
NASIL ŞİİR? (*) / FUAT ÇİFTÇİ
Şiir yasalar geliştiren kalıplaşmış yöntemlerle ele alınabilir mi? Yoksa şiir tüm yasalara ve yöntemlere bozucu bir gözdağı mı vermektedir? Derin ve içe bastırılmış yapılarla, bir güç alanının parçacıkları olan deneysellikle şiir fabrikası oluşturulabilir mi? Parasal, küresel, toplumsal ve simgesel kalıtlarla yetke alanı oluşturup bunlar arasında, eylem, etkileşim ve sürtüşme ilişkilerini içine alır mı şiir? peki ama nasıl şiir?
Öyküyle özdeşleşmek, onun yerine geçmek… Bir başkası olmak için beslenen beklentiler… Öyküyle şiiri çiftleştirerek melez bir ürünün kasılmış töresi içinde iyimser bir düzenek ( dize söz konusu) oluşturmak ya da şiirde öykü nöbeti tutmak… Öykü ve şiir birbirleriyle uyuşmayan iki ayrı tür. Birini diğerine sömürterek karşılıklı yer değiştirme içinde, birbirinden kopuk evrenlerin oluşturulması, çift yanlı dışarılamayı sağlamaz mı? Şiir bağımsız nedenler sunar. Öyküyü şiire, şiiri öyküye dönüştürmek yan olasıları beraberinde getirir; derin uyuşukluk içinde ikisi de yiter. Öyleyse öyküden uzak bir şiire yazgılı olmalı şair, değil mi? Şiirin vardığı yer öykümsü yansılama asla olamaz… Katıksız şiir !
Kesinlikten uzak bir gerçekçilik olan şiir… Sınıflandırmayı hiç gören, tüm uzlaşımlara ve beğenilere ters düşen, ince eğlentilerin piyasasına ahlaksal bir öfke duyan bir şiir: Ne açıkça amacı, ne de kesin önderi bulunan, yerleşik tüm yazın düzenine meydan okuyan, boyun eğmeden oluşan ve köken, soy tanımayan büyük bir kopuş. Tersyüz edilmiş bir ekonomik dünyada, asla fiyatı olmamış, sıradan ekonominin sıradan mantığına çekilmemiş bir şiir: Her türlü gücün gizemli belirgesine, egemenliğine, tutkularına, küçük dayanışmalarına karşı pramit. Yozlaşmış evren içinde tek özgür kişiliktir şiir ! Özerk alanın oluşturucu özelliklerine dayalı bir düzende olmayan şiir ! (Şiirin daha önceden varolan kurallarla yöneltilemeyeceği ve aşkın hiçbir ölçütle değerlendirilemeyeceği, şiirin kendi kuralları içinde kuralsızlık olduğu, kendi değerlendirme ölçütünü kendi içinde taşıdığı anlaşılır ümidindeyim.)
Teknik deneysel aranışlarla şiire varılabilir mi? Bireysel ölçeklerini mekanik betimlemelerle uyutucu etkiye taşımış, sözsüzlüğü resimle ayartarak görece ağırlık oluşturmuş sembolik dahi olamayan işlere şiir demek moda olsa gerek. Rastlantısal kullanımlarla, süreklilik ve kopuş içerisinde, resimlere kısırlaştırıcı bir üst söylev yığmak, sözü askıya almak olamaz şiir. üst olan sözü alt olan resimsel olana soymak şiir açısından tehlikelidir. Kurguya ilişkin söz tanımaz resimsel bir ayrıştırmadır deneysellik. ( Veysel Çolak, ‘bilinç biçimli şiir’ diyor deneysel şiir için.) kurgusal sembolik nesne olarak da tanımlanabilir… - Kurgu, kolaj vb. kaynaklardan yararlanarak, fotoğrafa multimedyatik bir biçim kazandırmak mıdır şiir?- Öyleyse sözsüz olmayan şiir !
Kültürel sofuluğun ayinlerini, bilinçdışı algılama kategorileriyle, sözde kopuş gibi yansıtan izlenimlere, kusursuz yaratıcının baskın emirlerini indirgemeciliğin en kaba biçemiyle dizelere sokuşturmaya, kısacası kör nokta oluşturmaya, ne kadar şiir denilebilir ki... (Sofuluğu, zorunlu saygıyı dayatan ölü bir kültür olarak görmek mi gerekir?) Seçmeci gevşek bir bileşime dayandırılmayan şiir ! yöntemli ve sakınımlı gizemciliğin yüceltimini reddeden, boş inanca boyun eğmeyen, her türlü türdeşliğe kalkan olan şiir !
“ Düş fabrikalarında siyasal ve sosyal bakımından gereksinim duydukları düşleri üretmesi için” şairlerin sulandırmayacağı şiir ! Sanal uygulayımsal dönüşümleri, tüm güç dengelerini, mutlakçı savları, kısacası kaba ve açıkça yetersiz göstergeleri altüst eden bir şiir !
“Dünyaya ilişkin gövdesiz ve sahte imgeler ağı tarafından onaylanan yalnızlık” olmayan şiir !
Bilinmeyen kaynakların bulucusu bir şiir ! Tüketim düzeni içinde aynı beğeniye eleştirim olan şiir ! Şeylere karşı bölünmeyen, şeylerin yönelmişliğini tez oyununa çevirenlerin karşısında aşkın bir merci; yerleşik tüm konumlara ve bunları ellerinde tutanlara korunan bir uzaklık, şiir.
Kesin bilgilerle aydınlatmayan, derinleştirmeyen, aynı mantıksal kategorileri dayatmayan, kurulu uyumun geçmişine karşı, çıkardan arınmış, kehanet olmayan bir şiir !
Zamanlaşmayan bir şiir ! Ne dünyadan kopuk, ne de dünya içinde yer alan uyumlu kılınmışlık içinde yer alır şiir. O, zamansızdır. (Yaşamın zamansal dizimine eleştirimdir şiir.)
Aşırı medyalaşmış evrende, medya mekanizmaları karşısında kör olmayan şiir ! Gündeliğin estetiğine bulanmadan, cisimleşmiş anlamı reddeden şiir ! (Şiiri anlamlı pratiklerin bir bütünü olarak gören var mıdır?)
Popüler kültürün kâr alanına indirgenmemiş, sermayeye dönüşmemiş şiir ! Şiir, iktisadın hizmetkârı olabilir mi hiç? Sermayenin mantığı olmayan şiir ! (Maddi kâr yasasına itirazdır da denebilir şiir için.)
Nihilizm figürü olarak ele alınmamış şiir ! Muhafazakârlığın çimentosu olmayan şiir !
Soyut, kuramsal, kendi kendini düzenleyen dünyada, insanî şiir! (İnsanî bağları düzenleyerek evrenin gizini açınsayan şiir!) Yaşamı disipline etme ve onu yeniden düzenleme girişiminin kaynağı olan bir şiir ! ( Şiir için yaşamın enerji fabrikası denebilir kanımca. )
Aynı biçimlerde ortaya çıkmayan, dünyaya uyum ve tekbiçimlilik getirmeyen şiir ! Çok biçimli dünyanın taşrası da olmayan şiir !
Olanağı, belirsizliğe ve kuşkuya eviren şiir ! Geçici olana baskıcı şiir ! Ölü olduğunda bile canlı şiir ! Akılcı olmayan şiir ! İletişimsiz şiir ! Yasak içine daldırmak için okurunu büyüleyen şiir ! Kusursuzluktan ayıran şiir !
Değişmez estetik ulamları, dogmaları yerle bir kılan, insandan insana şiir ! (Beynin insanı insan yapan kabuk tabakasını geliştirir şiir.) Eksiksiz bir dünya yaratan ama masala dönüşmemiş şiir! Didaktikliği içine sindiremeyen bir şiir! İnsan gerçeğini reddeden sanaldan kopuk şiir! (Sanalda daha düşü görmeden, onun görüntüsünü görebiliyoruz. Sanal, yağmacıdır…) Rahatsız eden, suç işleyen şiir! Hayır diyen bir şiir! Felsefi ahlâkı kabullenmeyen, metafizik düşünce nevrozlarını üretmeyen, asla şeye dönüştürülmeyen şiir! Bilgisiz şiir ! (Bilginin yol açabileceği sapkın etkileri içeren haber değildir şiir. Karmaşık öğreti özelliklerine sahip oyunun kurallarını reddeder zaten şiir…) Gerçek olmayan şiir! (Jean Baudrıllard’ın dediği gibi şiir ve düşünce yazınsal anlamda ele alınmalıdır, yoksa hakikat düzeyinde değil. Hakikat şeyleri berbat etmekten başka bir işe yaramamaktadır.)
Düşünmeye bağımsız bakış açılarını sunmayan, risk almayan şiir! Dünyada olmanın anlamını şifrelemeyen şiir! Tüm anlatıların sonu olan şiir. (Anlamların çoğulluğu fikrini içinde yedirmez şiir, bu yüzden düz anlatıları içermez. Anlamın çok değerliliği felsefenin işidir.) Gerçek arayışı olmayan şiir! Bu dünyaya ait şiir! Dini, milli, ırkçı, gerici ve arkaik olmayan şiir! ( Beraberinde ölüm ve yıkım getiren ihtirasları şiir kabullenmez diye düşünüyorum.)
Yapma kuşlara uçmayı öğreten şiir! Günah olan şiir! “ tiksintiye aç ve vebaya hayran” çirkefliğine gömülmemiş bir şiir! Kutsal suyla yunmamış şiir! Yoklukla zenginleştiren, vazgeçişler zemininde bile insansal olanı tüm çıplaklığıyla dizgelerin en uç noktasına taşıyan şiir! İnsan zihnini köleleştirmiş tüm inşaları yerle bir eden, varlıkların iç sesi olan şiir!
Bilinçli bir bitki şiir! “baş dönmesi okulu” şiir ! Büyük güç şiir! Burnu tıkanmış çöküntüleri , dona kalmış dönüşleri , öğretilemez olan ile zihni budayıp ayıklayarak, altüst eden şiir! “Evren formüle doğru değil, şiire gitmekte” der Cioran. Formül olmayan şiir! Öykünülemez şiir! Tüm renklerin rengi, tüm renklerin titreşimi bir şiir!
Ne bir sunak, ne bir haç, ne bir kutsal kitap, ne de bir mezhep… Ne işbirlikçi görme yetisi, ne doğulu, ne batılı, ne çizgilerin belirginliği, ne körlüğün ve hareketsizliğin bakışı, ne de gizli bir mazoşizm türü… Tanımlanamaz bir şiir! sınırların tanımlanmasıyla okunaklı kılınan bir uzam haline gelmemiş şiir! tenimizin özenle sakladığı damarda: Dilin içinde buyruk şiir!
(*)3. Uluslararası Çukurova Sanat Günleri (24-27 Nisan 2009) gazetesinde yayımlanmıştır.