|
HBozkurt
|
 |
« : Haziran 17, 2008, 20:47:58 ÖS » |
|
yüzüm ..sivriliğin traşlı bakir zamanı..kırçıl bakışlar buldum..soluk..yeniyetme arzular sokağı
yetim sessizliğinde vitrinler gezinen
hiç değilken paranın çentik sesi
nasıl alabilir içindeki goncayı..çıtkırıldım edalar sarılırken sessizlik
köhnemiş suratında aysız gecenin
bildim bileli nameler hep senin için..gizli aşinalıklar buyurmuşum çekilirken selin
inciyen sözlerin kalbi vardır..ışıldar.çekilmemişken gecenin dişleri henüz
kimliğimin ilk hafleriyle başladım bağışlamaya seni
durdurulamaz gerçekliğin bir adım önünde
bacağı kırık şemsiye
yok zamanlar avuçladı ısrarla..yok
aramışlığım geç vakte dar ..susamlı sümbüllerden erittiğin ağzın
varsayabilir bitişiğinde konukluğun
hoş duyular çaşafı..ten kalbe kördür
bazı aşklar unutkanlık kokar..unutanlık çayları uzak doğudan
lezzeti beslemiş kedi tırnaklarında..gece yakın ..gece içten delik deşik
hiç hatrına serdiği sofra..
yüzüm parçalanmışlığın ayak sesleri..dört yanımda ığıldayan sessizlik..toplanamam..toplayamam
keder sözleri içindeyim
adımı yoksaydığından beri..ilhamı kaybetmiş düş gibiyim..rüzgârdan medet uman..gökyüzü çelen..sarılmışım içinden geçenleri
artık duramam kendimden
yaralı ..örseli ..yitik zamanı salmışım boşluğa
bütün kepenklerini kırmışım yaşamın..çırçıplak kalsa da üryan sesim
doğruluğundur ....
eskiden karalamalar yapardım..yap boz..sil ..karala..çıkmaz sokaklara verilirdi buruşmuş artıklar
internetin klavyenin canı sağolsun..işimizi kolaylaştırdı değil mi..
ama siz de değişimin işaretlerini görür gibiyim..hiç sıkılmadınız mı kendinizden..durağanlığınızdan.hep aynı mışlı muşlu sözcükler.ciddi takıntılar..lütfen azıcık salıverin kendinizi..bakın ben dert ediniyor muyum..almışım ardıma rüzgarınızı o zaman ne duruyorsunuz hemen değişin..bir anlık kazancın bir ömür ettiği su götürmez gerçekliktir
değişmeyelim derken kendimizden olmayalım sakın değişelim derken de kaybolmayalım değiştikçe sivrilen dilimizi uygun sözcüklere verelim
hiç bir şey söz dinlemezse dile sözcük gidelim hatta olmazsa sözcüklere dil giydirelim
karşı duralım baktığımız aynalara susalım bazen sövelim içten..yalancıksız..ağız dolusu ne bu ciddiyet güzelim bu tavır bu tafra diyelim olmazsa sokağa atalım baş serseri dolanalım olmazsa çöplükleri karıştıralım..bir parça serinlemek için açlığı oturduğumuz sırça camlar ne kazandırdı ki bize
alkış tutalım sebepsizce sözlendiğimiz söylemeye çalıştığımız sevgilere bir kaç elbise değiştirelim..yo yo bu olmadı..sarı etek altına kırmızı çorap..falan gibisinden ..ara ara marjinal takılalım..mezarlıkların yanında korkusuzca geçelim o olmazsa bir çiçek iliştirelim tüm yaşamış insanlar adına..sokak adları geçelim..trafik sıkışıklığında oh çekelim..yollar ne rahat diyelim ..insanlar tıkışık..insanlar soylu..arabası olan sokak.. gaz keselim ara ara..durup kalkalım cemaatler üstüne..komünal küfürler edelim..daha ne istiyorsunuz ağzınızda yumuşak sözcükler pelesenk ola ola dolana dolana ..gıııy gıyy olmadı mı
hep bir şeyler için kendimize küstüğümüz kendimize dönelim bir daha..hiç olmazsa biz hatrına
yook böyle değil diyorsanız..hükümeti protesto edelim..açlık diz boyu olmuş..varoşlara gidip hal satır atalım..o olmazsa çıkınımızdaki güvercinleri saat kulesinin altında sevgi edelim..kuşlara yem verelim..dondurma yiyelim..
yazın potansiyeli henüz açığa çıkmamış yazdıklarımla baymayım ortalığı..inanıyorum ki var olan entelektüel birikim ateşlenince kimse durduramaz
kendinizi şüpheyle karışık bir fincan telvesinde rüya aşırır olursunuz..uyanırsınız derinden.. gömleğinize sızmış aydınlıktan
sandığınız değil..sandığımda gül renginiz
Hüseyin Bozkurt
|
|
|
|
|
selim-cem
ÖKS Girişimcisi
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 31
tarih olsun diye geldim buralara/ a. özer
|
 |
« Yanıtla #1 : Haziran 17, 2008, 21:11:54 ÖS » |
|
İlhan Kemal'le bir yazışmamızda "birtakım şairlerin, nesir yazmasını seviyorum, yazıya şiir katıyor her bir sözcüğün değerini biliyorlar" demiştim. İlhan Kemal de yazıya durduğunda şiirsiz yapamayanlardandır. Hüseyin de şiirle o kadar bütünleşmiş ki, onun kanatlı metinlerini seviyorum.
|
|
|
|
|
|
HBozkurt
|
 |
« Yanıtla #2 : Haziran 18, 2008, 12:06:09 ÖS » |
|
Nazan Öncel'i..hiç dinlemedim sevgili Selim..dinleyenler iyi bir kız olduğunu söylerler..şarkılarını diline asıp kırıta kırıta geçmişe bir dolu düşer..yapraklarının buharlaştığı olur..içini dışa verirken..yüreğinin sesini hiç bu kadar cızırtılı duymamışsınızdır!..trik trip..ti zon
la la loy lom
bir de Demir Özlü vardı..stockholm..İstanbul arası
kaç km dir iki dış uzaklığı..çapını hesaplaya durmak kadar endişe taşımaz çevresi yalnızlığın
eğer yazarak tanrıya ulaşılsaydı..Adem koluydu belki..yasaklı elma ağacının..o verdi..o yedi..
hep Berna Moran'ı takdir etmişimdir
mor renkle buluşma sebebim..niçin Narı' bu denli sevdiğimi bilemezsiniz.
kalbini kesen bir damarın akışını serbest bırakırsanız olacağı şiirdir elbet..V:B Bayrıl bir de
şen çocuk..içindeki kasveti.kasaveti meleklerden bilmiş..iyilik meleklerinden
her meleğin çift cinsiyeti olurmuş..işte onun gibi..şiiri de
kim bilebilir nereden başlar..nerede biter aşk..
şiiri ne ilk tümce ne son tümceyle vuracaksın..sabırsız uşak..bilinçaltını neşterleyip..şiir boyunca kesiktiriyor..aman tanrım ortalık kan revan...ve sonunda duyumsanamayacak kadar pişmanlık..toparlarsan işin içinden çık
gizli çağrışımları cinselliğin
gizli dudaklar kanayışı
erotikadan beslenmiş tavır..yaşanmışlık mı ..çık ordan
ve kitaplar kadar dağınık nesneler yoktur..masanın gözünden taşmış..duvarlara sinmiş..
karşımda belirsiz adımlarıyla yaklaşmakta olan kibarlık budalası
yazmak kadar sönmek gerek şiştiğin balonu
en çok Hesseden uyanmışlığım olmuştur..derin bir tarzı vardır..piçliğin
ermek isteyip erişemediği
ve deli dolu doldur boşalt akımları
ne o sanki stoa..sanki nadasın sulandığı kan..bu toprak cescenin..yuvarlak değil maçın sonu..hırçınlığını kesersin..saçları uzun kalır küfürlerin..biri bin para edecek kadar değerli..değersiz belki şarabı yontan eskici
şimdi nasıl çıkarsam dağınıklığı ..toplamaya işiteceğim rep rep..bu yıl da ödül aksanında yılanlanmış testi
gözleri çarmıha vermiş okyanus..zıbırtısı
de çal be kal orda
...//
içinizdeki endişeler yerli yersiz sıkmaya başlar. bilmediğimiz kaygılar gelir oturur..izinsiz ve densiz
elinizdeki çok şey uçucu zeminlere kurban verilir ..kinaye mi..aslı astarından ferhad biçimler..dağ delen tosun
dur bir bardak su vereyim
ağzın kurumuş sözcüklerden..az mı yani sözcüklerle gece gündüz sevişmek
hasret gidermek dizlerine oturtup..susmak ordan burdan..
ama siz hiç sıkılmadınız öpülmekten..geceyi güne katıp..her yeriniz çekiştirilmiş bir yan..odacıklarında avaz..vaz edili küfürlerden kurtuluşun şerefine yatsıya kalırsınız..sonra üzerinizdeki boşluk sizinle uyur
bu ne çılgınlık böyle isterik saatler..alkışlarsınız diliniz eminceye değin içinizdeki öfkeyi..parsel parsel açılmış gedikler
ve sonra gelişen bir şeyler mutlaka olur..telefonun ucunda kesildiğiniz ses
telgraf tellerinde cesetleriniz olur..soya saya bitmek bilmeyen dakikalar sözcüklerin dilinde tüyü bitmemiş aşklar çekersiniz
hani bir daha konuşmayacaktın!
bir daha dönmeyecektin..üstelik sesini unutmuştum
sonra küseceksiniz kendinize..bir alınganlık meşalesi sabaha dek başucunuzda
korku dolu bakışlar geçiren odanın dilinde sabahlayacaksınız..hiç yokmuş gibi uyanıp yatağından
ve sonra tekrarlayacak can sıkıntısını geçiren kahvaltılar..sonra mırıldanıp yeni güne şükran duyacaksınız..yok oluşun şerefine varlığınız tescillenip göbek tüylerinden ırmaklar kesileceksiniz..bir daha asla dönüp gitmeyeceğim..teni ıskalamış baharlarından
yağmur yağmayacak..güneş eskisi kadar akmayacak olan gölgelerinde serinleyen ceviz kabuklarını kıra kıra..
başıboşluk tutanaklarında geçmişi yiyen ağzınız kekre-ar sözcüklerle buluşmaya hazır..bir çorba 3 dakikalık kesilen yüreğin suyundan..yazmaya tez olup üşeneceksiniz kimliğinizden
saçma gülüşler takınan suratların içine güleceksiniz ağzınızı boca edip..
hayat kısa değil diyerek uzun yaşamı seçip..korkularınızı şalınızla örteceksiniz..
ve sonra tanımadığınız yüzlerde kaybolacaksınız..siz sız derin kuşkular sırtında..
yine akşam olmuş..bakmışsın elde kalanlar uçucu zemin..kaygı yine alasında dikin
ve sonra hayata dair filozofları kulağından tutup isketeye vereceksin..yalanmış tüm bunlar..her şey kenarında durumun..a halıim..ver halim..nicedir kendi dışının koyunluk canavarı yarattığı sentezin diyagonal arzularında..şükredeceksin yarım baktığın hayatın ortasına bir güzel tanrılara küfredip..har şey bu asi coğrafyanın yapıştığı tendir..
çürümüş yanıyla kendine koşuşturan insanları gördükçe asla çıkmayacaksınız pencereden başınızı uzatıp
ve karanlık sütü kesilinceye değin yatağında
işte ne olursa olsun bir güzel gideceksiniz kendinden..yok olmak arzusu sırçalayıp göz kenarından
hayat bu kadar deyip yüzüne oturunca
Hüseyin bozkurt
|
|
|
|
|
|
HBozkurt
|
 |
« Yanıtla #3 : Haziran 18, 2008, 18:29:06 ÖS » |
|
sessiz ve sedasız şiir yurdumda konaklamış halk ozanlarındadır Sait..
Maden'den bahsediyorum..
usta bir dil..yalın anlatım..unutulmaya yüz tutmuş direnci simgeleyen sözcükler yaratısı
sanki içimizde açık bir dille söyleyemediğimiz fısıltı..rüzgârı eyler..kavruk yaz gecelerine
derin sarhoşluk çeken ayakların kalbe ve kedere girdiği hüküm..yalpalayın
'öptün beni bir kez ve cehennem kıldın dünyayı kendine'
derler ki şairden iyi aşk çıkmaz..doğrudur..belki Sait'te bu gerçeği bile bile yare zülfü olmuştur..anlatışın o dinamik rüzgarı ne biçim tanır ne töz
yalnızca içi iç gereğinden konuşur gibi sözcükleri dokunsada sözcüklerin kalbine.incitmeden
başka zamanlar başka dünyalar tanır..gözgöze kaldığı resimlerde..hep bir çıkmaz sanki düşülen sokak..ara ara daldıkça bir ferahlık..sonuç aman aman ne güzel bir yol
ben sanki gitmiştim oralardan
bir serzeniş..dokunsanız yanacak birazdan göz ışıkları
'bir sizin ışığınız yanıyordu.Bağışlayın beni Yanlış kapı çaldım gecenin bu vaktinde'
tarafsız..redifsiz uyaksız gecelerde yol düşerse..hangi kapıyı çalsa..beklenen değil karşı
ve rüyalardan uyanıp sille tokat..aynanın karşısında..ölüsünü yıkayan çeşmedir ağıtlanan
'çok mutlusun dünyamız dönüyor dedi..aramızda yabancı bir ölü var bu gece'
şiir dünyasının içinde Sait..yaşayan bir fotograf..çekmeli dudaklar ..içmeli..içmeli..sarhoşluğu
şiir kendine dönen sessizliktir çoğu zaman
kıpırtısız duran yaprak..orman kaybolmadan
Sait Maden şiirlerini okurken büyüleyici bir dil..üst kurguyla deşifre edilmiş sıkı dizelere bol bol raslanır
'köşesinde sokağın,korkuyoruz,bir köpek gibi bizi gözetliyor sonsuzluk'
genel anlamda ses yitimini göz ardı etmeden ikilikler..dörtlükler ..ve halkın özüne hitap eden söz bulutları kitap boyunca
bittiğinde yağmur başlamış yine
ve pencere bakıyorum..insanlar kendi haline koşuturuyor ve yalnızlığını seçiyor şairler
Sait Maden'den bir kaç dize ile şimdilik vedalarım
'bizi ağaçlar emzirdi ,gökler katına yükseldik Rüzgâr altındayız..iniltimiz ondandır
Uyuyup gitmiş çoktan başucunda yeryüzü sesizliği çıngırak gibi'
Hüseyin Bozkurt
|
|
|
|
|
cigdemünal
Çi?'dem
ÖKS Girişimcisi
 
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 113
Kaça??m, e?kiya a?klar ya?ar?m durmadan.
|
 |
« Yanıtla #4 : Haziran 19, 2008, 12:21:08 ÖS » |
|
Sesinizin ta kendisi değil mi zaten şiir olan?
Sıradan birisinden dinlediğim şiirler öylesine kalıyor. Öylesine söylediğiniz sözlerde dinlediğim melodinin yanında...
Her sözünüz ayrı bir aşkla dokunuyor Hüseyin Bozkurt... Eldeğmemiş olan kadar, teni tuza bulanmamış çocukluk kadar. Keyifle okuyorum. Keyifle akıyorum içinizden geçen ırmakta.
Sevgi ve Saygımla
|
Borcum Yok! Bozdurdum Ömrümü.
|
|
|
|
HBozkurt
|
 |
« Yanıtla #5 : Haziran 19, 2008, 16:05:18 ÖS » |
|
sayfayı onurlandırdığınızdan dolayı çok teşekkürler..size bir kahve sunuyorum..baldıran değil sözlerim..rahatlıkla içip yazılara telve olunuz.. sevgili Çiğdem
paramın büyük bölümünü sanata ve hayata ayırırım..eh yarıya yakınını da otomobile
fiyat artışlarından etkilendiğimi gittiğim yolun km si uyardı..oysa belirli aralıklarla 80 YTL lik benzin alırdım..hiç zam görmemiş gibi mutlu mutlu
benzin istasyonuna uğramam sıklaştığından dolayı..İstasyon patronuyla hemşeri olduk..Gürün'lüymüş..bir partinin temsilciliğini ve başkanlığını yapmış..şimdi kendi halinde keyf çatıyor..bir çay ısmarladı..Hoca altındaki araban kaliteliymiş..bu zamanlarda Vectraya binmek herkese nasip değil..
kaçıncı el olduğunu söylemeye çalışırken..elinde bir kaç şiir kitabıyla karşılaşmam..baya heyecanlandırdı beni
siz dedim..siz okuyormusunuz bunları.yok yav dedi..geçenlerde bir kaç şair geçerken bırakmışlar okumam için..ama zaman nerde..bak kara kara düşünüyorum satışları..bu zamanda okumak pek iyi değil..al istersen sen oku..
elime aldığımda kitabı.. sayfaları 98 oktan kurşunlu kokuyordu
hey gidi dedim içimde..kitabın zamlar karşısında ki ederini düşündüğümde şairlerin bir litre benzin ederi yok!
arabayı çıraklardan birine yıkattırıp ayrıldığımda ..çatlak camdan güneşin ışıkları gözlerimi kamaştırarak epey yol aldım
ve olan bitenleri memleketin..okudukça insan ederi düşüyor
zaman hangi kadranda ilerliyor farkında değilken Sapanca'da bir çiftlik evinde bulmuşum kendimi..hani kuşların bir kaç kez uçmaktan mola verdiği yerlerden değil..küçük ..şirin sanki maket bıçağıyla ustalıkla yapılmış kiraz bahçeleri içinde iki katlı ev
öğrencilerimden biri işletmesini üstlenmiş..balık çiftliğini yönetiyor
gün iyice sızmaya başlarken masada kalkıp kiraz ağaçlarına doğru yürüdüm..çocukluğumun kiraz ağacı geçti gözümden..hem de öylesine meyve verir di ki tek ağaç..konu komşu sebeplenirdi..ve düştüğüm anı asla unutamam..son kalan kirazı kuşlara yedirmemek için zirveye yüklendiğimde incecik dalların çıtırtısı sanki 200 km hızla giden aracın ani fren vıcıklığındaki ses kadar tırmalandı kulağımı yeniden
bereket dallara sarka sarka hoop yere..kolumun çıtırtısını duyduğumda..annem zavallı çaresiz feryat figan etmez mi..konu komşu toplanmış bir ağzıdan kırıkçı memoya götürelim dediler..memo sardı sarmaladı ..üfledi..bir kaç dua ardında bir kaç güne düzelir diyerek yüklü para talep etti
babamın akşam iş dönüşü vereceği tepkiden dolayı apar topar hazırlanıp amcamlara kaçtım..biliyorum ağaçta düşmek suç değil..ancak son kiraz için bu aptallıktı bir nevi
ve birden uyandığımda gecenin kaçı olmuştu..kiraz ve ben kızarıncaya kadar ay ışığında öylece asılı kaldık
sabaha doğru uyandığımda sessizliğin hakim olduğu pencereden uzaklara baktım..
başucumda okunmayı bir kez daha bekleyen ''Islık yorumları'' duruyordu
Muzaffer Sarıgül..bu kitabıyla 1998 Kocaeli Üniversitesi Akademik Şiir ödülüne layık bulunmuştu
hangi toprağın rengiydi acaba..tezgahlarda çığırtkanların..fabrikalarda işçilerin..köylülerin sesi geçti içimde
müthiş ses ve uyumlu dizeler sanki içimde kopmuş meteordu
her yerimde bir parça eksiliyordu
Yüreğinin şivesiyle seslendiği kısa ve orta şiirler başka hayatlar gitmeme aracı oldu
babam bir ısrardı ölümlere ben şiire hükümlü
ıslıksız çıkılan yollar tekin değil diyerek başlamış şiir yolculuğuna
kendi anadilinde yazan kaç şair vardır acep!
geçmedi değil içimden..bütün yaşananlar bir ıslık yaşanacaklarda
sesini sizlerde duyuyorsunuz belki..uzak dağ köylerinin verimsiz yurtlarının..yaşam çilelerin toplamıysa..hadi isterseniz siz de bir ıslık çalarak köy olunuz
hüznün sarmalında bu kadar taşar yürek..ödün vermeden..yalnızlığa düşmeden
umudu hep ön planda buldum..hiç bir şiirde çaresizlik yoktu
çünki güçlü şairler serzeniş değil..gerçeği bağırırlar..yormadan
son nokta.Muzaffer Sargülden
Geceydi işte,bütün kadınlar suç ortağım kutsayın ve eyvallah deyin aşka tek yaşadığımızdır
Hüseyin Bozkurt
|
|
|
|
|
|
HBozkurt
|
 |
« Yanıtla #6 : Kasım 23, 2008, 00:24:15 ÖÖ » |
|
eylemin kaçıncı günüydü..rektör istifa..rektör..Nedim önsaflarda bağırıyordu..ve dişliler bir koldan sarmış ağzı salya sümsük şekilde verilecek bir emri bekliyorlardı..biz de ihanetin acısı büyük olurdu..uzaklaşmaya çalışıyordum ama bir türlü beceremiyordum ayrılığı..olmalıydım ya da en azından sesin içinde bir ses
duyulmuyordu..belki sevdamız..hep aşka hep sevdaya meyilliydik..biliyorsun Nedim! aşka doğranmış olanın kanı su çeker..tüfek destekli tank destekli ve eli kanlı bir azınlık durmadan höykürüyordu..bizim niçin destekçimiz yok!
birden bire ortalık savaş alanına dönmüş..Gülçin başına aldığı jop darbeleriyle kalabalığın arasında yığılıp kalmıştı..panik havası kaç saniye sürdü hatırlamıyorum ..nerede olduğumu bilmeyen bir telaşla daldığım bir sokağın köşesinde tutulmuştum..azgınlarca
ellerinde sustalılar..ellerinde zincirler..ve paletler
bir duvarın dibine bıçak darbeleriyle dayandırılmıştım..içlerinden biri salya sümsük bana dönüp..gomonist misin
islamın kaç şartı var
o an yaşamla ölüm arasında ki tercihe zorlanmam kadar ezildiğimi başka türlü hissedememiştim
gökyüzüne bakıp ağzımda 5 diye bir rakam çıkmıştı..yalnızca bir sayı..ederi hiç bir şey olmayan bir nicelik
mideme bıçağı dayayan kişi gözlerindeki kin bürümüşlükle yanındaki arkadaşına dönerek..doğru mu diyor bu
bağırıyordu
valla bilmem ki belki doğru diyordur..bu adam
daha fazla dayanamayıp işkenceye son vermek isteyen bir kişi..gözlerime iyice baktıktan sonra..bırakın diye emir verdi..bu arakadaş masum birine benziyor..!!
ayaklarımda ne derman kalmış..ne de dizlerimde yürüyecek bağ
her yer karanlık Sude..gözlerimin önünde hiç gitmiyor..beynim kemirip duruyor geçmişimi
sararmış yaprakların arasında gözlerini açamaya çalışan güneşe..ağaçla birlikte merhaba dedim Dur..senin yaşadıklarını anlamam için yaprakların üzerinde gezinen izim hiç kaybolmadı..mevsim daha yaz..niçin erken gelmiş evimize güz
haberlerde burnu uzun olan netekim bir siyahlık belirdi ilkin..biz acılarınızı içinizde söküp almaya geldik..uzun yaşayın hepiniz..Nedim
işte uzun yaşamak bu ..Nedim..sahiden yaşadığıma inandır beni
Sude geceliğiyle uyanıp bir bardak su ve elindeki tabletle derinden çiziyordu beni
iç dedi..iç
uayandığım yatağın sularında sıktım kendimi..nereye gitsem yanımda ne Naz..ne Sude..yalnızca Dur'un o acı sesi
hala yaşıyorsun değil mi ..aptal
ölmeyi öğrenmem için yaşamam gerek Dur
Hüseyin Bozkurt
|
|
|
|
|
|
HBozkurt
|
 |
« Yanıtla #7 : Kasım 29, 2008, 21:58:03 ÖS » |
|
..(X)
yüreği köşeye sıkıştırmaya çalışıyorum..yazma dürtüsünü uyandırmak için ..el kol hareketleriyle ..vuruşuyorum güpegüz ..ne kadar acılar çektiğimi hilemezsiniz
yazmaya secde etsem boynuma asılı kılıncı çerçevenin..düşer parçalanırsa diye bir kaç kalp korkarım..
allahın kızına bak..kırk satır karalanmış bir kapının güneyinde toz pembe cibinlikler arasında bekliyor güneşi ..allahın kızına bak..şeytan değil ki göresin..taş değil ki öpesin
üçünün saçları kısa..üçünün de eteği öpülmekten pörsümüş..ipek çorapları kozasına sancılı böcek ..asırlardır bir rivayet kadim söz ustalarının
allahın kızına bak..dert..hep dert..keder ..ıskalamış hayatı salyangozlar kadar..sürünmekten bin olmuş beter gülüşleri..boğazlanmış kan kızıl seyretmiş delilikleri..adına konmuş histeri
melankolik ..hüsrevik..türevcikler camiasından
değişimin ıstıraplı oluşuna can sıkmayın..siz deliliklerinizle koca bir gövdeyi yüzdürürsünüz ummana..banın uzaktan el sallayan kırgınlıkları göğsünüzün orta yerine..derya çıkmazsa balık bilir insanın sütten kemirgen arzusunu
lat , uzza ve manattan bahseder sözcükler
Nedim..o ak sakallarıyla dedemin dervişane bezginliklerini süsleyen edasıyla yakarış halindedir..kime..hiçlik zamanına..o varlığın hiçlikle eriştiği taş kadar yosun tutmaz ruhuna..inceleyerek bileyler durmadan sezginlikleri
bense bir avuç kadar hüküm giymezken..dışarı yine soğuk ..bir geçici fitil ateşler durur içimi..rengahenk çarşılar ..sabun kokuları tekke ve zaviyeden sınıfta kalmış eskimeler..yemenisini yemene borçlu çavuşlar..biz yine ölmedik taş yerinde dikitttir..ittir
bir savunma hattı..önde bir kaç asker düşerken ..karanlığın verdiği renge sabahı çalmaya uyuyan o naftalin kokulu sandıklar..kara haber tez verir
kimi manattadır hala..kimi latta..kimisi alçısına küsen yerli sermayenin piçidir
allahın kızına bak..sanki biz taşız..aslında hiç aç değildik..hiç yokluk bilmedik..hiç acı sürmedik koku diye koltuk altlarımıza..nihayetinde rivayetlerin bizi bize düşürdüğü dominolar kadar değilken..hep vuruştuk..çarpıldık.bölündük tam ortasında kıblenin
güneş saklıyor yüzü..uzza..sefil gülüşler berhavayken..
anamın derin koynunda geleceği öngörürken zavallı turnalar aldırmaksızın yare uçuyordu..yara yara
o üçlünün şerefine Nedim..beni taşırmısın
Hüseyin Bozkurt
|
|
|
|
|
|
HBozkurt
|
 |
« Yanıtla #8 : Kasım 29, 2008, 22:19:58 ÖS » |
|
....(W)..
sözüm olmasaydı..allahım olurdu
ruhumun müntesibleri durmadan yarım kalmış tarafımı kopya ederken allahına
rüyalar kar tenecikleriyle sevişirken gece oluyor sessizliğin allahı
içimde çıldırmayı bilmeyen zavallı..derin kaygılı
donuk çarşaflar silkiyor suratında..kara kapkara neçirvan
bu dünyada muradı alamazsın diyor şahbaz
oyun bozan pis yalancı
direniyorum yalnızca kendime..ve de oyunu sürdüren kemancıya
öyle acılı çalma ne olur
yüzüm çoktandır uyuşuk kepazelikten
bir ırmak kadar ipsiz..kalıntısız milsiz
göz çapaklarımdan davudi görünemezsin..yak aklımı
Hüseyin Bozkurt
|
|
|
|
|
|
HBozkurt
|
 |
« Yanıtla #9 : Kasım 30, 2008, 14:01:59 ÖS » |
|
aynanın içinde kadın
ellerim ayaklarım ablukasında renksizliğin
kadın sadece soyunuyordu etim bu denli kıskanç çıplaklığa
bir resim çiziyordu kadın dudaklarımdan
ıslak ve çürümüş renkleri canlandıran
kadın dişlerini pudralıyordu..dünya gülmekten ak
sanki umurundaymış sazlıklar kurbağalara
dere boyları
unutulmuş ezgiler asılıyordu bir bir
hayat
çekincesiz kırık bir cümle
sözlenmemiş düşlerin
kadın elbisesini uyduruyordu tenine
sıkışık farfarlı
ütüşük değil içlenirken göğün düşürdüğü mendil
bir ıslaklık bir nem tavında görüntü..iç replik taşıdığım alkol
sürüyorum yüzüne aynıklığın
sürüyorum yüzüne
tek bir sesleri kalmış harfiyen çınlanılan yerde..ne görüntü ne görünte
kadın yalnızca seziliyordu çarşaf içinde
dudaklarında soysuzluğu endişenin
Hüseyin Bozkurt
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Kasım 30, 2008, 14:29:51 ÖS Gönderen: HBozkurt »
|
Moderatöre Bildir
Kayıtlı
|
|
|
|
|
HBozkurt
|
 |
« Yanıtla #10 : Kasım 30, 2008, 14:26:44 ÖS » |
|
ben sus hali..
sen yırtılmış figan
Hüseyin Bozkurt
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Ocak 22, 2009, 01:25:54 ÖÖ Gönderen: HBozkurt »
|
Moderatöre Bildir
Kayıtlı
|
|
|
|
|
HBozkurt
|
 |
« Yanıtla #11 : Aralık 01, 2008, 02:50:24 ÖÖ » |
|
dayandığı kadar kemiğe bıçak ..yaşamak bir borç avlularda
sefilse sefil
kuruysa kuru
sıkıysa tut bacağından
bu evler bu yaşamlar..kör beslemesi
bir küpe olmalı şunun şurasında asılmalı her kulağa
çınlamalı bir yerinde dudakların..kalp mi dediniz
inanmıyorum yokluğuma
her çarpış senfoni alacası
yükselen grafiğinde dönen tabutlar
ölüm yok aslında..imkânın ölçüsü sığar kabına
darası çıkar ayaklarından
rep rep
per per
tu tu
var var
bir yanlış anlam monoloğunda
askeri terim
kurşunlarım yok benim
sözcükler vuran
sesim kadrinden bozuk ..cızırtılar düş delisi
çalakalem yazmalar epeydir vurgun
yemişlerden geliyorum derse inan ..
bir kaç ceset peşinde
ahalisi durgun..ahalisi yorgun
ziyadesiyle afiyetteler
bir küpe olmalı şunun şurasında
hırsızı etmeli huysuz
Hüseyin Bozkurt
|
|
|
|
|
|
HBozkurt
|
 |
« Yanıtla #12 : Aralık 03, 2008, 20:09:45 ÖS » |
|
kaplama bir tat var hayatın dişlerinde
kanayan ekmek dudakları
kuru dalları yığmış düşüne
hiç gelmeyecek sandığı yusufçuk
tanrısı olmayan güneş
bir gece gözlerinde meyronun
bilir
bilseydi
efsunlu yıldızlar düşürürdü
yalnızlığı kadar herkes
hb
|
|
|
|
|
|
HBozkurt
|
 |
« Yanıtla #13 : Aralık 05, 2008, 19:38:07 ÖS » |
|
ıssız bir buluşma adam
düşlere yabancı kadın
sessizlik dikiyor kalbine çocuk
üzgün sokakları sarın diyor içindeki
akortsuz sancıları çoğulluğun
eskiyen gölgesi bu çağdaki olgunluk
tahtı silken adam
düşüne çiğnik kadın
çocukluk
Hüseyin Bozkurt
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Aralık 05, 2008, 19:59:29 ÖS Gönderen: HBozkurt »
|
Moderatöre Bildir
Kayıtlı
|
|
|
|
|
HBozkurt
|
 |
« Yanıtla #14 : Aralık 05, 2008, 19:54:54 ÖS » |
|
şeker kurbanı olsa da
sırları dildeki : kesik
kanayan bir çocukluk işte algöz
ısmayillerden
dayelerden
aylardan yine koca bir hüzün
hüsnanın doğurduğu
enine zaman
içerdelik.. içerdelik
Hüseyin Bozkurt
|
|
|
|
|
|