Umuda meyyal geçmişimi tecavüz edilmiş buluyorum bir kuytuda.Tüm dehlizlerden inlemeler geliyor.Deli gibi yanıyor avuçlarımız ve beynimin içi.Anlıyorum ki geçmişin soykırımı var.Kürt gibi,Kızılderili gibi.
Yazının isyankar, genç ruhunu gördüm satırlarda. Geleceğe umutla bakması için çabaladığımız yüreklerden bir yüreğin umudunu nerede, nasıl yitirdiğine ışık tutacak nitelikteydi.
Okuyup bitirdiğimde "yasla başını omzuma çocuğum seni öpeceğim, bak herşey geçecek" demek istercesine duygusal bir akım geçti içimden.
Yazanın ve yazının kimliği, ırkı yok diye inanıyorum edebiyatta. Irkımız yok hiçbirimizin, yazarken hiçbir söz sınırımız olmamalı. Anlatılan insandır ve onun sınırsız iç dünyası...
Geçmişin umut dolu hayallerinin yitirilmesini, bir benzetmeyle ifade etmek isteyebilir insan, umutlarının bir soykırıma uğradığını anlatabilmek için örnekler kullanabilir.
Aborjinleri unutmuşsunuz Nuvanza ve yahudileri, hatırlatırım. Soykırım dendiğinde ilk akla gelecek benzetmelerdir.
Sınırlandırılmasın duygularımız dilerim, yolunuz açık olsun.
Sevgiler