Hülya Deniz
ÖKS Girişimcisi
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 21
|
 |
« Yanıtla #15 : Kasım 01, 2008, 08:19:56 ÖÖ » |
|
Sevgili Bünyamin Durali, Ödüller ve şiirle şairle ilişkilenmeleri konusunda söylediklerinize katılmamam olanaksız. Benim esnediğim tek bir nokta var. O da şu: gencecik bir şair, yolun başında, bir ödülle ismi duyuluyor, dergilerde görünme olanağı yakalıyor, şiir kitabı yayımlanıyor. İyi bir çıkış yakalamış oluyor. Düzgün bir yarışmada alınmış, düzgün bir dosyayı eğer şair gençse, olumlu bulmak gerekir diye düşünüyorum. Bildiğimiz gibi, ödül üç yere verilir. Birincisi yarışmaya katılan şaire, ikincisi seçici kurula, üçüncüsü de adına ödül konan kişi ya da kuruma. Bu üçünü de sevindiren, çıtayı yukarı taşıyan bir sonuç elbette şiiri de sevindirir. Şiirle kalın.
|
|
|
|
|
Bünyamin Durali
Girişimci
ÖKS Girişimcisi
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 154
|
 |
« Yanıtla #16 : Kasım 01, 2008, 11:17:28 ÖÖ » |
|
Sevgideğer Hülya Deniz,
Meseleye, biraz da kadınsı (bu dediğimin, cinsiyet ayrımcılığı gibi algılanmasını isteyemem) duyarlığınızdan kaynaklı bir esneklikle ve iyi niyetle yaklaşıyorsunuz sanırım. Şöyle diyorsunuz: "Benim esnediğim tek bir nokta var. O da şu: gencecik bir şair, yolun başında, bir ödülle ismi duyuluyor, dergilerde görünme olanağı yakalıyor, şiir kitabı yayımlanıyor. İyi bir çıkış yakalamış oluyor. Düzgün bir yarışmada alınmış, düzgün bir dosyayı eğer şair gençse, olumlu bulmak gerekir diye düşünüyorum."
Sizin düşünsel donanımınıza dayanarak, şöyle diyeceğim: Şiir (ve Şair), çıkışını, bizatihi kendi dinamizminden, kendi varoluş olanaklarından mı; yoksa, teşvik edilmeleri maksadıyla, ilkokul çocuklarını ödüllendirmeye benzer şekilde (bizim çocukluğumuzda öyleydi, şimdi bilmiyorum), şiirsel / poetik birikimleri çokçası tartışmalı kimi mahfillerin, şiiri / şairi, kerameti kendinden menkul ölçmelerinden mi sağlamalı?
Özelde şiirsel (genelde sanatsal) bir yapıtın biricikliği dediğim, tam da budur: Kendini özgürleştirerek gerçekleştirmesi sürecinin, hiçbir dışsal etkene bağlı olmayan bir özerklikle (otonomiyle) tamamlanabilmesidir.
Öte yandan, mikro ve makro boyutlu çeşitli sanat erklerinin, şiiri (sanatı), neoliberal-kapitalist piyasaya eklemleme (holdinglerin, bazı devlet kurumlarının) ve "o pazar"ın içinde eritme düzeneklerini, mutlaka hesaba katmalıyız. Buradan "resmi ideloji"yi yeniden üretme gayretlerini, o ideolojinin hempalarının olanca flulaştırma çabalarına karşın, bizler saydamlıkla görebiliyoruz.
Özetle: Sorun sınıfsaldır Hülya Hanım, "ezenler"in şiirsizliğine karşı, "ezilenlerin şiiri"nin yanında saflanma sorunudur. Modernist-Burjuva şiiristlerin, biçimsel olarak ve eksiksiz bir ikiyüzlülükle "şiir"i sahipleniyor görünmeleri, bunu ödüllerle / yarışmalarla perçinlemeleri, onların doğalarıyla gayet uyumludur. Ancak, içerikçe hangi sınıfların avukatlığına soyundukları da ayan-beyan ortadadır. Bunu siz, benden iyi bilirsiniz.
Sizinle tartışmak, beni sevindiriyor, bilesiniz.
Esenlikle.
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Kasım 01, 2008, 11:19:09 ÖÖ Gönderen: Bünyamin Durali »
|
Moderatöre Bildir
Logged
|
ne vakit şaşırsam umulmadık zamanlarda yönümsün
|
|
|
Bünyamin Durali
Girişimci
ÖKS Girişimcisi
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 154
|
 |
« Yanıtla #17 : Kasım 01, 2008, 12:01:58 ÖS » |
|
ŞAİRLERİN DEĞİL, ŞİİRLERİN YAŞI OLUR.
Hülya Deniz'e bir noktada daha itiraz edecektim önceki yazımda, unutmuşum. "Gencecik bir şair" diyor.
"Gencecik şiir"i anlıyorum da, "gencek şair"i yadırgıyorum. Kimdir "gencecik şair"? Yaşça genç, bedence diri kişi mi? Diyelim öyle. O vakit bu, biyolojik / anatomik bir kavramsallaştırma olmaz mı? Peki, böylesi bir belirlemenin, şiire / şaire getirisi nedir; ya da şiiri / şairi var kılmaktaki rolü / etkinliği nedir? Şiire / şaire böyle bakmak, biraz da Sosyal-Darwinizm'in penceresinden bakmak, beraberinde, şiiri, estetik / tinsel karakterinden arındırmak olmaz mı? Ayrıca, merhum Dağlarca'nın, merhum İlhan Berk'in, 90'lı yaşlarında yazdıkları şiirlerin, nice 18'lik-20'lik "gencecik şair"in şiirlerinden daha "gencecik" olduğunu söylersem, bir klişeyi mi dillendirmiş olacağım?
Diyesim şudur: Şairlerin yaşı olmaz (genci-yaşlısı olmaz), şiirlerin genci-yaşlısı olur. Bunu görmek için, nice "tence genç şair"in, sanat-edebiyat dergilerindeki ve kitaplarındaki, seçkilerdeki "şiirsel ceset"lerine ve nice "tince genç şair"in de "dirimsel şiir"lerine bakmak, yeter de artar bile.
Selam ve sevgiyle.
|
ne vakit şaşırsam umulmadık zamanlarda yönümsün
|
|
|
Hülya Deniz
ÖKS Girişimcisi
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 21
|
 |
« Yanıtla #18 : Kasım 02, 2008, 07:30:15 ÖÖ » |
|
Merhaba, Öncelikle tartışma değil, ortaklaşa düşünme diyelim yaptığımız yazışmalara. Nurullah Ataç aynen sporcular gibi şairlerin de gençken başarılı olacağını söyler. Cahit Külebi'de buna yakın düşünür, hatta kadından şair olmaz der. Ben buna katılmıyorum elbette, hem kadın, hem de ilk şiirini kırk yaşında yayımlamış biri olarak. Aslında benzer şeyleri farklı biçimlerde ifade ettik. Şiirin yarıştırılmasına karşı olduğumu en baştan söylemiştim zaten. Gençlere bir paragraf açmış olmamın nedenini de açıklamıştım. Ödülleri dolaşımdan kaldıramayacağımıza göre, altmış yetmiş yaşına geldiği halde hala yarışmalarda boy gösterenler yerine gençlerin aldığını görmek beni daha çok sevindirir elbette. Hepsi bu. Şiirle...
|
|
|
|
|
Bünyamin Durali
Girişimci
ÖKS Girişimcisi
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 154
|
 |
« Yanıtla #19 : Kasım 02, 2008, 11:12:00 ÖÖ » |
|
Hülya Deniz, merhaba!
"Öncelikle tartışma değil, ortaklaşa düşünme diyelim yaptığımız yazışmalara" diyorsunuz. Tartışmayı kişiselleştirmedikçe, psikolojik savaş taktiklerinden (Heyhat ki, nice kitaplı-ödüllü, kerli-ferli şair / yazar bilirim, tartışma adı altında dillerini "sövgü falçatası gibi" çalıştırırlar. Bu bağlamda, sizin medeni tutumunuzu beğeniyle karşıladığımı söyleyeceğim) ibaret karşılıklı restleşmelere ve koz paylaşmalarına dönüştürmedikçe, yazışmalarımıza "tartışma" demenin bence bir mahsuru yok ama, sizin "ortak düşünme diyelim" demeniz, bana da daha doğru ve edebi / felsefi içerikli bir yaklaşım olarak geldi. Pekâlâ, öyle diyelim.
Ataç'ın öyle dediğini işitmemiştim. Demiştir, inanırım da, dediğinin hayatta karşılığı (her zaman) var mıdır peki? İki örnekle yetineceğim: Adını şimdi anımsayamadığım Japon bir kadın şairin, ilk şiirini 41 yaşındayken yazdığını ve sonradan Nobel'le ödüllendirilecek (şiirin Nobel'le bile ödüllendirilmesi hoş değil!) kertede ünlendiğini okumuştum yıllar önce. Keza, 40-50 küsur yıldır şiir yazdıkları halde, birçok şair ve yazarın, adını olsun işitmediklerine hayretle şahit olduğum iyi şairlerimizden Sabri Altınel'in en nitelikli şiirlerini 55-60 yaşları arasında devşirdiğini de dergilerde defalarca okumuştum. Bu durum salt şairler için değil, yazarlar için, sanatın öteki dallarındaki verimli başka kişiler için de geçerli. Diyelim, Nuri İyem'in 80'lerinin sonunda yaptığı resimlerin, 20'lerindeki resimlerinden daha kıraç olduğunu söyleyebilir miyiz? Tarık Minkari ve Aydın Boysan (deneme ve anı türlerinde yazıyorlar), sanırım ilk eserlerini 70'lerinden sonra vermeye başlamşlardır ki, şimdilerde ikisi de 90'larına yaklaşırken (Tanrı, uzun ömürler bağışlasın ikisine de), çok çarpıcı kitaplarla hâlâ gündemdedirler ve 2o-30'larını sürdüren bölük bölük yazara taş çıkartırlar.
Şunu demeye geliyorum, Hülya Hanım: Genellemelere gitmemeli. Kategorik düşünmemeli. Siyah-Beyaz gerilimlerinden uzak durarak, gri ve grinin tonlarını da hesaba katmalı. Yaşlı-Genç, Kadın-Erkek, Uzun-Kısa vbg. kutuplaşmaların önü açılmayagörsün bir kez, kurtulamayız dogmatizmden. Size sormuyorum, biçimsel bir benzerliği var diye, savımı pekiştirmek için diyorum: PKK, bir terör ve tedhiş örgütüdür diye, "tüm Kürtler terörden yanadır" demek mümkün değildir, değil mi? Ya da başka birşey: Trakyalı birkaç insanın hırsız olması, tüm Trakyalıları hırsızlıkla itham etmemizi gerektirmez. Biliyorum, ne ilgisi var diyeceksiniz, şu ilgisi var: Toptancılıklar, indirgemecilikler bizi doğru yere götürmez.
Siz, Külebi'nin, kadınlardan şair olmaz, dediğini yazmışsınız. Bunu biliyordum ve şaşıyordum Külebi'ye. O noktada başka bir örnekleme size: Adonis (de), kadınların şair olamayacağını Külebi'den daha sert ve korunaksız bir dille söyler. Nedir, ikisi de söylemekle kalırlar ama. Uzağa, yabancıya gitmek anlamsız: Bizim Gülten Akın'ımız, kaç erkek şairi cebinden çıkarır? O yaşlı demeyin lütfen! Size, Gülseli İnal, Arzu K. Ayçiçek, Nur Saka gibi kadın şairlerimizi söyleyeyim o vakit. Onlar da ortayaşlı mı? (Şairin cinsiyetinden ve yaşından konuşmak, şiirin ruhuna ne kadar aykırı!) Peki, Nilay Özer, Didem Madak, Gonca Özmen diyeyim son son. Bu "genç" ve "kadın" şairlerimizin eline su dökemeyecek yüzlerce "yaşlı" ve "erkek" şair sayabilirim size. N'oldu şimdi? Külebi'nin, Adonis'in yargıları, tarihin çöplüğünü boylamadılar mı?
Hülya Hanım, sanatsal etkinliklerin hiçbiri niceliksel değil (bu sebepten niceliklerle uğraşan, matematik, fizik vd. temel bilimler alanlarındaki yarışmaları, görece doğal karşılayabiliyorum), doğrudan doğruya nitelikseldir. Arif Damar'ın "Bir damlasıyım okyanusun / Ama okyanusun" diye yazdığı iki dizeciklik şiiri, birçok kültür-sanat dergisindeki ve sanal şiir sitelerindeki çarşaf boyutlu şiirlerden fersah fersah daha oylumlu ve daha tinseldir desem, birilerine haksızlık etmiş olur muyum sizce?
Şiirin mihenktaşı ve turnusol kâğıdı, beş duyusal algımızın hepsini aşabilen bir yerde duruyor zira.
Esenlikle kalın.
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Kasım 02, 2008, 11:19:48 ÖÖ Gönderen: Bünyamin Durali »
|
Moderatöre Bildir
Logged
|
ne vakit şaşırsam umulmadık zamanlarda yönümsün
|
|
|
Hakan Kartal
Girişimci
ÖKS Girişimcisi
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 12
|
 |
« Yanıtla #20 : Kasım 09, 2008, 12:13:29 ÖÖ » |
|
Miço'yu Dudaklarımdan Kim Öptü
denizin sonuna geldik Reis bak, dalgalar ehil Rinalar son tangosunda günün kayalıklar, yakamozlar yalnız değil
sandalın yüzü bin kez suç güneşe dargın dişi bulut gülüşümüz ıslak, belki terli saçlarımıza yapışmış pusulanın ucu
deniz bitti Reis karanlık genzimizde çıplak tuz sofra kalabalık şiir kalabalık dalga yangın
oltana takılan ölüm kadar güz
Koridor Sayı:1
|
|
|
|
|
|
TayyibeAtay
|
 |
« Yanıtla #21 : Kasım 09, 2008, 01:40:44 ÖS » |
|
"deniz bitti"demiş sevgili Hakan,doğrudur,ne deyim!.. unutma denizin bittiği yerde başlar orman hadi çık gel buralara burada kocamanı ve gür olanı var ondan...  )))) özlendin beh Hakan...hadi çık gel valla...mantar toplamaya gideriz Karayokuş'a..valla!..  )) kutluyorum sevgi ve selamlarımla archebal!:))))
|
|
|
|
|
Hakan Kartal
Girişimci
ÖKS Girişimcisi
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 12
|
 |
« Yanıtla #22 : Kasım 18, 2008, 03:09:06 ÖÖ » |
|
Ayn/a
kimse ölmek istemiyor, aynada yarını görmeden
Ortaköy/2006
|
|
|
|
|
Hakan Kartal
Girişimci
ÖKS Girişimcisi
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 12
|
 |
« Yanıtla #23 : Kasım 21, 2008, 01:33:57 ÖÖ » |
|
Mahşer Çiçeği
Toprağın izniyle güneşi öpen Menekşe! hoşgeldin huzurla ve tanrının ışığıyla
Kudretli göğsünde nefeslenen kuşlara doğurgan kanadıyla direnci öğütledi seni od'la emziren gerçek
Görünmeyen kolları sarmalasın diye rüzgar da çağrılmadı mı mahşere
Evreni kuşatan sıcaklığı akıtan o'ydu eğilen göğü adınla çağırdı huzruna
Gözlerin cennetin anahtarı varolan tüm su'lara kalbinin mührü vuruldu
yaprağında, yaratıldığın mevsimin tarihi
Şehir Sayı:35
|
|
|
|
|
|
Sahra
|
 |
« Yanıtla #24 : Kasım 24, 2008, 04:32:42 ÖS » |
|
Hakan KARTAL şiirleri insanı başka bir ufuk odasında konuk yapıyor. Şiirle.
Sahra MAVİ
|
|
|
|
|
Hakan Kartal
Girişimci
ÖKS Girişimcisi
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 12
|
 |
« Yanıtla #25 : Aralık 01, 2008, 08:32:13 ÖS » |
|
DüEllo
bir’in ardı uçurum iki taş, düş/müş
üç yanış suçlu avuçtan yığılış acıtmış
dört nöbetinde basıldı vakit sonbahar belki kış
beş damgalı zincir karanlık...yanmakmış
noktadan sonrası s/uçmuş altı yığılan nefes koşmuş...koşmuş
anlatmakmış saksıda kilitli yedi
sekiz yüzünde bağırış akamamış
dokuz doğurmuş duvardaki maskeler
s/on dokunamamış..
Göğe Bakma Durağı Haziran 2007
|
|
|
|
|
Nisa NUR
ÖKS Girişimcisi

Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 79
|
 |
« Yanıtla #26 : Aralık 03, 2008, 11:00:33 ÖÖ » |
|
Düello'yu Göğe Bakma Durağı'nda okumuştum. Burada okumaktan da sevinç duydum. Bu arada, Göğe Bakma Durağı hâlâ çıkıyor mu?
Nisa NUR
|
|
|
|
|
Hakan Kartal
Girişimci
ÖKS Girişimcisi
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 12
|
 |
« Yanıtla #27 : Aralık 09, 2008, 01:14:26 ÖS » |
|
Okuyan gözlerinize bereket Sevgili Nisa Nur. Göğe Bakma Durağı şu an çıkıyor mu bilmiyorum. Yılmaz cemgil yönetiminde çıktığını biliyorum sadece. Umarım devam ediyordur. Şiirle.
AşKadın
Uzandım tütün gözlerinden yaşamak için aşk'ın aydınlık dudağına
Dağ gibi, sancıyla yırtılan şu deniz şu zeytin karanlık orman gibi tutundum yağmurun şarkısına
Sen! diye susmayı göğün intiharına uzak iskelelere, çığlık çığlık kuşlara rüzgarla tutuşan çiçeklere bıraktım
Bütün aynalar kırılmadan, varlığının işareti kalbim! toprağa özlemle sarıldım tüm çıplaklığımla şiir'din
avucuna yazılmak için çırpınan
Şehir Sayı:37
|
|
|
|
|
Nisa NUR
ÖKS Girişimcisi

Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 79
|
 |
« Yanıtla #28 : Aralık 17, 2008, 10:52:18 ÖÖ » |
|
AşKadın'ı da çok beğendim. Demek Şehir'de de yayınlandı bu şiir, güzel. Şehir'in her sayısına düzenli ulaşmam mümkün olmuyor, gecikmeli ulaşyoruz, bu yüzden dergide ilk elden okuma fırsatını yakalayamadım.
Nisa NUR
|
|
|
|
|
|
ayse
|
 |
« Yanıtla #29 : Aralık 20, 2008, 08:55:40 ÖÖ » |
|
"şu zeytin karanlık orman..."
gibisi fazla düpedüz metafor olmuş bu dize
|
buradan dörtnala geçti acılarımız
|
|
|
|