B.AVCU
Girişimci
ÖKS Girişimcisi
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 9
|
 |
« : Haziran 06, 2008, 19:00:11 ÖS » |
|
Bir şiirin açılımı yada üç kısa film öyküsü
dedim ki soruya saymadan dinle;
-ölü kendini yer mi! -şizofren korku neyi kurtarır! -sen hiç öfkeni kestin mi!
bu sözleri beslemekelböcek’e söyledim, ki-belki ışık verse de okuyana, birkaç dostumda saklı kalan küfrümdür.
dedim ki; ölü kendini yer mi ? -şimdi sanat adına soruya döndü söz-
(Kayıp Olmak: babadan savaşçı olan ve asker toplayan adam çadırında yedi arkadaşı ile otururken, yerdeki haritasına beyaz ve siyah çakıl taşları yerleştiriyordu. yanındaki Aksakal terini kucağındaki mavi bayrağa silip öksürerek, boğazının ıslandığını ve temizlendiğini hissetti. - çok bayrak topladık. her taraf ganimet doldu. yorulmadın mı daha? Aksakal’ın sesindeki doygunluk çadıra yayılırken taşları dizen adam arkadaşlarına baktı. Aksakal’a döndü, içindeki Atalar Düşü, ışık olup gözlerine yansımıştı. sıcacıktı. - ben imparatorluk kurmuyorum. geçmişimi arıyorum. bilinmeyen zamanlardan akıp gelen söylencedir; güneş ülkesinde toprak ve sarp kayalar yarılıp - kırılmalara başlarken, insanların bir kısmı doğuya, bir kısmı batıya kaçmış, kalanlar da Anadeniz’e gömülmüşlerdi. geride kalan yurt babadan oğula aramalarla bulunamamış, Uzunzamanlar’ın ardından atalar anlatmaktan bıkmış, unutmuş, yeni yurt, yeni yaşam kurulalı birkaç yüz nesil geçmişti. kapıda bekleyen savaşçı, ‘Turan’dan öte, yine Mu düşleri’, diye geçirdi içinden. alt dudağını ileri çıkarıp sertçe üfürerek burnunun üstündeki sineği kovalarken, gözleri çadırının önündeki taze bedenli kadınında idi.)
atalardüşünüarayan Attila İlhan’a
dedim ki; şizofren korku neyi kurtarır ? -şimdi sanat adına soruya döndü söz-
(Suyu Geçmek: Mavera ün nehir’inin salcısı, yine Afyonsuyu’ndan yarı perdelenmiş bakışla, sordu. aklında tutamadığı için rahat on’lamıştı sorusunu. - neden kıyıyı izliyorsun? yoksa sudan mı korkuyorsun? canı sıkılan atlı, salcıyı kulağından kendine doğru çekti ve içine fısıldadı. - unutma, Türk’ün geçtiği yerden atının ve öfkesinin gölgesi de geçer. salcı bildi – bileli aklının her yerinde gezen, [bilmeyenlerin karanlık dağlar dediği, üzerinde yaşayanlara step yurdu olan] Yecüc – Mecüc Efsanesi’nin korkusu ve duyduğu sözle aklı yıldırımlarla büyürken içi küçüldü, sarsıldı aydı, salını suya vurdu. -yine biri zor ölüme gidiyor, yardım etmek gerek, diye geçirirken içinden, eli ok ve sadağına gitti atlının. hava fırtınalı ve sağanaktı. yeniden Nuh Zamanı’na girmişti an. bu şartlarda sudan olacaktı sonu. salın ipi kopup azgın dalgalarla ölüme doğru sürüklenirken, salcı göğsüne saplanan okla tutunduğu yerden ayrılıp suya süzüldü… yüreğinde korkular doğuran o söz hala kulaklarında çınlıyordu… … atının ve öfkesinin gölgesi de geçer.)
günsonukendineatlaslaryapan Hüseyin Ferhad’a
dedim ki; sen hiç öfkeni kestin mi ? -şimdi sanat adına soruya döndü söz-
(Barış Olmak: Acem’i Ararat’ı aşmış, sınavı yine geçmiş, babasının verdiği otları ara sıra çiğneyerek, bilek güreşinde gücüne yakın olanların arasından sorularını yanıtlayan on yedi Sinope Kadını ile yedi gündür sevişiyordu. gün erinde savaşçı kadınlar Anemonkurusu yiyerek [‘teni dille temizlenecek erkek’ böyle olur, Anasözü’nde] yaşadıklarını konuşuyorlardı. iç ateşi ve arzuları öfkeye dönmüş bir kadın bağırarak içeri girip elindeki kırbacı savurmaya başladı. - aşağılık fahişeler, doymadınız mı daha. dokuz gün önce yumrukları ile dağ canavarını [Anadolu Puması] yenen adam kadınların acı ve kırbaç sesleri içinde uyandı, doğrularak arkası kendine dönük olan kırbaçlı eli tuttu. tutulan ele yayılan ateş bedene ve aklın inceliklerinde saklı kalan beş bahar öncesine doğru yol alırken, altı - üstü suya kesildi. - barışta öfke olmaz. pay olur, paylaşılır. bir bahar yol aldım gelmek için ve bir bahar sonra Erkeç’lerimle döneceğim yurduma. anıların bedene ulaşmadığı yerden ses geldi. - bana ne! adam Sinope Kadını’nı kolundan çekip kendine yaklaştırırken sözünün kalanını burnuna söyledi. - Al Damarı geyik ve tavşanda olur. onların sinirinden de Tar yapılıp kadın sesi çıkarılır. gözlerindeki ateşi söndür ve barış ol. kadının savaşçı yanları ve öfkesi kırıldı, kırbacı yere düştü. diğer kadınlar tebessümle izlerken adamın göğsünü sevmeye başladı, sığınırcasına.)
dostluktagecegündüzdemeyen Halil Bozan’a
Bahattin Avcu
|