Google Reklamları
Öykülerim / Mehmet Saim
Ötekileriz Kültür Sanat Girişimi Forumu
Mayıs 24, 2012, 01:38:14 ÖÖ *
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
 
  ANASAYFA ANAFORUM Yardım Ara Takvim Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: Öykülerim / Mehmet Saim  (Okunma Sayısı 413 defa)
0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
mehmet saim
Ziyaretçi
« : Ocak 08, 2009, 11:40:17 ÖÖ »

kızlık teşhisi

Akşam saatleriydi. Muayenehaneden çıkmak için hazırlanıyordum. Kapı çaldı. Üç tane adam. Kaba saba, kızgın bakışları ateş saçıyor. Çekildim, girdiler. Arkalarında serçe kadar kalmış bir kız çocuğu. 14-15 yaşlarında. Bakamadım yüzüne.

�Buyurun ne istemiştiniz? � diye sordum adamları sırayla süzerek.

Orta yaşlı olanı hafif şişman, kır saçlı, yorgun duruşluydu. En yaşlıları asık yüzlü, zayıf ama dinçti. Genç olanı kendinden emin bir sesle sözcüleri gibi;

�Kızın bekaretine bakılacak.�dedi.

   Kaşları bitişik, yüzü kemikliydi. Gözleri şimşek gibi çakarak konuşurken şakağındaki damarın atışı hissediliyordu.
   İşimiz var, dedim içimden. İyi bir gün geçirmemiştim. Hava boğucu, kapalı ve bir türlü yağmayan bulutların yüküyle doluydu. Dalmışım ki, genç sesine tehditkâr bir hava katarak;
   �Acelemiz vardı.� dedi.

İyi de bu işler böyle olmaz. Her işin bir yolu yordamı var. Bu saatte sekreterim yok. Hemşirem yok. Hem ben bu bekaret dediğiniz.... Nedir yani sizin bu namus merakınız. Dünyada bunca dert varken.
Silahları var mıdır acaba, diye düşündüm. İlkel, dokunulmamış, yabani bir saflık içinde yaşamın kıyısında bekleşiyor gibiydiler. Yaşlı olan garip bir oturuşla tavrımı bekliyor gibiydi.
 �Peki. Siz burada bekleyin.� dedim. 

Kızın önden gölge gibi süzülüşüne baktılar. Ben de arkasından muayene odasına geçip kapıyı kapattım.

�Geç kızım, otur.� dedim.
Bir köşede başı öne eğik, yağmurda ıslanmış sokak kedisi gibi titriyordu.

�Bak.� dedim. �Canını yakmayacağım. Dürüst ol. Önce söyle bakalım kim bu adamlar?�
 �Ağabeyim, babam, dedem.�

Sesi yaşlı ve tizdi.

�Nedir sorun? Nerden gerekti bu iş?�
�Beni köyden bi� isteyene verecekler.�
�E iyi. Bunun için doktora gelinmez ki.�
 

Sustu. Yüzünde güneş yanığı bir esmerlik dolaşıyordu. Tertemiz bakışları sönmüş bir mumun yalnızlığıyla doluydu. Ağabeyini andıran yüzüne iri gözleri güzellik katıyordu. Ne kadar küçük, zayıf, gün görmemiş, diye düşündüm.
Tarifsiz bir yorgunluk çöktü içime.

�Hadi ama susarsan yardım edemem sana.�
Ne yapabilirdim ki? Neden kızı umutlandırıyordum? Bırakırlar mı peşini?

�Amca.� dedi yine sustu.
�Amca deme bana. Ben doktorum.�

Yüzüme baktı. Sanki doktor olduğumu yeni ayrımsamıştı. Çabucak göğsünden bir mektup zarfı çıkardı. Hızlı hızlı anlatmaya, ellerime yapışıp yardım istemeye koyuldu.
Neye uğradığımı şaşırdım. Sakinleştirerek anlattıklarından anlamaya çalıştığım kadarıyla bildik bir hikayeydi. Kızı sevdiğiyle görmüşler. Bir de köyden biri istemiş. Memlekete vereceklermiş. Biraz ağlayıp, sızlayıp evlenmem, kaçarım deyince, vurmadan önce alıp muayeneye getirmişler.

�Valla billa.Yalnız şu kaçış mektubunu verirken şuramı öptü.�
Eliyle dudağının kıyısını gösterdi.

Çiseleyen yağmurun apartman boşluğundan gelen tıkırtılarını duydum.

�Amca.� dedi. Uzaklara bakarak.
�Sakla beni. Kaçarsam sevdiğime,  kurtulurum. Yoksa öldürürüm kendimi.�

Kapı çalındı. Dışarıdakiler işkillendiler herhalde. Ürktüm.

�Bak kızım, adın neydi?�
�Zeynep�tir.�
�Ben sadece sana bakire olduğunu belirten bir muayene sonucu yazarım. Başka da bi� şey yapamam.�
�Allah razı olsun. Allah sevdiklerini bağışlasın.� diye dualarla ellerime sarıldı.

Örtüsü açıldı. Saç örgüleri döküldü omuzlarına simsiyah. Tırnak uçlarında çoktan yakılmış kına, derileri çatlak. Susuz bir çiçek, ışıksız.

�Zeynep, kızım.� dedim.

Ses tonumu ayrımsayarak duruldu. Geriledi. Yüzü allak bullak oldu.

�Benim bir yardımım olamaz sana. Ancak bakire olduğunu söylerim.�
Söyledim.
�Yazlı belge ister misiniz?� diye dalga da geçtim.
�Yok.� dedi baba sözüme güvenerek.
�Tamamdır. Ücret nedir?�
�Bedeli yok bunun.� dedim.
Anlamazca baktı.
�Kaç dedin?� dedi.
�Gerek yok.� dedim öfkeyle.

Zeynep yine kediye döndü. Bir kenarda büzüldü. Ağaları önden o arkadan çıktılar.

Eylül 2006
« Son Düzenleme: Ocak 10, 2009, 21:21:39 ÖS Gönderen: Bahattin Yıldız » Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.16 | SMF © 2006-2009, Simple Machines XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu!