şimdi,gözlerinin rengi bir hasret alacasında
Feryat güvercinleri uçurdum, konsun tufan karası saçlarına.




Latif  KÖYBAŞ               
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
latif
ÖKS Girişimcisi
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 33


« Yanıtla #10 : Ekim 20, 2009, 01:14:35 ÖÖ »

YOKUŞ

Çıkacaksın evden
Kapıyı açacaksın.
Yorgunluğu
nasırlı ellerinle.
Hani yaz mevsimlerine gebe
Bir ilkbahar
Sevdası suskun
bakışlara çağırdığında seni.
Kaleme sarılan şiir’li bir umuda
yolcu ellerinle.
Yeni bir yokuş sanıyorsunya
değil, aldanma ne olur
yokuşlara doğduk aslında
çıktıkca çoğalan aldanışlarla.
Yokuşlar yok aslında
kendi içimizde ki yok - oluşlar
uçurum oluyor zamanla
çıktıkça çoğalan yangınlarla.
Külleri savurmak adına
sel yorgunu avuntuların
sığınağı oluyor, yokluğa savruldukça.

Bir bakış esti sesizce
geceyi incitmeden
yıldız kokulu yalımlı bedir
hayatı selvi boylu yalnızlığım benim.
Kaç oldu kırıyorsun bu hançerin ucunu
bir lokma bir hırka
sırtladım gidiyorum şimdi
vurgunlara gebe susukunluğumu.

Latif KÖYBAŞ

Moderatöre Bildir   Kayıtlı
zeyno
ÖKS Girişimcisi
****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 700



« Yanıtla #11 : Ekim 20, 2009, 05:07:11 ÖÖ »

sirtlanmis gidiyorum suskunlugumu
ne bilmemnesi
susar mi olum
insin sirtimdan
sasirtsin suyu

Moderatöre Bildir   Kayıtlı
latif
ÖKS Girişimcisi
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 33


« Yanıtla #12 : Ekim 20, 2009, 12:41:14 ÖS »

KIYIMA VUR


Gazete yırtıkları ve kirli zaman
Kıyıma vur
Çamur ve yapışkan bir ilk olsun bu
Ölümler tutunurken
Zorba sancılar pas tutsun ufalansın.

Yangınlar dağılsın
Hiç, evet hiç diye bağır
Mavinin kırık ezgili dağlarına
Uyandığın kış kalıntısı düşler
Karşılasın seni
Siren sesleriyle
Gecede kal bu gece
Bütün istasyonlar firari.


Latif Köybaş
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
latif
ÖKS Girişimcisi
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 33


« Yanıtla #13 : Ekim 20, 2009, 12:42:54 ÖS »

GERGEF


Usandım biliyor musun
Unutmak istemekten seni
Ben seni unutmak istedikce
Sen daha çok  yağıyorsun bende
Sonra sırılsıklam bir gül açıyor
Yüreğimin yaralı gergefinde.


Sen yine öyle
Evimin önünden geç
Çılgınlıklar kuşanayım sensizliğe
Ben sazımı akord ederken gözlerine
Bir pınar yürüsün
Geceye hazırlanan türkülerime.


Latif  KÖYBAŞ             
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
latif
ÖKS Girişimcisi
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 33


« Yanıtla #14 : Ekim 21, 2009, 13:38:56 ÖS »

İĞDE  MEVSİMİ

Yalnızlığımın tanıklığına bin yemin
Yaprağın yeşili, karıncının seken adımı
Gölgesi karanlığa saklanan hüzün
Yaslandığım gemisi kayıp imbat
Yankısı çoban ateşlerine sığınan dağ
Rüzgar esti bir yanımda mısra mısra
Bakışına şavkıyan aydan aldım  bu sözleri
Geri dönüşsüz bu gurbeti bir de.


Soruyorum bu hangi tren, nereye umarı
Hasrete diyor adam elinde sönmeyen acının dumanı
Nefesi tutulmuş akşamların eşkıya suskunluğu
Sabah yalnızlığına dolan nefti yeşil
Dönüşü unutuşlara yolcu nehir-i kebir
İşte diyorum burası akan hayatın can damarı
Bir şiir çekiyorum yüreğimin mermi yarasından
Sesini yazıyorum alınyazıma, gözlerinin karasından.


Ah!..hep kalandın gelmeyendin uzak bakışlardan
Uzaklara koştukça bir yanım, mektuplardı susan yalnız kalışlarda
Hatırla!Bir iğde kokusuydu, mevsimleriyle sana sunduğum
Pusuya hazır bir akşamdı bekleyen, sarhoş gecelere yol alan
Sesinin limanında ki bu son deniz,kumlarına küstümü şimdi
Ah!..bu hayat pusulası kederli doğumların,narin celladı
Çiçeklerini sevdaya taçlandıran toprağın
Onca acıya ölümü sunarken hiç mi acımadın.


Laciverdinde gecenin soluklandığı sarmaşık
Umuda yolcu bir inatla tutunduğum parmaklık
Seni çırılçıplak soyarken kan sızan sorgulara
Sesizce bir yıldız firar ediyor karanlığın gözyaşına
Bu son  olsun,savaşlar sussun kan gölgeli ajanslarda
Uçurtmalarına sevda renkli baharların konduğu hayat!...
Ne olur bizim için de aşka bir dilek tut,karanlığa inat.


   Latif  KÖYBAŞ 
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Sayfa: [1] 2 3 4   Yukarı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.16 | SMF © 2006-2009, Simple Machines XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu!