|
Bahattin YILDIZ
|
 |
« Yanıtla #1 : Aralık 27, 2008, 15:57:00 ÖS » |
|
YENİ DÜNYA DÜZENİ (KÜRESELLEŞME) VE DEMOKRASİNET
Fransız ihtilali sonrası dünyamıza iyice yerleşen ve uygulama alanı bulan Ulus-Devlet anlayışının Dünya insanlarına ve insanlığa ne getirip ne götürdüğü ayrı bir tartışma konusudur, tartışılmıştır ve tartışılmaktadır.
1. ve 2. Dünya savaşları sonrası ise katı Ulus-Devlet yapısı törpülenmeye, yumuşatılmaya başlanmıştır. Az veya çok var olan (veya olmaya çalışan) Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği, Arap birliği, Bağlantısızlar, Nato, Varşova paktlar, uluslararası topluluklar, sözleşmeler bu yumuşamanın 20.y.y. daki sonuçlarıydı.
Son yüzyılda oluşan bu yapılanmanın DÜZENLEYİCİLERİ, ASIL SÖZ SAHİPLERİ görünürde etkin, yetkin güçlü Devletler olmuşlardır.
Bu ana düzenleyici devletlerde ise ulusal yasaları anlamında görevli ve yetkili olan kurumların ana kumanda merkezlerinin, yönlendiricilerinin bazen resmi olanlarla birlikte başkaca grupların, şirketlerin ve değişik yapıların olduğu hakkında süregelen dedikoduların doğruluk derecesi bir çok olayda kesinlik kazanmıştır. Hatta bazı ülkelerde ‘lobi’ kavramıyla resmiyet bile kazanmıştır.
Bu tür gücün yansımalarını; uluslararası hukukun oluşumunda ve uluslardan oluşan Birleşik Ulus Devletlerinde görmekte mümkün olmuştur. Bu güya etkin güçlerin –örneğin: Birleşmiş Milletlerin- Etin Devlete (örneğin ABD’ye) yol vermediğinde, o uluslar arası kuruluşu tanımama, takmama olgusunun vaki olduğu da bir gerçektir. Şer güçlerinin Irak işgali bunun somutlaşan örneğidir.
Ulus-Devlet, Uluslarası Örgütler dışında lobilerden de üstün körü söz ettik.
Bir de birçok yararı olabileceği de gözden uzak olmamak üzere sivil toplum örgütleri, cemaatler, değişik gruplarında bir çok konuda etkilerinin de var olduğu tespit edilmiştir. Bunların tümüne Gruplar diyelim.
Ve Gruplardan şimdilik ayırarak etkin Şirketlerden söz etmek gerekiyor. Ulus içi ve Uluslar arası etkileri günbegün artan Şirketlerden…
Gruplar, Şirketler gibi çalışmaya başladığında ne olacaktır?...
Gruplar ve Şirketler karşısında toplumun hücresi birey ne olmaktadır?...
Birey (bireysellik) git gide ölmektedir. Grup ve şirket ruhu ise gücüne güç katarak yaşamını devam ettirmektedir.
Bunun anlamı ise; milyonlarca dünya bireyinin, her birinin bir gruba üye olduğunu, bağlı olduğunu düşündüğümüzde ve toplam 100 grup varsaydığımızda, 100 tane birey olduğunu, değişik düşüncelerin 100 kategoriye sığdırılacağı ve çok sesliliğin zamanla sığlaştırılacağı anlaşılacaktır.
Gelişen, değişen koşullara uygun düzenlemelerle veya geliştirilen, değiştirilen amaca hizmet eden düzenlemelerle mesafe kat edilmektedir.
Yeniden son yüzyılı ele alarak, daha doğrusu 2.Dünya savaşı sonrasını ele alarak; Dünya çapında, her yerde az veya çok kolları olan birçok Şirket dahil etkin grupların yönlendirme ve düzenlendirme ana karargahının A.B.D’ye taşınmış olduğunu sezinleyebiliyoruz.
Mistik bir hava veren bu Ana Karargahın kendi yararına (bazen geçici bir süre bundan halkta yararlanmıştır) aykırı olmayacak yönetim ve değerleri oluşturmuş oldukları iddiası, artık iddia olmaktan da çıkmıştır. Buna göre gerektiğinde bir çok yerlerde Diktatörlük, Totaliter, Otoriter, Krallık, Demokrasi, Yarı Demokrasi vb. birçok yönetimlerin oluşmasına yardımcı olunmuş, oluşturulmuştur. Zamanı geldiğinde; yararlarına aykırı olduğunda ise önceden uygun gördükleri rejimin yok edilmesi için ellerinden geleni yapmışlardır. Bunun en somut örneği Saddam Rejimi ve Irak’tır.
21.y.y.da Katı Ulus-Devlet anlayışı kendileri için SOS vermeye başlamıştır.
Hayal daha fazla hayali, zevk daha fazla zevki, kazanım daha fazla kazanımı getirmektedir.
Oluşturdukları Eski Dünya Düzeni yenileşmelidir. Geçmiş tarihi değiştirdikleri gibi gelecek tarihte kendi yararlarına kullanılmak için ellerindedir.
Bilişim çağında köyler Dünya ile bağlantı kurma çağındadır. Kendileri de en ufak köyle dahi bağlantıda olmalıdırlar. Ufak kıvılcımlar yangınlar doğurur. Egemenlik ve yönetim anlayışları değişmelidir.
Evet yönetim anlayışlarını değiştirdiler. Küreselleşme yani Yeni Dünya Düzeni, yani Dünya Devleti kurulmalıdır. Dünya Devletini de yine kendileri yönetmelidirler. Ana karargah bugün ABD yarın başka yer olabilir, sorun değil. Önceki Ulus-Devlet sonraki yumuşatılmış Ulus ve Uluslararası Devlet anlayışı yerine; varolan, oluşan, oluşan ve oluşturulacak Devletlerin, VALİLİK biçimine dönüşümünü sağlamak gerekiyor düşüncesi YENİ DÜNYA DÜZENİ anlayışının çıplak amacını taşımaktadır.
Diyelim ki X Devleti X Valiliği olarak kabul edilecek, o devletin vatandaşları ise Dünya devleti çatısında yaşayan dünya vatandaşları olacak...
İngiltere Başbakanı Blair’in; ABD başkanı Bush’a Sayın Başkan diye hitap ederken, Bush’un ona Blair, sevgili dostum hitaplarında bulunması bunun somut kanıtıdır.
Birey ve Toplum bağlı olduğu devletinin Valilik mesabesine indiğine resmi olarak tescil edildiğine kani olduğunda artık devlet olarak o kürsel Gücü (devleti-grubu-şirketi) tanıyacaktır.
Belki bu kavrama Ulusüstü Demokrasi maskesi de ekleyeceklerdir. Kendilerine zararı olmayacak özgürlükler oluşturacaklardır. Sömürü, biçim ve renk değiştirecektir. Özgürlük maskesiyle verdikleri (aslında insana ait olan) nin karşılığını çaktırmadan fazlasıyla alacaklardır.
Devleşen, irileşen çok kollu bu güç karşısına, Dünya bireyleri ve toplumlarının, Dini, Milli, komünizm, liberalizm, Ulusalcılık, bildik Demokrasi vs. görüş ve düşüncelerle karşı durabilmesi ne kadar mümkün tartışmasını getiriyorum.
Evet; onlar kendi yararlarına olan derecesiyle farklı renk ve sesleri de içine alarak, etkileyerek YENİ DÜNYA DÜZENİ oluşturmaya başladılar. Diğer adıyla DÜNYA DEVLETİ’ne gidiş var. Oluşum ve güç büyük... Dünya insanları ve insanlığı bu gücün karşısına ayrık düşüncelerle, görüşlerle çıkamaz. Ortak payda lazım. Bu demek değildir ki, dinden, milliyetten, kültürden... vazgeçilsin.
Fakat tüm ilahi ve insani görüşlerin temel yapısı iyi olmayı, kötüye karşı durmayı, zulme, zalime boyun eğmemeyi sunmaktadır. Bu bile bir paydadır. Tüm Dünya insanları (azınlıklı kalanlar-yani bu güce hizmet edenler dışındakiler) birleşmeli, tek ses ve tek yürek olmalı.
Bu cephe adım atmıştır. Örneği; tüm Dünya’da yükselen ‘Savaşa Hayır’ uyanışıdır.
Fakat organizesizdir. Tüm Dünya İnsanları ile organize olma da görünürde en büyük araç İNTERNET olarak görünüyor. Yabancı dil bilenlere çok işler düşüyor.
Belki de bu sayede bu gücün zarar vereceği her eylem ve işleme karşı ortak dayanışma sağlanabilecektir. Bir zamanlar bir politikacının dediği fakat bünyesi icabı uygulamadığı "Fırat kenarında bir keçinin ayağına diken batmasından, dahi sorumluluk duyarım" anlayışı ile tüm dünya insanlarının, bir insana yapılan haksızlığı kendisine karşı yapılmış empatisiyle tepki koyması, bu gücün her türlü taktiklerine karşı birleşmesi çağrısını, (adı belki de değiştirebilir nitelikte olan) DEMOKRASİNET kavramıyla yapıyorum.
Tüm iletişim ve psikolojik savaş araçlarına sahip olan bu gücün karşısına internet dışında halktan çıkabilecek diğer kısım medya araçlarıyla karşı koymak ise zor görünüyor.
Bahattin Yıldız
e-posta haber gruplarına öncesinde yolladığım, 22.09.2006 T.de otekileriz.com da yayımladığım yazımdır.
|