|
cumali22
Ziyaretçi
|
 |
« : Mart 01, 2008, 18:32:21 ÖS » |
|
Cumali Cumalioğlu Şiirleri
|
|
|
|
|
|
cumali22
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #1 : Mart 02, 2008, 00:34:35 ÖÖ » |
|
-Darbeyi anarken-
Hani bir oğlun vardı gecelerce gelmeyen Kumarsız, içkisiz ille kadınsız!
Saçından sürüklenirken çekilmişti resmi Hani kuşların yoldaşı grevcinin kardaşı bir oğlun vardı.
Hani ´ölem ölem´ demiştin ağlarken Dizlerine vurmuştun yere düşünce Beşiğine kalkmış Yarı geceler ak süt emzirmiştin
Hani "kardeşlik, ekmek" yazmıştı Vurulup düşmeden duvara
Bir kaşık düşmanı daha verdi rızkını vermeyen Kelle sayısı değişmedi, asgari ücret de aynı
Dörde indi altı ekmek Haram o da, zehir geçmiyor boğazdan katıksız kira artınca
Hani diyorum ki sen anasın sen de baba -ne çok sevinmiştin ilk ´baba´ deyince oğlun nasıl gelmez usuna- nasıl unutursun?
O herşeyini sizlere adamıştı Hani "çırak" olmuştu sanayiide Kaportacı Abu Usta çok sevmişti haftalığı 70´e çıkmıştı 60´tan
Hani bir Zehra´sı vardı mutfaktan gizli bakan
Bir kez dönüp bakmamıştı O´nun için ikincildi Zehra´sı çalışkandı, dürüsttü evleneceğim diyemeden gitmişti
Hani dizdiğin ağıt vardı: ´Muratsız Mustafam´ Kaç yıl oldu ana bir akşam yemeği yasa boğulalı Nasıl unutursun?
Cumali CUMALİOĞLU 4 Temmuz 1984-İST.
|
|
|
|
|
|
zeyno
|
 |
« Yanıtla #2 : Mart 03, 2008, 01:46:07 ÖÖ » |
|
PERİŞAN « : Şubat 29, 2008, 10:06:14 ÖS » Alıntı
--------------------------------------------------------------------------------
Son günlerde bilim, din tuzağında Mum ışığı yetmez, bilgi çağında Sevgi ocağında, gönül bağında Ateşler kararmış, küller perişan
Kimisi aç gezer, kimi de susuz Geçinmek derdinden kalmış uykusuz Kimisi isyanda, kimi duygusuz El açmış göklere kullar perişan
Uzaktan yakından havlar köpekler Sessizlikten yasa girmiş, çiçekler Yaylalarım ıssız, öksüz petekler Arıları uçmuş ballar perişan
Son bulsun düşmanlık, dostluğa bakın Çiçeğe sevgi ol, insana yakın Dikkat et sözüne, incitme sakın Konuşmaktan aciz diller perişan
Kumarda boşalmış kese, dolmamış Totodan, lotodan hiç ders almamış Muskalar, fincanlar çare olmamış İyi haber vermez fallar perişan
Alınıp, gücenip, kusura kalma Emeğin boş yere havaya salma Sevgi besleyenin âhını alma Bülbülün âhından güller perişan
Aydın, yazar-çizer hepsi fişlenmiş Doğruyu söyleyen neden taşlanmış Tökezliyor gönül atım yaşlanmış Çivisi sökülmüş nallar perişan
Bütün gönüllere sevgi ekeriz Sevgiden ne anlar, avanak keriz Bir yanlışın özlemini (cezasını) çekeriz Yâre ulaşmayan yollar perişan
Yapay gündemlerle ortam gerilir Hedef belirlenip oyun kurulur Biri emir verir, biri vurulur Geride çocuklar dullar, perişan
Analar sokakta her cumartesi Kesilmiş nefesi çıkmıyor sesi Lime lime olmuş tek elbisesi Yeşil yâre küsmüş allar perişan
Verdiği sözlerde durmuyor kimse Malın zekâtını vermiyor kimse Yoksulun hâlini sormuyor kimse Dostlar vefa bilmez, hâller perişan
Gel nefsini körelt, özünü pâkla Yardımsever misin, kendini yokla Terk etmiş evini iki çocukla Sevdiğinden ayrı kollar perişan
Son bir defa yüzün görmeden ölmem Senden ayrılalı inan ki gülmem Sana haberimi verir mi bilmem Savrulup duruyor yeller perişan
İsyan da ettirir, insan oluşun Belâya girmesin pervasız başın Bir işi yapmadan sonunu düşün Kendi yangınından çöller perişan
Kimisi hileyle sınıf atlamış Servetini üçe dörde katlamış Kuraklık diz boyu toprak çatlamış Karanfiller susuz, güller perişan
Şehir merkezleri diz boyu çamur Tekneler boş kalmış yapılmaz hamur Küresel ısınma yağmıyor yağmur Barajlar kurumuş, göller perişan
Sayısını sorma yoksul aç’ımın Nefesi kokuyor işsiz, bacımın Renklerle bezenen nar ağacımın Yaprağı kurumuş, dallar perişan
Kanlı savaş yerin dibine batsın Aydınım, yazarım fikir yürütsün Dinamolar çürük, voltamper netsin? Aküler boşalmış piller perişan
Eriyor buzullar, dargın kutuplar Ozonu deliyor, spreyler, tüpler Cep telefonu var, gelmez mektuplar Haber getirmeyen teller perişan
Cumali boşa mı kafa yorarmış Her şeyi düşünmek ömre zararmış Hava kirliliği renkler kararmış Perde ötesinden tüller perişan
Cumali Cumalioğlu 18.02.2008-15:20-MLT.
|
|
|
|
|
|
cumali22
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #3 : Mart 03, 2008, 01:58:59 ÖÖ » |
|
Taşımışsınız teşekkürler hocam! Siz şiire ilgi gösterdiniz, ben de size saygılarımı göstermek için delirdim hocam. Bunu özellikle sizden istemem bir tür izin istemekti. Saygılarımla tuhaf bir deli...
|
|
|
|
|
|
cumali22
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #4 : Mart 03, 2008, 02:19:45 ÖÖ » |
|
Sol alt köşedeki Konuyu Taşı butonunu görmüştüm. Ama kendim denemeye korktum, Sevgili Hocam. Dostların inci mercan sözcükleri olmadan şiir tek başına pek bir anlam ifade etmiyordu. Dostarımın sözleri ile birlikte taşıyamayacağımdan korktuğum için bunu dostluk adına sizden istemiştim. Çünkü ben Ötekileriz’i gerçek bir aile olarak görüyorum. Ve yeniden açılmasını da iple çekiyordum (bu da ne demekse!;D))). Sizi omuzlayan, taşıyan biri olarak gördüğümden değildi. Gerçekten öyle anlaşıldıysam özürlerimi kabul ediniz. Saygılarımla…
|
|
|
|
|
|
zeyno
|
 |
« Yanıtla #5 : Mart 03, 2008, 02:30:13 ÖÖ » |
|
Zil zurna değilsem bile, hala ayakta durabilmeyi başarıyla başardığım bu yerden, zurnanın son deliğine ıslığım için rezervasyon yaptırmam mümkünse eğer, bunu derhal deneyecek ve okeyini aldığım anda kaçacak kadar sarhoşum ş ü k ü r!
dostum
Ozanım Yapma, Yapma gözüm, bebeğim,
bu anlamı bize çok fazla ince ithafın biz, ''PERİŞANIZ'' dedik diye ayıkken içsel sorgulamada daha da rezil etmesin bizi muhteşem PERİŞAN’INA bu itirafla..
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Mart 11, 2008, 07:04:34 ÖÖ Gönderen: zeyno »
|
Moderatöre Bildir
Kayıtlı
|
|
|
|
|
cumali22
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #6 : Mart 03, 2008, 06:29:42 ÖÖ » |
|
Kalk(!) Borusu Çalınca
Bir boru çaldı yükseldi ses yayıldı dalga dalga Fırladı hep birden ayağa (bütün) ezilenler sustu fabrika sustu söylevler durdu makinalar traktörler, karasaban
Kalk! borusu çalınca Kalk! borusu çalınca! x x x şaştı ağaç şaştı kuş sindi yılan Yumruklar kalkınca Yumruklar kalkınca x x x yarıldı toprak titredi ağa korktu solucan şaştı börtü böcek
Hep birden kalkınca ayaklar Hep birden inince ayaklar! x x x şimşekler,gökgürültüleri alanlarda ayak sesleri sokaklarda insan selleri Kurtuluş! Kurtuluş! Kurtuluştu ağızlardan çıkan.
Sesler gürledi inletti kayaları çalkandı yankı yankı siperler kazıldı namlular doğruldu tetikler çekildi... şifaya geldi can çekişen ölü memedeki çocuk idamlık mahk^um durdu dinledi
Tetikler çekilince Tetikler çekilince!
Sondu bu sabah ezanı kudurmuştu atom çıldırmıştı nötron Düştü başlar birer birer kanlar aktı şorul şorul amana geldi efendiler yıkıldı kiliseler Dağ dağ düşen yiğitler şerefle ölen şehitler duymuş m''ola bu sesleri zafer çığlıklarını azgın katil Hitler?
Cumali Cumalioğlu 15.4.1983-BURSA
|
|
|
|
|
|
cumali22
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #7 : Mart 03, 2008, 06:32:32 ÖÖ » |
|
Ozanca Sesleniş
Eğik başın dik durmalı Boyun eğme güçlülere Suçludan hesap sormalı Namlu çevir suçlulara
Sen işçisin yaratansın Anamala mal katansın Emeğini boş satansın Namlu çevir suçlulara
Çok çalışıp aç yatansın Yıl boyu oruç tutansın Şükret diyenler utansın Namlu çevir suçlulara
Üretensin sen, işçisin Enflasyonla yarışçısın Onurlu bir savaşçısın Namlu çevir suçlulara
Hep ağladın gülmedin sen Dost-düşmanı bilmedin sen Yaşıyorsun ölmedin sen Namlu çevir suçlulara
Olmaz deme tek başına Hiç acıma genç yaşına Selam verip her kurşuna Namlu çevir suçlulara
CUMALİ yalnız olsa da Gider deli denilse de Tek tek gidenler ölse de Namlu çevir suçlulara.
Cumali Cumalioğlu 6.2.1987-İSTANBUL
|
|
|
|
|
|
cumali22
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #8 : Mart 05, 2008, 01:51:30 ÖÖ » |
|
-Sonlanmamış bir aşkın öyküsü-
Sadece Aşk Vardı -Hatice Yıldırım Tufanoğlu’na-
1. en bilge sözlerimi en cahil hatalarımı en çocuk sevinçlerimi tüm geçmişimi sildim saniyenin bilmem kaçta kaçı bir zaman diliminde aldı götürdü dokunuşunda yaşadığım tat
olduğu yerde bıraktım en yurtsever kavgalarımı en sancılı günüydü halkımın oğlumu geride bıraktığım gün kurusıkı yalanların vurmadan seni sadece aşk vardı iki yıllık düş diliminde
delikanlı çiçeklerim açmadan uyanışında/belki son ilkyazında riyakârlıkta, yenilmişlikte, belki en son sevgide son buldu kıyıcı aşkım kaldığı yerden yeniden başladı daha dün gibi sınıfsal savaşım
artık yoksun alnım galip umursamaz yüreğim kazma vurur içimdeki madenci kapitalizmin şah damarına barışa bilenir kalemim emperyalist paylaşımlarda…
2. yumuşak bakışlarında düşler ülkesine girmeden kış uykusuna yatmadan yüreğim kan irindi yaşam kıyıcı bir savaştı yürek acısıydı beynime işleyen yüreğimi kanatan en güncelinden evlât acısıydı/ akşam haberleri
bütün sevdiklerimden bütün uğraşlarımdan bütün alışkanlıklarımdan öte sadece aşk vardı kış uykusu sevişmelerimde
sildim senden önceki günlerimi her saniyesini tek tek sildim o kadar çoktular ki o kadar yorgun o kadar kırgın o kadar sevinç o kadar üzünç o kadar acı o kadar yaşlı o kadar çocuktular ki hepsini hepsini sildim yaşanmamış saydım ilk sevişmemizde
en şuh gülüşünde en pişkin kahkahasında orospuluğun duygularım parçalanır incinir onurum/vazgeçerim!
3. delifişek bir arzuydu kanatlanmış rüzgârda beni sana getiren bütün bentleri yıkan aşkındı
beynim işgalin altında sözcüklerim sana tutsak bitiremediğim bir türküdür şimdi çığırdığım sana uzak arzularda
ben sana vurgun düşlerim sana tutsak kilometreler ötesinden haykırışımı duymasan benim nasıl tutabilirsin ki yüreğindeki hapishanede ölüme mahkûm edip dine dair düşüncelerinde beni nasıl asabilirsin ki beynindeki darağacında
bilirim bitanem duyarsın beni rüzgârlar fısıldar kulağına yarım aşk şarkılarımı…
sildim senden önceki günlerimi her saniyesini tek tek sildim öyle çoktular ki öyle yorgun öyle kırgın öyle sevinç öyle üzünç öyle acı öyle yaşlı öyle çocuktular ki hepsini hepsini sildim yaşanmamış saydım ilk sevişmemizde
sende şekil buldu seninle doldu yeni belleğim sonsuza dek yeni belleğimde seni de götüreceğim ölsem de…
sanmıştım ki…/vazgeçtim! kaldığı yerden yeniden başladı daha dün gibi sınıfsal savaşım!
28.01.2008-04:12-MLT. Cumali Cumalioğlu
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Mart 05, 2008, 02:50:39 ÖÖ Gönderen: cumali22 »
|
Moderatöre Bildir
Kayıtlı
|
|
|
|
|
TayyibeAtay
|
 |
« Yanıtla #9 : Mart 06, 2008, 20:35:55 ÖS » |
|
"sanmıştım ki…/vazgeçtim!"
unutulmayan ne kaldi ki geride;ondan baska!..mavi bir cicektir o,cagin kotulukleri sinen siirler icinde bile!..
kutluyorum saygi ve sevgilerimle...
|
|
|
|
|
|
cumali22
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #10 : Mart 06, 2008, 21:40:01 ÖS » |
|
TANRILAR
Ve tanrılar tanrı olalı ya kurban istediler ya ölümüne tapınma ve ölüme alkış tuttular aracı koyup Azrail'i kendi cinayetlerini akladılar! Cumali Cumalioğlu 06.03.2008-19:35-MLT.
Sevgili Funda Dane’nin “Ölüme gülen tanrı!” dizesinden esinlenme… Sevgili Funda Hocam’ın bana en güzel doğum günü hediyesi oldu.
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Mart 06, 2008, 22:42:55 ÖS Gönderen: cumali22 »
|
Moderatöre Bildir
Kayıtlı
|
|
|
|
|
cumali22
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #11 : Mart 06, 2008, 21:50:33 ÖS » |
|
Evet sevgili Tayyibe Hocam! Arada bir coşkun duygularla yanılıyoruz. Daha doğrusu yanıltabiliyorlar! Evet bazen çok şey sanabiliyoruz. Önemli olan da yanıldığımızı anlayınca vazgeçebilmektir. Sizlerin yanılmamaları dileklerimle...
|
|
|
|
|
|
cumali22
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #12 : Mart 06, 2008, 22:33:06 ÖS » |
|
AŞKTAN DÖNMEK YOK! -Aşk bazen ağlatandır!-
Bir kuş terk eder bedenimi zarif incecik heyecan dolu öksüz kalır yüreğim acılarda bir mutsuzluk şarkısı takılıp kalır boğazımın yangınında
birdenbire oldu her şey birdenbire dediysem kendiliğinden değil! aşksa bu acılı bu zarif bu ezik kuşun adı iki kişilikti öyle durup dururken olmadı sana doğru bu akış! inkar edemezsin sen de istedin bunu
Yangın mideme iner içim geçer gözyaşlarım sel olur engel olamam içimdeki öksüz çocuğun tokat yemiş sesiyle ağlarım önleyemem hıçkıran sesimi
Canımdan can kopmakta beynim sana tutsak dikenli teller kanatır alnımın aklığını kırmızıya boyar yüzümü ayaklarım seni ister koyduğun sınırlara inat!
ey sevgili ey gülden eser Güleser seni yaşamak bu kadar zor mu? yüreğimdeki yangını dudaklarında söndürmek zor mu bu kadar söyle?
Gönül kuşum dönmez gayrı sen dön ne olur! Bana dön beni sar sevgiyle dokun ağlayan yanımı okşa sev beni!
Yüreğimi tut üşümüş yokluğunda ısıt! Sensizlikte içimdeki ağlayan çocuğu sustur!
ya da gelmezsen Sen geri yolla ezik kuşumu gücün yeterse! giden gelmiyor çünkü aşktan dönmek yok! Cumali Cumalioğlu 03.01.2008-09:20
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Mart 08, 2008, 15:45:44 ÖS Gönderen: cumali22 »
|
Moderatöre Bildir
Kayıtlı
|
|
|
|
|
cumali22
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #13 : Mart 11, 2008, 05:06:53 ÖÖ » |
|
ŞİİR ASLINDA SİLAHTIR!
ırmaklar deli divane olur beynimdeki çelişkilerde rüzgar benim için, şiirim için delirir en korkunç uğultusuyla eser durur düşüncelerimde hırçınlaşır asileşir yine delirir
alıp gidemez benden hiçbir şey sonunda sessizce dağılır fırtına!
şiirimde geceler karadır bakma sen aslında benim, beyaza sevdalıdır, şiirim
benim şiirimde güneş hüzünle batar şafağa sevdalıdır çünkü akşamdan
sinsi, testere dişli acı törpüler durur yüreğimi paslı, çürümüş bir bıçak
sonunda yüreğim sağalır çocuksu sevinçlerde!
ay ninni söyler karanlığa bölük pörçük uyku aralarında körebe oynar uykusuzluğumda bir çıkar bir kaybolur bulutlarda şimdi işte sobe!
bordo renklerle kanarken Ortadoğu çocuk düşlü, bebek gülüşlüdür şiirim kan kırmızı uykulardan uyanır barışa el sallamak için sonunda öpülesi bir “gı” sesiyle
savaş düşlerinden uyandığına bakma küçücük bir bebektir o büyüyecek barış türküleriyle
sevgidir bazen sevgiliye dokunuş kadar zarif yumuşacık! bebeğe süt, bir tutsağa özgürlüktür şiirim!
iplerini koparmış nazlı bir uçurtmadır süzülür maviliklerde tutsaklığa inat özgürce
çifte su verilmiş çeliktir bazen insan etine işleyen bıçakta aydın kanıyla beslenen kurşundur bazen en can alıcısı kahpelerin!
acı bir çığlıktır bazen katliamları yırtan gri dumanı bombaların kırmızı rengi savaşın rengarenk açan gökkuşağıdır napalm sonrası kül yağmurunda
dağ her zaman dağdır yüce eğilmez zaman zaman dumanlansa da başı dik, bükülmez
benim şiirim de başında kardan aklar bir dağdır aslında! ağırbaşlı onurlu asidir çoğu zaman dik başlıdır!
öksüz bir çocuğun yakaran bakışı kadar acıdır bin bir çiçekte baldır gözyaşı kadar tuz
iyi gelir bazen dost bir yüreğe serinletir kendi gönlünce tam zamanında sunulan bir tas ayrandır!
bazen şelale gibi gürültüyle akar bazen deniz kadar sakindir aldığını geri veren cömert sakin fırtına sonrası dingin bir deniz
bazen bir gerilladır attığını vuran bazen bir tay, özgürlüğe hevesli bazen yırtıcı, atılgan, bir kaplan bazen keskin bir ustura yoksul hakkı yiyene!
deli bir rüzgardır bazen tahripçidir engel tanımaz birçok yara almış yenilmemiş yorgun bir savaşçıdır!
direngendir, devrimcidir kural tanımaz koşulsuz bir savaşın keskince kılıçdarıdır kendi yordamınca savaşır!
emektir bilge bir beyinden usta bir kalemden dokunur ilmek ilmek karınca azmi, nakış nakış örümcek sabrıdır
şiir aslında sözcüklere sığdırmaktır yaşamı özündür özlü sözdür! az sözle çok şey söylemektir ben bunu başaramadım!
Ve şiirim bir savaştır aslında kimsenin bilmediği bir ucunda ben bir ucunda düzen! Cumali Cumalioğlu 10.03.2008-12:45-MLT.
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Mart 11, 2008, 20:47:41 ÖS Gönderen: cumali22 »
|
Moderatöre Bildir
Kayıtlı
|
|
|
|
|
zeyno
|
 |
« Yanıtla #14 : Mart 11, 2008, 05:17:04 ÖÖ » |
|
Yalnız değilsin arı Cumali. Bunu demem mi, yoksa bilmen mi? Hangisi sana, helali haktan, haramı kuldan şair kelamı, insan selamı!
Bunu çözmek de sen mahareti. E Sen dediğim, bir Ozan madem,
Hadi artık yat uyu, söz yorulmadan. sabah bir güneş doğuruyorsa, düşler kaç güneş...
Ten karartmadan, tan ağırırken.
py
|
|
|
|
|
|