Google Reklamları
Cumali Cumalioğlu Şiirleri
Ötekileriz Kültür Sanat Girişimi Forumu
Mayıs 23, 2012, 14:21:09 ÖS *
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
 
  ANASAYFA ANAFORUM Yardım Ara Takvim Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: [1] 2 3 4 5 6 ... 9   Aşağı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: Cumali Cumalioğlu Şiirleri  (Okunma Sayısı 9368 defa)
0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
cumali22
Ziyaretçi
« : Mart 01, 2008, 18:32:21 ÖS »

Cumali Cumalioğlu Şiirleri
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
cumali22
Ziyaretçi
« Yanıtla #1 : Mart 02, 2008, 00:34:35 ÖÖ »

           
-Darbeyi anarken-


Hani bir oğlun vardı
gecelerce gelmeyen
Kumarsız, içkisiz
ille kadınsız!

Saçından sürüklenirken
çekilmişti resmi
Hani kuşların yoldaşı
grevcinin kardaşı bir oğlun vardı.

Hani ´ölem ölem´ demiştin ağlarken
Dizlerine vurmuştun yere düşünce
Beşiğine kalkmış
Yarı geceler ak süt emzirmiştin

Hani "kardeşlik, ekmek" yazmıştı
Vurulup düşmeden duvara

Bir kaşık düşmanı daha verdi
rızkını vermeyen
Kelle sayısı değişmedi,
asgari ücret de aynı

Dörde indi altı ekmek
Haram o da, zehir
geçmiyor boğazdan
katıksız kira artınca

Hani diyorum ki sen anasın
sen de baba -ne çok sevinmiştin
ilk ´baba´ deyince oğlun
nasıl gelmez usuna- nasıl unutursun?

O herşeyini sizlere adamıştı
Hani "çırak" olmuştu sanayiide
Kaportacı Abu Usta çok sevmişti
haftalığı 70´e çıkmıştı 60´tan

Hani bir Zehra´sı vardı
mutfaktan gizli bakan

Bir kez dönüp bakmamıştı
O´nun için ikincildi Zehra´sı
çalışkandı, dürüsttü
evleneceğim diyemeden gitmişti

Hani dizdiğin ağıt vardı: ´Muratsız Mustafam´
Kaç yıl oldu ana
bir akşam yemeği yasa boğulalı
Nasıl unutursun?

          Cumali CUMALİOĞLU
          4 Temmuz 1984-İST.

 
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
zeyno
ÖKS Girişimcisi
****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 700



« Yanıtla #2 : Mart 03, 2008, 01:46:07 ÖÖ »

 PERİŞAN
« : Şubat 29, 2008, 10:06:14 ÖS » Alıntı 

--------------------------------------------------------------------------------

Son günlerde bilim, din tuzağında
Mum ışığı yetmez, bilgi çağında
Sevgi ocağında, gönül bağında
Ateşler kararmış, küller perişan

Kimisi aç gezer, kimi de susuz
Geçinmek derdinden kalmış uykusuz
Kimisi isyanda, kimi duygusuz
El açmış göklere kullar perişan

Uzaktan yakından havlar köpekler
Sessizlikten yasa girmiş, çiçekler
Yaylalarım ıssız, öksüz petekler
Arıları uçmuş ballar perişan

Son bulsun düşmanlık, dostluğa bakın
Çiçeğe sevgi ol, insana yakın
Dikkat et sözüne, incitme sakın
Konuşmaktan aciz diller perişan

Kumarda boşalmış kese, dolmamış
Totodan, lotodan hiç ders almamış
Muskalar, fincanlar çare olmamış
İyi haber vermez fallar perişan

Alınıp, gücenip, kusura kalma
Emeğin boş yere havaya salma
Sevgi besleyenin âhını alma
Bülbülün âhından güller perişan

Aydın, yazar-çizer hepsi fişlenmiş
Doğruyu söyleyen neden taşlanmış
Tökezliyor gönül atım yaşlanmış
Çivisi sökülmüş nallar perişan

Bütün gönüllere sevgi ekeriz
Sevgiden ne anlar, avanak keriz
Bir yanlışın özlemini (cezasını) çekeriz
Yâre ulaşmayan yollar perişan

Yapay gündemlerle ortam gerilir
Hedef belirlenip oyun kurulur
Biri emir verir, biri vurulur
Geride çocuklar dullar, perişan

Analar sokakta her cumartesi
Kesilmiş nefesi çıkmıyor sesi
Lime lime olmuş tek elbisesi
Yeşil yâre küsmüş allar perişan

Verdiği sözlerde durmuyor kimse
Malın zekâtını vermiyor kimse
Yoksulun hâlini sormuyor kimse
Dostlar vefa bilmez, hâller perişan

Gel nefsini körelt, özünü pâkla
Yardımsever misin, kendini yokla
Terk etmiş evini iki çocukla
Sevdiğinden ayrı kollar perişan

Son bir defa yüzün görmeden ölmem
Senden ayrılalı inan ki gülmem
Sana haberimi verir mi bilmem
Savrulup duruyor yeller perişan

İsyan da ettirir, insan oluşun
Belâya girmesin pervasız başın
Bir işi yapmadan sonunu düşün
Kendi yangınından çöller perişan

Kimisi hileyle sınıf atlamış
Servetini üçe dörde katlamış
Kuraklık diz boyu toprak çatlamış
Karanfiller susuz, güller perişan

Şehir merkezleri diz boyu çamur
Tekneler boş kalmış yapılmaz hamur
Küresel ısınma yağmıyor yağmur
Barajlar kurumuş, göller perişan

Sayısını sorma yoksul aç’ımın
Nefesi kokuyor işsiz, bacımın
Renklerle bezenen nar ağacımın
Yaprağı kurumuş, dallar perişan

Kanlı savaş yerin dibine batsın
Aydınım, yazarım fikir yürütsün
Dinamolar çürük, voltamper netsin?
Aküler boşalmış piller perişan

Eriyor buzullar, dargın kutuplar
Ozonu deliyor, spreyler, tüpler
Cep telefonu var, gelmez mektuplar
Haber getirmeyen teller perişan

Cumali boşa mı kafa yorarmış
Her şeyi düşünmek ömre zararmış
Hava kirliliği renkler kararmış
Perde ötesinden tüller perişan

                    Cumali Cumalioğlu
                18.02.2008-15:20-MLT.
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
cumali22
Ziyaretçi
« Yanıtla #3 : Mart 03, 2008, 01:58:59 ÖÖ »

Taşımışsınız teşekkürler hocam! Siz şiire ilgi gösterdiniz, ben de size saygılarımı göstermek için delirdim hocam. Bunu özellikle sizden istemem bir tür izin istemekti. Saygılarımla tuhaf bir deli...
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
cumali22
Ziyaretçi
« Yanıtla #4 : Mart 03, 2008, 02:19:45 ÖÖ »

Sol alt köşedeki Konuyu Taşı butonunu görmüştüm. Ama kendim denemeye korktum, Sevgili Hocam. Dostların inci mercan sözcükleri olmadan şiir tek başına pek bir anlam ifade etmiyordu. Dostarımın sözleri ile birlikte taşıyamayacağımdan korktuğum için bunu dostluk adına sizden istemiştim. Çünkü ben Ötekileriz’i gerçek bir aile olarak görüyorum. Ve yeniden açılmasını da iple çekiyordum (bu da ne demekse!;D))). Sizi omuzlayan, taşıyan biri olarak gördüğümden değildi. Gerçekten öyle anlaşıldıysam özürlerimi kabul ediniz. Saygılarımla…
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
zeyno
ÖKS Girişimcisi
****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 700



« Yanıtla #5 : Mart 03, 2008, 02:30:13 ÖÖ »

Zil zurna değilsem bile,
hala ayakta durabilmeyi başarıyla başardığım bu yerden,
zurnanın son deliğine ıslığım için rezervasyon yaptırmam mümkünse eğer,
bunu derhal deneyecek ve okeyini aldığım anda kaçacak kadar sarhoşum
ş ü k ü r!


dostum

Ozanım
Yapma,
Yapma gözüm, bebeğim,

bu anlamı bize çok fazla ince ithafın
biz, ''PERİŞANIZ'' dedik diye ayıkken içsel sorgulamada
daha da rezil etmesin bizi muhteşem PERİŞAN’INA
bu itirafla..

« Son Düzenleme: Mart 11, 2008, 07:04:34 ÖÖ Gönderen: zeyno » Moderatöre Bildir   Kayıtlı
cumali22
Ziyaretçi
« Yanıtla #6 : Mart 03, 2008, 06:29:42 ÖÖ »

Kalk(!) Borusu Çalınca

Bir boru çaldı
yükseldi ses
yayıldı dalga dalga
Fırladı hep birden
ayağa (bütün) ezilenler
sustu fabrika
sustu söylevler
durdu makinalar
traktörler, karasaban

Kalk! borusu çalınca
Kalk! borusu çalınca!
x x x
şaştı ağaç
şaştı kuş
sindi yılan
Yumruklar kalkınca
Yumruklar kalkınca
x x x
yarıldı toprak
titredi ağa
korktu solucan
şaştı börtü böcek

Hep birden kalkınca ayaklar
Hep birden inince ayaklar!
x x x
şimşekler,gökgürültüleri
alanlarda ayak sesleri
sokaklarda insan selleri
Kurtuluş! Kurtuluş!
Kurtuluştu ağızlardan çıkan.

Sesler gürledi
inletti kayaları
çalkandı yankı yankı
siperler kazıldı
namlular doğruldu
tetikler çekildi...
şifaya geldi
can çekişen ölü
memedeki çocuk
idamlık mahk^um
durdu dinledi

Tetikler çekilince
Tetikler çekilince!

Sondu bu sabah ezanı
kudurmuştu atom
çıldırmıştı nötron
Düştü başlar birer birer
kanlar aktı şorul şorul
amana geldi efendiler
yıkıldı kiliseler
Dağ dağ düşen yiğitler
şerefle ölen şehitler
duymuş m''ola bu sesleri
zafer çığlıklarını
azgın katil Hitler?

Cumali Cumalioğlu
15.4.1983-BURSA

 
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
cumali22
Ziyaretçi
« Yanıtla #7 : Mart 03, 2008, 06:32:32 ÖÖ »

Ozanca Sesleniş

Eğik başın dik durmalı
Boyun eğme güçlülere
Suçludan hesap sormalı
Namlu çevir suçlulara

Sen işçisin yaratansın
Anamala mal katansın
Emeğini boş satansın
Namlu çevir suçlulara

Çok çalışıp aç yatansın
Yıl boyu oruç tutansın
Şükret diyenler utansın
Namlu çevir suçlulara

Üretensin sen, işçisin
Enflasyonla yarışçısın
Onurlu bir savaşçısın
Namlu çevir suçlulara

Hep ağladın gülmedin sen
Dost-düşmanı bilmedin sen
Yaşıyorsun ölmedin sen
Namlu çevir suçlulara

Olmaz deme tek başına
Hiç acıma genç yaşına
Selam verip her kurşuna
Namlu çevir suçlulara

CUMALİ yalnız olsa da
Gider deli denilse de
Tek tek gidenler ölse de
Namlu çevir suçlulara.

Cumali Cumalioğlu
6.2.1987-İSTANBUL

Moderatöre Bildir   Kayıtlı
cumali22
Ziyaretçi
« Yanıtla #8 : Mart 05, 2008, 01:51:30 ÖÖ »

-Sonlanmamış bir aşkın öyküsü-

    Sadece Aşk Vardı
-Hatice Yıldırım Tufanoğlu’na-

1.
en bilge sözlerimi
en cahil hatalarımı
en çocuk sevinçlerimi
tüm geçmişimi sildim
saniyenin bilmem kaçta kaçı
bir zaman diliminde
aldı götürdü
dokunuşunda yaşadığım tat

olduğu yerde bıraktım
en yurtsever kavgalarımı
en sancılı günüydü halkımın
oğlumu geride bıraktığım gün
kurusıkı yalanların vurmadan seni
sadece aşk vardı
iki yıllık düş diliminde

delikanlı çiçeklerim açmadan
uyanışında/belki son ilkyazında
riyakârlıkta, yenilmişlikte,
belki en son sevgide
son buldu kıyıcı aşkım
kaldığı yerden yeniden başladı
daha dün gibi
                sınıfsal savaşım

artık yoksun alnım galip
umursamaz yüreğim
kazma vurur içimdeki madenci
kapitalizmin şah damarına
barışa bilenir kalemim
emperyalist paylaşımlarda…

2.
yumuşak bakışlarında
düşler ülkesine girmeden
kış uykusuna yatmadan yüreğim
kan irindi yaşam
kıyıcı bir savaştı
yürek acısıydı
beynime işleyen
yüreğimi kanatan en güncelinden
evlât acısıydı/ akşam haberleri

bütün sevdiklerimden
bütün uğraşlarımdan
bütün alışkanlıklarımdan öte
sadece aşk vardı
kış uykusu sevişmelerimde

sildim senden önceki günlerimi
her saniyesini tek tek sildim
o kadar çoktular ki
o kadar yorgun
o kadar kırgın
o kadar sevinç
o kadar üzünç
o kadar acı
o kadar yaşlı
o kadar çocuktular ki
hepsini hepsini sildim
yaşanmamış saydım ilk sevişmemizde

en şuh gülüşünde
en pişkin kahkahasında
                 orospuluğun
duygularım parçalanır
incinir onurum/vazgeçerim!

3.
delifişek bir arzuydu
kanatlanmış rüzgârda
beni sana getiren
bütün bentleri yıkan aşkındı

beynim işgalin altında
sözcüklerim sana tutsak
bitiremediğim bir türküdür şimdi
çığırdığım sana uzak arzularda

ben sana vurgun
düşlerim sana tutsak
kilometreler ötesinden
haykırışımı duymasan benim
nasıl tutabilirsin ki
               yüreğindeki hapishanede
ölüme mahkûm edip
               dine dair düşüncelerinde
beni nasıl asabilirsin ki
               beynindeki darağacında

bilirim bitanem duyarsın beni
rüzgârlar fısıldar kulağına
yarım aşk şarkılarımı…

sildim senden önceki günlerimi
her saniyesini tek tek sildim
öyle çoktular ki
öyle yorgun
öyle kırgın
öyle sevinç
öyle üzünç
öyle acı
öyle yaşlı
öyle çocuktular ki
hepsini hepsini sildim
yaşanmamış saydım ilk sevişmemizde

sende şekil buldu
seninle doldu yeni belleğim
sonsuza dek
                  yeni belleğimde
seni de götüreceğim
ölsem de…


sanmıştım ki…/vazgeçtim!
kaldığı yerden yeniden başladı
daha dün gibi
                sınıfsal savaşım!


                   28.01.2008-04:12-MLT.         
         Cumali Cumalioğlu
« Son Düzenleme: Mart 05, 2008, 02:50:39 ÖÖ Gönderen: cumali22 » Moderatöre Bildir   Kayıtlı
TayyibeAtay
ÖKS Girişimcisi
****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 256


« Yanıtla #9 : Mart 06, 2008, 20:35:55 ÖS »

"sanmıştım ki…/vazgeçtim!"

unutulmayan ne kaldi ki geride;ondan baska!..mavi bir cicektir o,cagin kotulukleri sinen siirler icinde bile!..

kutluyorum saygi ve sevgilerimle...
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
cumali22
Ziyaretçi
« Yanıtla #10 : Mart 06, 2008, 21:40:01 ÖS »

            TANRILAR

Ve tanrılar tanrı olalı
ya kurban istediler
ya ölümüne tapınma
ve ölüme alkış tuttular
aracı koyup Azrail'i
kendi cinayetlerini akladılar!
           Cumali Cumalioğlu
        06.03.2008-19:35-MLT.


Sevgili Funda Dane’nin  “Ölüme gülen tanrı!”  dizesinden esinlenme…
Sevgili Funda Hocam’ın bana en güzel doğum günü hediyesi oldu.
« Son Düzenleme: Mart 06, 2008, 22:42:55 ÖS Gönderen: cumali22 » Moderatöre Bildir   Kayıtlı
cumali22
Ziyaretçi
« Yanıtla #11 : Mart 06, 2008, 21:50:33 ÖS »

Evet sevgili Tayyibe Hocam! Arada bir coşkun duygularla yanılıyoruz.
Daha doğrusu yanıltabiliyorlar! Evet bazen çok şey sanabiliyoruz.
Önemli olan da yanıldığımızı anlayınca vazgeçebilmektir.
Sizlerin yanılmamaları dileklerimle...
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
cumali22
Ziyaretçi
« Yanıtla #12 : Mart 06, 2008, 22:33:06 ÖS »

AŞKTAN DÖNMEK YOK!
-Aşk bazen ağlatandır!-

Bir kuş terk eder bedenimi
zarif  incecik heyecan dolu
öksüz kalır yüreğim acılarda
bir mutsuzluk şarkısı
takılıp kalır boğazımın yangınında


birdenbire oldu her şey
birdenbire dediysem
                        kendiliğinden değil!
aşksa bu acılı
bu zarif
bu ezik kuşun adı
iki kişilikti
öyle durup dururken olmadı
sana doğru bu akış!
inkar edemezsin
sen de istedin bunu

Yangın mideme iner içim geçer
gözyaşlarım sel olur
engel olamam
içimdeki öksüz çocuğun
tokat yemiş sesiyle
ağlarım
önleyemem hıçkıran sesimi

Canımdan can kopmakta
beynim sana tutsak
dikenli teller kanatır
                          alnımın aklığını
kırmızıya boyar yüzümü
ayaklarım seni ister
koyduğun sınırlara inat!

ey sevgili
ey gülden eser
                Güleser
seni yaşamak
bu kadar zor mu?
yüreğimdeki yangını
                 dudaklarında söndürmek
zor mu bu kadar söyle?

Gönül kuşum dönmez gayrı
sen dön ne olur!
Bana dön
         beni sar
sevgiyle dokun
ağlayan yanımı okşa
sev beni!

Yüreğimi tut
üşümüş yokluğunda
ısıt!
Sensizlikte
içimdeki ağlayan çocuğu
sustur!

ya da
gelmezsen
Sen
geri yolla ezik kuşumu
gücün yeterse!
giden gelmiyor çünkü
aşktan dönmek yok!

Cumali Cumalioğlu
      03.01.2008-09:20
« Son Düzenleme: Mart 08, 2008, 15:45:44 ÖS Gönderen: cumali22 » Moderatöre Bildir   Kayıtlı
cumali22
Ziyaretçi
« Yanıtla #13 : Mart 11, 2008, 05:06:53 ÖÖ »

ŞİİR ASLINDA SİLAHTIR!

ırmaklar deli divane olur
beynimdeki çelişkilerde
rüzgar benim için, şiirim için delirir
en korkunç uğultusuyla
eser durur düşüncelerimde
hırçınlaşır asileşir yine delirir

alıp gidemez benden hiçbir şey
sonunda sessizce dağılır fırtına!

şiirimde geceler karadır
bakma sen aslında benim,
beyaza sevdalıdır, şiirim

benim şiirimde güneş
hüzünle batar
şafağa sevdalıdır çünkü
akşamdan

sinsi, testere dişli acı
törpüler durur yüreğimi
paslı, çürümüş bir bıçak

sonunda yüreğim sağalır
çocuksu sevinçlerde!

ay ninni söyler karanlığa
bölük pörçük uyku aralarında
körebe oynar uykusuzluğumda
bir çıkar bir kaybolur
bulutlarda şimdi
işte sobe!

bordo renklerle kanarken Ortadoğu
çocuk düşlü, bebek gülüşlüdür şiirim
kan kırmızı uykulardan uyanır
barışa el sallamak için sonunda
öpülesi bir “gı” sesiyle

savaş düşlerinden uyandığına bakma
küçücük bir bebektir o
büyüyecek barış türküleriyle

sevgidir bazen
sevgiliye dokunuş kadar
zarif yumuşacık!
bebeğe süt,
bir tutsağa özgürlüktür şiirim!

iplerini koparmış
nazlı bir uçurtmadır
süzülür maviliklerde
tutsaklığa inat özgürce

çifte su verilmiş çeliktir bazen
insan etine işleyen bıçakta
aydın kanıyla beslenen
kurşundur bazen
en can alıcısı kahpelerin!

acı bir çığlıktır bazen
katliamları yırtan
gri dumanı bombaların
kırmızı rengi savaşın
rengarenk açan gökkuşağıdır
napalm sonrası kül yağmurunda

dağ her zaman dağdır
yüce eğilmez
zaman zaman dumanlansa da
başı dik, bükülmez

benim şiirim de
başında kardan aklar
bir dağdır aslında!
ağırbaşlı onurlu
asidir çoğu zaman
dik başlıdır!

öksüz bir çocuğun
yakaran bakışı kadar acıdır
bin bir çiçekte baldır
gözyaşı kadar tuz

iyi gelir bazen dost bir yüreğe
serinletir kendi gönlünce
tam zamanında sunulan
bir tas ayrandır!

bazen şelale gibi gürültüyle akar
bazen deniz kadar sakindir
aldığını geri veren cömert sakin
fırtına sonrası dingin bir deniz

bazen bir gerilladır attığını vuran
bazen bir tay, özgürlüğe hevesli
bazen yırtıcı, atılgan, bir kaplan
bazen keskin bir ustura
yoksul hakkı yiyene!

deli bir rüzgardır bazen
tahripçidir engel tanımaz
birçok yara almış yenilmemiş
yorgun bir savaşçıdır!

direngendir, devrimcidir
kural tanımaz
koşulsuz bir savaşın
keskince kılıçdarıdır
kendi yordamınca savaşır!

emektir bilge bir beyinden
usta bir kalemden dokunur
ilmek ilmek karınca azmi,
nakış nakış örümcek sabrıdır

şiir aslında sözcüklere
sığdırmaktır yaşamı
özündür özlü sözdür!
az sözle çok şey söylemektir
ben bunu başaramadım!

Ve şiirim bir savaştır aslında
kimsenin bilmediği
bir ucunda ben
bir ucunda düzen!

             Cumali Cumalioğlu
           10.03.2008-12:45-MLT.
« Son Düzenleme: Mart 11, 2008, 20:47:41 ÖS Gönderen: cumali22 » Moderatöre Bildir   Kayıtlı
zeyno
ÖKS Girişimcisi
****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 700



« Yanıtla #14 : Mart 11, 2008, 05:17:04 ÖÖ »


Yalnız değilsin arı Cumali.
Bunu demem mi, yoksa bilmen mi?
Hangisi sana,
helali haktan, haramı kuldan
şair kelamı, insan selamı!

Bunu çözmek de sen mahareti.
E Sen dediğim, bir Ozan madem,

Hadi artık yat uyu, söz yorulmadan.
 
sabah bir güneş doğuruyorsa, düşler kaç güneş...

Ten karartmadan,
tan ağırırken.

py
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Sayfa: [1] 2 3 4 5 6 ... 9   Yukarı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.16 | SMF © 2006-2009, Simple Machines XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu!