Google Reklamları
İhaneti değil kehaneti söyledin bana...
Ötekileriz Kültür Sanat Girişimi Forumu
Mayıs 23, 2012, 13:15:38 ÖS *
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
 
  ANASAYFA ANAFORUM Yardım Ara Takvim Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: İhaneti değil kehaneti söyledin bana...  (Okunma Sayısı 449 defa)
0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
cigdemünal
Çi?'dem
ÖKS Girişimcisi
***
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 113


Kaça??m, e?kiya a?klar ya?ar?m durmadan.


« : Ekim 09, 2008, 16:15:11 ÖS »


(Rahmi Vidinlioğlu’nun “İhanet ve Kehanet” isimli kitabına ithafen; Yazara açık mektup)

 
"Dün gece bir rüya gördüm" diye bir film izledim defalarca. Üstün bir film değil, iyi bir kadroda değil. Kurgu hiç yabancı değil. İzlediğim an büyümek istemiştim. Filmlerdeki kız olmak ister tanıdığım tüm dişi beyinler. Filmin ana kahramanı bir rahibeyse o an rahibe ruhuna bürünür. Film etkisi ne denli uzun sürerse bir o kadar süre rahibe olur, fahişe olur, temiz bir anne olur, güzel bir eş olur. Acının takatini belleyen depresif genç kız olur. Kimsesiz bir çocuk olur. Militan kadın olup, tüm sokakları ateşe vermeye koyulur kimi zaman. Gerçek yaşamında silikliğine, aslında hiçbir zaman hiçbiri olamamasına rağmen.
 
Yahut bir kitap...
Aynı durum söz konusudur. Son noktaya kadar kavrulur beyin. Bittiği an kitabın kurgusuna göre yaşanır bir kaç saat. Dışarıdaki kimseye hissettirmeden ve dışarıdaki tüm kimselerden çekip alarak kendini kitabın içinde seyr-ü sefer edersin.
 
15 yaşıma kadar yaşımdan büyük, boyumdan daha da büyük okuduğum her kitapta bu bende de böyleydi. Çocukluğu ile dişi bir akıl arasında gidip geldiğim vakitlerin en başında...
 
Sonra aynı anda birden fazla kitap okumaya başladım. Kürt bir yazarın kalemi saçımdan yakaladı bir panzerin önüne sürükledi. Elime verdiği taşla sistemi yuhaladım. O kitabın içinden çıkamayan yüzü kızıl eşarplı kara kuru bir ses oldum anlamsızlığın içinde. Herkes girdiği kitaptan gün dönümüne varmadan çıkarken ben ömrümü kopyaladım, yapıştırdım Kewok'un yüzüne. Kadının sevdiğim adam dağa giderken umarsızca savruldum peşinden. Peşimden sürüklenenleri görmeksizin. Bir dağ oyuğunda can vermek aşkı yüceltir sandım. Yapamadım.
Aşk ne bana kaldı, ne de benden gitti...
O dağ oyuğunda; uğuna uğuna yitirdi tılsımını. Bir yanım o oyukta dilim dilim bölünürken. Diğer yanım bir başka kitabın içine baktı.
 
Doyumsuzluk bu ya; aynı anda herşeyi olmak istedim.
Hem bir militan...Hem bir fahişe, hem de esrarkeş, alkol bağımlısı, lezbiyen bir kadın, ideallerini kovalayan, dik duran bir kalıp, evin uslu kızı. Anne baba baskısından yakınan küçük kız çocuğu, bazen iyi bir eş, belki anne, ulaşılmaz bir sevgili yahut tutkulu bir aşk. Şizofren, paranoyak...
 
Hepsini de oldum. Yaşamımı böldüğüm ayrı kıtalarda.
Kendi kendimin miladı oldum her defasında.
Okuduklarımdan hiç eksik kalmadım.
 
Erken büyüdüm belki de. Şimdi okuduğum kitaplara tükürür gibi kaçıyorum. Hangisi olduğumu unuttuğum başka bir kadın arıyorum.
 
Ve böylesi devinir, devrilirken avuçlarındaki kanla verdin Çiğdem’i bana. Asıl ismi nedir, yüzü gerçekte hangi renge çalar bilmezken hiçbirini Pınar olmaktan bile ürktüm. "Bu da benim aslında" diyebildim kıvranırken.
Hastalıklı iç çekişlerle olmak istediklerimi çıkarırken kendi içimden...Şimdi tüm şairlerin beni anlattığını sanıyorum.
 
Kaç okur tanıyorsun kitabı yorumlarken seni anlatmak yerine kendisini sana veren.
Bu yüzden okurun değilim ben senin. Korkarak kaçıyorum geceler boyu ağlamalarından/ağlamalarımdan.
 
Şimdi kehanete birlikte baksak...
Seninle ayrı odalarla, başka gözlerle intihar edip önce öyküyü yeniden öylece geriye doğru sarsak.
 Su yukarı doğru aksa...?
Önce boğulsak, bağımlı olsak maddelere, eroin büyüsüne, birbirimizin tenine...Sonra gitsek tedaviye...Tanışmasak bir anda. Sonra biraz daha geriye. Bizi birbirimize getiren bir an öncesine. Dönsen en başından acının en ucuna. Süpürerek daha da geçmişe gidip acının sana geldiği günde ki mutluluğunu bulsan, öylece sabitlesem seni oraya. Mıhlasam sadece gördüğüm fotoğrafta ki "o an'a"?
Ben de başka  bir kurgudan akıp seninle apayrı bir döngüde kavrulup yine sevdiğim adamın dağa gittiği güne dönsem(?)
 Olmayacak iş ya... Herkesi şaşırtıp, kurguyu değiştirsek.” İşte mutluyuz” dediğimiz an karıştırsak hepsini birbirine bulsam ben seni yine.
 
Sen mecnun olsan...Ben leyli...
 
 
Söyleyeceklerimi yine yamalı bohçalara saklayıp başka şeylerle mil çektim gözlerine. Bilirsin hepsini ama sende susarsın.
 
Bu yüzden gitmeli artık herkesten biraz biraz. Her şeyden çok fazla.
 
Gitmeli...
Moderatöre Bildir   Kayıtlı

Borcum Yok! Bozdurdum Ömrümü.
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.16 | SMF © 2006-2009, Simple Machines XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu!