Google Reklamları
Halüsinasyonel Kaosum
Ötekileriz Kültür Sanat Girişimi Forumu
Mayıs 22, 2012, 19:15:21 ÖS *
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
 
  ANASAYFA ANAFORUM Yardım Ara Takvim Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: [1] 2   Aşağı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: Halüsinasyonel Kaosum  (Okunma Sayısı 2164 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Bahattin YILDIZ
Bahattin Yıldız
Yönetici
ÖKS Girişimcisi
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 603



Site
« : Haziran 01, 2008, 21:15:37 ÖS »

Halüsinasyonel Kaosum:

Düne, bugüne, yarına dair; gerçeğiyle, gerçek dışılığıyla...
« Son Düzenleme: Haziran 01, 2008, 21:17:36 ÖS Gönderen: Bahattin Yıldız » Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Bahattin YILDIZ
Bahattin Yıldız
Yönetici
ÖKS Girişimcisi
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 603



Site
« Yanıtla #1 : Haziran 01, 2008, 21:34:08 ÖS »

İKi katlı bir ev... Adres tarifi kolay : Dumlupınar mahallesi karşısı. Alt katta dul bir kadın; nene diye seslendiğim.. Beni sever mi sever... Tıpkı ev sahibemiz gibi... Neneye yakışan tek çocuğu; askerliğini henüz bitirmiş Ali.. Adı hafif aksaklığıyla Topal lakabıyla taçlandırılmış...

Topal Ali, benimle ilgilenmez... Beş yaşlarında, çok gürültü yapan, sürekli sorular soran bir çocukla hangi büyük ilgilenir ki?...

Annem komşuda, kimsecikler yok... Üst kattan aşağıya, nenemin yanına iniyorum. Mırıltılar duyuyorum, hoşa gitmeyenden. İki kadın nenemin üzerine çullanmış, birinin elinde keskin bıçak var... Birşeyler söylüyor, birşeyler istiyorlar... Nenemin yüzü yumurta sarısı olmuş, boğuk sesler çıkarıyor.

'Anne!... Anne!... Topal Ali!...' diye bağırarak, kendimi dışarıya atıyorum. O iki kadının da nenemin malına ve canına kastedemeden kaçtıklarını sonradan öğreniyorum.

Topal Ali, akşam eve geldiğinde beni çağırıyor, bakkala götürüyor, ne istersen al diyor.

"Yarın seni sinemaya da götüreceğim..." diyor.
Sinema; duyduğum, gitmediğim bir yer...
Ertesi günü iple çekiyorum...

« Son Düzenleme: Haziran 24, 2008, 19:42:23 ÖS Gönderen: Bahattin Yıldız » Moderatöre Bildir   Kayıtlı
sedef Kandemir
ÖKS Girişimcisi
****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 441



« Yanıtla #2 : Haziran 02, 2008, 22:14:44 ÖS »

Böyle travmatik bir olayı yaşayan çocuğun kalbini bunca yıl taşımak ne zor ve üzücü aslında, Dünya'ya sevinçle bakması gereken çocuk gözlerine yakışmayan görüntüler...

Duyumsattınız Bahattin Bey.

Sevgiler
Moderatöre Bildir   Kayıtlı

"Çalmadan, ç?rpmadan bize ekme?imizi verenleri aç, bizi giydirenleri donsuz b?rakmadan ya?amak istemek bu kadar güç, bu kadar mihnetli, hatta bu kadar tehlikeli mi olmal? idi".
-Sabahattin Ali-
ayse
ÖKS Girişimcisi
****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 278



« Yanıtla #3 : Haziran 03, 2008, 18:44:34 ÖS »

 izlenesi kaoslar

takip edeceğim.
Moderatöre Bildir   Kayıtlı

buradan dörtnala geçti ac?lar?m?z
HBozkurt
ÖKS Girişimcisi
****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 587



« Yanıtla #4 : Haziran 05, 2008, 00:01:20 ÖÖ »

çocukluk taşınan şey midir sevgili Bahattin..sanmam ki bir daha büyüsün

zarif anlatımın içinde geçerken bakmışım bende ki fotograf

siyah beyaz..ve mühürlenmiş göz..kalan son anı

selam sevgiler
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
zeyno
ÖKS Girişimcisi
****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 700



« Yanıtla #5 : Haziran 05, 2008, 02:11:40 ÖÖ »

Çocukluk, taşınan bi şey dememiş ki Bahattin!

Çocukluk,
bir fotoğraf değilse bir albümde, renkleri soluk
makinasıdır
demiş
hafızaların
 
soluk soluğa

çekilince, filmi taşınmaz makarasında fotoğraflarının

bu ne demek oluyor, denme ihtimaline, önlem olarak
bu, şu demek oluyor, bayım!

hafızanın bedeni toprakla yer değişse bile
taşınmama aşılı filizlerinde
bu gün hayat solsa da, solmaz demek geçmişi dünde

hayatın

py
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
zeyno
ÖKS Girişimcisi
****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 700



« Yanıtla #6 : Haziran 05, 2008, 02:57:51 ÖÖ »

Çocukluğuma

KARANTİNA
şiirini yazdırmalıyım

O, şiirini, karantinanın
yazmaktan muaf tut derse beni
mutfağına sokar mı yetişkinliğim


ay ne pişkin elmayız ayvam ne geniş geyşa

kütür kütür elçisiyiz adeta kültür hüznünün

py
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
selim-cem
ÖKS Girişimcisi
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 31


tarih olsun diye geldim buralara/ a. özer


« Yanıtla #7 : Haziran 05, 2008, 08:30:47 ÖÖ »

    Oldukça ilginç, her bireyin kendinden yansımalar bulabileceği bir forum. Çok sevdiğim Vasconcelos-Şeker Portakalı romanının küçük  Zeze'sini anımsattı.  Yaşar Kemal de tam o yaşlardayken babasının bıçaklanarak öldürülme hadisesini Kimsecik'le romanlaştırmıştı. Şimdi ismini anımsamıyorum "çocukluğumuz bulutlar gibi nereye gitsek peşimizde" diyen bir şair vardı.
     İlgiyle izleyeceğim bir forum...
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Bahattin YILDIZ
Bahattin Yıldız
Yönetici
ÖKS Girişimcisi
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 603



Site
« Yanıtla #8 : Haziran 05, 2008, 14:20:51 ÖS »

Sırasıyla Sevgili Sedef, Ayşe, Hüseyin, Zeyno ve Selim-Cem :

Motive edici iletileriniz kan verici oldu. Kim ne derse desin, izlendikçe, okundukça insanın yazası geliyor. Teşekkürler.
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Bahattin YILDIZ
Bahattin Yıldız
Yönetici
ÖKS Girişimcisi
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 603



Site
« Yanıtla #9 : Haziran 05, 2008, 14:42:04 ÖS »


İple çekilen ertesi gün geçte olsa nihayet geldi.

Daha sonra birçok kez bulunacağım, Elazığ Belediyesinin hemen altında bulunan Saray Sinemasına ilk adımım oluyor.

Kalabalık mı kalabalık, bilet kuyruğuna -artık topal lakabını kullanmayacağım- Ali abiyle birlikte giriyoruz.
İçerideyiz... Elinde sönük feneri olan birinin ardına takılıyoruz. Gösterdiği yerlere önde ben, arkadan yol gösterici Ali abi oturuyoruz.

Birçok koltuk ve üstlerinde sayısız erkek başları...
Süslü tavan, göz hizamda katkatlı perde, yanlarda soluk sarı ışıklar, kulaklarımda çarpıcı uğultu, şişe sesiyle karışık, 'gazoz' bağırtıları...

Üç el gong sesi... Perdenin iki kanadının ters yönde yanlara doğru açılımı usulca ve ritmikçe.

'Gazoz içi misin?'
Ben den ses yok.
'İçisin, içisin!...'

'Kardaş iki gazoz ver hele!'

Susamışım, gözlerimden yaş gele gele gazozun dibine vuruyorum.

Hafif kirli, puslu, sanki yağmur sicimli beyazımtırak perdeden gelen kahkahalar,  daha yüksek volumde karşılık buluyordu salondakilerden.

Arada karanlığı, arada sahneden yansıyan ışıkla görünen izleyici başlarını, yan duvarları, tavanı, tabanı ve koltuk sırtını izleyen zihnimde, renkli-türkçe-ecnebi filimden arta kalanlar; uçakta yolcuların attığı kahkahalar, pilot - hostes yakınlaşması, havalimanına ellerinde bavullarıyla inen uçak personelinin, birileriyle, birbirleriyle kucaklaşması ve bir hostesin etli, elma şekerine benzettiğim kıpkırmızı dudaklarıydı...

« Son Düzenleme: Haziran 24, 2008, 19:44:19 ÖS Gönderen: Bahattin Yıldız » Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Bahattin YILDIZ
Bahattin Yıldız
Yönetici
ÖKS Girişimcisi
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 603



Site
« Yanıtla #10 : Haziran 10, 2008, 20:54:42 ÖS »



Yaş geldi, kemale erdi. Okula gitmem lazımmış. Penceremizden görünür, zil sesi duyulur Dumlupınar İlkokuluna bu kez topla değil, çantayla giriyorum.

Nefes alamıyorum. Ter basıyor her yanımı. Siyaha yakın renkte gözlüklü, sevimli bir adam, kendisine öğretmenim denmesini istiyor...

İlk teneffüsüm ilk kaçışım oluyor. Annem, pencereden tanık oluyor... Arka sokakta, yıkık topraktan evde, ne zamana kadar saklanabilirim hesabını yapan beni, maydonoza; 'bagdonoz' diyecek kadar türkçesi kıt, arapçası mükemmel, kaç zamandır evimizin misafiri dayımın kızı enseliyor. Onun bir eli benim bileğimde, benim bir elim onun uzun saçlarında sevimli kuzenler olarak okula yol alıyoruz.

Yolda boş durmuyor ve 'Okula gitmim! Gitmim işte!...' benim güfteleyip bestelediğim, tekmili birden bana ait ilk andım oluyor...


« Son Düzenleme: Haziran 24, 2008, 19:44:49 ÖS Gönderen: Bahattin Yıldız » Moderatöre Bildir   Kayıtlı
sedef Kandemir
ÖKS Girişimcisi
****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 441



« Yanıtla #11 : Haziran 10, 2008, 22:57:17 ÖS »

hihihi! Cheesy çok şekerdi...Bende ilk günün ilk dersini, bu kadına anne mi diyecektim? Teyze mi? Diye düşünerek geçirmiştim...Eve dönmek istiyorum diyecektim, diyemedim...
Moderatöre Bildir   Kayıtlı

"Çalmadan, ç?rpmadan bize ekme?imizi verenleri aç, bizi giydirenleri donsuz b?rakmadan ya?amak istemek bu kadar güç, bu kadar mihnetli, hatta bu kadar tehlikeli mi olmal? idi".
-Sabahattin Ali-
Bahattin YILDIZ
Bahattin Yıldız
Yönetici
ÖKS Girişimcisi
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 603



Site
« Yanıtla #12 : Haziran 23, 2008, 19:26:44 ÖS »

hihihi! Cheesy çok şekerdi...Bende ilk günün ilk dersini, bu kadına anne mi diyecektim? Teyze mi? Diye düşünerek geçirmiştim...Eve dönmek istiyorum diyecektim, diyemedim...

 Cheesy
« Son Düzenleme: Haziran 23, 2008, 19:27:11 ÖS Gönderen: Bahattin Yıldız » Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Bahattin YILDIZ
Bahattin Yıldız
Yönetici
ÖKS Girişimcisi
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 603



Site
« Yanıtla #13 : Haziran 23, 2008, 20:02:37 ÖS »



Yıllar sonra, lise dönemimde yılın öğretmeni seçildiğini bir gazeteden öğreneceğim öğretmenim (Adı: Yılmaz) ilkokul dönemimde eğitsel, politik görüşlerinden dolayı Sürgün Öğretmen lakabıyla ödüllendirilmişti...

Yerini, kemik çerçeveli beyaz gözlüklerinin altındaki dehşet gözleriyle her daim bana baktığını daha dün gibi anımsadığım bir bayan öğretmen (Adı : unutulmuştur) alacaktı.

Ali abimin finansörüm, rehber ve yoldaşım olmasıyla izleyebildiğim yabancı bir filimde, gözlerinden ışık saçarak öğrencilerine acı çektiren kadın öğretmene ne kadar da çok benziyordu...

Korkuyordum, sevmiyordum hatta nefret ediyordum...  Yılmaz öğretmenimin aşıladığı okul, okuma ve yazma sevgisini bir kene gibi emmişti özümden...

'Oku!'' diyor, okumuyor, 'Yaz!' diyor yazmıyordum  ve korkunun verdiği cesaretle karşı koyuyordum. Yılmaz öğretmenin, sürgün öğretmen olmasının faturasını tümden ona yıkıyordum sanki.

Kulaklarımı çekmek tatmin etmemeye başlamıştı artık... Tokat deliliğinin beyaz yüzümdeki parmak izlerini annem fark etmekte gecikmedi.

Sınıfdaşlarımın gözlerinde küçük bedenimin dahada küçüleceği kompleksiyle annemin okula gelmesini istememem işe yaramamıştı.

Annemin tokat, kulak çekmeleri sorgulamasına, 'Tembel, okuma yazmayı daha öğrenemedi!' diyerek aladağdan serin yanıtlar veren öğretmenime kısık gözlerle baktım.

Teksas, Tommiks okuduğumu, bir yaş küçük kardeşime bile heyecanla aktardığımı bilen annem, kendinden emince; 'Okuma da bilir, yazma da' dediğinde, içimden, 'oyunu bozmayacağım' diyen sessiz yüreğim oldu.

'Oku! Oku! Oku!' diyen annemin başında dumanlar tütmeye başladı. Öğretmenin tokat sertliğini ikiye katladı, sınıf bir kez daha yanaklarımdan çıkartılan sesle iniledi...

Annemin en büyük tokadı, beni açığa çıkaran, sırrımı ortayere döken; 'İnadına okumuyor' sözleri oldu. 

 
« Son Düzenleme: Haziran 24, 2008, 19:45:36 ÖS Gönderen: Bahattin Yıldız » Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Bahattin YILDIZ
Bahattin Yıldız
Yönetici
ÖKS Girişimcisi
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 603



Site
« Yanıtla #14 : Haziran 23, 2008, 20:59:43 ÖS »

Elazığ'ın sayılı üç-dört müteahhidinden biri olan babamın işçileri; köyünden getirdiği akrabalarından oluşurdu. Biri özeldi ve evimizde yatıya alınmıştı.

Onunla masalı tanımıştık... Hz. Ali, Zaloğlu Rüstem, Battal Gazi dışında korku ve gerilim dolu masallar da anlatırdı. Peri yoktu o masallarında, cin ve şeytanlar vardı.

Şeytan; cüzzamlı- irin akan suratıyla, kulaklarımı çınlatan kahkahalarıyla, içimi ürperten bakışlarıyla korku kursağıma davetsiz misafir olmak için çok beklemeyecekti...

Çoğu zaman sabahlara kadar uyku bana haram kılınmıştı... Uyuduğumda onu göreceğim korkusuydu bu. Ve her uyuduğumda bu korkum gerçekleşiyor, uyanıncaya kadar bu gerçeği yaşıyordum...

'Oğlum! Sen büyüdün artık!...' sözleri, 'Anne seninle yatmak istiyorum' talebime kısa reddiyeydi.

Peşimdeydi o... Beni enselemek üzereydi... Koşmak istiyor koşamıyor, uçmak istiyor uçamıyordum... Bir kol mesafesi kadar bana yakın olan Şeytan'a karşı, uyandığımda anımsayamayacağım lanetleri bir tesbihin taneleri gibi ardarda sıralıyordum...

Zamanla hiç görmeyeceğim, belki de gördüğüm halde hatırlayamayacağım rüyalardı...

En son türevi rüyalardan birini 2003 yılında, ABD'nin Irak'a saldırısı arefesinde görecek ve uyandığımda, 'Zaman; gerçek demokratlarla, olmayanları, besmelesi ; 'Bismillahirrahmanirrahim' olan müslümanlarla, 'biismilşeytani velbush velşureka' olan sahte müslümanları ayırdeden bir ayna sunuyor' özlü bir yazı yazıp, internet e-haber guruplarının birçoğuna gönderecektim.
     

« Son Düzenleme: Haziran 23, 2008, 21:06:33 ÖS Gönderen: Bahattin Yıldız » Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Sayfa: [1] 2   Yukarı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.16 | SMF © 2006-2009, Simple Machines XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu!