|
Bahattin YILDIZ
|
 |
« Yanıtla #6 : Eylül 20, 2008, 21:54:09 ÖS » |
|
“İŞ, AŞ VE EŞ ÜÇLÜSÜ”
‘Aldanmaz Oto Tamirhanesi’ hizmette, ‘her türlü otomobil tamiri’ oklu tabelamda, bir dolu kırtasiye; vergi levhası, açtım yeri ruhsatı, ustalık beratı duvarda, ‘sigara içenin taaaaaaa….’ yazısı nerede de mi, brütüyle netiyle asgari ücretin tepesinde, iş tamamsa ; tamamdır aş / ‘iş, aş, eş’ üçlüsünden noksan kalır eş, ama susadım önce çay içeyim, derim, “Çırak! Çay söyle kahveye, açsın beyaz bir sayfa borç defterine, yazısı okkalı, hesabı indirimli olsun”, “Tamamdır usta, emrin baş üstedir, çırağın da vardır ufak bir talebi, nefis içredir…” “Çırağa, Ustası sır küpüdür, üçüncü şahısların dut yemiş bülbülüdür, vermezsen talebini, kırarım kafanı…” “Ustam, benimde canım ister çay, kesme şekeriyle karıştırmak ister.” “Çırak çıraklığını bilmeli, ustasınınkini çaycıya, kendininkini Dursun’a söylemeli…” Gelir gelmez çaylar, olurum ben derbeder… “Çırak bu ne haldir, çay çay mı doğurdu, bir çay alana bir çay bedava mıdır?” “Ustam çaycının ismi Dursun’dur, ikimizin de muradı olmuştur.” “İlk günden ustanı delirtirsin, yoksa çıkış fermanımı istersin?...” “Ustam, at haftalığıma bir çaylık çentik, elli yeteleden verirsin bir çay eksik’ “Dediğini yaparım, olmam keklik.”
“Ustam ufukta görünür Murat 124…” “İş çıkarır, aş çıkarmaz, bir saniye bile kalmasın, asabımız bozulmasın.”
Çırak yaklaşır arabaya, başlar eliyle saçını taramaya… Usta meraklanır, çayı bırakır, otomobilin yanına yanaşır…
Usta, “Arkadaşım anlamıyor…” diyor, devamı; ‘musun’u getiremiyor. Sürücü koltuğunda bir peri, sanki Mercedes satımında reklâm eri… Çırağın ensesine bir şaplak, ‘ablanı neden buyur etmezsin asalak?..”
Sarıya boyansa sarışın güzel, siyaha boyansa, esmeri güzel… “21.y.y.da araba modellerinde ayırım olur mu, hassasiyete mi vurulur mu?...” “Yanlış anlaşılma olmuştur, çırağın yediği nanedir, Murat 124 favorimdir…” “Buyurunuz ofisime, siz söylerken şikâyetinizi, çırak gider çay getirmeye…” “Ah! Teşekkür ederim, araba gaz yemiyor, yolda bayırda tekliyor…” “Emin eldesiniz, Murat 124’ün iyi toparlayıcısıyız…” “Borcumuz ne olacak, cüzdanınıza ne kadar konacak?” “Para möhim değildir, iş-insanlık ilkemizdir.’
Kadın çayını içer, Usta; gözleriyle arada onu biçer, çırağın ‘Ustam karbüratörü temizlesek yeter,’ demesine içerler. Yıldızlı-yıldızsız tornavida, X, Y nolu anahtar, ‘mercedes gelmişse gelmiş, işim var kov gitsin, kov gitsin’, çayı üçle sende iç çırak, hem tost da ye, bak ablanın çayı bitmiş, tazelettir, öğle vakti masayı donattır, bana iş çok uzadı deme, adamın asabını bozma… Yedi gün, yani yedi gündüz, her sabah kadınla beraber açıldı, akşam kapatıldı, Murat 124 ful yapıldı, pasları alındı, paspasları silindi, o son saate gelindi. “Alacağınız nedir, çok uğraştınız, hem yedirip içirdiniz…” “Para möhim değil, hem tanışmış olduk, yedi gün hayat sürdük…” “Sonsuz saygıyla, çok müteşekkir oldum, izninizle ben çıkayım…” “Muradınıza kavuştunuz, muradıma kavuşturmadınız?...” “Muradınız nedir, elimden gelen yolunuza turaptır…” “İşim var, aşım var, eşim olursan sarıl boynuma sar…” “Ama ben nişanlıyım, bir de senden uzun boyluyum…” “Yüzüğün yok, müzüğün yok, hiç mi umut yok?…” “Üzülme daha gençsin, bir başka Murat 124’lüye rastlarsın.” “?...” “Murat 124’ü düğün arabası yapacağım, düğünüme gelmezseniz küseceğim…” “Yolun açık olsun güzelim, işveli nazlı 124’lüm…”
‘Usta, usta!... Yedek parçacı parasını istiyor, kahveci çay vermem diyor…” “Tabelacıyı getir buraya, ‘Aldanır Oto Tamirhanesi’ yazsın kapıya…
|