Google Reklamları
SAF ve Temiz Duygudaşlarıma Öneriler
Ötekileriz Kültür Sanat Girişimi Forumu
Mayıs 22, 2012, 17:28:18 ÖS *
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
 
  ANASAYFA ANAFORUM Yardım Ara Takvim Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: 1 [2]   Aşağı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: SAF ve Temiz Duygudaşlarıma Öneriler  (Okunma Sayısı 2558 defa)
0 Üye ve 3 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
YeldaKaratas
ÖKS Girişimcisi
***
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 191


« Yanıtla #15 : Mayıs 16, 2008, 18:17:10 ÖS »

Sevgili Transferci sizi güç durumda bırakmak istemiyorum ama, Oresay gibi değerli dostların  bu tepkiyi sanırım bilgi yetersizliğinden yeterince anlayamadığı duygusuyla açıklayıcı yazımı asmak istiyorum.


Sevgili Oresay,

Sizinle hiç karşılaşmadık. Nikinizin gerçek isminiz olup olmamasını bile umursamadım.
İnsan bildiğiniz gibi bir bütündür. Bir bütün olarak sanal ortamda tavrınızı izlediğimde karşımda insan değerlerini taşıyan birinin durduğunu hep gördüm.
Sizi pek çok arkadaşım gibi incitmekten çok çekindim, her sözümü yine pek çok arkadaşıma yaptığım gibi de seçerek yazdım buralara.
Belki hiç karşılaşmayacağız ömür boyu. Ama ne önemi var. Birbiriyle karşılaşmış pek çok insandan daha gerçek bir ilişki yaşadık.


Yazınsal bir çalışmaya, ister sanalda ister reelde olsun; keyfi beğeni ölçülerimle yaklaşmadım. Sanat yapıtı estetik bir bütünse eğer, bir sanat yapıtının değerlendirilmesi için elinizde değerlendirme ölçüleri olması gerekir. Doğru terminoloji ile, kavramların içeriklerini doğru doldurmuş insanlar arasında, bir dil birlikteliğinin sağlanmasıyla sanat, felsefe v.b tartışmalar yapılabilinir...

Sanat ve edebiyat siteleri bu çıtayı yükselttikleri ölçüde kalıcı olacaklardır. 


Yazınızın içeriğine çok benzer bir konuşmayı, sitemizdeki çok değer verdiğim bir erkek arkadaş, dahası dostum dediğim bir insanla da telefonla yaptık. Aşağı yukarı sizinkine benzer şeyler söyledi...

Onun söylediklerinde ve sizin söylediklerinizde de aynı sıkıntıyı hissettim: Tepkinin neden böyle yüksek olduğunu anlamadınız...

Hele özel hayatı benim gibi didik didik edilen birinin bile, yapılan saldırılara, yanıt vermeden duruşu,  bilinirken.
Açık yüreklilikle ve elimi vicdanıma koyarak bu sabrın, Nesrin, Perihan, Sedef, Asuman… ve genç arkadaşımız Çiğdem için de geçerli olduğunu bilirim, görürüm...

Bu olaya gelince; Sabrınıza sığınarak kısa olamayacak bir açıklama yapacağım. Çünkü biliyorum ki Oresay bütün kalbiyle dinleyecek.

Sanala yazı bırakan herkes, edebi değerleri bilen, ya da sanatçı kimliği taşıyan insan değildir. Sanala giren insan her türlü sürprizle karşılaşmaya hazır girmelidir: Hırpalanmaya, eleştiriye, hatta aldatılmaya:)))

Bir insanın davranışlarını, eleştirmek ötesi yargılamak için ; eylemin, eylem bilgisine sahip olmak gerekir...

Bu eylem bilgisinin tamamına sahip olduktan sonra ancak; değerlendirme değerleriniz doğruysa o eylem hakkında doğru sonuçlara varabilirsiniz.

Yoksa Tanrıların gözünde Promethe bir hırsızdır! Ateşi çalmıştır. Antigone, hangi sebeple olursa olsun Pollyenekes'i gömdüğü için yasalara karşı gelen bir birey olarak idama mahkum edilir... Örnekler çoktur...


Sabır yaşam biçimimiz bizim öyle bir yaşam biçimi ki çok erken yaşlarda öğretilir kız çocuklarına...
Dişiler cinsiyetlerine yönelik, her türlü incelikli cinsel tacizi önce suçlu kendileri imiş gibi algılamak üzere eğitilirler. İnsan değerleri, ataerkil değerlerinin üstünde olan insanların ancak hissedebilecekleri acıklı bir durumdur bu…

Tuhaf örnekler her iki cins adına da verilebilinir. Ama bu örnekleri de tartışıp konuyu dağıtmak niyetinde değilim.

Buralara da açık yazdım: Cinsel istek utanılacak bir şey değildir.
Utanılacak olan tacizdir, tecavüzdür, şiddettir…
Bir insanın isteğine karşın o insanı zorlamak, incitmektir utanılacak olan…
Dostluk, aşk ve cinsel ilişki oy çokluğu ile değil, oybirliği ile yürüyen ilişkilerdir…
Her anı, her eylemi…
Bir de tecavüzün bir başka çeşidi vardır: Düşünsel tecavüz... Bence yüzyılımızın icadıdır bu.

 Daha siteye girdiğinden beri bir insan ister isimle ister nikle girsin, forumdaşlarının siyasi, sanatsal ve günlük hayata ilişkin görüşlerini (ki aslında bunlar bir bütündür) iyice irdelemeden, hamasi görüşlerini büyük bir ciddiyet ve çok bilmişlikle atarsa, ben irkilirim.
İrkildikten sonra, mutlaka ama mutlaka karşımdakinin bunu hangi psikoloji ile yaptığını anlamaya çalışırım. Yaklaşık on beş senedir, 12 ile 52 yaş arası insan eğitiyorum…
Yirmi yıl da yöneticilik yaptım. Bunlar deneyimlerdir. Bana çok şey öğreten deneyimler. Bakın ben kimim diye dayattığım iktidar apoletlerim değil…

Oyunu baştan gördüğüm çok olmuştur: İncelikle, insan olmaya davet ederim. İçimden böylesi gelir çünkü…


 Bilgisizliğin en kötüsü hayat bilgisizliğidir. Bu hamlık kendini hamasi sözlerle sergiler, yaltaklanır ve dedikodu yapmaya başlar.

 Bazı insanlar birbiriyle gerçek ilişki kurmuşlarsa, yaşadıklarının diğer kadınların da başına geldiğini iyi bilirler. Sabırla o insanı, insan olmaya çağırırlar…
 
Sedef’in söylediği gibi, ne acı ki bize zarafet yanlış öğretilmiştir…

Kimse, kimseyi yazdıkları, acemi, çocukça, yetersiz v.b nedenlerden dolayı küçümseyemez…
Bunu burada kimse yapmadı.

Bütün bunların üstüne yapışan bu anlatım yetersizliği, aklına geleni hiçbir edebi kaygı taşımadan ortalığa serişteki pervasızlıkla birleşince, böyle bir yapının kültür ve edebiyat sitesinde neden bulunduğunu artık kendine bile açıklayamaz bir insanın isyanıdır sevgili Nesrinin ki…

Kadınlar aralarında hiç konuşmazlar. Ama eminim, bir araya gelsek çizeceğimizi tablo üç aşağı beş yukarı aynıdır bazı insanlar hakkında…

 Bu konuda en sabırlı Perihan bir madalyayı hak etmektedir bana kalırsa…

Benim tepkimin asıl nedeni ise, bütün bu sabrın birikmişliğinin üstüne sürülen kaymaktır!
Açıklayayım…
Özel yaşamlarımızı burada da paylaşıyoruz zaman zaman… Ama kimsenin bir dostunu, akrabasını kocasını
ya da karısını edebiyatı aracı kılarak, edebi hiçbir niteliği olmayan bir dille, burada birbirine şikâyet etmeye hakkı yoktur.
Burası psikiyatri kliniği değildir. Dedikodu arenası hiç değil.

Şikâyet eden taraf şikâyetçi olduğu tarafı haksız göstererek, toplumun iki yüzlü ahlaki yasalarına sığınıp samimiyet maskesi altında kendi haklılığını bizlere dayatmaya çalışamaz.

Kadınına giderken kırbacını yanından eksik etme diyen düşünürün; Salome’ye duyduğu karşılıksız aşkın yakıcı öfkesiyle konuştuğunu çok iyi bilen tarih; bu erkil söylemi zaman zaman alkışlar.
Benim buna bile tahammülüm yoktur…

Kendini savunma imkânı olmayan bir insan hakkında dedikodu eden birine tepki göstermek benim insani görevimdir…

Niteliksiz yazılarına benim şiirlerimi alet ettiğinde; kibar uyarı yazıma karşı, bana egosu tepede biri gibi davranmasına bile gülümsediğimde, bütün arsızlığını sürdürüp, aşağılanmış insan portresi sergilemeye çalışan böylesi insanlara hep yaptığım gibi sonunda susarım.

Ama oyunun son perdesinde, bir insanın insan onurunun teslim edilmesine (o insanı tanıyıp tanımam hiç önemli değildir ki cevap hakkı da yoktur bu sitede ) seyirci kalamam… Hele ki bu eylemi sızlanma diliyle saflık ve açıklık adına yapıyormuş gibi gösterip masumiyet maskesiyle ortada dolaşan bu iki yüzlü siluete  tahammülüm yoktur.

Saygısızlığın en büyük örneklerinden  biri de: Kendini televole ekranında sanıp, kişiliğini siteye sağladığı rayting kadar değerli gören bir insanın edebiyat kültür sitesine dahası kendisine yaklaşımındaki bu çarpıcı değer ölçüsüdür…
Ben bu sitenin yazarlarından biri olarak böyle bir değerlendirmenin değeri olamam…


Söylenmemiş sözler vardır hala kibarlığını koruyan kadın arkadaşlarımız tarafından. Buna inanın lütfen…

Hata bizdedir: İnsan olmaya çağırmaktaki sabrımızdadır…
Kibarlığın lüzumu yoktur… Ama biliyorum ki; Bugün anlamadığınız bu tepkiyi gösteren bütün arkadaşlar bu kibarlığı yapmış olmaktan dolayı hatalıdırlar. Ben dâhil!

Kalbim bütün sabrına rağmen kusmak derecesine gelmiştir. Bu bulantı hissini bütün arkadaşların duyduğunu görüyorum…
İçimizi kirlettiler, çok kirlettiler…
Öfke kından geç çıkmıştır bile.
Öfke olumlu bir duygu değildir ama bazen başka duygu kalmıyor gösterecek…
Haklı öfkeyi anlamanızı içtenlikle diliyorum Sevgili Oresay…

Hamiş: Kimse MSN konuşmalarını deşifre etmeyi önermemiştir... Ne kadar çarpıcı değil mi!










Moderatöre Bildir   Kayıtlı
sedef Kandemir
ÖKS Girişimcisi
****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 441



« Yanıtla #16 : Mayıs 17, 2008, 04:00:03 ÖÖ »

Merhaba oresay

Keşke bizimle paylaştığınız bu eleştirel yazınız da olduğu gibi, diğer sayfalardaki olumsuz gelişmeleri de gördüğünüzde aynı tepkiyle paylaşsaydınız üzüntülerinizi diye düşündüm Sevgili Oresay.

Şairlerin, yazarların sevecen, hoş görülü ve barışçı olması gerektiğini söyleyerek, benim fırsat bilip olayları, olumsuz düşüncelerle süsleyip, garip sözcüklerle yazımı sergilediğimi düşünmeniz beni açıkçası şaşırttı.

Ayrıca; fırsat bilip, üstüne atlanmış gibi gördüğünüz olay aslında üzerinde konuşulup, yazılıp, çizilip, düşünmeğe değer bir olay. Bu toplumun gerçeklerinden birini içeriyor. Yazar ve şairin ilgisini çekmeğe değer olduğunu düşünüyorum.
Şayet ben, böyle bir oluşumun içinde yer almamış bile olsam yine ilgimi çekerdi ve bu konu üzerinde fikirlerimi açıklardım. 

Hele ki diğer bölümlerde ki dialogları gördükten sonra özellikle buna benzer bir yazı yazardım. Yorumlara da karışırdım gerekirse, Yoğun olduğum bir döneme rast geldiği için sitede yoktum, olsaydım fikrimi çekinmeden açıklardım.
Bu gibi haksızlıklar karşısında susmazdım, isteyen beni cici bulmayabilir umrumda olmazdı.

Kaldı ki bende dahilim yaşanan gerçeğe.
Kendi yaşanmışlığımdan yola çıkarak yazdığım bir yazının bir diğerinin hoşuna gidip, gitmemesi beni fazla etkilemiyor, üzgünüm sevgili Oresay. Nasıl siz maviyi döktüğünüz o hoş dizelerinizin etkisini bilemezseniz okuyucunuzun üzerinde bende bilemem.

Diğer arkadaşlarımın verdiği tepkilerden de yaşanan ortak bir sıkıntı olduğunu anlatabilmişimdir umarım. Yorumlarımızı giden birinin ardından çalınan tef gibi değil, yaşanılanın sonucundan edinilen duyguların açığa çıkması olarak görürseniz sevinirim.

Aslında açığa çıkan duygu ne biliyor musunuz? Hak edene anında tepki verememizin  pişmanlığı diye düşünüyorum.

Hoş görümüzü çok uzun bir süre sürdürdüğümüze inanıyorum. Eee sevgili Oresay bizde insanız en nihayetinde, izninizle bu hoşgörümüzü kutlayalım değil mi? Yelda’nın dediği gibi yeterince zarif davrandık hem de hiç hak etmeyene.

Size de sevgiler



Moderatöre Bildir   Kayıtlı

"Çalmadan, ç?rpmadan bize ekme?imizi verenleri aç, bizi giydirenleri donsuz b?rakmadan ya?amak istemek bu kadar güç, bu kadar mihnetli, hatta bu kadar tehlikeli mi olmal? idi".
-Sabahattin Ali-
ayse
ÖKS Girişimcisi
****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 278



« Yanıtla #17 : Mayıs 17, 2008, 11:23:50 ÖÖ »


Tecrübesi, birikimi, eğitimi, görgüsü, görüşü olanlar bile hayat içinde tökezlerken, insan sarrafıyım diyenler bile zor durumda...düşüncesizlikte sığdan, düşünce-de ortaya!.. her insan kendince tartılırken tartıda ağırı burada, ağrısızı bırakırken yolda nalını!


çakalım şamarın yazıdan mıhını.

ama akan her mürekkep kağıdında kurumuyor ne yazık ki. belki de yazının talihi, yazanın tarihi bu.

********************************
gelişmeler için üzüntümü bildiriyorum bende Sad










« Son Düzenleme: Mayıs 17, 2008, 11:26:25 ÖÖ Gönderen: ayse » Moderatöre Bildir   Kayıtlı

buradan dörtnala geçti ac?lar?m?z
Oresay
ÖKS Girişimcisi
***
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 111


« Yanıtla #18 : Mayıs 17, 2008, 13:24:37 ÖS »

Sedef Hanım, bu noktadan sonra artık hiçbir şey söylemek istemiyorum.  Sizden ve diğer bazı dostlardan yana susma hakkımı kullanmak istiyorum: gösterdiğime ve bana gösterildiğine inandığım sevgi, saygı ve dostluğun hatırına.
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
sedef Kandemir
ÖKS Girişimcisi
****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 441



« Yanıtla #19 : Mayıs 17, 2008, 13:45:55 ÖS »

Elbette Sayın Oresay, her türlü hakkınızı kullanabilirsiniz. Size olan saygımda ve sevgimde eksilen birşey yoktur. hepimiz kendi bakış açımızdan birşeyler paylaştık. Ortak olarak bakma, görme ve duyumsama diye zorunluluğumuz yok hiçbirimizin. Duygusal yönünüze her zaman saygı duydum aynen devam edecektir.

İyi günler
Moderatöre Bildir   Kayıtlı

"Çalmadan, ç?rpmadan bize ekme?imizi verenleri aç, bizi giydirenleri donsuz b?rakmadan ya?amak istemek bu kadar güç, bu kadar mihnetli, hatta bu kadar tehlikeli mi olmal? idi".
-Sabahattin Ali-
sedef Kandemir
ÖKS Girişimcisi
****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 441



« Yanıtla #20 : Mayıs 17, 2008, 13:59:07 ÖS »

Teşekkürler Ayşe Hanım.

Keşke diyeceğim size de, keşke üzüntünüzü şu yazıların altında da  belirtseydiniz. Belki o kişiye kendine gelmesi için bir fırsat yaratmış olurdunuz naif yaklaşımınızla.

Alıntı
Artık üye olmadığıma göre suçumu açıklayabilirim. İki kardeş tanıdım bu sitede. Birisi ile MSN'de hiç kimse ile konuşmadığım kadar konuştum. Abla bildim. Ama O beni kardeş bilmemiş! Birisi tırnak işareti yüzünden eksi puan vereceğine, hepten beni sıfırlamak istedi. Çektiği kulağım öyle acıdı ki, ablalıklarını bildiğim için, MSN'de en uzun konuştuğum, abla bildiğim küçük kardeşe, aslında tırnağı unutmamın o kadar da büyük bir hata olmadığını yazdım. Aldığım yanıt şu:
-"Pardon! Anlamadım! Beni neden karıştırıyorsun?" Bu mesajı alınca sanki o barışsever melek, bir anda eli baltalı bir amazona dönüşmüştü.
-"Ablanla halledersin!" Tabii ki ablam halletti. Minettarım.

Ancak ablamın O'na yazdığı her güzel sözde "ablan halletsin!" sözü çınladı kulaklarımda. Bu sürekli devam etti ve kulaklarım artık bunu taşıyamayınca da ablama isim vermeden "biri kardeşliğimizi kıskanmış" gibi bir söz ettim. Bütün hatam budur. Ne büyük hataymış ki, "biri kardeşliğimizi kıskanmış" büyüdü dağlar oldu. Kıskanılan da, kıskanan da hâlâ büyük dost. "biri kardeşliğimizi kıskanmış" üç sözcükten daha  büyük, daha korkunç bir patlama ile kardeşliğimizi kökünden söküp bir daha dönmemecesine kara ormanın görünmez, dönülmez derinliklerine fırlattı.

Bunu yazan kişinin maksadı belli değil mi? -Ya beni yüceltirsiniz, yazar ve şaiirliğimi ilan edersiniz ya da dağıtırım sizi- tarzında yaklaşan birine nasıl sabrettiğimizi anlatamıyorsak şaşırırım.

Anlamadığı, bilmediği, yanıldığı şuydu kişinin; Dostluk öyle iki lafla oluşmayacağı gibi iki lafla da bitmez efendim.

Benim duygularımı incitenlere daha fazla tahammül etmeğe hiç niyetim yok. Kendime kızgınlığım gereken tepkiyi hemen anında veremediğimdir, bunun da insan kırmamak adına olduğu anlaşılamadığında izninizle delleneyim.

Bu kişiyle belli bir tarihten itibaren hiç bir yorumumuz olmadığı fark edilmiştir sanırım.Yorumlarım olduğunda bu kendi ricaları nedeniyledir, kırmamak adına yapılan yorumlardır. Ben bu rahatsızlığımı site ortamında paylaşmadım, kendisine yeterince saygı gösterdim. Bu süre de oldukça uzun bir zamandır. Kendisine hiç bir cevap hakkı verecek katılımda bulunmadığımız halde neden sessiz sedasız gidemedi dersiniz? Giderayak bunları paylaştı? Onun gitme nedenleri ile bu mesajların ne ilgisi vardı acaba?

Üzüntülerinizi Ayşe hanım gereken yazının altında, gereken konularda harcamanızı beklerdim ben de? Katılımınız için teşekkürler. [/size]


Moderatöre Bildir   Kayıtlı

"Çalmadan, ç?rpmadan bize ekme?imizi verenleri aç, bizi giydirenleri donsuz b?rakmadan ya?amak istemek bu kadar güç, bu kadar mihnetli, hatta bu kadar tehlikeli mi olmal? idi".
-Sabahattin Ali-
sedef Kandemir
ÖKS Girişimcisi
****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 441



« Yanıtla #21 : Mayıs 17, 2008, 14:08:51 ÖS »

Not:
Alıntı
MSN'de en uzun konuştuğum, abla bildiğim küçük kardeşe, aslında tırnağı unutmamın o kadar da büyük bir hata olmadığını yazdım. Aldığım yanıt şu:



Benden aldığı ilk yanıt şudur efendim:

Alıntı
“Siz çok coşkulusunuz bunun farkındayız hepimiz ve kötü niyet taşımadığınızdan eminiz. Kimse alındığınız gibi zannetmiyor. Kendinizi üzmeyin.
Bir başkasının imgesini kendi sözlerinin içine almak ve yeni sözler çıkarmak için izin almak gerekir; bu edebiyatta bir kuraldır.Başka bir yerde daha sert karşılık görebilirdiniz bu yüzden, ama sizi tanıyor ve seviyoruz. Yelda da öyle eminim.”
[/size]

Bu yanıtın üstüne ters bir üslupla konu uzatılmaya çalışıldığında da "beni nereye çekmeye çalışıyorsunuz, gidin ablanızla meselenizi halledin"  demek hakkım olmuştur umarım...gelişimlerden üzüntü duyan arkadaşlara gereksiz yere üzülmesinler diye bu açıklamaları yapmak zorunda kaldım özür dilerim. Bundan böyle benim için de konu kapanmıştır.
« Son Düzenleme: Mayıs 17, 2008, 14:16:37 ÖS Gönderen: sedef Kandemir » Moderatöre Bildir   Kayıtlı

"Çalmadan, ç?rpmadan bize ekme?imizi verenleri aç, bizi giydirenleri donsuz b?rakmadan ya?amak istemek bu kadar güç, bu kadar mihnetli, hatta bu kadar tehlikeli mi olmal? idi".
-Sabahattin Ali-
ayse
ÖKS Girişimcisi
****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 278



« Yanıtla #22 : Mayıs 17, 2008, 14:58:19 ÖS »

 şunca geçen yıllarda gereken derslerimizi aldımışızdır.
eminim bu dersler yolumuza yoldaş olur, ışık olur...


  Sedef hanım, bizim üzüntümüz sizin üzüntünüz yanında zerre kalır. Bunu hissememek için kör olmak lazım. Yaşam içinde üstümüze sıvaşan (bu "üzüntü" de olur "üzüntü" yerine geçen -şık-tan bir kelime de) kazımak ne kadar zordur az çok biliyoruz hepimiz.

anlayana, anlamı anlamdırana söylenir söz.

hislerim bunları sizle paylaşmam gerektiğini söyledi. eminim bunları siz daha iyi değerlendireceksiniz.

selamlar Trabzon'dan.
Moderatöre Bildir   Kayıtlı

buradan dörtnala geçti ac?lar?m?z
Transferci
Yalçın Bozer
Yönetici
ÖKS Girişimcisi
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 188



Site
« Yanıtla #23 : Mayıs 19, 2008, 12:40:07 ÖS »

Olayın özünü bilmeyenlerin biz, siz tüm Ötekileriz'i yanlış değerlendirebileceği, olmayan biri üzerine, yanıt hakkını kullanmasına olanak tanınmadan tek taraflı yorumlar yapıldığı vb. polemiklere yol açılmaması için ya forumun genelleşmesi ya da sonlanması muradımızdır.   

Saygıyla, sevgiyle.
(söylenecek o kadar çok şey varken murad böyle...) 
« Son Düzenleme: Mayıs 19, 2008, 12:45:50 ÖS Gönderen: Transferci » Moderatöre Bildir   Kayıtlı

Bana da Transfer işi yüklendi.
Sayfa: 1 [2]   Yukarı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.16 | SMF © 2006-2009, Simple Machines XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu!