|
sedef Kandemir
|
 |
« : Haziran 15, 2008, 15:49:57 ÖS » |
|
Merhaba Babacığım:
Buruk bir Haziran gününden yazıyorum bu mektubumu sana. Geçmişte yaşanan bazı kayıplar nedeniyle buruk geçer Haziran bilirsin ve bir o kadar da umutludur gelecekten ulaşamadığı ne varsa; düşündürür ardından bu ay insanoğlunu. Düşündüm seni bende bugün. Yazdığım onca öyküyü bir yana bırakırsak eğer, sana benim ilk mektubum olacak bu yazdıklarım.
Bugün Babalar Günü; tıpkı annelerin olduğu kadar uyduruk bir gün aslında. Günlere inanıp, aldanmamayı öğrendim uzun zaman öncesinden. Yine de insanoğlu bu işte; zaafları var; her zaman istismara açık ama vazgeçemiyorlar zaaflarından. Böylesi duygular aşkına yazıyorum sana babacığım. Seni buradan sevdiğimi söylememe ihtiyacın yok ama hoşuna gideceğini biliyorum. Unutulmamak, sevildiğini bilmek birileri tarafından hoştur insanoğlu için.
Evet, seni seviyorum; zamanla bir o kadar öfkeliyim seni düşündüğümde. Öfkem; aşkımdan kaynaklanıyor bilesin, çocukluktan yadigar. O çocuğun biliyor muydun ilk aşkının sen olduğunu?
Aşk: Aşksa eğer, o çocuk sana sırılsıklam âşıktı demek yanlış olmaz. Ömrümün sonuna kadar seninle yaşacağımı düşlerdim. Annem; annemdi o anneydi sadece. Yemeklerini ben yapabilirdim, ütülerini, daha bir sürü şey. Bana anlatacağın öykülerinin tek kahramanı ben olmalıydım. Canavarların elinden kurtaracağın en güzel, en akıllı, en sevilmeğe değer prensesin ben olmalıydım; böylesine tutkuluydu umutlarım.
Sen ve annemden başka hiç kimsem yoktu bu dünyada. Hala yok gibi geliyor zaman zaman. Çünkü, o çocuğa ( ki, ölmeyi bir türlü beceremedi ) bazı şeyleri ifade etmek zor. “ Ayrıldığım annendir, sen değilsin” dediğinde bu sözlere tutunabildi, ama duygularını yenmesini bekleyemeyeceğin kadar tutkundu sana ve küçük; öfkeyle büyümesi, yaşamda bocalaması, bir şeylere tutunamaması bu yüzden olabilir. İşte, sana yazılan öykülerde bazen o çocuk alacak kalemi eline, öfkeli olabilecek anlattıkları. Bazen çekip alacağım ben kalemi onun elinden, anımsatacağım geçmişte sana karşı duyduğu aşkın hatırına susmasını.
Sevgili babacığım, ona bıraktığın kitaplarını, geçmişte anlattığın masallarını hatırlatacağım ona kurduğun dünyada nasıl mutlu olduğunu anımsayacak, durmadan yaşadığı travmatik ayrılığı anımsadığı gibi. Yazdığı herşeyde sen olacaksın yazdığım herşeyde olduğu gibi.
Yaşam gelip geçiyor: Sana teşekkür etmeliyim diye düşündüm bugün. Herşeye rağmen teşekkür etmeliyim. Kitap okumayı sevdirdiğin için başta; ideolojine olan inancını bana zorla aşılamadığın için, gerçeği kendim görüp, deneyip inançlarıma yön vermemi sağladığın için, hatalarımı öncesinden görüp uyardığında ve ben seni umursamadığımda ve sonuçta hep sen haklı çıktığında benden vazgeçmediğin için; teşekkür ediyorum. Kendimi ifade etmeyi biraz başarabiliyorsam; sayendedir. Beni sevdiğini biliyorum; benim seni sevdiğimi bildiğin gibi. Beni düşünme ben iyiyim. Güzeldi; seninle paylaştığım çok kısa da olsa o yıllar çok güzeldi.
Öfkeyi, isyanı, haksızlığa baş kaldırmayı, çenemi tutamadığımı senden aldığım genlerin kusurundan bil ve sana karşı işlediğim hatalar olduğunu düşünüyorsan affet babacığım.
O çocukta affetmeyi öğrenecek günün birinde. Babalar günün kutlu olsun…
Seni çok seven kızın
Sedef Kandemir 2008-06-15
|
"Çalmadan, ç?rpmadan bize ekme?imizi verenleri aç, bizi giydirenleri donsuz b?rakmadan ya?amak istemek bu kadar güç, bu kadar mihnetli, hatta bu kadar tehlikeli mi olmal? idi". -Sabahattin Ali-
|