Ayaklarımıza bağlı özgürlük sarkıtır pencereden,ürker yürek geri çekilir karanlığa.Yanlızlığın tozları ile kirlenir mahzenlerin kuytu köşelerinde.Nem va küf kokan garip kuytuları vardır insanların,günlerini geçirdiği öğünlerini paylaştığı.Benim de yanlızlığımı paylaştığım yazarlar var.
Bazen karanlıkta bir mum ışığında zarif bir şair eşlik ederken kahvaltılarımı geveze öykücü dostlarım şenlendirir.Ilık bir esintide ve hafif yemekte roman yazarları.Ben susarım,tüm varlığım ile dinlerim söylenenleri.Kahkahalarla gülerken,alevli tartışmalar başlar birden.Büyülenmiş gibi şiir dinlerim satırlar ruhuma pir olurlar.yükselir ruhum,ve dizeler gökyüzünde çılgınca dans eder beyaz takımlı bir bulut ile,selam durmuş milyonlarca çiçeğin arasında.
Sıra kahveye gelince denemeciler çalar kapımı,memnun olur alırım içeriye.Sözcükler,söyleşiler havada uçuşurlar.Ve tek tek yapışırlar tavana,katmerlenirler orada yığın yığın.Dökülüyorlar sonra başımdan aşağı.Yıkanırım onun bunun cümlesi ile ve heybeme düşen her sözcük kayık arar kendine dil denizimde.
Sonra 10 yaşım,35 yaşım,70 yaşım çalar kapıyı.Alırım onlarıda içeri,yapayanlız kalırım aralarında.İşte böyle zamanlarda manasızlaşır sokaklar,değersizleşir kent.