Google Reklamları
GAZZE VE SAVAŞ ŞİİRLERİ
Ötekileriz Kültür Sanat Girişimi Forumu
Mayıs 24, 2012, 01:40:01 ÖÖ *
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
 
  ANASAYFA ANAFORUM Yardım Ara Takvim Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: [1] 2 3 4   Aşağı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: GAZZE VE SAVAŞ ŞİİRLERİ  (Okunma Sayısı 3227 defa)
0 Üye ve 3 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Transferci
Yalçın Bozer
Yönetici
ÖKS Girişimcisi
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 188



Site
« : Ocak 15, 2009, 12:49:26 ÖS »

Sevgili Ötekileriz, Gazze'de sürdürülmekte olan katliamlar herbirimizin malumu.
Gazze'yle, savaşla ilgili şiirlerden oluşan bir ekitap çalışması yapmak istiyoruz. Bu foruma Ötekileriz'de yayınlamış olduklarınızda dahil bir veya birden fazla şiirle katkı sunmanızı bekliyoruz.

Savaşsız, katliamsız günlere selam olsun!
« Son Düzenleme: Ocak 15, 2009, 19:32:45 ÖS Gönderen: Transferci » Moderatöre Bildir   Kayıtlı

Bana da Transfer işi yüklendi.
Şeyda GÜNEŞ
ÖKS Girişimcisi
****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 376


« Yanıtla #1 : Ocak 15, 2009, 15:36:07 ÖS »

Kafamı toparlayabilirsem Gazze için bir şiir yazmak isterim.  İyi düşünülmüş bir forum. Akıl edenler sağolsun.

Şeyda GÜNEŞ
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Transferci
Yalçın Bozer
Yönetici
ÖKS Girişimcisi
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 188



Site
« Yanıtla #2 : Ocak 15, 2009, 19:20:02 ÖS »

en az tanrı kadar suçluyuz her birimiz

gazzeli annelerin masalları ne
nasıl uyutuyorlar çocuklarını
sabaha nasıl başlatıyorlar
çocuklar ölürken biliyorlar mı
tanrının gazzeyi unuttuğunu

ölüm yürekli bulutlar gazze üstünde
arz-ı mev�uddan sulanıyorlar
bulutlar gün ortasında, gece yarısı
arap çocukları öldürüyorlar

bir adam eğilmiş kabeye doğru
bir adam ağlıyor duvar dibinde
kimi musa olmuş, kimi süleyman
bulutlara ölüm dolduruyorlar
çocuk cesetleri cebir hesabı
akşam haberlerinde, gazetelerde

bulutlar,
   bulutlar,
      bulutlar�
bulutlarda bizim yüreğimizin de kiri var
en az tanrı kadar suçluyuz her birimiz
ve melekler kadar günahkar�

         ocak-2009
         antalya
         engin akbaba

 
« Son Düzenleme: Ocak 15, 2009, 19:33:05 ÖS Gönderen: Transferci » Moderatöre Bildir   Kayıtlı

Bana da Transfer işi yüklendi.
Transferci
Yalçın Bozer
Yönetici
ÖKS Girişimcisi
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 188



Site
« Yanıtla #3 : Ocak 15, 2009, 19:27:14 ÖS »

Üşürsem Bir Hırka Bırak Rahatından   
                   
 




gülümse..oyun bozulur..bir akşam vakti
suyu çekilir yakamozların

gülümse ..yeni bir dünya kurulur
büyük aşklar alır adını..yeryüzünün

başaklar bire bin verir..açlık bilmeyen çocuklar
sevda büyür gökyüzüne annelerin ördüğü
..salkım saçak savrulur bisikletlerinde tozu rüzgârın

en güzel oyunlar oynanır kalplerde..filizlenir tahıl tozu göz kapaklarında
aşklar hep çocuk kalır

çocuk bakar hayata
düşüncelerin koyu atlası
bir ülke çizer gözbebekleri
ismi konmamış bir ülke

yaşayabilir varlığından habersiz

yaşayabilirsin bensiz
havra ısıtabilir kalbini tanrı aşkına..sinagoglar
üzerinde uçuşabilir feryadın
camiler döşeyebilirsin tenin ıssızlığına
ezanlar beş vakit konaklayabilir..yetim kuşlar sancı
uzun yankılanan sevişler feryadı

her şeyi bağlayabilirsin ağırdığın konağa..bir ben düş fukarası
hiç bir şeyi kesici bilmeden
yalnayak söver giderim

belki yakabilirsin tanrılar adına..ruhumu sıkışıp bir istasyonda
bekleşirken ölüm akı.. sayfalar dolusu kandığım
bir yolculuk küsebilirsin damarımdan



savaşın bıraktığı kadar sessizim
tankların kustuğu güvercin
her yer dolu
ayak atılacak bir ölüm bulmayan sessizliğin

 

sofistik hüzün besteleyen gölge içinde
yüzen bir balon asılı durur yanağım
beni bir ülkeye çiz... bir ülkeye sal gözlerin çukurunda
kimdiğim belirmeden yaban düşleri taşıyan kovan..özgürlüğün çigan
sesinde bir farisi kadar kapandır sınırlanan ceht

taşlaşmış bir yeri bulunur daim gökyüzünü unutan sec..
zevk verir tanrı kollarında


gülümseyin..bir dünya yıkılır
bellemekten arzuyu..kurulur yeniden saati
saf ve masum bir annenin

akşamı ipe serdiği


Hüseyin Bozkurt
« Son Düzenleme: Ocak 15, 2009, 19:33:31 ÖS Gönderen: Transferci » Moderatöre Bildir   Kayıtlı

Bana da Transfer işi yüklendi.
Transferci
Yalçın Bozer
Yönetici
ÖKS Girişimcisi
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 188



Site
« Yanıtla #4 : Ocak 15, 2009, 19:32:14 ÖS »

İNSAN

İnsan diyecekler kendilerine;
parçalanmış soydaşlarının bembeyaz kara düşen
kanlı cesetlerine bakarak
her yüzyılda bir avuç toprak adına
silahlarıyla silahsızları parçalayanlar
soysuz geçmişlerini bir zafer sarhoşluğuna çevirip,
çocuklarına tarih diye öğretecekler.

Gökyüzü utançla kapayacak gözlerini, yağmurlar susacak kederle
bir ananın emzirdiği çocuk
vatan adına sırtından bıçaklarken bir başka ananın çocuğunu
ve masumların gözyaşı üzerine kurulmuş uygarlığımız
dalgalanırken bayrak niyetine
babalar kahraman yetiştirdik diye öğünecekler.

Söyleyin:
Bu vahşet coğrafyasında hangi güller açacak utanmadan kıpkırmızı
ve savaşsız gün görmemiş bu dünyanın yüzüne nasıl bakacak
biz insanız diyenler.

Yelda Karataş
« Son Düzenleme: Ocak 15, 2009, 19:33:53 ÖS Gönderen: Transferci » Moderatöre Bildir   Kayıtlı

Bana da Transfer işi yüklendi.
Transferci
Yalçın Bozer
Yönetici
ÖKS Girişimcisi
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 188



Site
« Yanıtla #5 : Ocak 15, 2009, 19:36:57 ÖS »


Ölümsüz Dans




Geldiler... çirkin aynaların karmaşasında
yılgındı suretleri, kış'tı

Yabancı sonbaharı taşıdılar
cüretli parmaklarında

Sakalları karanlık
kan'la yıkanmış boğazları


Geldiler...

ad'ları toprağa bağlı
uykulu ince bir kar yağıyor ölümlerine
kıyımın alfabesi gözbebekleri

Parçalandılar, parçalarının içinde
parçalandılar, parçalarının üstünde



Hakan Kartal

Kumru Sanat Temmuz 2007
Moderatöre Bildir   Kayıtlı

Bana da Transfer işi yüklendi.
Transferci
Yalçın Bozer
Yönetici
ÖKS Girişimcisi
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 188



Site
« Yanıtla #6 : Ocak 15, 2009, 19:43:10 ÖS »

BUYRUN

I.
Görkemliydi gösterisi gecenin;
şarap ve gökyüzüydü tema,
başbaşaydım bu cümbüşle
karışırken yıldızlara.

Bir elinde ölümdü
bir elinde yaşam
sunuyordu kozmik alan
doyumsuz varlığıma
açılırken iki gözüm.

‘Yapmayın! Durun, o daha bir piyon!’
Repliği ile başlarken oyun,
kapkara sonsuzluğa yapışmış
şaşkın bir nokta duruşuyum,
‘Mavi kuşlar mı?’ diye soruyordum.
Şiir diyorlardı;
yağdılar başımdan aşağı.

II.
Binlerceydi, yüzlerce hatta onlarca…
Bence artık hiç yoktular.

Kuzgunmuş kimi kargaymış,
yeşilmiş gagaları, çer çöp taşımışlar,
yuvalar yapıp, yuvalar bozmuşlar.
Kırılganmış bu anakara.
Baca / karası kapkara bir büyüye kapılmışlar.

Her şey söylenebilirdi efendiler,
her alan tehlikeli ve tuzakmış.
Adı, özgürlük olunca
yasakmış şiirler.

Dur, davranma, ben yazacağım! Diyor.
Susmalı herkes birbirine

"Dokunmayın" diyorum bana
ya da dokunun.
Etimden dolaşıp, geçin kemiğime,
ruhuma gelin, korkmayın karanlıktan,
alışır birazdan gözleriniz.

III.

Varoluşumun güdüsüyle önüne geçilmez tutkusu
ürpertmesin sizi; işim yer göstericiliğe soyunan insanla.

Utançsız çelişkiler bağdaşıyor, birbirine yabancı yüzler
Hadi, hangisi daha çok fırlatacak kendini kedere?
Yarışalım!
Yılın en maskeli yüzleri listesinde
“İlk göze girebilirsiniz siz” diye bağırsın
sunucu iftiharla.

IV.

Suskunluğun görüldüğü nerede duyulmuş?
Sadece kuşlar mı uçar, bu ölü güvercin de ne?
Ah! Uçuşan sorular…

Dolu hayaller kırmanın geçti modası kızım.
Üniformalı takılmalı hayata.
Heykeller dikilmeli şiirin dört bir yanına,
kaleler, surlar çevirmeli, kanunlarla korunan
hiçbir hayal sızmamalı aramıza.

‘Merhametli efendim ey!’
Acıyın bize. Ayrıcalık gerek engellilere.
Yazabilir miyim izninizle,
ulaşılmazlığınızdan bahsederek
korkularınızın kuruntudan ibaret olduğunu?

V.

Hangi yüz anlatır şimdi gerçeği?
Öteye gitsem ölüm,  zulümdür ardımda kalan.
Vaat edilen bu boşluk kıpırdatmıyor yerimden.
İşgal altındaymış alanı da şiirin.

Kaybolun ortadan!
Diye bağırırken yer gösterici,
kim daha çok çarpıtabilirdi hayatı,
anlamsızlığı dizeleyerek sözlere?

yıldızlar yağıyorken yokluğa
 
tepinir itkisi içimde; burgudur yaşam
dinmeyecek bilirim çekimi yerin
yapış yapış ilerlerken bu zaman
yalandır üstüme yalandır
yıkılan.

bir sonsuzluk masalında biterken oyun
bin hüzün ödüllü yalnızlıktan arta kalan
cümbüştü, yaşamdı, ölümdü, şiirdi gece.
Buyrun…

Gösteriye hoş geldiniz.


Sedef Kandemir- 2008
Urla İmece Dergisi -
Moderatöre Bildir   Kayıtlı

Bana da Transfer işi yüklendi.
Transferci
Yalçın Bozer
Yönetici
ÖKS Girişimcisi
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 188



Site
« Yanıtla #7 : Ocak 15, 2009, 19:51:04 ÖS »

REPLİK


Konular eksik roller değişmiş
Sekiz beş nöbetlerinde
Dizini döverken hayat
Silindi ellerim

Çocuk barışı anlat
Güller is kokuyor avuntular mecalsiz
Bildiğim yolda kaldırımlar düşman
Dalımda sonbahar cümlem söndü

Yollar kırılıp umuda kar yağmadan
Uykular esmerleşmeden anlat
Şefkat mayalasın nasır tutan gözler
Masumiyet çürümesin köşe başında

Ambülans sirenine asılı kaldı sesler
Sesler kararıyor çocuk gömütler hıçkırık dolu
Çocukluğumu dövüyor dilek ağacında dudak izleri
Gidersem intihar
Sıyırdım bakışlarını gecenin
Sildim büyüsünü duvarlardan
Acını anlat acılarıma
Bağır çağır
Küfreder gibi bakma
Gözlerimi gömecek bir yürek kalsın

Ay çürüdü güneş doğsun
Yatılı okumak istiyorum ufuklarda
Hadi, fırlat beni
Annemin kanayan sesine…

Yaprak Ünvar


Anafilya Sayı 85
Moderatöre Bildir   Kayıtlı

Bana da Transfer işi yüklendi.
Transferci
Yalçın Bozer
Yönetici
ÖKS Girişimcisi
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 188



Site
« Yanıtla #8 : Ocak 15, 2009, 19:52:51 ÖS »

Vahşetin Çerçevesinde

Yüzüm aşktanken
siliniyor gitgide artan kanla ateşten.

Ey!
kalbi gibi kederi bile
kadersiz taştan günah üreten
suçlu kabristan!

Ey!
Suç üreten
kömürden
kara
kordan
günahkar..

Kıramadıkça çenelerini   
yapacak yok pek bir şey pençelerine

Kuyuma sabır
Tanrıma selam

Ne de olsa çocuklarıyla kendini yiyen
yeryüzüyüm ben

*/

Kelam üstüne

*/

Elveda değil, aşka arş defa merhaba derken..


Perihan Yakar
Moderatöre Bildir   Kayıtlı

Bana da Transfer işi yüklendi.
Transferci
Yalçın Bozer
Yönetici
ÖKS Girişimcisi
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 188



Site
« Yanıtla #9 : Ocak 15, 2009, 19:55:01 ÖS »

Işık.. Bu nasıl bir ışıklık? Işık içinde gök yer kanarlık



Bu gün kendimi anlatacak ne bir kelimem ne bir cümlem yok!

Çünkü ortada
O tek kelime, kötü kelime...

O tekliğiyle baskın olan insanlığın kelimesine cümlelerine
O! War olunca�

Ellerimde barış dolu kelimelerle, cümlelerden inşa ettiğim
bir kendim de yok.

Lügatimden sildirmekle silgilerime
insanlığın lügatinden de sildirebilmem mümkün olsaydı keşke!

Perihan Yakar
Moderatöre Bildir   Kayıtlı

Bana da Transfer işi yüklendi.
Transferci
Yalçın Bozer
Yönetici
ÖKS Girişimcisi
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 188



Site
« Yanıtla #10 : Ocak 15, 2009, 19:57:24 ÖS »

SİYAH GÜVERCİN GÜVERCİN SİYAH

Gözlerinin göğünü saran kor bulutlardan
gülü sönük yanaklarına yağmur düşerken
yıldırımlar düşüyor ölgün şimşeklerinden
minik kalbinin yaşam suyuna.

Sorumlusu kim selin söndürmediği çöl yangınının
cevabını arıyorum yüzsüz yüzümde sana bakarken

Ve biçare kendimi yerine senin koymak denerken
kirpiklerimden kemiklerime kavruluyor ateşinden
içime çekiliyorum dehşet içinde.

Neden elinde kitapların kalemlerin defterlerinle şekerlerin yerine
mendil var yine, bir top kağıttan beyazı bile acının kızıl renginde

Kim oturma izni vermiş ak bakışına iltica eden koyu korkuya?

Kim vermişse, haber vermeden vermiş olmalı, büst insanlığa!

Bu durumda, büstlerince aforoz değilse hakkı,
nedir diye soruyorum, yeryüzünün insanım diyen üstinsanına!

Güvercinim yerine... siyah güvercin... güvercin siyah...
Ummandan öte(r) güvence uma..
 
Perihan Yakar
Moderatöre Bildir   Kayıtlı

Bana da Transfer işi yüklendi.
Transferci
Yalçın Bozer
Yönetici
ÖKS Girişimcisi
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 188



Site
« Yanıtla #11 : Ocak 15, 2009, 20:03:29 ÖS »


haramidere'den söz ediyorduk ya; çekmeceler arasında sek sek oyanayan ceylanlara pusu kurmuş avcılar... yol yokuş yer kaygan, anbarlı'da gemileri dövüyormuş dalgalar...bu dem çiçekleri dem/et/mesen de olur... bu deniz, akdeniz değilmidir ki; tuzu kurumasın hiç... öbür yanında; şerit gibi gazze şeridine uzatılmış çocuk bedenleri ezberliyor gözlerim, yunuslar fırlıyor göğe, han yunus'ta yükselen al evlerden... yer ateş, gök ateş; gemiler, uçaklar, sıra sıra dizilmiş  tanklar ölüm kusuyor çöle... ankara'da doğal gaz, filistin'de gazze...  bütün yolları ortadoğu'nun; bac ödüyor sanki  haramilere...  bütün dereleri sanki dünyanın; aynı yere  akıyor hep...  aynı adı taşıyorlar üstelik: haramidere... ölüm ölümü bu kadar hasretle mi çağırır kara yere... kurşun olsun istedim bu gece çiçeklerin...  saçılıp dört bir yana, yollarına sermek için;  sol durulan bütün geleceklerin...


FİLİSTİNLİ ÖLÜ ÇOCUĞA



canımsın canım
canımı almaya gel bu gece
canın yandığınca yattığın yerde
canımı yak ama
şah damarıma sapla ellerini
yakama değil
kesilsin soluğum kanım
ben ki isli cesedine
"tren" tabelası eksik
mekanik  bir kutunun
sisli gözlerinden bakanım
anladım ki bu gece
kanının aktığı yere
akmazsa kanım
olmayacak benim de
çiçekli bir yurdum
vatanım
canımsın canım
canımı almaya gel bu gece
toprağını sulasın kanım
ya çiçekler açsın mezarında
ya birlikte yatalım


Recep Memiş
Moderatöre Bildir   Kayıtlı

Bana da Transfer işi yüklendi.
Transferci
Yalçın Bozer
Yönetici
ÖKS Girişimcisi
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 188



Site
« Yanıtla #12 : Ocak 15, 2009, 20:08:47 ÖS »

kime ne!..

sol mememi çıkartıp yerinden
dünyayı yerleştiriyorum yerine
tütmeye başlıyor aşkevim
yanıyor kapı-baca-pencere...
kötü giden nenlere inat
israilli bir oğlan sevişiyor
filistinli kara gözlü kız ile...

gönlüm böyle istiyorsa eğer
kime ne! ..

mermeri mermi yapıp
sıkıyorum cellatlar üstüne
ipinden düşüyor ölü kuşlar
dirilip uçuyorlar bulutlarla birlikte
kanatlanıyor zaman
hızı kesiliyor dünyanın
ben sana bakıyorum öylece...

'hadi gel' diyorsam eğer
bir bildiğim var elbet
kime ne!..

Tayyibe Atay
Moderatöre Bildir   Kayıtlı

Bana da Transfer işi yüklendi.
Transferci
Yalçın Bozer
Yönetici
ÖKS Girişimcisi
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 188



Site
« Yanıtla #13 : Ocak 15, 2009, 20:19:55 ÖS »

hiç kızıl kundak olur mu

çığlık çığlığa analar
kaç bebek doğdu şu an
kaç bebek kundaklandı ak bezlerle
biçim vermeli biçim
eline koluna bacağına beline
en çok da başına
aklına aklına
yaşama taşınabilen kolay bir biçim

çığlık çığlığa insanlar
kaç insan öldü şu an
bebek miydiler hâlâ
kundaklandılar ak bezlerle
biçim vermeli biçim
ölüme taşınabilen kolay bir biçim
çığlık çığlığaydı analar insanlar
kendini tanrı sananlar
anımsadılar prometheus�u ve çaldırdıkları ateşi
kundakladılar� 19 Aralık 2000�in sabahını
kundaklar ateş
kundaklar alev alev
kundaklar kan
yetmedi
yaşam ya da ölüm
hiç kızıl kundak olur mu
kundaklar aklanmalı
biçim vermeli biçim
dört duvar ak kundak
yaşamla ölüm arasına kolayca taşınabilen bir biçim

hâlâ çığlık çığlığa analar insanlar
en çok da analar
 

                 Nalan ÇELİK

                19 Aralık 2006
 
Moderatöre Bildir   Kayıtlı

Bana da Transfer işi yüklendi.
Transferci
Yalçın Bozer
Yönetici
ÖKS Girişimcisi
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 188



Site
« Yanıtla #14 : Ocak 15, 2009, 20:23:49 ÖS »

GÜLYAZI

vakitsiz girenlere başkaldırır
toprak, sorgular yatak değiştiren nehri
orağı ekine, örsü demire şikayet eder
suçlar kumzambağına ihanet etmiş
evrensel rengini

dağlar nasıl alçalır
eteklerindeki bağ bozumlarında, bulutlar
güneşi neden kıskanır durduklarında
bir ceylanın ağladığı taşın üstünde

yağmur en çok mezarlık ağaçlarını sever
yalnız onlara hüngürder kan sel
toprağın kokusu bir başkadır
ah, o sessizlik kırımında

vakitsiz girenlerin tırnak izi
soğuk mermer yüzlerine düşer
gülyazı olup

kefen, cebinde saklar
çürütmez tapusunu o daracık yerin
üşütmez sımsıkı sarıldığını

ateş nasıl bakar suya sönerken..

A.Uğur Olgar
Moderatöre Bildir   Kayıtlı

Bana da Transfer işi yüklendi.
Sayfa: [1] 2 3 4   Yukarı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.16 | SMF © 2006-2009, Simple Machines XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu!