|
YeldaKaratas
|
 |
« : Haziran 07, 2008, 01:59:18 ÖÖ » |
|
STAR MI SATAR MI? ya da Nietzs- che’yi Öldürmek
Yalnızlığını aşmak için yaratır insan, besteler, çizer, yazar. Tanrı da kutsal kitap göndermemiş midir sesini duyurmak için.
Önce dediği bilinsin ister kelam. Kelam sadece söz değil bir çığlıktır ve sonunda o kelamı edenindir. Ve o kelamı duyandır bir o kadar. İnsanın yankıya ihtiyacı vardır.
Bu yankının yankısıyla sarhoş olup gezer dağlarda, bir bakar ki bir nehir kendi yüzünü yansıtmakta. Çünkü ünlenmek narsizmle başlasa da insanın özünde yoktur akan ırmakta kendinden gayri bir şey görememe hali. Kölesinden kendini ayırmak için önce, herkesten çok kendini sevmeyi bir güzel öğrenir insan. Su değil, artı değer öğretmiştir, yan gelip köle emeği sömürmeyi ve kendini diğerinden farklı bile değil; üstün görmeyi.
Seviniz efendim kendinizi de seviniz ama sizi kim, nasıl, niye sevsin: Sevsin de sevsin nasıl severse sevsin derseniz, yıldız olmayı seçiniz.
Ünlenin! Ünlü olup yıldızlaşmanın çeşitli halleri üzerine onca film çevrilip, onca ahkâm kesilmiş ve onca şeyler yapılmış olsa da yetmemiştir bu ağzı açık kapitalist topluma; ego mu ne diyorlar! Bu ego denen sonradan yaratılmış çarpık aynadaki suret; ilk sayının üç, ilk sesin de şiir olduğunu unutmuştur.
Çeşitleri vardır yıldız olmanın. –Star pardon, Satar da diyorlar daha çekici olsun diye-.
Satar olmanın en kestirme yolu erken ölmektir. Kimse yaşlılığınızı görüp sıradanlaştıramaz sizi. Gencölmek ölümsüzlüğe yol açar emin olun. Yemiyorsa o zaman, Taxi Driver filmini seyredin, elinizden gelen ya da gelemeyen bir şeyi mutlaka denemeye kalkın. Ünlülerin karpuz çekirdeği gibi seçildiği bu şah kapitalist dünyada kendinizi seçtirin. Bu da yemiyorsa, yeteneğinizi başka yolda kullanın. Sanatçı olun… Evet, evet, sanatçı olun. Gencelmeyi, ölümsüzlüğün en cesur kalkanını alın elinize, deneyin. Sanatçı ün ile beslenmezse ne ile beslenecek değil mi? Sanatçı satar olmazsa kim satılacak bu toplumda, kim kaldı elimizde artık bu yalancı dünyada yalandan yaşayanlardan başka…
Dünyalanın! Popüler kültürün asla küçümsenemeyecek bir olgu olduğu konusunda ahkâm kesin, fırına odun atın, okunmadan dursun orada, dünyanın ve ülkemizin en güzel yapıtları, siz best seller lara tapın onları da tanıtın ve hatta örnek alın. Arsızlığı ve sızlanmayı sanatın dibe vurması değil, dipsizliği olarak düşünüp, bugünden ölünüzün bile ne kadar edeceğini hesaplayın. Ama bu işin de ’bilimselliği’ var; ya hedef kitle değişirse? Dikkatli olun! Popüler kültüre güven olmaz. Dişe dokunur şeyler yazıp hala, ben niye starlıktan ve satarlık denen o şahsiyetsiz lokmadan nasibimi almıyorum diye kıvrım kıvrım kıvranmayın sonra.
Bana yazık oluyor deyin: Che T- Shitrleri kadar olamadım mı? Nietzsche’nin dile düşen Homo’su benim kalbimden çıkanlardan daha mı derin diye düşünün. Yazmasaydım çıldıracaktım sözünü unutun, bilinmeseydim çıldıracaktım’a çevirin. Star olunca halk daha çok sever, halk zaten çok sesli müzikten de anlamaz… gibi genel geçer sahte inançlarınızı bir teselli ver şarkısının eşliğinde çığırarak yıldızınızı parlatın; ölünceye kadar otuz iki diş gülümseyin. Çünkü gülüşünüzü öldükten sonra boğacaklar! Leşinizin önünden ve arkasından kargalar konuşacak, kuzguni ihtirasınızı sergilemek için!
Nazım gibi yaşayamadığınız ve haykıramadığınız için bir Selim Işık yüreğiyle, Oğuz Atay’dan kalan nedir dünya durdukça ışıklı bir yemin olarak insanlık tarihine siz hiç ama hiç bilemeyeceksiniz.
Yakışıklı bilinirliliğiniz, yakışıksız bir görüntü olarak yerini alamayacak bile sanatın ölümsüz defterinde.
Ün kısadır, sanat uzun!
Her şeyin bedeli var bu toplumda; tarihi tersten okuyun, insanı tersten sevin, bir ters ve hiç yüzsüz örün hayatınızı beyler ve bayanlar ne olacak nasılsa ölümlüyüz değil mi? Kim takar hayatı saçlarına insan olmadıkça!
Yelda Karataş
harf adam
|