|
Nisa NUR
|
 |
« Yanıtla #15 : Kasım 13, 2008, 11:20:16 ÖÖ » |
|
Hülya Deniz şiirlerindeki derinlik, hayatla örtüşen imgeler, insancıl ve sıcak söylem... Saıveriyor insanı. Kutlarım.
Nisa NUR
|
|
|
|
|
Hülya Deniz
ÖKS Girişimcisi
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 22
|
 |
« Yanıtla #16 : Kasım 18, 2008, 10:08:05 ÖÖ » |
|
Sevgili Nisa, İzmir Belediyesi Kent Kültürü Kitaplığı, İzmir'li şairlerin sokaklarını yazdıkları bir projeyi kitaplaştıracak. Ben de kendi sokağımı yazdım. Fotoğraf sanatçıları fotoğraflayacak, sokaklarımızı şiirleştirmiş olacağız ve bu bir belgeye dönüşecek, ne güzel bir düşünce değil mi, keşke ülkenin her bir sokağı aynı şekilde yazılabilse...
Kadın ve Sokak*
Geceler fısıltıyla konuşur gündüzler bağırarak sabah, yurttan sesler korosu ikindi iğde kokusu, akşamlar turunç.
Evler muhafazakâr, balkonlar çapkın balkonlar ki not defterleri zamanın rüzgâr ütüye hazırlar, çekilir gömleklerin kanı ahh! nasıl da hızla Girne viyadüğüne bırakılmış iki yılkı gibi yorgun kadınları
Kadın: İki kişilikli benim sokağım parmak hesabı bilmiyor, uymuyor çarşıya batısı dışa dönük, içine kapanık doğusu
Sokak: Paçasından akan keder yayılıyor asfalta sürfileyle tutturmuş ruhunun söküğünü acı artıklarını çöp bidonuna durmadan koşuşturan uzun boylu bir sakin merak ediyorum, ne iş yapıyor nereden gelmiş buraya, kim bu hüzün klasiği?
Köşeyi dönünce Ertan Yılmaz kesişir iki sokak, çarpışır iki dize sevinir kaldırımlar.
Kadın ve sokak peşlerinde bir gürültü, yaşamak!..
Mühür 2008
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Kasım 18, 2008, 10:10:54 ÖÖ Gönderen: Hülya Deniz »
|
Moderatöre Bildir
Kayıtlı
|
|
|
|
|
Şeyda GÜNEŞ
|
 |
« Yanıtla #17 : Kasım 18, 2008, 11:18:00 ÖÖ » |
|
"Kadın ve Sokak"ı Mühüğr'de okumuş, uzun bir süre tadı dimağımda dolaşmıştım. Burada yeniden okumakten ayrıca onur duydum.
Şeyda GÜNEŞ
|
|
|
|
|
Hülya Deniz
ÖKS Girişimcisi
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 22
|
 |
« Yanıtla #18 : Kasım 29, 2008, 12:06:26 ÖS » |
|
Ayrılık
Bahçelerimizden belli budadığımız ağaçlar, güllerimizden farklı bir iklime hazırlanmamız alışkanlıklar, alışveriş günlerimizden
ben ona beslenmek diyorum sen ihaneti koyuyorsun vazoya, su’suz yalanı koyuyorsun, damarlarım açılıyor kanıyor nergis bugün Cumartesi sonbahar öper yaranı, geçer diyorsun.
yürüyorum her gün Pazar, dolmuşlar, otobüsler yanımda bir araba duruyor içinden sen inmiyorsun.
Ülkem kapandıkça ben açılıyorum ne söylesem bir fazla tamamlamıyor hayat eksiklerimi badem çiçeklerine sarılıyorum eşitliyor bahar eşitsizliği
doluyorum incirin çekirdeklerine bal olayım, tatlanayım, akayım yere düşürüyor ağaç öteki oluyorum dal kardeşlerime
bir kalbe mi asılmıştım, birlikte çarpmak için kayalara, acılara, kıyılara soğumamdan anlıyorum, boynumdaki buzdan…
Bir hayattan sokağa iniyorum sokak evime çıkıyor dik merdivenlerden koltuktaki köşemden uzaklara bakıyorum görüyorum geldiğim yeri ufuğa saklanıyor gölgem.
ben hiç orada oldum mu, günün sorusu belki de yanılsama uzak mavi köşelerde kahverengi yaklaşımlar ‘hiçbiri’ şıkkı ‘hepsi’ni işaretliyorum çünkü oyun bitti!
9 Şubat 2008 ‘çağdaş günce, ortak kitap 1- haziran 2008
|
|
|
|
|
fatihyavuz
Telve
ÖKS Girişimcisi

Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 87
?iirler ya?ama benzer
|
 |
« Yanıtla #19 : Kasım 29, 2008, 12:23:25 ÖS » |
|
"Ayrılık" başlıklı şiiri okumadan az önce Necip Tosun'un kaleme aldığı "Melankoli ve Melodramın Sınırları" yazısını okudum.
İlginç bir tesadüf oldu.Yazı şöyle başlıyordu :
Melankoli, şiirsel ve düşsel esrimenin ve derin tefekkürün koruyucu tanrıçasıdır.John Milton
"Acının, yalnızlığın, hüznün, tutunamamışlığın ve özellikle mağdurun dilinin edebiyatın diline nasıl evrileceği, edebiyatın sorunlu alanlarından biridir. Acı, bayağılaştırmadan, abartmadan ve gözyaşı sömürüsüne başvurulmadan yaşamsal bir deneyim olarak nasıl dile getirilecek, nasıl estetize edilecektir ?"
Sorunun cevabını sizin şiirinizde de bulduğumu ifade etmek istiyorum.
İzmir'e selamlar
Şiirle ve dostlukla
|
Ki?inin hayali dü?lerinin rengine boyanm??t?r
|
|
|
Hülya Deniz
ÖKS Girişimcisi
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 22
|
 |
« Yanıtla #20 : Kasım 30, 2008, 10:59:50 ÖÖ » |
|
Merhaba, Yorumunuz için teşekkür ederim. Acı'yı yazmak da(belirttiğiniz gibi bayağılığa düşmeden), yaşamak da zor. Hangisi daha çok? Tartışılır... Şiirle...
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Aralık 01, 2008, 11:28:13 ÖÖ Gönderen: Hülya Deniz »
|
Moderatöre Bildir
Kayıtlı
|
|
|
|
|
Şeyda GÜNEŞ
|
 |
« Yanıtla #21 : Aralık 03, 2008, 17:20:22 ÖS » |
|
"Ayrılık" Çağdaş Günce'deki yanına üç yıldız koyduğum bir- iki şiirden biri olmuştu. Hülya Deniz'i kutlamak burada nasip oldu. Kutlarım.
Şeyda GÜNEŞ
|
|
|
|
|
Nehir
ÖKS Girişimcisi
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 1
|
 |
« Yanıtla #22 : Ocak 10, 2009, 12:43:48 ÖS » |
|
Hülya hanımın şiirlerinin çoğunun teması hep bir gize bürünmüştür. Kemal abi şiiri çok farklı geldi bana.Tamamen yalın, sade, çıplak...Bir güven arama ve vefa ilişiği var şiirde.Duygu ve isteğin bu kadar net ifade edildiği cümleler..Gerçekten başarılı buldum, kutlarım Hülya hanım..
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Ocak 12, 2009, 01:08:54 ÖÖ Gönderen: Nehir »
|
Moderatöre Bildir
Kayıtlı
|
|
|
|
|
Şeyda GÜNEŞ
|
 |
« Yanıtla #23 : Mart 28, 2009, 13:41:18 ÖS » |
|
21 Mart Dünya Şiir gününde İzmir'deydim, salonun en arkasında, bir koltuğa garipler gibi sinmiş-oturmuş heyecanla izliyordum etkinliği, sonra yanımdaki arkadaşım "sıkı dur sana hep merak ettiğin Hülya Deniz ÜNAL'ı göstereceğim" dedi, nasıl sevinmiştim bu söze... Veee, evet gördüm onu. Daha daha kimleri... Gökben, Seçil, Mine... Sonra ÇOLAK, BAŞARAN... Kimler kimler... Ne güzel bir ortam dedim. Kutladım İzmir'li şairlere böyle bir ortamı sağlayan Karşıyaka Belediyesini de...
Sonra gittim bir duvar dibinde, ağladım.
Şeyda GÜNEŞ
|
|
|
|
|
|
sedef Kandemir
|
 |
« Yanıtla #24 : Mart 28, 2009, 16:24:17 ÖS » |
|
Evet, Çok güzel sesler vardı ve çok güzel sözler. Üç gün oradaydım. Elbette Belediyemizin bizlere böyle bir olanak sunması takdir edilecek bir şey. Ayrıca tüm etkinliği içeren bir kitabı bastırıp, konuklara ücretsiz dağıtılması, sanata, kültüre, edebiyata verdiği önemin önemli bir gösterisiydi; İzmirliler şanslı bu yüzden. Geçen sene oldukça iyi organize edilmişti şiir günleri; Güney Amerika'dan gelen şairleri tanıdık ve şiirlerle geçen zamanın tadı damağımızda kaldı.
Ancak bu seneki katılımı ve etkinliğe olan ilgiyi zayıf buldum. Balkan şiirlerinin ana temasını oluşturduğu etkinliğe ilginin daha fazla olacağını ummuştum. Gelen gruplarının sevdikleri, önem verdikleri bir şairin çevresinde toplanıp, onu dinleyip, daha sonra onunla birlikte salonu terketmeleriyle, bir sunumun ardından, diğer sunumu dinlemeye gerek görmemeleriyle, yarısından çoğu boş kaldı salonun. Bir nedeni de, ilk günün iş gününe denk gelmesi olabilir. Ama tatil olan son iki günde de görüntü çok değişmedi.
Organizasyon da oldukça zayıftı: Sahnenin arka planında slide olarak verilen sunumdan, yabancı şiir çevirisini okumak imkansızdı. Koca duvarda A4 formatında, 12 punktolarla yansıyan görüntüyü seçmenin zorluğundan olsa gerek ve kulaklığımın iyi çalışmamasından ilgim dağılarak, sağa sola bakmak durumunda kaldım
Kulaklığını sık sık çıkaran ve çevresinden yardım beklercesine, şaşkınca bakınan bir konuğun dikkatimi çekmemesi olası değildi. Verilen ara da Hırvatistan'dan katılan, Hırvatistan pen yazarları başkanı Zvonko Makovic olduğunu bilmediğim, ama canı çok sıkkın olduğu açıkça görülen konuğa, yardıma bir ihtiyacı olup olmadığını sorduğumda kendisi, bir gün öncesi havalanına indiğinde karşılanmadığını, kendi çabaları ile oteline ulaştığını, o gün sunumları tam olarak takip etmediğini, herkese dağıtılan bir broşürden başka kendisine belirlenmiş bir program verilmediğini anlattı. Sanat tarihçisi olan ve Hırvatistanda edebiyat fakültesinde öğretim görevlisi olan konuğun Hırvatistandan geldiğini öğrenince çok sevinmiştim. Türkiye'de tanınmayan bir hırvat şairin ( Janko Povic) şiirini türkçeye çeviren oğlumun çevirisini yaptığı şairin adını söylediğim de Zvanko Makovic çok mutlu oldu, benden şiirn fotokopisini istedi bu yüzden etkinliğe ikinci gün de katılmam gerekti.
Ama öncesinde organizasyon yetkilisine ulaştım, görevli çevirmen arkadaşlar bulundu ve görevlerine dönmeleri sağlandı. Yetkili arkadaş, neleri eksik bulduğunu sordu Hırvat konuğumuza, akşam yemekte biraraya geleceklerini anlattı, bunun dışında ne yapılmasını beklediğini sordu tekrar. Konuk, şaşırdı sanırım bu soru karşısında; "ben " dedi özel birşey istemiyorum. "Sadece programı öğrenmek istiyorum, dünya'nın her yerinde festivallere davet ediliyorum, gittiğim bir şehiri tanımak isterim, bir gezi programınız yok mu?" diyerek sorusunu sordu. Ve konuşacak kimseyi bulamadığını, kendisini davet eden grubun da konuşmalarını bitirip etkinliği terkettiğini ilave etti. Yetkili kendilerine böyle bir program verilmediğini ama ellerinden geleni yapacağını söyledi. İçim rahatlayarak yanlarından ayrıldım.
Neyse uzatmamayayım, ertesi gün Zvanko Makovic, kendisine istediği derginin fotokopilerini vermek için yanına gittiğimde beni anımsayarak, ilgime teşekkür etti ve Efes'i gezdirdiklerini ve İzmiri tanıma fırsatı bulduğunu söyleyerek teşekkür etti...
Ülkesine güzel anılarla dönecek olduğunu duymak çok hoş oldu benim için.
Umuyorum ki bundan sonra ki şiir günleri çok daha güzel ve adına yakışan bir görkemle yaşanır.
Sayfanızı kutluyor ve size şiir günlerinde Lal Laleş tarafından hazırlanmış konuşmasında geçen, Büyük Ustamızın bir şirini armağan ediyorum.
Sevgilerimle
Korku
Bize türkülerimizi söyletmiyorlar Robson inci dişli zenci kardeşim kartal kanatlı kanaryam türkülerimizi söyletmiyorlar bize korkuyorlar Robson şafaktan korkuyorlar görmekten, duymaktan, dokunmaktan korkuyorlar yağmurda çırçıplak yıkanır gibi ağlamaktan sımsıkı bir ayvayı dişler gibi gülmekten korkuyorlar sevmekten korkuyorlar bizim ferhad gibi sevmekten ( sizin de ferhad'ınız vardır elbet Robson, adı ne?) tohumdan ve topraktan korkuyorlar, akan sudan ve hatırlamaktan korkuyorlar. ne iskonto, ne komisyon, ne vade isteyen bir dost eli sıcak bir kuş gibi gelip konmamış ki avuçlarının içine, ümitten korkuyorlar Robson, ümitten korkuyorlar, ümitten. korkuyorlar kartal kanatlı kanaryam türkülerimizden korkuyorlar.
Nazım Hikmet
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Mart 28, 2009, 16:32:31 ÖS Gönderen: sedef Kandemir »
|
Moderatöre Bildir
Kayıtlı
|
"Çalmadan, ç?rpmadan bize ekme?imizi verenleri aç, bizi giydirenleri donsuz b?rakmadan ya?amak istemek bu kadar güç, bu kadar mihnetli, hatta bu kadar tehlikeli mi olmal? idi". -Sabahattin Ali-
|
|
|
Hülya Deniz
ÖKS Girişimcisi
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 22
|
 |
« Yanıtla #25 : Mart 29, 2009, 10:15:53 ÖÖ » |
|
Merhaba... Öncelikle sevgili Şeyda'ya teşekkür ederim. Umarım onu hayal kırıklığına uğratmamışımdır. Keşke gelseydi, tanışsaydık, ben de sevinirdim. İzmir, şiir cumhuriyeti oldu 21 Mart gününde. Konak Belediyesi, üç gün... Karşıyaka Belediyesi bir gün ile kutladı Dünya Şiir Günü'nü... Şeyda Güneş'in sözettiği etkinlik Karşıyaka Belediyesi'nin, Sedef Kandemir'in sözettiği etkinlikler ise Konak Belediyesinin düzenledikleriydi. Yani ayrı ayrıydılar ama özde şiir vardı. Şiirle...
|
|
|
|
|
|
yaprakunvar
|
 |
« Yanıtla #26 : Mayıs 28, 2009, 11:25:10 ÖÖ » |
|
Merhaba Hülya hanım güzel şiirler okudum sayfanızda gecikmiş bir merhabayla saygıyla
|
gölgem kan kaybediyor temmuz ü?üyorum...
|
|
|
|
Nisa NUR
|
 |
« Yanıtla #27 : Aralık 25, 2009, 12:08:21 ÖS » |
|
Hülya Deniz ÜNAL şiirlerini özlediğimdir. Ara ara dergilerde rastladğım şiirleri az da olsa bu özlemimi gideriyor...
|
|
|
|
|
|