Google Reklamları
alevi sönmeyen mecramda asırlardır döllendim
Ötekileriz Kültür Sanat Girişimi Forumu
Mayıs 22, 2012, 19:32:14 ÖS *
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
 
  ANASAYFA ANAFORUM Yardım Ara Takvim Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: alevi sönmeyen mecramda asırlardır döllendim  (Okunma Sayısı 490 defa)
0 Üye ve 3 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
HBozkurt
ÖKS Girişimcisi
****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 587



« : Haziran 04, 2008, 23:52:47 ÖS »


derin çizikler birikmiş anlatamamaktan seni..

mutlandır şekil ver her şey insan olmaya..alevi sönmeyen mecramda asırlardır döllendim

ve sorgusuzca benler doğuran

umut.. sakızcasına şişirilmiş..boş heybemde ağır yükün

ve döndükçe dünya ..döndükçe kendimde hafifledim

zaman kurşun dökmüyor

putlaştırmaya ben'i


yas'lanmış kalbim yılmıyor..yeni bir dünya özlemine

adıma zabitler çeken o zalim göz


yakamı biraraya getiremeyen

istanbul bozuk türküsü

çok şehirler geçtim ille sen

soldun soldurdun memeleri


unut demişssin saf dişlerinden bir gülümsemeyle

unuturmuyum sokak ağzı eskimelerden

bol gelen giysiler çekili dudakları..ille ben ille yaralı boğaz

martıların seksek uçuşu

uzak sesler topluyor..gözleri..baktıkça ırak tonlarda

çekecek bir daha dönmemek üzere yelkenleri


arayıp soran olacak limanları kıran çocuklardan..ağır yanaşmayacak bir daha gönlün direği

su renginde affedecek kurumuş dudakları..sulh marşlarıyla napoli


bilmediğim endişeler telaşında her sabah..kamarot ve yaşlı amcam..bıyıklarında

anadolu izdivacında kalın esinti

ellegia..zaten sürülmüş gölüm..aşk şarkıları

sazlıklar şapkalardan görünmüyor

ey aşk sen hiç bir şey çekmez misin..elimde kürek

bir salın ..salın da gel ufukları marsılyanın

akşam yolunu unutmuş bir yıldız..avuçlarım dökülen deniz

ah saçların kıran kelebek..yıkanmış bilmediğim sulardan

tuz göz arpacık yediveren..ayrışımı nedendir bilimez kusto

kusasım gelir çalkalamaktan seni..boşal dersin içinde ki ateşi

her gece yıldız üşürüm..yazmaktan seni..her gece gezindiğim atlas

yırtılmış çocukluğum

soğan tarlalarında peştemalıyla

yaralı aslan büyütmüştü

durmaksızın kıyılarında argo sözler taşmış
kalp kapakçıklarımı açtıran güneş..başım delice sarı..başım okyanusa gömülü kuş

ve londra uyanır bir sabah..parklarda gezdim..ilk defa basar gibi toprağa..bir kaç ingiliz sövdüm..tutkulu edalar sezdim genç kızların döşünde

dolandı durdu amcam ..pezevenk nerde diye

bir bar çıkışı tutuklandı

ve yalnızlığıma çıma sürdüm..bekledim aylarca verilen eziyeti..yolum sanki dönmemek üzere biten çanların çan çan sesiydi...avundum aç kaldım sürüldüm göçebe

ellerimde son kalan bir kurşun adres sordu..çekip vurdum hiyanete gidişimi..

aylar yıllar spordu..mektuplar karalamalar sonunda frenk üzümü..çakıl yanaklarında amcam londra asfaltında anadolu tütüyordu

bir ingiliz kadınında ne buldu..

ayrılık çanları çekince kurtuluşum

durmaksızın asıldık küreklere..omzum yaralı ceylan kaşı..ve sumatra..ve angola ..o hıncını bilmiş okyanus..

peri reisten cinler üfürmüş fırtına ardı sıra

ve and dağları boyunca bolivya..galapagos..ve kuşlar yoruldu çenemden..uçmaktan seni

an tarikten beri dilimi verdim sulara..

döndüm koca asya steplerinde yorulmuşluğum.lama.hala olduğu yerde at koşturur..nepal burma sakın..kızıl kmerlerle sıktım boğazı

ve ardında çıka gelmiş horasan..eren yurdum..dön dolana gel mevlanadan..şemsi tebrizden

pir sultandan aşk atan

ışk ile gel diline beline sahip olarak..bu dergah hoş görenlerin..bu dergah asr-ı saadet çekenlerin

eline sahip ol oğlum..

ve koca ulu şehirlerden aşk ile yandı kerbelam..su diye boğazımda okyanus tuzu



ve yezid ve mervan..ve eli kılıç kuşanmış kin





Hüseyin Bozkurt
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
HBozkurt
ÖKS Girişimcisi
****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 587



« Yanıtla #1 : Haziran 11, 2008, 00:59:55 ÖÖ »

kaldığım yeri mutlu edememekten şikayetimi aynen yaz..belki gittiğim yere hüzün eksilterek giderim..yanımda bir şey olsun diyerek değil çok şey silerek

tüm takıntıları besmeleyle soyunup ruhumdan..koşa dura engebelerinde kalbim..damar ar diye diye..kanlanmış çanağında gökyüzünün

gittiğim yere kendimden önce kalırsam..bir bildiğimi saklayarak değil haykırarak ..basa basa üstüne ..kalıbı döken heykeltıraş eliyle.. yontulacağım

bana gül deyince gülemiyorum..bana sus deyince bir asır
ne gül suskuluğuna nazır..ne sus hasrına..hasletimi sıvazlayıp terinden..yankılacağım

hermetik dokuyuşlar tezgahına gelmeden açık açık..ustura keskinliğinde girift
daha yalın bir dil olacağım diyerek kuş dili..ebem dili naziktir..sırtını kuruturken sancılar
ve yası velhasıl kelam ikram..kabul buyurursa sözcüklerle durmadan sevişeceğim yaz geceleri..bana karanlık kalmış hatıraları yüzdürmezsem teninde..yaşama dair iflahımı külahlayı ters gideceğim..yok yeniymiş..çıkarırım artık siluetimi üzerinden..güneşe giydiririm

hor kullandığım ilacın mikro ozmik sakıncalarını bir bardak suyla kirleteceğime emin olmazdan önce..derin ufuk çizgisinde gümüşi kanatlarında bayır aşağı düşeceğim..gölgemin kirletilmesine izin veren karıncaların sesinde..akreplerin..yılanların süründüğü şekilden kılık giyen onca sürüngenin arasından ayaklanıp haykıracağım gökyüzüne

kaldığım yeri mutlu edememekten şikayet edip bir kaç kat arşlayacağım..tırıslayıp cepkenimden yarım kalmış sigaranın tozunu

gideceğim yerlerin saflığı benim kadar bilinç sürmemiştir dudaklarına..
örümceğin son dansını sevgilisine vakfedip bir süre elimde çöp..dişlerimin ayrışmasına gideceğim

cağım endişesi kaplarken ruhu..dönekliğe yanmış kalabalığın içinde..atacağım bir sıcak hava..belki olacak bir türlü huylu..kendinden bin emin

ya da sakıncasız bulunan mendilin kıyısına sevgilimin adını işleyeceğim..o çoktan gitmiştir vardığım yere..eminim ama bir türlü hayvan değilim kendimden..bir çeşit salamura tadında zeytin çekirdeğini savaş sonrası düşmüş..bir çeşit sıkıntısız düşünce..fakir kahvaltı sofrası

açlığı bastıran yaban erikleri peşrevleyip..sultanların dansına katılacağım..kıvrılamayan bir türlü diliş tutmayan göğsüme..bir sır verecek ken kalbinin kolları..yarım yataklarda ayaklarımı üşüten geçmişim..çoktan bir değilken tende..bizbitkin uyuşurken gölgede..tenin kavrulduğu güneş faylarından bastıracaktık açlığı..depremlerden korkum kalmadı artık..devrilmekten koca rüyalar söylemiş çocukluk..

bana hatrını söylersen nem kalır gözlerin untuma..
bana sazlıklarından bakarsan keklik duasıyla narın

hey turnalar..uçuştuğunuzdan beri cesedim gözlerinizde..

uslandığımın vesikasında yeni çıkmış arap edasıyla fiyakalı siyah kenarlarım düşünecektir..bir kez daha yana kaykılıp elimde olmadan bir adım çıkacak öne..sıyrıl kan değil..can değil..sıkılganlığın bedeli

kaldığım yeri mutlu edememekten dolayı mutsuzluğumun intiharı yakındır

her şey tanımlanmaya başladığından beri..artık hiç haz alamıyorum okuduğum insanlardan..mektuplardan e postalardan
artık kesin bir dille yalanlayan dostların silahından gümüş sözleri..ar yık mutlu olacağım yere bir an dönmeliyim ..elimde rehberi hazan mevsimlerin..

kaldığımdan beri yareme dokunup zülfikâre peşrev çekip yeniden kuşanmalıyım artıklarımı..benden inat birileri çıkarsa kom hala..kom ala..ne revaçta zeytin bahçeleri

susuzluğun çıban başı gözlere bakan ışık

senkronize alaylardan taburlardan kurtulabilirsem eğer biç eğmeyeceğim kadar selvi dalları eğeceğim bahara..bana muştular gibi bakan sağırlığım..dil pasım..dil bazım ..şahbazım..güvercinlere selam söyle..çift başlı oynak değirmenci kız

öğütürken yaşamın ipeğini..ezilen böcekleri duta dallanırken gördüğümü de söyle..arasında gezinen kuşların bir acıya yol olduğunu da

gittiğim yere varırsam kendimden evvel..sakınmadan geçmişe uzaktan yamayacağım değirmenci kzı..un olduğumu..ellerin pişerken göğsümün telinde..kabarmış çilekleriyle bartın müzikalini de

hangi asmaydım eylüller utanırken..şıra oluk olukken..ham rüyalarım..şirazdan bir haber sal değirmenci..kız..sadiden geçmiş o yankıları da sarıver kıyısına..elle gül alem gülle el alem..bir pabuç dil kadar su çeken tarafı da

gittiğim yere memnuniyet tozu da
kaldığım yerde mutsuzluğun dozunu da

sancılarımı eklemezsen olur..mutluluk beş vakte yatıp kalmakta diyen kör imamın çaldığım şemsiyesi de

kaldığım yok ta gittiğim korku rüyası diye..bir yerleri çeliştiren yozluğu da

burma havasında otlanırken ciğerim ..dağ olmuş diplerinde kirazların..sevici kuşların türküsü

havuzlarında terleyen altı kumaştan yarım metrelik namusları burup gideceğim

havuzlarımda kum düşü oynayan çocukları kilitleyip kalbime


y-di amin!


Hüseyin Bozkurt
« Son Düzenleme: Haziran 11, 2008, 01:03:35 ÖÖ Gönderen: HBozkurt » Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.16 | SMF © 2006-2009, Simple Machines XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu!