Google Reklamları
selam ve siir / Kusey Tangüler
Ötekileriz Kültür Sanat Girişimi Forumu
Mayıs 23, 2012, 17:04:23 ÖS *
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
 
  ANASAYFA ANAFORUM Yardım Ara Takvim Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: selam ve siir / Kusey Tangüler  (Okunma Sayısı 912 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
kusey
ÖKS Girişimcisi
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 4


« : Aralık 07, 2008, 18:21:37 ÖS »

selam dostlar bir siirimi ötekiler izleyicileriyle paylasmak dilegiyle..                                     

Anıkoli

                                 

` Kocadım` dedi.  içinden,
eski  an durana bakıp da.
gençliğini yudumluyordu elindeki kadehte
kekre bi tatla yorgun,  sesi buruk.

Gözlerindeki ışığa uzun uzun b´aktı;
yüreğinin yırtığını  saklayarak.
aynı   iklimin içinde ayrı yüzler
çoğaldıkça  içine  kapandı yalnızlığı.

Aykırı`k  sesler  ıslık   düşürüyor
ruhunun  ıssız  coğraf`yasına.
kanat  çırpıyor  acısında yıkıntıları;
kendisinden başka herkesin  unuttuğu.

İki ayrı  ayrılık,  patikasında uzayan,
an durandan bu yana kanayan eşkaline  küs.
aynasında bulunmaz soluğunun buğusu,
ha düştü ha düşecek düşlerinden güne.

`Olmalıydı gençliğim bu günüm yalvacı
bu günüm de gençliğimin şakirdi `
dedi,  dudakları  titrerken.
ve  ağladı  kendi denizini.

kusey tangüler


« Son Düzenleme: Ocak 10, 2009, 21:28:32 ÖS Gönderen: Bahattin Yıldız » Moderatöre Bildir   Kayıtlı
zeyno
ÖKS Girişimcisi
****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 700



« Yanıtla #1 : Aralık 07, 2008, 19:29:19 ÖS »

Merhabalar Sevgili Kusey Tangüler

Aramıza hoşgeldiniz renk katan şiirinizle.

İyi bayramlar.
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Sanat Dedektifi
ÖKS Girişimcisi
***
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 209


« Yanıtla #2 : Aralık 10, 2008, 00:03:38 ÖÖ »

Kusey TANGÜLER şiirleri için ötekileriz.com'da görüşlerimi belirtmiştim. Uygun bir ruh halinde olduğumu hissettiğimde bu şiiri için de daha ayrıntılı yazacağım. Selamlıyorum kendisini.

Zehra YENİCE
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Şeyda GÜNEŞ
ÖKS Girişimcisi
****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 376


« Yanıtla #3 : Aralık 15, 2008, 14:44:49 ÖS »

Kusey TANGÜLER, hoşgeldiniz bu şiir evrenine, sıkı şiirinizden dolayı kutluyorum.

Şeyda GÜNEŞ
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Nisa NUR
ÖKS Girişimcisi
****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 257


« Yanıtla #4 : Ocak 10, 2009, 14:35:02 ÖS »

Kuey TANGÜLER şiirlerini Ardıçkuşu'ndan, Söylem'den taaa eski günlerden beridir izlerim. Sürekli yükselttiği şiir grafiği kalbimi daima sevince boğan şairlerdendir. Şiirleri üzerinde daha ayrıntılı yazmak isterim, an gelir yaparız bunu umarım.

Nisa NUR
« Son Düzenleme: Ocak 10, 2009, 21:29:03 ÖS Gönderen: Bahattin Yıldız » Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Sanat Dedektifi
ÖKS Girişimcisi
***
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 209


« Yanıtla #5 : Ocak 20, 2009, 22:17:36 ÖS »

Modernizm, Günümüz ve Şiir (*)
           

         Michelet,  modernizmi Rönesans  ile  birlikte başlayan`dinde bağımsızlaşan` bir  süreç olarak ortaya  koyar. Gerçekten de  antik yunan dininde, batı insanı , eşya  ve hadiseleri  yeni  bir  yöntem  ve  üslupla  yorumlamayı  keşfetmiştir.  Düşünme  biçimleri  ve  kalıpları kilisenin tekelinde olduğu o dönemlerde birileri kilisenin doğrularıyla, dinlerin doğruları aynı düzlemde buluşamayacağını, bu  bağlamda  dini  daha  farklı  yorumlama  ve  ifade etmeye  gerek duyulduğunun ihtiyacı gündeme getirildi. Örneğin , Michelet ” Allah’tan başka her şey Allah tır ” diyerek, topulukları düşünmeye zorlamıştır. Ve Martin Luther King, 1517 de Wittenburg  kilisesinin kapısına 95  maddelik bir tezle,  yeni bir din anlayışının temelini attı. Ve son noktayı  da şöyle koymuştu;

         “ Din adamları sınıfına ve dolayısıyla aracılara gerek yoktu. İncili  insanlar kendileri okuyup anlayabilir ve yorumlayabilirdi.”

 

         Dinde  modernlikti  bu.  Modernizm, Hümanizminde  temellerinin atılmasını  sağladı. Modern dönemin  başladığı  o  dönemin  yaşandığı  dünya  gerçeklikleriyle  global gelişimin  büyük bir  hızla yol kat ettiği düşünüldüğünde,  bu gün  insanlığın  ve  yaşanan dünyanın, belirsizliğin pençesinde  olduğu, soğuk  savaşın  sona erdiği , küresel  sınıflaşmanın  arttığı , bireysel  özgürlüğün  kısıtlandığı  ve  bu  gelişmelerin  ortasında  yaşam  biçimlerinin  farklılaştığı,  post modernist  kaosun  gölgesinde oluştuğu  savlanmıştır.

 

         19.y.yıla  gelindiğinde  kimliğini  tarihsel  bağlardan  kurtaran radikal çağcıl  bir modernlik  bilinci gelişti. Modernizmde  ortaya  çıkan  her  yeni oluşumun, mimari, resim, edebiyat ve diğer  ürünlerin özelliği `yeni´ olmasıyla  ortaya konur. Her yeni oluşumun  üzerine  getirilen, daha hızlı, daha hafif, daha  pratik ve sürekli öncekinin, nitelik ve nicelik olarak geliştirildiği  her şey  modern sayıldı. Zamana  karşı koyabilen  her  yenilik  bir ` klasik`  sayıldı.

   

 

            2. Dünya  savaşından  sonra  ortaya çıkan,  savaşın  yarattığı  korkunç  yıkım, batı  dünyasındaki  etik  değerleri  alt  üst  etti. O zamana  kadar entelektüel  çevrede geniş  kabul  gören  dünya  görüş  ve  anlayışı  modernizm  idi.  Modern düşünce  işte  bu dönemde  geçerliliğini   ve  irtifasını   kaybetmeye  başladı. Tedavülden  kalkması için de onun yerine  bir başka  akım , görüş, tarz getirilmeliydi. Post modern, modern olana  tepki olarak ortaya çıkıp, İlk  olarak  batıda  mimari  gelişime ön  ayak olan ve  bu  alanda  kullanılan  kesin ve  evrensel  gerçek  kavramlarını  dışta` layan  bir  terimdir. 1950 yıllarından sonra  kendinden  söz ettirmeye , Türkiye `de  1990 lardan  sonra  da  yaygınlaşmaya  başladı. Bilimin  her  dalında ` yapı ` dan yola çıkarak sonuçlara ulaşma yöntemi (strüktüralizm ) yani yapısalcılık, post modernin temelini oluşturur.Aydınlanma sonrası  Avrupa felsefesinin  tek, biricik doğruluk savının sorgulanmasına dayanır. Henüz post modern kavramı - nın tam bir karşılığı  ve  bir açılımı  yoktur. Tanımsızlığı devam  etmektedir. post modern  yeni bir terim olarak , yaşam  içinde önce  mimaride, daha sonra  da uzanabildiği  her alan içinde  kendini  hissettirir - ken, estetik değerlerin burada ardıl ` tali ` , yani  ikinci plana düşürülmesi söz konusu. Bir sanat eserine ne kadar çok para ödediysen o kadar kıymetli ve anlamlıdır` ın  açılımı  post modern bir yaklaşım olarak görülebilir.  Kişilere  her şeyi  ve  herkesi  eleştirme  ve  aşağılama  hakkı  veren  post modernizm. Kuralsızlığın  kural , ilkesizliğin  ilke  olduğu  bir  görüş açısı  veya  yaşam  tarzını  ifade eder. Bununla beraber, Daha iyi daha güzel bir  dünya  hayalleri benliklerden silinmeye başladı. Kaos, belirsizlik, hayal kırıklıkları, şiddet, tedirginlik hayatımızın bir parçası durumuna geldiği bir  süreç yaşamaktayız.

 

            Derman Gamsız,  bu konuda şöyle  diyor;  “ Post modernizm, modernizm  sonrasını  belirtmek için kullanılmış bir terim olarak ( savaş sonrası sanat - edebiyat , bilimsel etik alanındaki inançların ve iyimserliğin kaybolmasını ifade eden bir düşünce biçimi olarak tanımlanabilir.”     Jamesson, da;  Askeri  ve iktisadi  Avrupa  merkezciliğinin sonu olarak  görür  post modernizmi. Modern , nasıl ki;  Augustine, Eflatuna  bağlanabiliyorsa, post modern de sofistlere kadar götürülebilir. Nietzsche, Herakliatos   yapıtlarında  post modern  özellikler  taşıyan kişiliklerdir.

 

 

         Post modernin  kendisi ne diyor; “ Algılanan, yani  yüzey biçimlerinden oluşan ` gerçekliğin` ötesinde bir  başka  temel  - öz – merkezi  ilişki belirleyici  çelişki - ekonomik temel -  evrensel  anlam  yoktur. Algılanan  neyse  gerçek  odur.” Tanımsızlığı, yüzlerce tanımlama, anlatıla - yazıla  gelen  post moderni, ben de  tanımlayacak  olursam, sınıflandırarak:

Ast modern; Bugün eskimiş gözüyle bakılan , İlk çıktığında  modern olup kullanım alanı ve geçerliliği  zayıflayan her şey.

Üst modern; Yarınlar için hedef  belirlemede, yön tayin etmede örnek teşkil eden, geçerliliğini  koruyup,  günün vazgeçilmezleri  gibi  görünen  her şey.

Post modern; elastiki ( ger-çek) gibi görünse de, sanal alem dünyasında gezinen , savaş atıklarına karşı icat edilen, kişiye göre  değişen, bukalemunvari  kavramsızlık kavramı . Diye yazabilirim.

 

         Edebiyattaki  post modernizm, gerçek ve hayal gücünün iç içe  geçmesidir. Yazılan  metnin  kurgusu öne çıkarken, neden - sonuç  ilişkisi  önemsizleşir. Dilin anlatamadıkları, sözün tıkandığı  yerde postmodernizm devreye girer.

 

         David Herwey`e göre postmodernizm;” Nihai bir son değil, kapitalizmin krizine yönelik, geçici ve karmaşık çözümlerle belirlenen bir `an` kendine has irili ufaklı krizlerini çoktan yaşamaya  başlamış, yeni bir kapitalist evre. Bu evrenin krizlerinin ne zaman patlak vereceği  ise bir zaman meselesi”               

 

            Yaşanan çağ bunalım çağı olarak adlandırılmıştır. Karşılığı belirsizliktir. İçinde endişeyi taşımaktadır. Korkuyu da . Bu bir kargaşa durumudur. Şiddeti gizler içinde. Post modernizm tüm bunların sonuçlarını ele alan bir hesaplaşmanın adıdır. Modern olanın akılcılığına tepki biçimi olarak da sunulabilir.

            Bugün şiir üzerinde düşünmeden  şiirler kurmaya çalışan şairler var. Behçet Necatigil , ”şiir  kontrol hapı  kullananları severim.” derken  sanırım şairin, şiirini kontrol altında  tutamadan  yapılandırdığı, şairin  geri  planda kaldığı, şiirin  kontrolsüz  varoluşunun sağlıksız bir varoluş olduğu   yorumlanabilir.  Bu  tür şiirde ısrar eden şairler, dünya şiirini ne kadar tanıyorlar? Dil bilimle, ritimle , dilin geniş kullanım biçimleriyle, imgenin alternatif denemeleriyle, argonun yerinde ve etik  kullanımıyla kaç şair kafa yormakta? Şair   hayatın  tüm kademesinde kendini  eksiltirken  bilincini arttırır. Yazdıklarıyla birlikte yaşlanır. Şiiri  tanımlamak  güçtür. Çeşitlenen  şiir  anlayışları sayesinde şiir. Toplumların; yaşamların güncel yüzü olmaya devam etmektedir.

 

         Dil için yaratı sanatı olan şiire, şairi tarafından  gerekli  özen  gösterilip ,şiirindeki malzemesi olan dil içindeki parazitleri   yoğurmalı, yontmalı öyle yapılandırmalıdır. Başlangıçta şiir dinden bir adım öndeyken, kutsal kitapların şiirsel metinlerden oluşunun hikmeti nedir acaba?  Anlatımcı ( narrativ) şiirde ısrar edenler, yazdıklarının şiirden çok öykü  ikizi olduğunun ayrımına  varamayacak  kadar  şiirin uzağında seyir ediyorlar. İkinci  yeninin  imge seliyle kurulmuş şiirleri  de  kimilerince eleştiriden nasibini almıştır, almaktadır.

 

 

            Günümüz şiirindeki çok çeşitlilik, post modern söylemin şairin hayatına  da dahil olmasıyla, bencilleşen şiir biçimlerinin de artmasına yol açtı.  Bu bağlamda Şiir hayattan  ayrı durmaya, uzaklaşmaya  mı  başladı ?  Sorusu  güncele  taşındı. Dünyadaki  dengelerin değişmesi ülkeler içindeki  sosyopolitik  nedenlerin tartışılmaz etkileri , pisiko - rizikoların arttığı kişisel yaşam biçimleri elbette sanatı da etkileyecekti. Etkilesin de. İşte bu noktada  şair aymaz bir tutum içinde  bulunduğu  zaman  ve  mekanın  uzağında  şiirler  kurup oyalanırsa,  kendine  dolayısıyla   yaşadığı  ülkesinin  şiirine de bir katkı koyamaz. Türkiye de şiir üzerine yazılan denemeler, genellikle  karamsar- dır. Hep  bir  eksiklikten,  yanlıştan  şiirlerin  birbirlerini  taklit  ettiklerinden dem  vurulur.  Taraflı değerlendirmeler  yapan  yazılar okuyucuyu  yanıltır. Tek tip şiirlerin  yazıla  geldiği, şiirlerin  birbirini  etkilediği  ve  şiirlerin  bu  bağlamda  tekrarlandığı  ara  süreçlerden  geçildiği  doğrudur.

 

            Ancak; Şiir bitti ! Artık güzel şiir yazılamıyor! Türk şiiri tıkandı ! Gibi söylemler ne yazık ki iç karartıcıdır. Ve Türk şiirinin önünü  tıkar. Dergi sayfalarında sık sık bu ve buna benzer yazılara  rastlamak mümkün. Ne var ki;  Şiir  doğası  gereği  bitmez  bitirilemez.

                                                                                                                                                                                                                                 

         Bugün  Anadolu da 200` ü  aşkın dergi  yayımlanmakta. Bu dergilerde  şiir  adına;  Güzel  ürünler  hazırlayan  isimleri  görmek  mümkün. Amik (Antakya), Aykırı sanat, Söylem, Lül, Ak kültür ( Adana ) - Mor taka ( Trabzon )- Akatalpa ( Bursa )- Beşparmak (Aydın)- Dize ( İzmir ) - Damar, kum,( Ankara ) - Islık,( mersin )-  çalı ( Konya) - Berfin bahar, Öteki-siz , Sanat ve Hayat, ( İstanbul ) - Kavram karmaşa ( kayseri )  birkaç  yıldır da genç veya yeni  adları  sayfalarına  taşıyan Varlık, sayılabilir. Anımsayama - dığım ya da ulaşamadığım dergiler için de bu parantezler çoğaltılabilir.  Şu  da göz ardı edilmemelidir, yeni  adlar  kadar  şiirde  yeni  tatlara da  gereksinim var.  Şiirde  önemli  bir  kaynak  birikimin dönüş –rülmesidir.Hayat  birikmeli önce  tırnak  aralarına, etik  estetik  bilinçle;  yazar `toplumsal yörünge` sinde değindiği çağın ve takipçisi olduğu eylemlerin  varsıllaştırdığı  birikimin  özünü  şiirine taşımalı. Şiiri  ilk değerlendirecek olan da, bileyi taşına vuracak olan  da  şairin kendisi olmalıdır. Estetik değer (dil-biçim) , Şiirde güzel kavramı, uyumlu birlikle oluşur. İmge, ritim, dilin ayinsel  biçimi, sözcüklerin ilahi aritmetiği de önemlidir. Kısaca  söz simyasıdır şiir. Hayatın dirimselliğini  yansıtır.

 

         Veysel çolak , ” Bir şiirin ömrü, yansıttığı güzelliğin ömrü kadardır; Ya da içerdiği ve taraf olduğu ideolojinin ömrü kadar.” Çağdaş bir anlayışın takipçisi olarak yok edici olmaktan öte, sanatçı dönüştürücü olmalıdır. Var olan sarmal düzenin ( aynı, alışılagelen ayak izleri takip etmek)  bir üyesi olmak şiire ne kazandırır? Toplumcu  sanatın  gerektirdiği  gibi, var olan sanat biçim anlayışlarını  eleştiri  süzgecinden  geçirerek özgün keşiflerde bulunmak, toplumun  kullanımına  sunmak gereklidir. Şiir, post modern yapılanmadan da elbette etkilenecektir. Ancak şiir; panoramik  bakışın akışı olarak yansır.  Çünkü şair, kendi zamanının ve çağının tanığıdır. Soluk alıp verdiği  dönemin - olumlu, olumsuz - her kıpırtısından etkilenir. Geçmişin bıraktığı acıların , trajedilerin  ve coşkuların da izini sürer, belleğindeki raflara sıralar.

 

         Bugün “ Türk şiirinin yenilikçi kanallara gereksinim duyduğu, yeni poetik çıkışlar için elverişli bir dönem içinde bulunduğu çekincesiz söylenebilir. Şiir kadar kuramsal yazı da önemlidir. Şair için ve giderek daha da önemli hale gelecektir. Çünkü  şairin durduğu zemini anlamada  şairin söylediklerinin veya poetik yazılarda dile getirdiklerinin yönlendirmesi önemli yardımcılardır.B.Ayhan .T.

 

 

            Şiir, resmin, müziğin, yontunun  içindedir, birlikte hareket ederler. Bu bağlamda yazı ve şiir birbirlerinden farklı  kulvarlardan öte farklı alanları teşkil ve temsil ederler. Sarter” in deyimiyle “ Şiirsel sözcük, küçük bir evrendir. ” Şiirin  ritimli ses ve tinsel  söz olarak  öyküden , yazıdan  ayrı bir dünyası vardır. Türk şiirinde ` şiir ` erozyonu  yaşanırken, aynı anda `şiir gibi` şiirler enflasyonu da yaşanmaktadır. şiirler her okunmada yeniden yazılabiliyorsa okuyucu tarafından, o şiir sonsuza uzayacak şiirdir.

 

            Şiir  bir  yapı oluşturmaktır. Şair biraz da kendisini  ve kendisinde olanı oluşturur. Hayat içindeki sorumluluğunu unutmadan. V.Çolak, ”şiirin sürekli uzayıp giden bir itiraz olduğu unutulmamalıdır.” Ben bu itirazı biraz da şairin, şiirlerini yapılandırırken, kendi şiiri içerisindeki dili örkleyen sözcüklere karşı kullanmasını diliyorum. Alt-alta sıralanan sözcüklerin şiiri oluşturmadığını herkes biliyor artık. Günlük dilden uzaklaşan, uzaklaşmak zorunda olan şair . Bir üst işlem gerektiren , bir üst dil  kurarak şiirini yapılandırmalı. Dergilerde yayımlanan şiirler üzerinde düşünecek  olursak,  genel olarak , Şairlerimizi  özgün  kılacak  bir  yapılanma  içinde  olmadıklarını gözlemleyebiliriz. Şiirlere de yeni bir söylemi yeni bir dil yaratma düşüncesinden uzakta seyir edildiği bir gerçek (  Yine  de  iyi  niyetle  bunu  yapılandırmak  isteyen ve  üzerine  düşeni  yapmak isteyen şairlerimizin de  hakkını vermek  lazım.) Her  dergi içinde  yayımlanan  bir çok  şiir  içinde  yıldızı parlayan  şiirler, Türk  şiiri  için  çok önemli.

 

                                                                                          Kusey Tangüler


(*) www.otekileriz.com'dan aktarılmıştır.
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.16 | SMF © 2006-2009, Simple Machines XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu!