Hakan Kartal
Girişimci
ÖKS Girişimcisi
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 71
|
 |
« : Ekim 12, 2008, 21:35:00 ÖS » |
|
27 Haziran 1974 İstanbul Doğumlu. Çocukluğunun geçtiği sokakları ilk zamanlar dünyası zannederken şimdi İstanbul'un bütün sokaklarını kendinin biliyor. Heybeliada aşığı. Sahnenin o şımarık ışıklarını sevemedi. Şiire borçlu sadece. Tek vasiyeti var, şiir. Ağlamak için değil, anlamak için gözyaşı döküyor. Şiir birleştiricidir, ayrımcılığın harflerini bestelemek değil, diyor. Şiir ve Öykülerinin dışında inceleme yazıları, poetik açılımlarının bulunduğu bir çok dosya mevcut. Eserleri Türkiyede faaliyet gösteren bir çok dergide yayımlanmıştır. İlk şiiri Lacivert'de yayımlandı. Ünlem, Göğe bakma durağı, Dil-İm, Karalama, İzdiham, Taflan, Koridor, Ada, BH Sanat, Şehir, Doğmasız-Ölmesiz, Denizsuyukasesi, Forum Edebiyat, Genç Kalemler, Kadınca dergilerinde de şiir, öykü ve denemeleri yayımlanmıştır.
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Ağustos 12, 2009, 12:35:05 ÖS Gönderen: Hakan Kartal »
|
Moderatöre Bildir
Kayıtlı
|
|
|
|
Hakan Kartal
Girişimci
ÖKS Girişimcisi
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 71
|
 |
« Yanıtla #1 : Ekim 12, 2008, 21:36:36 ÖS » |
|
Boynuma Asılı Şiir
Gözlerini gördüm içime, içime doğruydun titreyen ışığı kapattı dudağım
saçların dokunmaktı kaç zamanı geçip, Papatya sessizliğiyle
Bil Kadın! Ağustos böceklerinin kanlı dudağında ölmek seni özlemek boynuma bir şiir asıp, saçlarına ay ışığı olmak göğsümde uyuduğun akşamlar, kaşlarının tenha su'yuna karışıp
özlemek bu iç denizinde çırılçıplak yıldızlara akmak Lodos vakitlerinde
Gözlerindeyim içine, içine d/üşüyorum
dağlarımız karanlık kuş sürüleri delirmiş cennetinde bahar'ın gücümüz böyle bir gecede kelepçesiz, sırılsıklam
büyülü şehirlerin terinden denizler örüyoruz bizi terkeden taş umutlarımıza yangınlar vuruyor dudaklarımızın tadını çalan rüzgara
soframız bitkin sesin, boğazıma düğüm tenim bir sana bakir, sana kokum
iklimini sal üzerime ç ö z ü l e y i m
Her Şeye Karşın Sayı:7
|
|
|
|
|
|
Nisa NUR
|
 |
« Yanıtla #2 : Ekim 13, 2008, 09:45:07 ÖÖ » |
|
Hakan Kartal şiirleriyle burada yeniden rastlaşmak çok heyecan verici. Merhaba.
Nisa NUR
|
|
|
|
|
Bünyamin Durali
Girişimci
ÖKS Girişimcisi
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 197
|
 |
« Yanıtla #3 : Ekim 13, 2008, 10:49:43 ÖÖ » |
|
Tek şiir. Şiir ama. Şiir gibi şiir.
Benim tam 1500 şiirim var diye şişinen, Ramazan davulcularının mânilerinin bile yanına yaklaşamayacak cılızlıktaki cüruflarını, çeşitli şiir sitelerine, gururla ve azametle savuranların dikkatine!
Hakan Kartal'dan tez zamanda başka şiirler bekleyeceğiz.
|
ne vakit ?a??rsam umulmad?k zamanlarda yönümsün
|
|
|
Hakan Kartal
Girişimci
ÖKS Girişimcisi
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 71
|
 |
« Yanıtla #4 : Ekim 14, 2008, 09:08:52 ÖÖ » |
|
Merhaba demek bin çiçeğe dokunmak olsun, renklerine de. Merhaba Nisa Nur ve selamlar Bünyamin Durali.
Ölüm Yakışır Kadına
Neden dedi kadın
oysa, ateşten savaşımdın tanrıdan sakınıp küskün nehirler gibi aksa da içime erkliğin serin iklimler aşırmıştım buz kokan topraktan
soyunup bekledim saçlarımda parmaklarının ılık mevsimi ıslaklığını dudaklarımdan akıttım çığlıklarını çığlığımdan devşirip gözlerimin buğusuna çizdim seni içimde tuttum da en derinime sürüklendim
neden üşüyorsun bu kadar benken sen ve hala kuvvetini sımsıkı kavrarken gamzelerimde
Şehir sayı:39
|
|
|
|
|
|
yaprakunvar
|
 |
« Yanıtla #5 : Ekim 14, 2008, 11:54:57 ÖÖ » |
|
Kirli Notalar
Duvarlar çiziyorum, kaybolan köşelerimi toplayıp
titrek muma kırık yüzler işliyor nefesim
kapı karanlık
nöbetinden düştüm
ay ışığına ateş bastığım acıların
yıldızlar, serseri kumsal, gitarda kirli nota
çıplak tohum ekiyorum sancılı gülüşlere
göğsümdeki vadiyi üşütürken güneş
Duvarlar yıkıyorum, dört yanım cehennem
kapım zincir
silahsızım
ah... toprağa karışır parmaklarım
kanım akar sonbahara
kendimden geliyorum
Hakan Kartal
ISLIK Sayı:3
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Ekim 14, 2008, 11:56:24 ÖÖ Gönderen: yaprakunvar »
|
Moderatöre Bildir
Kayıtlı
|
gölgem kan kaybediyor temmuz ü?üyorum...
|
|
|
Hakan Kartal
Girişimci
ÖKS Girişimcisi
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 71
|
 |
« Yanıtla #6 : Ekim 24, 2008, 00:18:13 ÖÖ » |
|
Aşk Uykuda
gitmeye, yalnızlık düşmesin diye aşk'ı damarında tutan elim büyür
zamanı incitemez kan döken dudağın
gözlerim ölüme son durağın önce deniz yıkılır
yaz gelir, ıslıklarız şehri sarılmak ışığa vurulur, yaz biter
sevişme vaktinde gebeyiz içimizde özgür balıklar
Lacivert Sayı:19
|
|
|
|
|
Hakan Kartal
Girişimci
ÖKS Girişimcisi
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 71
|
 |
« Yanıtla #7 : Ekim 29, 2008, 01:56:37 ÖÖ » |
|
Acının Tarihi Yoktur Bütün dillerde aynı renk akar gözyaşı acının kalbinde düğümlense de hürriyet Filistin kan sağar, ateş denizinde saatler üşür Afrikada Yaşamak bakar bütün çocukların gözleri ekmeğin bereketi, annelerin cennet sütü Bütün dillerde aynı renk bakar çocukların gözleri aynı sıcağı taşır, ah o kolları acının kalbinde büyüse de hürriyet!
Doğmasız-Ölmesiz Sayı:3
|
|
|
|
|
Hülya Deniz
ÖKS Girişimcisi
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 22
|
 |
« Yanıtla #8 : Ekim 29, 2008, 12:06:19 ÖS » |
|
Hakan, sağlam adımlarla ilerliyor şiirde. Hırsı yok, yarışma ödül peşinde koşmuyor, iyi şiir yazmanın peşinde. İlgiyle izlediğim genç şairlerden biri. Şiirle...
|
|
|
|
|
Bünyamin Durali
Girişimci
ÖKS Girişimcisi
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 197
|
 |
« Yanıtla #9 : Ekim 29, 2008, 12:40:46 ÖS » |
|
HAKAN KARTAL'IN ŞİİR(LAR)İ VE HÜLYA DENİZ'E TEŞEKKÜR
Şu cümleleri buraya iki sebeple yazıyorum: 1) Hakan Kartal'ın şiirlerinin özgünlüğü ve dinamizmi sebebiyle. 2) Hakan'ın şiir(ler)ine, Hülya Deniz'in hemen yukarıda görülen az rastlanır seçkinlikteki değerlendirmesi sebebiyle.
Hakan'ın şiirine başka birgün tekrar dönmeyi ümit ederek, Hülya'nın yorumu üstünde durmak istiyorum azıcık. Ne diyor, bakın: "Hakan, sağlam adımlarla ilerliyor şiirde. Hırsı yok, yarışma ödül peşinde koşmuyor, iyi şiir yazmanın peşinde." Çok önemli, hayli değerli sözler bunlar. Egemen şiir ve yerleşik poetika zihniyetinin büsbütün dışında sözler. Özellikle, " Hırsı yok, yarışma ödül peşinde koşmuyor, iyi şiir yazmanın peşinde." dediği bölüme apayrı bir yüksek değer biçiyorum. Şunlardan dolayı yüksek değerler biçiyorum: Ne yazık ki, şiir ortamımızda, hırsları boylarını çoktan aşmış kişilerin borusu ötüyor genelde. En hafif deyişle, "kifayetsiz muhterisler" diye tanımlayabileceğimiz bu kesim, kendini görünür kılmak için, afişe etmek için, şiir-dışı bütün tekniklere cankurtaran simidine sarılırcasına sarılıyor. Şiir kasetleri, tv kanallarında hiç nitelik aramaksızın arz-ı endam etmeler, karşılıklı içeriksiz övgülerle donatılmış sözümona tanıtım yazıları, temel malzemeleri böylelerinin. (Bu kesimin romandaki karşılığı ve en somut prototipi Orhan Pamuk'tur). Bunlarla kalsalar iyi. Ustalıkla kotarılmış ahbap-çavuş ilişkilerinin şekillendirdiği seçici kurulların icazet verircesine, ulufe dağıtırcasına, uluorta saçtıkları ödüller, plaketler, paralar, etik ve estetik değerlerden bir kıymıcık nasiplenmemiş bu çeşitten ayakoyunları, edebiyat arenasında (arena sözcüğünü bilhassa kullanıyorum) tertiplenen çirkin senaryoların değişik görünümleridir. Şairleri / yazarları yarıştırıyorlar mı, vuruşturuyorlar mı, belli değil. Horoz dövüşü ve sidik yarışı replikleriyle dolu bu çarpış(tır)malara, nihayet yürekli bir sesten, Hülya Deniz'den, hem de sanal ortamda tepki gelmesi, içimi ışıklandırdı birden. Hülya'nın, Şiirin ve şairin (burada Hakan Kartal'ın) iktidar(lanma) peşinde koşmadığına, şiirine çalışmakla yetinmesine dikkat çekmesi, sahiden kayda değerdir. Bir tarafa not ettim. Şiir iktidarsızdır çünkü, muhalifliğini ve aykırılığını, iktidar talep etmemesinden, iktidarsızlığından alır.
Hülya Deniz'e, şiire ve şaire yaklaşımındaki bu ayrıksı duruşundan ötürü, teşekkür etmeliyiz.
|
ne vakit ?a??rsam umulmad?k zamanlarda yönümsün
|
|
|
Hülya Deniz
ÖKS Girişimcisi
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 22
|
 |
« Yanıtla #10 : Ekim 30, 2008, 10:25:58 ÖÖ » |
|
Merhaba, Bünyamin Bey özelinde konuya ilgi duyan herkese merhaba elbette, her konuda ödül enflasyonunun olduğu bir ülkede yaşıyoruz. Ne yazık ki böyle... 1940 lı yıllarda CHP nin açtığı bir yarışmayla başlayan şiir ödülleri, ki sosyalist sistemde özendirme yani manevi amaçlı kullanılan ödüller, bugün kapitalizmin elinde oyuncağa, bir bataklığa dönüşmüş durumda. Elbette nitelikli, özgünlüğünü koruyan yarışmalar da var hepsini tü kaka ilan etmemiz haksızlık olur. Guy De Maupassant “Bir yazarın şerefine leke sürecek üç şey vardır; Academie’ye girmek, nişan almak, Revue des Deux Mondes’e yazı yazmak” demiştir demesine ama tam yirmi beş yıl sonra kendisi de, o dergiye bir öykü vermiştir sonunda. Erik Satie “ Nişanı kabul etmemek iş değil, adamsan onu hak etmezsin” derken daha da katı bir tutum sergilemiştir. Elbet bu kadar katı olmamakla birlikte bu tavırları değerlendirmemiz gerekiyor, eğer şiirle uğraşıyorsak. Sartre boşu boşuna reddetmedi nobel ödülünü ve reddeden diğerleri, düşünmek gerekiyor. Çünkü Yunus Emre, Karacaoğlan(ki daha önce de değişik yazılarda belirtmiştim) hangi ödülü almıştır? En büyük ödül, halkın diline düşürebilecek dizeler yazmış olmaktır. Bugün bizim Deniz'lerin asılışının acısı, Can Yücel'in Mare Nostrum şiiriyle oturuyorsa yüreğimizde hâlâ... O şair taçlanmış demektir. Bundan büyük ödül mü olur? Şiire çalışmak başka, popüler kültüre katılacak şiirlere çalışmak başka. Nitelikli bir yarışmaya katılmasını önerdiğimi anımsıyorum kendisine ancak Hakan'ın adını hiçbir yarışmada görmedim bu güne kadar. Dergilerde izliyorum ama yazdığı şiirleri. Aldığı mesafeyi görebiliyorum. Burada da başka bir sorun ortaya çıkıyor, popüler kültürün çarkları arasına girmemesine sevinmeli mi, yoksa bugüne dek hakettiği yeri almamasına(günümüz değerlerine! göre) üzülmeli mi? Benim şairlerim arasında vardır. Benim şiir anlayışımda Hakan'ın yeri bellidir. Konuşmak isterseniz yine devam ederiz.
Şiirle...
|
|
|
|
|
|
|
Bünyamin Durali
Girişimci
ÖKS Girişimcisi
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 197
|
 |
« Yanıtla #12 : Ekim 30, 2008, 17:46:37 ÖS » |
|
ÖDÜLLER ÜSTÜNE
Merhaba,
Hülya Deniz'in dediklerinden "Elbette nitelikli, özgünlüğünü koruyan yarışmalar da var hepsini tü kaka ilan etmemiz haksızlık olur." cümlesini dışta bırakarak, öteki dediklerinin hepsine katılıyorum. O cümlesine neden katıl(a)mıyorum, hemencik açıklayayım:
Sanat eseri, (roman, öykü, deneme, senaryo, resim, karikatür, seramik vbg, hangi türden olursa olsun), sanat eseri olmak niteliğini yakalayabilmişse, sanatın olmazsa olmaz ırası gereği biriciktir. Biriciklik, söz konusu sanatsal nesnenin dünyayla olan dolayımlı / dolayımsız ilişkilerinin içeriği ve biçimi yönüyle "kendiliğinden" değil, "kendinde" olmayı kaçınılmaz olarak önceler ve koşullar. Yani, kuramsal ve pratik yönelimleri bakımından biricikliğini içkinleştirmiş olan sanat yapıt(lar)ı, başka sanat yapıtlarıyla, hiyerarşik bir ilişkiyi meşrulaştıran değerler dizgesi içindeki bir ardışıklığı kaçınılmaz olarak reddeder ve dışarda bırakır. Bu cümleden olmak üzere, bir sanat nesnesini (hele, öteki türlerdeki sanat nesnelerinden tinselliği ve ontolojisi itibariyle çok daha metafizik bir karakteristiği olan şiiri), başka sanat nesneleriyle (burada başka şiirlerle) kıyaslamak / yarıştırmak / nitelik farklılığını niceliksel ölçümlemeye tâbi tutmak, sanatın (özellikle şiirin) doğasıyla taban tabana zıttır. Demek, sanat / şiir yarışmalarına ve ödüllemelerine karşı çıkarken, ödül budalası şairlere / yazarlara kıskançlık güdülerimizin taşmasından değil, felsefi / estetik bir zeminden hareket ediyoruz.
Modernist-Kapitalist ideolojinin, iradi biçimde ve kendi rekabetçi / yarışmacı mantığının zorunlu sonucu olarak örgütlediği ve pompaladığı, şairleri / yazarları yarıştırma parodileri, gerçekte, onları vuruşturma ve sanatı, (özünde taşıması gereken) devrimci içeriğinden kopartarak, kendi pespaye ve haksız dünyalarının, negatif değilse bile "nötr" parçacıklarına dönüştürme gayretkeşliğinden başka birşey değildir. Burada, insanı çileden çıkaran olgu ise, kapitalizmin bir sosyo-ekonomik zulüm sistemi olarak bizatihi kendisi değil, ondan da daha fazla "ilerici ve çağcıl" geçinen güya sanat erlerinin (!), o ideolojinin boyunduruğuna boyunlarını şehvetle uzatmalarıdır. Sartre'ın Nobel'i reddetmesinin ardında da, sanatın ve sanatçının nesneleştirilmesi pratiğine, köktenci bir reddiye vardır. Sartre'ın reddiyesi, bu bağlamda, ömrünü sanata / şiire yatıran herkesin manifestosu olmalıdır.
Evet, sanat eseri / şiir de bir nesnedir, ama, apriori (önsel) olarak, burjuva-idelojik bir nesne değil, (hiç olmazsa bize göre) dünyayı estetik koordinatlarda şekillendirmeyi amaçlayan, Aristo'vari bir kavramla "katharsis (arınma)"i de içeren, özgürleştirici bir nesnedir. Sanatçının / şairinse bir özne, bağımsızlıkçı bir özne olmadığını bilmeyen mi var? *** Hülya Deniz'e değerli görüşlerinden ötürü teşekkür ederim.
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Ekim 30, 2008, 17:58:50 ÖS Gönderen: Bünyamin Durali »
|
Moderatöre Bildir
Kayıtlı
|
ne vakit ?a??rsam umulmad?k zamanlarda yönümsün
|
|
|
|
ayse
|
 |
« Yanıtla #13 : Ekim 30, 2008, 18:02:03 ÖS » |
|
Hakan Kartal'ı , duyarlı kimliği ve şiire olan bağlılığıyla tanıdım uzun zaman önce. Hiç karşılaştık mı? -Hayır!
saygısı ve sevgisiyle şiire yakışan, kendini dizeleriyle ispatlamış bu yolda çok daha güzel şeyler yapabilecek açık gözü ve gönlü olan bir insan.
Takip ettiğim kalemlerden biridir.
|
buradan dörtnala geçti ac?lar?m?z
|
|
|
Bünyamin Durali
Girişimci
ÖKS Girişimcisi
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 197
|
 |
« Yanıtla #14 : Ekim 30, 2008, 21:06:18 ÖS » |
|
Hakan Kartal, beni bir süre önce selamlamışsınız. Yeni gördüm, kusura bakmayın lütfen!
Şiirini, şiir seçici (bence, şiir ve şair tepici) kurullarının bıçaklarına, kınalı kuzular örneği teslim etmeyen, iyi şair Hakan Kartal'a benden de merhaba!
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Ekim 30, 2008, 21:11:35 ÖS Gönderen: Bünyamin Durali »
|
Moderatöre Bildir
Kayıtlı
|
ne vakit ?a??rsam umulmad?k zamanlarda yönümsün
|
|
|
|