|
sedef Kandemir
|
 |
« Yanıtla #19 : Temmuz 12, 2009, 16:32:58 ÖS » |
|
Sevgili Oresay
" Jung'un tüm söylediği, hepimizin temelde benzer olduğumuz; hepimizin ruhunda aynı genel eğilimler ve biçimlenmeler var, tıpkı hepimizin gövdesinde aynı genel türde ciğerler ve kemikler olduğu gibi. Tüm insanlar kabaca birbirlerine benzer görünüştedir, düşünüşleri ve duyguları da benzer. Ve hepsi de evrenin birer parçasıdır.
Ego, o küçük özel bireysel bilinç bunu bilir ve eğer otizmin umutsuz sessizliğine düşmek istemiyorsa, kendi dışında, ötesinde, kendisinden büyük bir şeyle özdeşleşmesi gerektiğini bilir. Eğer zayıfsa ya da kendisine daha iyi bir şey önerilmezse, tek yaptığı " Kolektif Bilinç" le özdeşleşmektir. Kolektif Bilinç Jung'un biraraya getirilmiş tüm egoların en alt ortak paydası için, kültler, itikatlar, hevesler, modalar, statü peşinde koşmalar, alışkanlıklar, başkasından alınan inançlar, reklamlar, popüler kültür, tüm izm'ler, tüm ideolojiler, gerçek paylaşma ve gerçek birlik içermeyen tüm iletişim ve " birliktelik" biçimlerinden oluşan kitlesel zihin için kullandığı terimdir. Bu boş biçi,mleri kabullenen ego, 'Yalnız Kalabalığın' bir üyesi olur. Bundan kaçınmak için, gerçek birlikteliğe ulaşmak için içe dönmelidir, yüzünü kalabalıktan kaynağa çevirmelidir: Kendi derinlikleriyle, Benlik'in büyük keşfedilmemiş alanlarıyla özdeşleşmelidir. Ruhun bu alanlarına Jung " Kolektif Bilinçdışı" der; Gerçek birlikteliğin, hissedilen dinin, sanatın, inayetin, spontenliğin ve aşkın kaynağını işte burada, hepimizin bir araya geldiği alanlarda bulur.
Ursula K. Le Guin - Kadınlar Rüyalar Ejderhalar ( Çocuk ve Gölge)
Okuduğum bu satırlar bana sizin yazılarınızı çağrıştırdı birden, yazınız olduğu kadar da yazılarınızdaki duruşu... Sessiz kalınması zor ve her zamanki gibi doğru fikirler içeren bir yazınızı daha paylaştığınız için teşekkürler...
|