Google Reklamları
BÜNYAMİN DURALİ ELEŞTİREL DENEMELERİ:
Ötekileriz Kültür Sanat Girişimi Forumu
Mart 11, 2010, 15:01:54 ÖS *
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
 
  ANASAYFA ANAFORUM Yardım Ara Takvim Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: 1 2 3 4 [5]   Aşağı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: BÜNYAMİN DURALİ ELEŞTİREL DENEMELERİ:  (Okunma Sayısı 2938 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Bahattin Yıldız
Bahattin Yıldız
Yönetici
ÖKS Girişimcisi
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 441



WWW
« Yanıtla #60 : Mayıs 21, 2009, 17:27:22 ÖS »

Sevgili Bünyamin, ötekileriz'e üyelik başvurusunda bulunanlar kurallar bölümünü onaylamaktalar. Sizin de onayladığınız Ötekileriz Kurallarının 10.maddesini aşağıya alıntılıyorum:

10. YÖNETİMİN ÜYELİKLE, ÜRÜN VE İLETİLERLE İLGİLİ YETKİLERİ :
Üyelikten çıkarma, askıya alma, yasaklama, ürün ve iletileri silme, düzeltme, değiştirme, başka forum kategorisine-bölümüne taşıma, Ana Sayfa Menüsüne (de) aktarma, EKİTAPLAŞTIRMA gibi işlemleri Yönetim, yönetici ve Yetkililer doğrudan gerçekleştirme hakkına sahiptir. Bunlardan dolayı Yönetimin açıklama yapma zorunluluğu yoktur. Üye; üyelikten çıkmış, çıkarılmış olsa da, önceden sunmuş olduğu ürün ve iletilerinin silinmesini talep etmeyeceğini şimdiden kabul ve taahhüt eder.

Saygıyla ve sevgiyle...
Moderatöre Bildir   Logged
Bahattin Yıldız
Bahattin Yıldız
Yönetici
ÖKS Girişimcisi
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 441



WWW
« Yanıtla #61 : Mayıs 21, 2009, 19:21:29 ÖS »

İnsanları anlamak, tanımak zor. Zoru başarmak için de enerji lazım. O enerji bizler de; ötekileriz girişimcilerinde var mı?...

SAYIN Süleyman Demirel-vari diyeyim : VA! VA!...

SAYIN Bünyamin Durali'nin 'silin yazılarımı, ürünlerimi' istemine, 10. maddeyle yanıt verdim.  Beyefendi de, yanıtıma yazılarını silip yerine SUSTUM sözcüğünü ekleyerek karşılık vermiş.

Ötekileriz Yönetimi, önceliği nitelikli ürüne verirken, o ürünü vareden de...   

Matbu materyallerde nasıl ki ürünler silinemiyorsa, sanalda da bu biçimde olması gerekir diye düşünüyorum.
Silme; aynı zamanda silinen ürünle ilgili yazı yazanlara da büyük bir haksızlıktır...

Konu gelmişken, yeniden tüm elektronik sistem içerisinde bulunan kültür-sanat sitelerine seslenmek gerekiyor ve sesleniyorum:

Zamanı gelmedi mi hâlâ ; bu tip davranışlara, davranış sahiplerine karşı ortak tavır almak için bir üst oluşum varetmeye?...


« Son Düzenleme: Mayıs 21, 2009, 19:27:40 ÖS Gönderen: Bahattin Yıldız » Moderatöre Bildir   Logged
Bahattin Yıldız
Bahattin Yıldız
Yönetici
ÖKS Girişimcisi
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 441



WWW
« Yanıtla #62 : Mayıs 21, 2009, 19:26:33 ÖS »


Anlaşılan nedenlerle, Sn Bünyamin Durali'nin üyeliğini sonlandırmak için yönetici arkadaşlarla yazışacağım.
Moderatöre Bildir   Logged
Bünyamin Durali
Girişimci
ÖKS Girişimcisi
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 194


« Yanıtla #63 : Mayıs 21, 2009, 20:05:58 ÖS »

Bana önceleri, "Sevgili Bünyamin", ya da sadece önadımla "Bünyamin" diye samimi seslenişlerinizi terk ederek, bu kez "pek mesafeli" bir üslupla "Sayın...", hattâ, biraz da "istihza"yla karışık bir "resmiyet"le "Beyefendi" diye hitap ediyorsunuz madem; ben de benzer (aynı değil) yolu izleyeceğim.

Sayın Bahattin Yıldız,

Yanıtınızı, "sustum" sözcüğüyle sildiğimi kesinlikle hatırlamıyorum. Bakın, "silmedim" demiyorum,"sustum"larımı yazarken, farkında olmayarak, silmiş olabilirim; "hatırlamıyorum" diyorum. Yalnızca sizin değil, kendi yazdıklarımdan başka hiç kimsenin yanıtını silmek gibisinden bir saygısızlığa düşebileceğimi, aklınızın kıyısından bile geçirmemenizi dilerdim. Ancak, böyle bir yanılgıyı yaşamışsam, öncelikle özür dilerim.

İtiraf edeyim ki: geçmişte herhangi bir siteye kaydolurken, koşulları ya üstünkörü okuyor, ya da okumadan geçiyordum. Sonuçta, "edebiyat sitesinin koşullarıdır, ihale sözleşmesi değil ya", diye düşünüyordum. Bu noktada, doğru davrandığımı söylemiyorum tabii. Dolayısıyle, 10. maddeyi de bilmiyordum. Bu durumda, haklılığınızı kabul etmekten başkaca bir şey de diyemiyorum.

Gördüğünüz gibi, haklıya diklenme huyum yoktur benim. Yeter ki, o haklı(lar) haklılığını belgelesin(ler).

Selam ve sevgiyle.
 
« Son Düzenleme: Mayıs 21, 2009, 20:32:40 ÖS Gönderen: Bünyamin Durali » Moderatöre Bildir   Logged

ne vakit şaşırsam umulmadık zamanlarda yönümsün
Bünyamin Durali
Girişimci
ÖKS Girişimcisi
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 194


« Yanıtla #64 : Şubat 01, 2010, 14:03:49 ÖS »

BİR KEZ DAHA ZORUNLU BİR AÇIKLAMA
"otekileriz.net denen siteye vazelin pazarlamak" başlıklı mütecaviz yazıya yanıt

Samimiyetsizlikten ve özgüven patlamasından kokuşan sanal ortamlardan, epey bir süredir tiksiniyorum. Gene de, dizginlenemez bir geometrik artışla yaygınlaşan ultra-teknolojinin bizi getirip bıraktığı öyle bir nokta var ki, kimileyin  a’sından z’sine karşı çıktığımız olaylara/olgulara bile teslim oluyoruz, günü gelince. Dün, öyle günlerimden biriydi. Adımı-soyadımı Google’a yazdığımda, karşıma,  “tenbelhayvan” adlı bir sitede, herkesten özür dileyerek söylüyorum, “ananıskim” rumuzlu bir yaratığın, her türlü ahlâki kaygıdan azade, insanlık değerlerinin tümünü en kabasından sövgülerle, tamamen erkek-egemen söylemli, kadın kimliğini horlayıcı bir “cinsiyetçi faşizm”in yansıması olduğu âşikâr, “pornografik ve de patolojik bir dil” kullanarak, paspas çiğner gibi çiğneme pahasına; bana, Ötekileriz.net sitesine, Hakan Kartal’a ve Hülya Deniz’e saldırdığını saptadım. Elbette, o da, her korkak ve kendine güvensiz yaratık gibi, gerçek kimliğiyle değil, yukarıda belirttiğim “küfürbaz nick”iyle saldırıyordu.

Yazısının başlığı: "otekileriz.net denen siteye vazelin pazarlamak"

İlkin, “taşmış bir helâ çukuru”ndan farksız, o nefret dilli ve hakaretamiz, yanı sıra Türkçeye ve edebiyata saygısız “sövgünâme”yi  harfiyen aktarıyorum:

"http://otekileriz.net/forum/index.php/topic,349.0.html ötekiler ne kadar fazla böyle. Yalamadıkları kimse kalmamış. Herkese pışpışpış. Para mı kazanıyorsun diye sordum moderatöre “Hayır” diye inledi. “Beni kimse övmedi abi. Bu durum bende ters atraksiyon yarattı” dedi. Böyle öteki olunmaz dedim. Çoğul eki olmaz öteki’de. Hem –ler var sizde hem de –iz. Hem at var hem kelebek dedim. Hoş bi görüntü değil. Aaaa bi şiir gördüm sanki. Hakan Kartal yazıyo üstünde. Bak nasıl bi dize varmış:
Gözlerindeyim
içine, içine d/üşüyorum
Apostrof ne de yakışmış değil mi? İşte yenilikçi şiir bu. Benim lisede yaptığım numaralara benziyor. Çok anlamlı olmuş. Ben duygulandım valla. Kar yağıyor, ağlıyorum. Aaaa sitenin yöneticisi “sıkı” bir hakan kartal (artık küçük harfle yazmak zorundayım, fazla büyütmeyelim) eleştirisi yapmış. Aynen alayım mı buraya? Alayım da alttaki ŞİİR(LAR)İ olayı ne abi?

Bu
HAKAN KARTAL’IN ŞİİR(LAR)İ VE HÜLYA DENİZ’E TEŞEKKÜR
Şu cümleleri buraya iki sebeple yazıyorum: 1) Hakan Kartal’ın şiirlerinin özgünlüğü ve dinamizmi sebebiyle. 2) Hakan’ın şiir(ler)ine, Hülya Deniz’in hemen yukarıda görülen az rastlanır seçkinlikteki değerlendirmesi sebebiyle.
Hakan’ın şiirine başka birgün tekrar dönmeyi ümit ederek, Hülya’nın yorumu üstünde durmak istiyorum azıcık. Ne diyor, bakın: “Hakan, sağlam adımlarla ilerliyor şiirde. Hırsı yok, yarışma ödül peşinde koşmuyor, iyi şiir yazmanın peşinde.” Çok önemli, hayli değerli sözler bunlar. Egemen şiir ve yerleşik poetika zihniyetinin büsbütün dışında sözler. Özellikle, ” Hırsı yok, yarışma ödül peşinde koşmuyor, iyi şiir yazmanın peşinde.” dediği bölüme apayrı bir yüksek değer biçiyorum. Şunlardan dolayı yüksek değerler biçiyorum: Ne yazık ki, şiir ortamımızda, hırsları boylarını çoktan aşmış kişilerin borusu ötüyor genelde. En hafif deyişle, “kifayetsiz muhterisler” diye tanımlayabileceğimiz bu kesim, kendini görünür kılmak için, afişe etmek için, şiir-dışı bütün tekniklere cankurtaran simidine sarılırcasına sarılıyor. Şiir kasetleri, tv kanallarında hiç nitelik aramaksızın arz-ı endam etmeler, karşılıklı içeriksiz övgülerle donatılmış sözümona tanıtım yazıları, temel malzemeleri böylelerinin. (Bu kesimin romandaki karşılığı ve en somut prototipi Orhan Pamuk’tur). Bunlarla kalsalar iyi. Ustalıkla kotarılmış ahbap-çavuş ilişkilerinin şekillendirdiği seçici kurulların icazet verircesine, ulufe dağıtırcasına, uluorta saçtıkları ödüller, plaketler, paralar, etik ve estetik değerlerden bir kıymıcık nasiplenmemiş bu çeşitten ayakoyunları, edebiyat arenasında (arena sözcüğünü bilhassa kullanıyorum) tertiplenen çirkin senaryoların değişik görünümleridir. Şairleri / yazarları yarıştırıyorlar mı, vuruşturuyorlar mı, belli değil. Horoz dövüşü ve sidik yarışı replikleriyle dolu bu çarpış(tır)malara, nihayet yürekli bir sesten, Hülya Deniz’den, hem de sanal ortamda tepki gelmesi, içimi ışıklandırdı birden. Hülya’nın, Şiirin ve şairin (burada Hakan Kartal’ın) iktidar(lanma) peşinde koşmadığına, şiirine çalışmakla yetinmesine dikkat çekmesi, sahiden kayda değerdir. Bir tarafa not ettim. Şiir iktidarsızdır çünkü, muhalifliğini ve aykırılığını, iktidar talep etmemesinden, iktidarsızlığından alır.
Hülya Deniz’e, şiire ve şaire yaklaşımındaki bu ayrıksı duruşundan ötürü, teşekkür etmeliyiz.
Keser döndü sap döndü ve biz bunları yakaladık. Ayıp ediyorsunuz dedik. Yanlarına kalmadı. Kalmayacak da. Şaraptan sonra gece yatıp sabah nasıl sıçtığını bilmeyen yoktur. Alkol, boku bile eritmiş ama vırrik haline çevirmemiştir. Yukarıda yazılanlar Avanos Vadisi artığı gibi. Hülya Deniz, Hakan Kartal, Bünyamin Durali adlı şahıslar şiiri vazeline alet etmişler."
***

Şimdi de, diyeceklerime geçiyorum:

Ötekileriz.net ve Hakan Kartal ile Hülya Deniz, sanırım, tüzel ve kişisel kimliklerine karşı girişilen bu çirkin saldırıya karşı gereken tepkiyi göstermekte gecikmeyeceklerdir. Bu yüzden, benim burada yazacaklarım, sadece beni, kendi düşünsel-sanatsal değerlerimi bağlar.

I. Dillendirilen metin, bütünüyle edebiyat-dışıdır, yazınsal/estetik değerlerden bir kıymık dahi beslenmemişliğin en somut örneklerinden biridir. 1) “Pışpışpış” diye bir sözcük, işittiniz mi siz hiç?  O öyle yazılmaz, “pışpış(lamak)” olarak yazılır. 2) Türkçemizde “bi” diye bir sözcük yok, ona “bir” derler. 3) “Yazıyo” olmaz, “yazıyor”dur doğrusu. 4) “Valla” değil”, “vallahi”dir.  5) Sonra, ne o öyle, salata yapar gibi, sandalye yapar gibi, “eleştiri yapmak” ? Eleştirmen, eleştiri “yapmaz”, “eleştirir”.  6) Ya o “olay” sözcüğü? Ne denli itici! Bir arabesk şarkıcı(sı)nın, “yemeklerden en çok neyi seversiniz?” sorusunu cevaplarken, “pilâv olayını severim” demesinden bir farkı var mı, buradaki “olay”ın? 7) Peki, “abi?” neyin nesi? Şehirlerarası bir otobüs terminalinde herhangi bir kâhya mıdır (kâhyalara sevgiler) karşımızdaki? Dahası var ya, bunlar burada kalsın.
Hepi-topu kaç satırdır zaten yazılan? Ama bakar mısınız şu dil yanlışlarına? Zavallıcığım, çoraklıktan çatlayan kafa(ta)sıyla, bir de eleştiri dersi vermeye kalkışmasaymış bâri!

Tabii, zavallıcığım dediysem, salt zavallıcık değil, çok da kurnaz yanısıra! Benim, her  nasılsa gözümden kaçırdığım ve “ŞİİR(LER)İ”  demem gerekiyorken, “ŞİİR(LAR)İ” diye yazdığım sözcüğe de “mal bulmuş mağribi” gibi sarılmış ve yüklenmiş de yüklenmiş! Arabistan çöllerini çağrıştıran zihinsel haritasıyla, benim dil yanlışımı açık edecek, dillere destan kıt akılcığıyla! Kargalar bile gülmez mi, sefaletin ve zilletin buncasına; ya da ağlamaz mı?

Beni bir de “sitenin yöneticisi” sanması var ki, evlere-bahçelere şenlik artık! Bu çıkarıma, hangi usavurma yöntemiyle varabildiğini, ben kestiremedim. Eh, adam “zekâ kumkuması” olmasın bir kere!

II.  Dillendirilen metin, bütünüyle edep-dışıdır. Ahlâk-dışıdır yani. İşte kanıtları: 1)  Takma adı, “ananıskim”. 2) “Hem at var hem kelebek dedim.” cümlesiyle, gerçekte, kendi zekâ kapasitesi uyarınca, gene teşhirci-cinsel içerikli bir pespayeliği, “at y….ı üstüne kelebek konmuş” iğrenç söz-kalıbını hatırlatmaya çalışıyor. 3) “Şaraptan sonra gece yatıp sabah nasıl sıçtığını bilmeyen yoktur.” cümlesi.  4) “Alkol, boku bile eritmiş ama vırrik haline çevirmemiştir.” cümlesi. 5) “Yukarıda yazılanlar Avanos Vadisi artığı gibi.” cümlesi. (Adamcağızın edebiyat kültürü sıfırın altında, edep dairesi eksi sonsuzda seyrediyor ama; şarap markalarını sular-sellerce biliyor maşallah! Ne de olsa, bıyıklı, ne de olsa erkek!)   6) “Hülya Deniz, Hakan Kartal, Bünyamin Durali adlı şahıslar şiiri vazeline alet etmişler.” cümlesi.

III. Dillendirilen metin, baştan sona ya tam bir cehalet abidesi  ve/ya  çok kötü niyetli bir teşebbüsün karinesidir. Derinlikli bir “lâğımcılık tecrübesi”nden geçtiği her sözcüğünden belli olan bu zat-ı muhterem, Hakan Kartal arkadaşın şiiri üstüne yazdığım yazıdaki, “edebiyat derebeyliği”ne dönük eleştirel karakteri, ya acınası bir seviyesizlikteki edebiyat kültürsüzlüğünden ötürü görememiş/sezememiş; ya da bunu fark ettiği hâlde, amacı üzüm yemek değil de bağcıyı dövmek olduğundan, küfür silahına sarılmıştır. Bir ihtimal daha var: Hem görememiştir, hem de kötü niyetlidir.

IV. Son derece ucuz bir yordamdır denenen. Ucuz olduğu ölçüde de sığ, sakil, sevimsiz ve sallapati. Sanat-edebiyat dergilerinden hiçbirini okumadığı, her ağzını açtığında lime lime dökülmesinden anlaşılan bu zat-ı  nâşerif;  böylesi bir “çamur at, izi kalsın” yolunu denemeden önce,  adımı-soyadımı Google’a yazarak, kısacık bir taramada bulunsaymış keşke! Bundan 20-25 yıl öncesinin otuzu aşkın dergisinde yazdıklarım bir yana, sadece 2009’da, tam dokuz dergide (Sincan İstasyonu, Berfin Bahar, İnsancıl, Afrodisyas Sanat, Eliz, Yedi İklim, Lacivert, Mor Taka, Akatalpa) yayımladığım eleştiri ve şiirlerimdeki “itirazcı tutum”un bir-iki görünümüne rastlayabilir, işte o vakit, bu türden bir vicdansızlığa tenezzül etmeyebilirdi diye düşünüyorum, iyimserlikle.

V. Bunlardan da kolayı, her şey bir yana, yalnızca Ötekileriz.net’e şöyle bir kıyıcığından göz atsaymış da, benim o sitedeki kalem kavgalarıma tanık olacak, hiç de “pışpışçı”  biri olmadığımı; tersine, siteden ayrılma gerekçemin de muhalif tavrımdan, düşünsel-duyarlıksal ilke ve ülkülerime bağlılığımdan kaynaklandığını görecekti.

VI. Fakat, kolayca karalamak varken kişiyi, kişileri; neden zahmetli bir yöntemi denesin ki “helâ literatürlü cüdam”? Nasılsa, internet elinin altında. Nasılsa, ne denetleyen var, ne sen kimsin diyen. Üç kelimeyi birbirine çatamayanların yazar, yaşamında tek şiir okumamışların şair sayıldığı “Sanallıklar / Sahtelikler Çağı”ndayız nasılsa.

Kime ne kadar ve ne derece gaddarca tecavüz edebilirsen, o kâr!

Ancak, biz de onun ve öylelerinin sandığı gibi, bu çakaralmaz saldırılar karşısında beyaz bayrak kaldıracak değiliz tabii.

Şimdilik, bir edebiyat ve edep dersi verelim dedik kendisine. Sırada hukuk dersi var bir de: Yasal yolları da, son sınırına değin deneyeceğiz.

-Bünyamin Durali  
« Son Düzenleme: Şubat 01, 2010, 16:28:32 ÖS Gönderen: Bünyamin Durali » Moderatöre Bildir   Logged

ne vakit şaşırsam umulmadık zamanlarda yönümsün
Sayfa: 1 2 3 4 [5]   Yukarı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.11 | SMF © 2006-2008, Simple Machines LLC XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu!