fatihyavuz
Telve
ÖKS Girişimcisi

Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 87
?iirler ya?ama benzer
|
 |
« : Haziran 23, 2008, 11:10:41 ÖÖ » |
|
Şiir ve Sivil İtaatsizlik
Geçenlerde yeni görev yerine tayin olan eski bir dostumu ziyaret için gittiğim işyerinde tesadüfen edebiyat öğretmeni olan başka bir arkadaşımla karşılaştım.Gündelik yaşamın sürprizlerinden biridir.Çünkü insan hayatını göçebe gibi sürdürüyor.İşiniz gereği aynı gün içinde birbirinden farklı yerlerde ummadığınız kişilerle karşılaşma fırsatınız oluyor.Biz de bu vesileyle karşılaştığımız arkadaşımızla uzun uzun şiir ve edebiyat üzerine konuşma fırsatı da bulduk.
Bu konuşmada özellikle edebiyat öğretmeni dostumun,dil bilgisi kurallarına uygun yazılmayan günümüz şiirlerini eleştirmesi ve dizelerin büyük harfle başlaması gerektiği yönündeki görüşlerine kural ve sınır tanımazlığıyla geleceğin sınırlarını genişleten ünlü Fransız şair Guillaume Apollinaire’yi örnekleyerek şiirin ve şairin muhalifliğini anlatırken ısrarla vurgulamaya çalıştığım bir kavram onu şaşırttı.”Sivil İtaatsizlik”
“Sivil İtaatsizlik” kavramı ilk bakışta boyun eğmeme,başkaldırı,söz dinlememe gibi olumsuz çağrışımları akla getiriyor olsa da özellikle batıda sağladığı teorik ve felsefi birikimle toplumsal-siyasal sorunların çözümüne önemli katkılar sağlayan bir açılım olarak değerlendiriliyor.
Şiddet içermeyen,meşru düzeni ihlal etmeyen,sonsuz uyumculluğu kabul etmeyen, haksızlıklara karşı başka hangi yollarla durulabileceği arayışı ve özellikle Gandhi ile pratik uygulamasını bulduktan sonra da bütün dünyanın dikkatini çeken sosyolojik bir gerçeğin adıdır “sivil itaatsizlik” ve bu içeriğiyle şiirde kendine yer bulması da şaşırtıcı olmamalıdır.
Halim Şafak “Geçmiş, “Sivil Şiir” ve Ece Ayhan” başlıklı yazısında “sivil şiir” ve “aykırı şiir” tanımını “verili şiir”in dışında başka bir şiir olarak görmemiz mümkündür. Ayhan’ın “sivil”lik olgusunun yazdıklarına bakıldığında şiirle ve şiir yazanla sınırlanmadığını görüyoruz. Bir bakıma gündelik hayatın içinde Ayhan’ın bakış açısına göre (ki, doğru bir bakış açısıdır.) aykırı duran herkes “sivil”dir. Bu sanat-edebiyattan, politikaya kadar geniş bir alanı çerçevesi içine alan bir sivillik anlayışıdır.
Üstelik Ayhan sivilliği büyük ölçüde aykırılıktan çok muhaliflik ve karşılık olarak anlamaktadır. Bu bağlamda itiraz hakkımı saklı tutmak kaydıyla sivilliğin Ece Ayhan’a ilişkin bir terminolojinin en önemli sözcüklerinden/kavramlarından biri olarak gördüğümü, Ayhan’ın çizdiği çerçeveye bağlı olarak doğruluk payı taşıyan bir kavram olduğunu belirtirim. Ben ya da bir başkasının da rahatlıkla onun sivillik dediği şeyi aykırılık, muhaliflik, asilik, karşılık olarak anlaması mümkündür.” derken bir yerde sivil itaatsizliğin şiirin içinde bulacağı karşılıkların neler olabileceğini de açıklamaktadır.
İnsani bir eylem olan şiiri oluşturan sözcükler işte tam bu noktada içerdiği söylemle şairin çevresinde gelişen olaylar karşısında gördüğü haksızlıklara kendi takındığı bireysel tutumunun sanatsal yansımayla özgürce ve meşru dışa vurumu olarak değerlendirebilir.
Yaşanan bir gerçek olarak şairin içinde bulunduğu toplumdan uzak olması düşünülemez. “Toplumsal Gerçekçilik” olarak nitelendirilen akımın doğuşunun özünde de bu vardır ve bu nedenle toplumcul şiirler gerçeği ve doğayı değiştirmeden, olduğu şekilde yansıtan şiddet içermeyen, aykırılık sivil itaatsizliğin başka bir boyuttan çekilmiş resmine benzemektedir.
İtaatsizlik bir anlamda,kötülüğü ve adaletsizliği inkar edip,bunların yerine iyiliği,adaleti-hukuku yerleştirme anlamını da içermektedir.Rousseau gibi bir dahi,kendisini anlatırken şöyle demektedir : Bende,izzet-i nefs (özsaygı) adaletsizliğe başkaldırmakla başladı; izzet-i nefs,mukayeselerden,tercihlerden vazgeçerek kendi iyiliğini istemekle yetindi.
Sivil İtaatsizlik ve özgürlük arasındaki ilişkide,”farkında olma” ilk adımdır.İnsan ancak kendisini belirleyen doğal,psikolojik,çevresel faktörlerin farkına varıp,onlar karşısında tutum almasıyla ;beğenip beğenmemesi ve onları değiştirmeye kalkmasıyla özgürlük yolunda bir adım atabilir.genel olarak bir itaatsizlik ,ön bir bilinçlenmeyi şart koşar.Köle efendisine karşı “hayır” diyorsa,hem kendisinin hem efendisinin konumunu reddetmektedir.Bilinçli bir itaatsizlik,kinden farklıdır; zira örneğin kinden hareket eden bir köle,efendisiyle aynı olmayı değil,onun varlığını da ortadan kaldırmayı deneyebilir.İtaatsizlik ,amaç ve muhteva değiştirip saldırganlık biçimine dönüşebilir,böyle bir değişime paralel ahlaki özelliğini kaybeder.Bundan da anlaşılıyor ki olumlu bir değeri yerleştirmek isteyen itaatsizlik eylemini,sivil itaatsizliği,bilinçsiz saldırganlık olan anarşizmden ve onun versiyonlarından ayırmak gerekir.Değil mi ki sivil itaatsizlik de belirleyici olan bir bilinçtir.(1)
Bu açıdan bakıldığında aykırı dille yazılan şiirleri bilinçli bir sivil itaatsizlik eylemi olarak nitelendirmek sanırım yanlış olmayacaktır.Hakkında çok yazılıp söylenen 80’li yılların şiirleri o günün koşulları incelendiğinde seçilen sözcüklerin dizilişinde mevcut düzene karşı özenle kurulmuş sivil bir karşı duruşun sergilendiğini görürüz. Nitekim Arif Damar Hayal Kültür Sanat Edebiyat Dergisinin 23.sayısında Nilay Özer’le yaptığı söyleşide “ Algılarımı birazda sansür biçimlendirdi diyebilirim.İki dizemi hatırlatmak istiyorum : “çektim kahve değirmenlerinden çok inci ama kahve değil/Vız gelir değirmen taşı öyle bildiğin gibi değil”.Yani ben yine toplumsal bir mesajı diri tutmaya çalışıyorum,sansüre ve şiirden ödün veren bir toplumcu anlayışa karşı direniyorum.Bunu yaparken de şiirin nasıl olması gerektiğiyle hep meşgul kafam.” demektedir.
Şiirin bu direnen muhalif özelliği estetikle birleşerek sözcükleri güçlü ve sivil bir mesaja dönüştürmüştür. Asırlardan beri şiir gizemli büyüsünü aykırı yönüyle sürdürürken devamlı yeni ve dinç kalmış topluma yön veren en önemli yazım sanatlarından biri olma işlevini korumuştur.
Mehmet Emin Yurdakul “Bırak Beni Haykırayım” başlıklı şiirinde şairin yaşadığı çağ ve çevresinde gelişen olaylar karşısında tanıklığının nasıl olması gerektiğini en güzel ifade eden dizeleri yazarken sanki “sivil itaatsizliğin” fotoğrafını çekmiştir. “Bırak beni haykırayım, susarsam sen mâtem et; Unutma ki şâirleri haykırmayan bir millet, Sevenleri toprak olmuş öksüz çocuk gibidir;”
İşte bu yüzden şiir ve şair hiçbir dönemde susmayacaktır.
FYÇ
(1) Sivil İtaatsizlik Dr.Şükrü Nişancı-Okumuş Adam Yayınları
|