Google Reklamları
ÜCRA ŞAİRLER DURAĞI
Ötekileriz Kültür Sanat Girişimi Forumu
Mayıs 23, 2012, 13:53:09 ÖS *
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
 
  ANASAYFA ANAFORUM Yardım Ara Takvim Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: [1] 2   Aşağı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: ÜCRA ŞAİRLER DURAĞI  (Okunma Sayısı 2480 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Sanat Dedektifi
ÖKS Girişimcisi
***
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 209


« : Ekim 13, 2008, 19:09:09 ÖS »

ÜCRA ŞAİRLER DURAĞI:


Hayat tuhaf bir yorgan: Örter üstümüzü karmaşanın göğü ile, bilinmezliklerle, hayâl kırıklıklarıyla, umuşların buharıyla, düş külleriyle, gazel olmuş bir gülden kalma yağmursuzluk sitemleriyle. Beter üşürüz temmuzun ortasında, delice terleriz zemherinin doruğunda. İnsanız, en mutlumuz bile biraz eksiktir hayatın karşısında. Parayı bulsa aşkı, aşkı bulsa parayı, ya da ne bileyim bulamadığı-erişemediği bir şeyleri olmuştur. Evet, aşağı yukarı birbirine benzer insan hâlleri, böyledir bu. Dünyanın bir ucunda atan kalp, buradaki ile benzeşiktir. Ora ile bura arasında sadece mesafeler vardır. Mesafelerse hepimize aynı sevinçleri, aynı hüzünleri toplar, kilerinde saklamak üzere. Doğrudur, çok saklıyız aslında. Sizin de olmuştur, saklı kalmasına razı olamadıklarınız: Bir değer, güzellik, yapıt… Bunları çoğaltabiliriz. Benim de oldu, saklı kalmasına razı olamadığım şairler oldu. Onun için açtım bu sayfayı. Süreç içerisinde onları gün ışığına atacağım, ısıtsınlar diye bizi.  Burası “Ücra Şairler Durağı” olacak. Buyurun, bu durağa bir şair de siz indirin.
 


Zehra YENİCE
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Sanat Dedektifi
ÖKS Girişimcisi
***
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 209


« Yanıtla #1 : Ekim 13, 2008, 19:12:08 ÖS »

MİNEGÜL SOLANER

Şair Venüs isminde fanzin-dergi sentezi şiirli yapraklar savururdu o, Bursa’dan. 2003’lü yılardı. Bu şiirli yaprağın müdavimi olmuştum, arar bulurdum her sayısını. Pardon, bu şiirli yaprağı kim savururdu şairlerin gökyüzüne, onu söylemeyi unutmak hiiiç olmaz. Evet o adam şair Ali ERYÜKSEL’di. Ondan, yaptığı işten şunu öğrendim, içselleştirdim. Ne yaparsan yap, aşkla yapacaksın! Üstelik fotokopi ile çoğalttığı fanzin dergisi ile en cafcaflı dergilerde göremeyeceğimiz şairleri güne taşırdı. İsmihan TENGİRŞEK’i, Meltem DENİZERİ’ni, Minegül SOLANER’i ve daha nicelerini bana o tanıttı. Saklı şairlerim oldu onlar. Çünkü, akşamsefaları gibi açıp kayboldular. Bulamadım izlerini. Üstelik Minegül SOLANER’le meslektaş olduğumuzun duyumunu aldım. Tezgahtarmış, İzmir’de. Hayır, onunla meslektaşlığımız değil konu; şiiri:


MUMYA BEBEK(*)

En sevdiğim defter
resim defterimmiş geç anladım
güneş resimleri, güne veda ayinleri
Haşim’in ızdırabındaki örtü
çalar saatime kurgulu yorganım
çekildi üstümden, tanıdık el, açıldım
annemdi bana saçlarını bağışladı, ak
sütünü verdi arkamdan su döktü
vedalaştım, ardımda rüyalarım
oralardan savruldum da geldim
geldim de bulamadım turuncunun iksirini
kloş akşamlar düşerken eteğimden
bin parçaya ağardı sabahlarım
yıldızlara çıktım, şiire düştüm
kelebektim, bala duran arılardım
ceplerimde akasya tozları
hayatın değnekleri üstüme üstüme
döküldü tozlarım,halı bendim, parladım
açıldı sandığım, bitti sandığım rüya
depreşti gözleriyle
mumyalanmış bebeğimin

Minegül SOLANER

(*) Şair Venüs / Sayı 12-Kasım,Aralık 2003
« Son Düzenleme: Ekim 20, 2008, 21:08:25 ÖS Gönderen: Sanat Dedektifi » Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Şeyda GÜNEŞ
ÖKS Girişimcisi
****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 376


« Yanıtla #2 : Ekim 14, 2008, 16:13:11 ÖS »

Ah! Heyecana boğdu beni bu sayfa. Duyargalarıma dokundu, kalbimin teline bir mızrap vurdu. Köşedekiler hep ilgimi çekmiştir, onlarda saklı bir güzellik olduğunu hissetmiş, daha bir sıcak bakmışımdır. Sahici olanın, iyinin, giz'linin içinde konakladığını düşünmüşümdür. Şiiri damarında kan bilen nice şairlerin parlamaya bile fırsat bulamadan kayıp gittikleri gözlemlemişimdir. Elbette bunun bir çok nedeni olmalı: Köşe başı tutucularının şiirin yollarına koydukları taşlardan tutalım da, şair adaylarının kolay pes etmelerine kadar. Oysa, şairlik denen kimlik -İlhan Kemal'in deyimi ile, şayet varsa böyle bir kimlik- kolay kazanılmıyor. İnat etmek gerekiyor. Bu kimliği, bu ünvanı direnenler kazanıyor. Adı marka olan bir çok şaire baktığımızda hayıflandığımız olmuştur, şiirlerini pek de beğenmemişizdir, ama onlar bu yolda bir ömür harcamışlar, kendilerini şiire adamışlardır. Bundandır, adlarını kazımaları zamana. Azimle çalışmak gerekiyor. Hoş, insanın bir ünvan elde etmek gibi bir derdi olmamalı, o, yapılmışın dışında, özgün, başka bir şiire çalışmaya devam etmeli. Bunun manevi ederi vardır ve kendiliğinden gelir şiire direnen genç şairin avuçlarına dolar. Dolar mı? Bilmem.

Bu sayfa sığındığım duraklardan biri olacak tekrar belirteyim. Zehra YENİCE! Durup durup insanı yerinden zıplatıyorsun ya, aşkolsun sana.

Şeyda GÜNEŞ
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Sanat Dedektifi
ÖKS Girişimcisi
***
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 209


« Yanıtla #3 : Ekim 14, 2008, 21:47:53 ÖS »

NAİM KANDEMİR:

Kavram Karmaşa’nın Şubat 2001 Sayısında bir şiirin yanına çek işareti atmışım. Bu işarete “üstünde durulmaya değer şiir” anlamı yüklediğimi anımsıyorum. Şiirin altında Ali Rıza KARS imzası var. Derginin bir sonraki sayısında bahsettiğim şiirin Ali Rıza KARS’a ait olmadığı, yanlışlıkla-dizgi hatası sonucu şiirin altına onun isminin yazıldığı, sahibinin bilinmediği belirtilerek okurdan özür dilenmiş. Müthiş etkilemiş bu şiir beni. Ne yapıp edip şiirin kime ait olduğunu öğrenmem konusunda içimde müthiş bir bir istek büyütmüşüm!... Çalmadık kapı bırakmıyorum bu uğurda. Evet, hani derler ya;  “arayan Mevla’sını da bulur, belasını da”, hayır, bulduğum ne Mevla, ne de bela. Şiirin kime ait olduğu: Naim KANDEMİR. Araştırmalarım sonunda onun emekli bir memleket emekçisi olduğunu ve Çanakkale’de yaşadığını öğreniyorum. Sonra, şiirlerini hep takip etmek istediğim şairler olarak ajandama kaydediyorum adını. Fakat ne çare. Uzun yıllardır birkaç defa imzasına rastlıyorum dergilerde. Bu kadar. Düşünüyorum şimdi, neler oldu bu alemde onu şiire küstüren. Ey şair, bize yine sızdır günlerden şiirlerini. İşte o şiir:

GÜNLERDEN SIZAN (*)

Sussam çevremde akbabalar dansı
Konuşsam ses boğan barikatları köhnemiş sarayların
Dönemeyeceğim kadar benden uzak avungan çocuk yıllarım
Yanıtlanmayan sorularım hâlâ yanıtsız
Ömürlerden taşar gençliğimde zaptedilemeyen hüznüm
                                                            yine aynı hüzün
Ağlarsam yağmurda ağlarım kimse anlamamalı


Günlerin vahşetinde ezilirken güller içimde
Kanırtan bir dildi ki ağzımdaki öncelikle çuvaldız
Bir melodiyken kulaklara şafaktaki boynun çıtırtısı
Dağıtamaz çenesuyu ustaları içime çöken avlu sessizliğini

Kılavuzdu ağdaya muhtaç yüreklere yağı bitmiş kandiller
Yürüsem her yön uçurum dönsem her yanım inkârdı
Ve birkaç kopuk yılda yaşadım hayatın tüm yaşlarını

Ey bana kuyular kazan dizginlenemez sözcüklerim
Savrulan beş çaylarına kırık aynalar şenlensin
Ey şair!
Savur kendini sözcüklerine yaraların neşterlensin.

Naim KANDEMİR

(*) Kavram Karmaşa / Şubat 2001 / Sayı:17

« Son Düzenleme: Ekim 15, 2008, 10:04:49 ÖÖ Gönderen: Sanat Dedektifi » Moderatöre Bildir   Kayıtlı
K. Kozanoğlu
K.KOZANO?LU
ÖKS Girişimcisi
**
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 50

ellerimde güller, ayaklar?m kül...


« Yanıtla #4 : Ekim 15, 2008, 12:50:33 ÖS »

Bir arının en nadide çiçeklerden balözü dermesi gibi sevgili sanat dedektifinin bu güzel çabasını kutlarım. Her şair ne yazık ki-belki ne mutluluk- bir ücradır günümüz dünyasında. Tellerimizi kırmasa da buran bir duygudur bu. Lakin ne şair bırakabilir şiiri, ne şiir küsebilir şaire. Gün gelir sürgün verir yeni yeni şiirler açar. Sevgi ve selam ile.
Moderatöre Bildir   Kayıtlı

k.kozano?lu
Sanat Dedektifi
ÖKS Girişimcisi
***
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 209


« Yanıtla #5 : Ekim 16, 2008, 13:35:05 ÖS »

ALTAN DOĞAN:

Bende bir de kitabı vardı, araştırdım kitaplığımı, bulamadım. Diğer birçok kitabımın başına gelenler bu kitabın da başına gelmiş olmalı. Muhtemelen arkadaşlar tarafından bir bakalım diye alınmış geri verilmemiştir. Altan’ın kendi imkânlarıyla çıkardığı bu kitabını da sevmiştim, onun şiirinde yüksek düzeyli bir ışık olduğunu görmüştüm. Nereli, şimdi nerede, ne iş yapar?... Hakkında çok şey bilmiyorum, bildiklerim çok eksik: Aslen Sivas’lı olduğunu, bir süre Adana’da yaşadığını, siyasi dönemde arkadaşlarının ona “kurban” lâkabı taktıklarını, şimdi ise Tunceli’de öğretmenlik yaptığını, buralı bir kızla evlendiğini duymuşum, ne derece doğru bilmiyorum. Şimdi size onun 2003 yılında 6. Uğur Mumcu Şiir Yarışması Özel Ödülü’nü alan şiirini takdim edeceğim:

GÖZ SAATİ

anneme bir baktığım nereye gider
o uzaklık diyelim kuşlardan ve sararmış
gözlerim çarşıdaki acemi asker

yavuz vakitler varmış nerden biliyoruz ki
şehir burada akşam burada işsiz İsmail burada
saçları uzamış bir mevsim edinmişler

gözlerimi geri versin çarşıdaki o asker
yüzüme gideceğim çocuğum ve kirliyim
karanlık bir kilit midir yani devletler

anneme bir baktığım o deli karanfiller
kime verecektim ki unuttum gitti
şehir gitti akşam gitti işsiz İamail gitti
o ahşap sevgililer

                         mart 2003, Tunceli


Altan DOĞAN
« Son Düzenleme: Ekim 16, 2008, 13:38:50 ÖS Gönderen: Sanat Dedektifi » Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Sanat Dedektifi
ÖKS Girişimcisi
***
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 209


« Yanıtla #6 : Ekim 19, 2008, 21:45:36 ÖS »

MARJE AYDIN:

Onu bir üniversite öğrencisi iken arkadaşlarıyla birlikte çıkardıkları edebiyat dergisi ile tanıdım. Birkaç şiir sevdalısı öğrencinin çıkardıkları bu dergi, dışarıdan bakıldığında renk vermemekte, içine girildiğinde ise geri çıkılamayan bir türden, oylumlu. Şiir üzerine yazılar, denemeler, gezi yazıları, ne ararsan var. Elbette benim gözüm ağırlıklı olarak şiirlerde, iyi bir şiir bulur muyum diye dört dönüyor… Bir şiir okuyorum, daha yazarına bakmamışım, şiir beni çarpıyor, bakıyorum kime ait diye; Marje AYDIN. Aradan yıllar geçiyor, tek tük dergilerde rastlıyorum adına. Bazı dergi editörlerinin onu aradıklarını fakat izini bulamadıklarını biliyorum. Bir gün İlhan Kemal’le sohbet ediyoruz, ona bu konuyu açtım. İlhan ve arkadaşlarının çıkarmakta oldukları İmgelem Çocukları’nda bu şairden bir şiir okumak beni çok sevindirirdi, aynen belirttim meramımı İlhan Kemal’e. İlhan gülümseyerek dert edindiğin şeye bak, sen son sayımızı okumamışsın galiba dedi. Bir utandım, bir utandım. Kem küm… Hayır hayır, senin bunda bir kusurun yok, elbette okuyamazsın çünkü yeni çıktı, “okumamışsın galiba” diye sana şaka yaptım, dedi. Ne diyorsun, kimselerin bulamadığı şairi bulduğunu söyleme sakın…

Evet İlhan Kemal gerçek bir editörlük örneği sergilemiş, onu taaa Kayseri’nin bir köyünde bulmuştu ve Marje AYDIN’dan bir şiir okuyacaktım  biraz sonra:

ESKİ PABUÇLAR (*)

Sabahın en derin durakları, güneş
Damla damla düşüyor pencereme
Al beni bu bekleme peyzajından hayat
Neşter at
Pabuçlarımı yenile

Aralıklarla parıldıyor güneş
Ötede gri boşluklar
Hangi dostlardan kaldıysa unutmak

Bir serçe konuyor penceremin önüne
Adres defterimde ertelenmiş
yolculuklar

Uzun ayrılıklar sonrasında hayat
Yorgun fırçanla diyorum, yeni
pabuçlar
Karalasan, düşsen önüme
Yarım kalan tüm yolları yürüyeceğim.


Marje AYDIN


(*) İmgelem Çocukları Dergisi/ Sayı:6 / Ocak 2004

Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Bahattin YILDIZ
Bahattin Yıldız
Yönetici
ÖKS Girişimcisi
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 603



Site
« Yanıtla #7 : Kasım 03, 2008, 20:14:00 ÖS »

ALTAN DOĞAN:

Bende bir de kitabı vardı, araştırdım kitaplığımı, bulamadım. Diğer birçok kitabımın başına gelenler bu kitabın da başına gelmiş olmalı. Muhtemelen arkadaşlar tarafından bir bakalım diye alınmış geri verilmemiştir. Altan’ın kendi imkânlarıyla çıkardığı bu kitabını da sevmiştim, onun şiirinde yüksek düzeyli bir ışık olduğunu görmüştüm. Nereli, şimdi nerede, ne iş yapar?... Hakkında çok şey bilmiyorum, bildiklerim çok eksik: Aslen Sivas’lı olduğunu, bir süre Adana’da yaşadığını, siyasi dönemde arkadaşlarının ona “kurban” lâkabı taktıklarını, şimdi ise Tunceli’de öğretmenlik yaptığını, buralı bir kızla evlendiğini duymuşum, ne derece doğru bilmiyorum. Şimdi size onun 2003 yılında 6. Uğur Mumcu Şiir Yarışması Özel Ödülü’nü alan şiirini takdim edeceğim:

GÖZ SAATİ

anneme bir baktığım nereye gider
o uzaklık diyelim kuşlardan ve sararmış
gözlerim çarşıdaki acemi asker

yavuz vakitler varmış nerden biliyoruz ki
şehir burada akşam burada işsiz İsmail burada
saçları uzamış bir mevsim edinmişler

gözlerimi geri versin çarşıdaki o asker
yüzüme gideceğim çocuğum ve kirliyim
karanlık bir kilit midir yani devletler

anneme bir baktığım o deli karanfiller
kime verecektim ki unuttum gitti
şehir gitti akşam gitti işsiz İamail gitti
o ahşap sevgililer

                         mart 2003, Tunceli


Altan DOĞAN



Sayın Altan Doğan, Zehra Yenice'ye ulaşamayınca beni cepten aradı, ayrıca otekileriz@gmail.com'a e-posta gönderdi...
Ücra bir kentin, ücra bir ilçesinde üst düzey bürokratlardan biri olarak kamusal hizmetini sürdürmekte olan Sayın Altan Doğan, Zehra Yenice'nin yorumuyla ilgili kendisinde oluşan hoş duygularını ifade etti...
Yakında şiir kitabı çıkacağını müjdeledi...
Sevgili Zehra Yenice'ye ve nitelikli ürünlere yer veren Ötekileriz'e saygı ve sevgilerini sundu...

E-mesajını ekleyebilmem için kendisinden izin istedim, lütfedip kabul ettiğinden aşağıya ekliyorum:

"Şiirim hakkında değerlendirme yazan Sayın Zehra Yenice'ye teşekkür ederim.Selamlar. Altan DOĞAN"
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Nisa NUR
ÖKS Girişimcisi
****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 257


« Yanıtla #8 : Kasım 04, 2008, 16:33:04 ÖS »

Zehra YENİCE'nin yaptığı çalışmayı çok önemsedim: İyi ve güzele dair yoğunlaştığımız hiçbir emek boşlukta kalmıyor... Burada bunun tanıklığını yapmak heyecan verici.

 Nisa NUR
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Sanat Dedektifi
ÖKS Girişimcisi
***
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 209


« Yanıtla #9 : Kasım 15, 2008, 21:48:24 ÖS »

HASAN HÜSEYİN ANMAK:

Adana'nın Seyhan ilçesine bağlı Tepebağ Mahallesinde dünyaya geldi. Adana Gazipaşa İlkokulu ve Tepebağ ortaokulunda ilk ve orta öğrenimini tamamladıktan sonra Ankara ilinde Polis Koleji ve Polis Akademisini bitirdi. Bugün itibarıyle 2. Sınıf Emniyet Müdürü olan Hasan Hüseyin ANMAK; Şükrü Balcı Polis Meslek Yüksek Okulu'nda Okul Müdür Yardımcısı olarak görev yapmaktadır. 1978 yılında başladığı şiir serüvenini inatla devam ettirmektedir.

Yayınlanmış Şiir Kitapları:

- Kelebek Düşleri
- İlk Aşkım
- Gülümse Ne Olur
- Sensiz Hüzün Var
      ve
- Savrulur Giderim.

 
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Berrak BEHRAMOĞLU
ÖKS Girişimcisi
**
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 63


« Yanıtla #10 : Kasım 15, 2008, 22:40:38 ÖS »

Çok anlamlı bir sayfa. Zehra YENİCE'yi kutlarım.

Berrak BEHRAMOĞLU
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Ruşen Ergün
ÖKS Girişimcisi
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 16



« Yanıtla #11 : Aralık 02, 2008, 23:53:10 ÖS »

Bu anlamlı sayfayı ilgiyle takip ediyorum... Sevgili Zehra Yenice'ye çok teşekkürler...
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
zeyno
ÖKS Girişimcisi
****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 700



« Yanıtla #12 : Aralık 03, 2008, 01:33:43 ÖÖ »

Şiircan insan Zehra Yenice'yi.. O, canlı kanlı, kırk ayaklı, şiir-şair kütüphanesi Zehra Yeniceyi, ben burada bu değerli emeğinden dolayı sadece kutlamıyor kendisine olan hayranlığımı da ilan ediyorum, bu vesileyle.. Sevgiler.
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Şeyda GÜNEŞ
ÖKS Girişimcisi
****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 376


« Yanıtla #13 : Aralık 03, 2008, 17:22:33 ÖS »

Sevgili Zehra'dan yeni "ücra şairler" beklemekteyim. Bu özenli çalışmalarından lütfen bizi mahrum etme, özletme. Neredesin Zehra?

Şeyda GÜNEŞ
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Sanat Dedektifi
ÖKS Girişimcisi
***
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 209


« Yanıtla #14 : Aralık 22, 2008, 13:47:54 ÖS »

FATMA NUR:

Bazı şairler kötü şiirler yazmalarına rağmen, bu şiirlerini öylesine bir maharetle görücüye çıkarırlar ki, şaşarız. Doğrusu, şiiri bilenler şaşar. Bilmeyenler ise sunumdaki ustalığın büyüsüne kapılarak bir yanılsama içine düşer, kötüyü iyiymiş gibi algılar. Hayır, Fatma NUR onlardan değildir. İyi şiirler yazmasına rağmen dinginliği, mütevaziliği elden bırakmaz. Bağırmaz, çağırmaz, ortalığı velvereye vermez. Bilir ki, iyiyi bir gören zaten olur. Hoş, olmasa ne olur. Onun adı bu sayfanın formatına pek uymasa da, yani, o kadar da ücra bir isim olmasa da, onu burada bu alçakgönüllülüğünden dolayı anmak istedidim.Bu defa birkaç sayı çıkarılarak yayın hayatına son verilen bşarılı bir şiir dergisi, Şiir Odası'ndan seçtim bu şiiri:

Kim Erken Giderse
Bir Geç Kalan Bulunur

yaz iz bırakmaz bahçeleri saymasam
marıları sayma yaz eksik bir iskele
ayışığına tutunmasa yolu yok yazın

buluşmaları unutalım bir ilçe postanesi
denli ıssız yaz aslında ama bir güzel
herkesi aldatıyor. soakaları geç. yaz
evsizliğini seven çocuk dönmeyi istemez
kim eren giderse yaz o'dur

bir çantaya sığan yazdan
en çok mazaretler bırakılır arkada
güller? yaradaki ömrü kadar bir parça bezin

giderken içimde unuttuğu plasenta!

Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Sayfa: [1] 2   Yukarı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.16 | SMF © 2006-2009, Simple Machines XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu!