|
zeyno
|
 |
« : Haziran 10, 2008, 18:40:18 ÖS » |
|
SANA PARA GÖNDERİYORUM
Şimdi sen bana inanmayacaksın.
Bu ay balkon kapılarıyla, pencerelere sineklik taktırdım. Kırlık bölge ya! Yazın kapı pencere açamıyordum.
Fakat, nedense, ölçülerin alındığı gün, kaç gün sonra takılacağını sormadığım gibi, ödemenin vadesiyle ilgili de bir şey konuşmamışım. Unutmuştum sonra da zaten bu işi.
Hiç aklımda olmadığı bir sabah, telefon çaldı. O sırada Murat’ı staj için Ankara’ya yolculuyordum. Evde, Murat’ı yolcu ettikten sonra, sanırım arasam beş milyon lira bulamayacaktım. Sineklikleri takmaya geleceklerini bildiriyordu, arayan kişi. Peki, dedim. Geldiler. Taktılar. Takan işçiler evden çıkmadan önce, işi yapan firmanın ilgilisini arayarak, sinekliklerin bu gün takılacağından habersizdim, dolayısıyla ödeme için uygun değilim. Size bu gün ödeme yapamayacağım, dedim. Önemi yok dediler. Bir hafta içinde ödemeyi yaparsam sevineceklerini söylediler. Tamam dedim. Anlaştık. Neyse.
Çalışıyorken hiç korkmazdım ben borçtan. Hem o zaman kredi kartları falan da yoktu. Param da hiç olmazdı ama! Aç kalınmaz, ihtiyaçlar karşılanır, sosyal kültürel aktivitelere bile gereken meblağ bulunurdu (sosyal-kültürel aktivite dediğim de, ya lokalde oturulacaktır birkaç arkadaşla; scrabıll, satranç, briç muhabbetine.. Akşamına bi yemek yenilecektir. Ya çay-kahve.. Bi de birkaç dergi kitap..) bu arada kasadan avans alamadıysan, al ayşeden, ver memete, sürerdi yaşam.
Yani böyle mazbut bir yaşam! Fabrikayla ev arasında, bir de çocukların okulu, dersanesi falan, sürüp giden. İyi kötü bir işin varsa, dostlar da varsa, her şeyin var demekti bu, o zaman. 20-25 günlüğüne, üç beş kuruş borçlanmaktan kim korkar değil mi? Herkesin hali buydu ayrıca.
Şimdi borçtan çok korkuyorum. Üç kuruşluk emekli maaşımı alır almaz, elektrik- su- telefon ve bir iki şey daha, hemen yatırıp iki dilim ekmeğimle dört-beş zeytin taneciğimi huzurla yiyor, üstüne de bi bardak su içtim mi, yarabbi şükür… Geceleri uykuzluğum açlıktan ya da borç düşünmekten olmuyor yani. Yazmak arzusu uyumanın ihtiyacına baskın çıkıyor.
Ne diyordum. Ha! Sineklikler. Maaşımı almaya demek bir hafta varmıştı ki, takılınca ücretini bir hafta içinde öderim demiştim. Ödedim de dediğim gibi.
Ama öderken, bu minicik meblağın minik bütçemde sonradan nasıl hızla büyük bir delik açacağını düşünmemiştim.
Düşünseydim ödemez miydim? Sanmıyorum, yine öderdim ama belki başka bir formül bulur o formülle öderdim ve şu an beni her kapı ve pencerede sineklik varken eve kara sinekler doluşmuş gibi düşündüren bir sıkıntı yaşıyor olmaz ve oturup bunları da yazıyor hiç, hiç olmazdım.
O minicik meblağın, minik bütçemin ödenmesi gerekenler listesindeki yine minik bir vereceği; yukarıda söz ettiğim sineklikler yüzüden verilemeyen vereceği, nasıl birden büyüyüp canımı alacak hale getireceğini hele hiç düşünmemiştim.
Mektubunu böyle bir hal içinde aldım.
Şimdi sen bana inanmayacaksın.
Kafamın içinde bütün bunlar beyin kemiren bir fareli kabusmuş gibi dönüp dururken! Uçan yazılar, koşan şiirler ve her ikisini kendisinde fazlasıyla taşıyan sen de öyle kelebelek gibi dönüp duruyordunuz.
Daha mektubun ilk satırını okuduğum an… Bana ‘’Hadi canım sen de! Dedirten Ve dediğimi duyduğum anda beni yerimde hop hop ettiren şaşkınlığımın sesini duydum.
Daha sonra ne olsun!? Güldüm. Hiç gülesim yokken inan sayende güldüm de güldüm. Kahve için ketılın nesiyseydi o şeyi prize taktım, suyun kaynamasını beklerkenki arada balkondan biraz gökyüzüyle konuştum. Birkaç gün önce uçan yavru güvercin yine gelmedi. Ona bakındım. Bir yerlerde tatilde olduğunu hayal ederek dönmesini; sağ salim, umdum. Sonra oturup, sana şu an okuduğun bu satırları yazdım.
Şimdi sen bana inanmayacaksın.
İnan yazdıkça tıpkı hayata gözlerini balkonumda açan o minik yavru güvercinin zamanı gelince uçtuğu gibi, uçtu sıkıntım.
Perihan Yakar
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Haziran 16, 2008, 19:05:24 ÖS Gönderen: zeyno »
|
Moderatöre Bildir
Kayıtlı
|
|
|
|
|
Bahattin YILDIZ
|
 |
« Yanıtla #1 : Haziran 10, 2008, 18:55:42 ÖS » |
|
Sevgili Zeyno'm, 'Hiç Öykü Denememiş(!)'... Bir de denemiş olsaydı... Zeyno'm şiirlendirdiğin gibi öykülendirdinde bizi. Öykülendirmeye devam...
|
|
|
|
|
|
zeyno
|
 |
« Yanıtla #2 : Haziran 11, 2008, 03:01:39 ÖÖ » |
|
Ay Bahattin Beyciğim Siz bana hep 'sevgili zeynom', ben size hep 'Ay Bahattin Beyciğim', diyen olayım Şimdi bizi edebiyatın alimleri değil de.. alimmiş gibi.. aleminde sanalın.. afra tafrayla piyasa yapan.. kof zalimleri duymuş olsa, ne derdi? Kıh kıh Daha onlar duymadan, ben onların duymuşlar da nasılsa diyeceklerini duymuşum gibi diyeyim mi, ne? Aman! Ne düşünüp soruyor, ne diyorum ben!  Değer mi hiç be? Değer mi hiç mandallamak bu değerli hislerle, Değer mi, hiç iplemediğim dediklerini, bu değerli hislere hem de.. Ben de az değil, çok hoşum yani! * Öykü möykü iddiasında değil aslında, değilken zaten bir öykü.. yazıp ansızın astığım, cenin. * Sığınanı kovmak olmaz, bilirim. Asılmadan sığınanı olur mu bilmem! Asılmadan sığınmıştır varsayarım.. kovulmazdır umarak.. iyi niyetli okuyucunun hoşgörüsünden. Saygı, selam sunarım, sağ olun hep var olun derken, yakan yıkan hiç değil, hep pamuk helva, hep lokum yapan, kalp lügatımca.. Perihan Yakar
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Haziran 11, 2008, 16:19:58 ÖS Gönderen: zeyno »
|
Moderatöre Bildir
Kayıtlı
|
|
|
|
|
zeyno
|
 |
« Yanıtla #3 : Haziran 11, 2008, 03:57:10 ÖÖ » |
|
Emprime
Yazarken, öyle değil böyle çalışkan benim de beynim. Böyle dediğim, hep istilası hep istilası emprimelist imge böceklerinin..
Olamıyor onlardan asla bağımsız! Olamıyor, olmuyor… Naaaapçaaz şimdi. Kalemi, solu tutunca eğri yazan elimden.. Dar ya da bol ayak kabına sokulunca seksekleyen, yamuk basan ayaklarımdan, söz etmiyorum.
Size beynim diyorum, doktor! Beeeeey nimmmmm..
Kafatasımdan yontularak kör çakılarla çıkarılası şu saçma beynim. Haşlanası, tuz ekilesi, limon suyuyla soslanılası beynim. Ham yapılası beynim.
Her şeyimken O benim.. Ona bağlı küçük ellerim, ayaklarım yine de değil ki benim beynim dediğim. Tutayım da, vurayım da, korkutayım da, çalışkanlansın, düz bastırayım, yazmasın eğri, tökezlemesin.. Sinsin de sinsin…
Dümdüz, yalın, basit, masum, sıradan bir şey düşünürüm. Düşündüğümü kelimelerin yardımı ile bir ifadeye dökmek isterim. Dökeyim desem! Sayesinde oluyor (bana göre ayni şey ama bambaşka bir şey) dökülünce o çok yalın, o basit, o sıradanken sessiz düşüncem, o gürültücü, o zıvanacı, o cıvata gevşeği, o zamansız, o keman, o darbukacı disiplinsizin
Disiplinsiz beynimken sonra, oluyor olan sanki benmişim.
Yazmıyorken, düşünebilme yeteneğiyle neredeyse rakımı sıfıra yakın uyuyan beynim, her ne zaman yazmaya kalksam, uyanıyor, dikiliyor, şahlanıyor adeta köpük köpük kabaran dağı oluyor, Nuh’lu tufanın…
Şikâyetçiyim. Ya terbiye, disipline vesaire edilsin. Ya da nakil mümkünse… Değiştirilsin. Disipline edilmişini tercih ederim.
Yok! İkisi de mümkün değilse.. Yapçak bir şey de yok demek. Ala.. Onu size te şuracıkta bağışlıyorum.
Alın koyun acilen buz sepetine..
Perihan Yakar
|
|
|
|
|
|
Mehmet Ak
|
 |
« Yanıtla #4 : Haziran 11, 2008, 09:34:06 ÖÖ » |
|
bizim zeyno ne eyler, neylerse güzel eyler... ne kadar, sahici, içten ve sıcak... güzel kalbine sağlık ve esenlik diliyorum... sevgilerimle...
|
ah bu lambalar, küçücük c?l?z lambalar…
|
|
|
|
zeyno
|
 |
« Yanıtla #5 : Haziran 11, 2008, 16:46:12 ÖS » |
|
sizin zeyno ne eyler, neylerse güzel eyler ne kadar sahi, ne kadar içten, ne kadar sıcak
İyi de Caaaanım Ak, O'nu böyle neyleten nerdeki kaynak?
O'nu neyleten sizlerde var fazlası, zeyno ne zaman ihtiyaç duysa, hiç birinizce esirgenmeyen, bir çift sahi bir çift içten, bir çift sıcak söz, ille, yüreğine yüklenen, enerjidendir.
Yılan olsa dikilir bu enerjiyle ayağa, der ben yanlış doğmuşum, alın derimi, zehirimle dilimi, kalbim elimde olacam ceylan!
Sevgiler.
|
|
|
|
|
|
sedef Kandemir
|
 |
« Yanıtla #6 : Haziran 12, 2008, 23:26:20 ÖS » |
|
Sen elleme beynini bırak bu halinle güzelsin, biz mutluyuz. Öykünün ilk oluşu nedeniyle kutlar, devamını dilerim zeynocuğum. Öykün samimi ve sıcak ve sen gibi dili hoş... Öptüm sevgiler 
|
"Çalmadan, ç?rpmadan bize ekme?imizi verenleri aç, bizi giydirenleri donsuz b?rakmadan ya?amak istemek bu kadar güç, bu kadar mihnetli, hatta bu kadar tehlikeli mi olmal? idi". -Sabahattin Ali-
|
|
|
|
ayse
|
 |
« Yanıtla #7 : Haziran 13, 2008, 10:39:24 ÖÖ » |
|
Bence güzel gidiyor  Ey Peri! kazıyın bakalım öykü kazanından, daha neler düşer kepçenize dibi tutmuş zaman kırıklarından selamlar
|
buradan dörtnala geçti ac?lar?m?z
|
|
|
cigdemünal
Çi?'dem
ÖKS Girişimcisi
 
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 113
Kaça??m, e?kiya a?klar ya?ar?m durmadan.
|
 |
« Yanıtla #8 : Haziran 19, 2008, 12:25:28 ÖS » |
|
Merhaba sevgili Zeyno;
Şiirlerinin içinden binlerce öykü çok kez okumuştum. İlk değil bu. İçindeki öyküyü kutsal bir tapınağa gizliyorsun sen ve büyük bir armağan oluyor kimi vakit bizlere sunman.
Çok güzel Dili destan kadın. Çok...
Sevgimle
|
Borcum Yok! Bozdurdum Ömrümü.
|
|
|
asumanatakuman
ÖKS Girişimcisi
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 25
|
 |
« Yanıtla #9 : Ocak 01, 2009, 16:12:29 ÖS » |
|
bir temel fıkrası vardı; temel arkadaşına yazar: "sana bara göndereceğdum ama zarfi gabadmış puluntum." ilk öykünü bu havada okudum. tam da evimin doğramalarını değiştirdiğim ve zor bela borcunu ödemeye uğraştığım günlere geldi. yine de ben de pencerelere baktıkça mutlu oluyorum. sevgili perihan, ellerine sağlık. iyi ki yazıyorsun.
|
|
|
|
|
|