|
Sanat Dedektifi
|
 |
« : Temmuz 19, 2008, 20:59:46 ÖS » |
|
Kendine başka bir istan bul:
Zafer DORUK. Bu ismi bilmeyen edebiyat insanımız var mı bilmem. Bilmeyen varsa hatırlatalım: O, öykücülerimizden. Şimdilerde yaşadığı kenti terk etmenin ürkekliği içinde İstanbul ellerine ısınmaya çalışmaktaymış. Kendisine yeni hayatında başarılar dileriz. Zafer DORUK’u böyle radikal bir karar almaya iten toplumsal ve sanatsal nedenlerin başlı başına bir inceleme konusu olduğunu düşünmekteyim. Böylesine önemli bir öykücümüz bu kararı almışsa vardır bir bildiği. Benim bildiğimse şu: Artık Anadolu insanı silkinmeli, kendine gelmeli. Sanatçısına yerinde sahip çıkmalı. İstanbul’dan Anadolu’ya etkinlikler için gelen 3. sınıf şair, öykücü ve romancılara gösterdiği sevgiyi, kendi sanatçılarına da göstermeli. Bunu başarmalı. Şu var, kaçmak kolay, sanatçı da yaşadığı yerleri dönüştürmek için savaşmalı. Buları yapan, İstanbul’u sarsan nice güçlü kalemlerimiz var artık. Çağ dönse, teknoloji gelişse de, biter-bitmeli dediğimiz, yerel-ulusal muhabbeti devam edecek gibi görünmekte.
Zehra YENİCE
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Temmuz 19, 2008, 21:04:29 ÖS Gönderen: Sanat Dedektifi »
|
Moderatöre Bildir
Kayıtlı
|
|
|
|
|
Bahattin YILDIZ
|
 |
« Yanıtla #1 : Temmuz 21, 2008, 01:08:51 ÖÖ » |
|
Sevgili Zehra Yenice'nin bu yazısı aklıma binbir düşünceyi getirdi... Birçoğu paslanmış, demode düşünceleri... Osmanlı döneminde de İstanbul, şimdiki İstanbul'du... Kendinden menkul pek bir değeri olmayan, doğudan, batıdan, kuzeyden ve güneyden apardığı veya kendiliğinden gelenlerle çeşnileşen İstanbul'u... Anadolu'da varolan değerler, varoldukları yerlerde tutunamamanın, saygı ve sevgi görmemenin ızdırabını, bunalımını ya içselleştirerek varolma yaşamlarını kaldıkları yerde sürdürmeye çabalamışlar, ya da İstanbul'a ulaşarak hak ettikleri değeri bulmayı amaçlamışlardır.
Kimi başarmış, kimi başarmamış olmakla birlikte, 21.y.y. çağının getirdiği imkanlarla artık bunun sonlanması gerektiği düşüncesindeyim...
İstanbul payitahtı sonlamıştır ya da sonlanmak üzeredir. Büyük bir iddiadır, altında kalmayacağım güvencesi içindeyim...
Teknoloji, internet, uzaktan iletişim olanaklarıyla her alanda olduğu gibi KÜLTÜR-SANAT anlamında da TEKELİSTAN yıkılmak üzeredir...
Müzik, edebiyat, resim ve diğer sanat dallarında kendine güvenen, varolan, varolmak isteyenlerin elinde güçlü olanaklar vardır... El etek öpme, rejisörün odasından geçme, gay olma, lezbiyen olma, aykırı düşüncede olsa da, 'Abi, abla sen haklısın' deme zorunlulukları bitmiştir... Önemli olan bu durumu kavrayabilmektir...
Sevgili Zafer Doruk, sevdiğim, saydığım ve yüzyüze tanış olduğum öykü yazarlığı yönünden takdir ettiğim müstesna kişiliklerdendir.
Açılımlarımın kendisiyle doğrudan bir ilgisi yoktur. Kendisine başarılar temenni ederim...
|
|
|
|
|
B.AVCU
Girişimci
ÖKS Girişimcisi
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 9
|
 |
« Yanıtla #2 : Temmuz 29, 2008, 00:15:10 ÖÖ » |
|
ARKADAŞLARIN YUKARDAKİ SÖZLERİNE KATILMAKLA BİRLİKTE, AİLE YA DA İŞ ŞARTLARI BİR YERLERE TAŞINMAYI GEREKTİRİYORSA ANLAYIŞLA KARŞILAMAK GEREKİR DİYE DÜŞÜNÜYORUM. NERDEN ÇIKTIYA BODOS BİR ÖRNEK; KOMPLOCUNUN TAYİNİ İSTANBUL'A ÇIKARSA NE DİYEBİLİRİZ, ONUN ADINA ÜZÜLMEKTEN BAŞKA... zAFER'İN GÖÇ'KÜNLÜĞÜ DE AİLE ŞARTLARINDAN OLDUĞU İÇİN ,BAŞARILAR VE HUZURLU GÜNLER DOSTUM.
|
|
|
|
|
|
Nisa NUR
|
 |
« Yanıtla #3 : Temmuz 29, 2008, 23:07:15 ÖS » |
|
Evet, istem dışı şartlara kimse bir şey diyemez. Memursunuzdur, tayininiz çıkar gidersiniz. Bu başka. Bildiğimiz kadarıyla Zafer DORUK özel bir okulun kütüphane sorumluluğundan emekli olmuş bir kardeşimiz. Yani bir zorunluluk yok onun göçkünlüğünde. Fakat insanların yerleşke seçme özgürlükleri elbette vardır ve saygı duyulur buna. Ama yukaıda Zehra YENİCE tarafından imlenen noktalar çok önemkli. Gerçekten araştırmacılara iyi bir alan. Örneğin Yaşar KEMAL Kadirli'de kalarak sürdürseydi yazarlığını şimdi bu noktada olur muydu? Yılmaz GÜNEY Adana'da kalsaydı, çıkmasaydı yola Özdemir İNCE ve Nihat ZiYALAN'la Adana Gar'ından İstanbul'a doğru. Yoksa İstanbula doğru yola çıkan Yılmaz'dı da, onu uğurlayanlar Özdemir ve Nihat mıydı? Neyse. Sevgili AVCU özü kaçırıyor, şekle takılıyorsun. Ortada yanlış söylenmiş bir şey var mı yeniden bir bak Zehra YENİCE'nin iletisine. Sen nerede yaşarsın bilmem ama, yazılarından tanırım, iki de şiirini okumuştum galiba. Bir de bir arkadaşım söylediydi Murat GÖĞEBAKAN'ın söylediği "Ben Sana Aşık Oldum Bir Tanem"in sözleri enin şiirinden dönüştürülmüş galiba. Şimdi söyler misin yereli dönüştüremeyerek yüzünü daima dışarı dönenler, birbirleri ile dayanışmayı zul gören yereller, yereldeyken yüzüne bakmadıkları uzağa gittiğinin ardından yerele geldiğinde göklere çıkaranlar... Onlar... Daima bakakalmayacaklar mı göğe. Demek ki neymiş, illaki insanlar yaşadığı kentleri dönüştürmeliymiş. Bu dönüştürme elbet sanatla ilgili. Bu noktalardan bakınca gidenler haklı mı ne? Kim bilir, sen mi, söyle dinleyelim bir AVCU ağıdı. Rastgele.
Nisa NUR
|
|
|
|
|
Pali Canon
ÖKS Girişimcisi
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 35
|
 |
« Yanıtla #4 : Temmuz 14, 2009, 21:28:26 ÖS » |
|
Zafer Doruk İstanbul'a benim bizzat yakınen bildiğim sebeblerden gitmiştir.
Öyle gerekmekteydi.
bu bir süreçtir. hayattır.
Fakat işte bazı hayalleri sürdürmemek daha iyidir. çünkü yanılgıya tekabül eder. İşte sahiplenme silkinme edebiyatın sanatın gelişmesi kesinlikle boyutsal meselelerdir. asla söylemler bunun yerini alamaz.
Çünkü bu yine yönetim meselesidir. Bunu gören yöneticiler oluşmadan bu olmaz.
Kırmızı hap mı mavi hap mı?
No! Bayım uyumak istemiyoruz.
Uyanış içseldir. ruhsaldır.
İstanbul bizim enregrasyonumuzdur. bu durum kişiler üzerinden transformasyone edilemez.
silik anadoluculuk ise bir serap anısıdır. kimse hatırlamaya.
elbette bu açıdan.
yoksa anadolu ateşi süper ışıldamaktadır.
bunu dezinfarmasyona tabii tutmak kendimizden bazı bilgileri silmek ile aynıdır.
Oysa tam almak için gözbağlarının açılması gerekiyor.
|
|
|
|
|
|
Şeyda GÜNEŞ
|
 |
« Yanıtla #5 : Temmuz 14, 2009, 21:39:58 ÖS » |
|
Sen de haklısın, Pali. Nameste.
|
|
|
|
|
Ekrem
ÖKS Girişimcisi
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 30
|
 |
« Yanıtla #6 : Temmuz 14, 2009, 23:20:37 ÖS » |
|
Sevgili Zehra,
3. Sınıf şair,romancı,hikayeci sınıflandırmanıza katılmadığımı söylemeliyim. Sanat ürünlerinin, sanatçıların böyle bir sınıflandırmaya sokulamayacağını düşünüyorum. Bütün sanat ürünleri birbiriyle kıyaslanmadan, yarıştırılmadan güzel olmak durumundadır.
|
|
|
|
|
|