mehmetturkmen
ÖKS Girişimcisi
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 15
|
 |
« : Nisan 20, 2008, 11:23:55 ÖÖ » |
|
akşam sularında vitrin önleri
I.
tütsüleyip harfleri nazarını alacağım kırık ayaklı vakitlerin kılınmamış yatsıların tövbekarıyım
mim koyduğum cümlelerin katili benim nan gibi tükettim seni ebemkuşağı ahımı bulanık ırmaklara bıraktım
bir tebessümün sevaptır mineçiçeği
II.
zahmet olmadı parantez açıp içine gökyüzü sığdırmaya uçurtmalar uçurup dokunmalıyım bulutların yüzüne gülü göbeğinden koklayıp bülbül edasıyla kısık sesli bahçıvanlarla akşam sularında durup kambur kaldırımların üzerinde ağlamalıyım barut kokulu mekanın karıncası gibi ağır sevdalar taşıyorum vitrin önleri mekanım olmalı
III.
bütünlüğünü kaybetti gün tırnak izlerimde toprak ana kokusu kötü düşlerim kara dudaklı istiridyeler içinde kapalı yakındır çıkaracağım taşlarımı dipnotlardan yazmaya ve okumaya çalışıyorum yüzünü gözümü alıyor gece lambası
IV.
kargalara ve şehir ulularına karşı aşk olsun diye yazmana ör efsunlu sularınla yıka beni
V.
la sol fa mi çatlak yüzünün yeni bestesi nemli duvarların emirler levhasında yazılıyım ateşi eriteceğim
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Temmuz 05, 2010, 21:50:07 ÖS Gönderen: mehmetturkmen »
|
Moderatöre Bildir
Kayıtlı
|
|
|
|
|
sedef Kandemir
|
 |
« Yanıtla #1 : Nisan 20, 2008, 21:45:01 ÖS » |
|
Hoşgeldiniz Mehmet Türkmen  Sevgiler
|
"Çalmadan, ç?rpmadan bize ekme?imizi verenleri aç, bizi giydirenleri donsuz b?rakmadan ya?amak istemek bu kadar güç, bu kadar mihnetli, hatta bu kadar tehlikeli mi olmal? idi". -Sabahattin Ali-
|
|
|
|
cumali22
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #2 : Nisan 21, 2008, 00:36:02 ÖÖ » |
|
"nan gibi tükettim seni ebemkuşağı ahımı bulanık ırmaklara bıraktım" (Mehmet Türkmen) yağmurlarla rengarenk yağıp seni kalbimin boşluğunda yaktım! Sevgili Mehmet Türkmen, Hoş geldiniz!
|
|
|
|
|
|
zeyno
|
 |
« Yanıtla #3 : Nisan 26, 2008, 02:15:03 ÖÖ » |
|
Hoşgeldiniz Sayın Mehmet Türkmen.
|
|
|
|
|
mehmetturkmen
ÖKS Girişimcisi
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 15
|
 |
« Yanıtla #4 : Nisan 26, 2008, 13:33:22 ÖS » |
|
GÖKYÜZÜ LALESİ
yağmurlar için yer açayım yağmalanmadan
yazılarım yazgıma benzer sapankayalar oyuncağım/ hatırla ne çok yıldızlar vurduğumu
notalardan örgü ördüm sarı saçlarına başakların bamteli gibi yıprandım yüzü ekşimiş ihtiyar korkuluk misaliyim
neden sis çöker aynalara bilemezsin ikiye bölünen kalemin sonucuyum
beni bırak rüzgarı satın al lodosu tut heybende
yüzünde gölgeli ünlem mavimsi gülücük
dilsiz mektup yolladım adresine ve yalnızlık kokusu sevince açar gökyüzü lalesi
heykeller bile ağlayacak ardımdan vitrin önü kedileri Nene Hatun dağı, nilüfer ve gül avuçlarında yatacağım terli toprağın
ölünce bir tek busen kurumayacak alnımda her yanım toprak
seni hatırlatacak her şeye ihtiyacım var
nene hatun: erzurum'da bir dağ
|
|
|
|
|
|
Sanat Dedektifi
|
 |
« Yanıtla #5 : Mayıs 06, 2008, 20:52:21 ÖS » |
|
"notalardan örgü ördüm sarı saçlarına başakların bamteli gibi yıprandım yüzü ekşimiş ihtiyar korkuluk misaliyim"
Yukarıdaki dizeler Mehmet TÜRKMEN'in "Gökyüzü Kulesi" adlı şiirinden. Mehmet TÜRKMEN Yumurtalık'ta mı yaşar, başında siyah bir kasketi mi vardır. Bunları geçilim, şiire gelelim:
Usta, "gibi" ve "misali" sözcüklerini aynı şiirde kullanmışsın. Bunlar eş anlamlı sözcükler, en azından bazı durumlarda birbirinin yerine ikame edilebilir sözcükler... Şairlik biraz da özen işi, biraz da değil, en hakikisinden özen işi. Biz bu özeni göstermezsek yazdığımız istediğimiz kadar albenili olusun bir şey ifade etmez.
Ama şunu da ifade etmek istiyorum:
Bahsettiğim özeni göstermeniz halinde sizdeki şairlik kumaşı "altınyıldız". Lütfen, yazdıklarımızın şiire hizmet için olduğunu unutmayalım.
Ötekileriz bir okul. Birbirimizi öğeceğiz hakediyorsak, fakat gerekiyorsa doğruları da söyleyeceğiz. Ki, bu birlikte daha güzele ulaşmak için olmazsa olmaz'dır.
Sevgiyle.
Zehra YENİCE
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Mayıs 06, 2008, 20:56:06 ÖS Gönderen: Sanat Dedektifi »
|
Moderatöre Bildir
Kayıtlı
|
|
|
|
|
Şeyda GÜNEŞ
|
 |
« Yanıtla #6 : Mayıs 27, 2008, 23:54:09 ÖS » |
|
Zehra'nın şiir hakkında söylediklerine önem veririm. Fakat şair hakkında söyledikleri doğru değil sanırım. Bildiğim kadarıyla Mehmet TÜRKMEN Trabzon dolaylarında yaşamakta. Kim bilir Yumurtalık'ta yaşayan aynı isimde bir başka şair de vardır belki, bilemiyecem. En iyisi şair bir selam yollarsa seviniriz, güzel şiirlerini özledim şahsen.
Şeyda GÜNEŞ
|
|
|
|
|
mehmetturkmen
ÖKS Girişimcisi
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 15
|
 |
« Yanıtla #7 : Haziran 14, 2008, 14:35:44 ÖS » |
|
Şafak Türküsü
dakikaların ritmi mi bozuk saatler kırıktır yatsıdan sonra yüzü sarkık ihtiyar gibi bakar ay vakit dikenli tel örgüdür
ekmek kırıntıları ve müzik birde kader kuşları masa üzerinde dama taşları
küçük rıhtımlı bir kente gelseydim sevinirdim ufuk çizgisi sırattan incedir azap dağları beyaz entarili ben yeşil kule bekçisi
bir düdük çalacak nefesim var gönlüm sütre oluşturunca zihnime adını hatırlayacak kadar nefesim kaldı tek sen canlısın her şeyin aksi bulanık aynadaki yüzüm bile
rahat uyurum benden korkma mezar yaşayabildiğin kadar yaşa beni
Sevgili Zehra'ya ve Şeyda'ya teşekkür ederim. Şu zamanda Erzurum Horasan'da askerim. internete girme fırsatım olmuyor. ancak çarşı izinlerinde.
sevgi ve selamlarımla
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Haziran 14, 2008, 14:40:25 ÖS Gönderen: mehmetturkmen »
|
Moderatöre Bildir
Kayıtlı
|
|
|
|
|
zeyno
|
 |
« Yanıtla #8 : Haziran 16, 2008, 04:27:25 ÖÖ » |
|
Şafak Türküsü
dakikaların ritmi mi bozuk saatler kırıktır yatsıdan sonra yüzü sarkık ihtiyar gibi bakar ay vakit dikenli tel örgüdür
ekmek kırıntıları ve müzik birde kader kuşları masa üzerinde dama taşları
küçük rıhtımlı bir kente gelseydim sevinirdim ufuk çizgisi sırattan incedir azap dağları beyaz entarili ben yeşil kule bekçisi
bir düdük çalacak nefesim var gönlüm sütre oluşturunca zihnime adını hatırlayacak kadar nefesim kaldı tek sen canlısın her şeyin aksi bulanık aynadaki yüzüm bile
rahat uyurum benden korkma mezar yaşayabildiğin kadar yaşa beni
*
Şafak Türküsü
dakikaların ritmi mi bozuk?
neden kırık saatler yatsıdan sonra?
yüzü sarkık ihtiyar mı bakar ay? vakit dikenli tel örgü müdür?
ekmek kırıntıları ve müzik bir de kader kuşları masa üstünde dama taşları
küçük rıhtımlı bir kente gelsem, sevinirdim
ufuk çizgisi sırattan ince azap dağları ak entarili ben yeşil kule bekçisi
düdük çalacak bir nefesim var gönlüm sütre oluşturunca zihnim adını hatırlayacak
tek sen canlısın her şeyin aksi bulanık
aynada yüzüm
rahat uyurum korkma benden mezarım (ranzam) yaşa beni yaşadığınca
**
Böyle okudum ben memedin türküsünü şavkımda, o ranzasında şafak beklerken..
*
O, öyle yazdı, bense böyle okudum diye.. bana ceza verdiresi bir yasası yok dimi henüz bildiğim yasalar üstü, bağışçı şiirin..
Yoksa, demek hem okumada, hem yazmada; anladığımı anladığımca, yazdığımı bildiğimce yazmada.. özgür biriyim..
Özgürlüğün özrü olur mu? Ben saf özgürlük olamadıkça onu bilemem. Ama onu benim gibi kullananların olur herhalde safça bir özrü, hiç olmasa da...
py
|
|
|
|
|
mehmetturkmen
ÖKS Girişimcisi
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 15
|
 |
« Yanıtla #9 : Temmuz 21, 2008, 11:35:36 ÖÖ » |
|
Gelirim
I. sıkıldım bu odadan başlasın hadi kıyamet kavuşayım
II. gelirim gökyüzünü yara yara indim çünkü yaslandığım her yere toprak akmış yarım yamalak ağzımla söyledim dilimden peltek çıktın
III. yağayım is tutsun diye raylar kara tren aynadaki rüzgar gibi alıp götürür
IV. adım nerde yazılıdır.
bilmesem de gelirim
|
|
|
|
|
|
Şeyda GÜNEŞ
|
 |
« Yanıtla #10 : Ağustos 12, 2008, 19:47:13 ÖS » |
|
Vatani görevinde kolaylıklar dilerim Mehmet.
Şeyda GÜNEŞ
|
|
|
|
|
mehmetturkmen
ÖKS Girişimcisi
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 15
|
 |
« Yanıtla #11 : Kasım 23, 2008, 14:13:29 ÖS » |
|
Kıyameti kopar düşlerimin
Sorma cevaplandıracak mecalim yok hezimetim var aynalara ve aynaların marazı kalbime vurulan icracıların mührü
Davut'un kılıcı da olsa elimde korkuyorum bu yaz(g)ı daha keskindir
lösemili bir kasabanın kırık melodileri olur gün olur kapı gıcırtısıyla girer içeri avare bildiğim dakikalar yetime herkes acır ve dilenciye mendil açtım önüme Shakspeare
sönük bir el feneriyle bul izimi dedin yıldızları da aldın elimden bir yerlerde(sin) simurg kaf nerde/ bil(m)iyorum
neden morardı yapraklar nevbahar daha mevsimim
ışa vakitlerde doğar ayrılık saatleri ve gürültü kopar kıyameti kopar düşlerimin
|
|
|
|
|
Sahra
Girişimci
ÖKS Girişimcisi
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 109
|
 |
« Yanıtla #12 : Kasım 24, 2008, 17:23:49 ÖS » |
|
Uzun aradan sonra Mehmet TÜRKMEN'den yeni şiirler okumak, güzel. Askerlik bitti mi? Selamlar.
Sahra MAVİ
|
|
|
|
|
mehmetturkmen
ÖKS Girişimcisi
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 15
|
 |
« Yanıtla #13 : Kasım 28, 2008, 13:24:48 ÖS » |
|
teşekkür ederim Sahra.
askerlik devam ediyor. vatani görevimize devam ediyorum arkadaşlarla... 110 günüm kaldı sadece
selamlarımla
|
|
|
|
|
mehmetturkmen
ÖKS Girişimcisi
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 15
|
 |
« Yanıtla #14 : Kasım 28, 2008, 16:38:45 ÖS » |
|
Gül Bahçe
‘Adın özben(y)liğime değince anladım Yok dersen esastan yok olacağımı Şeydan oldum, suskunluğum aldatmasın seni Ellerimi alıp çocuk ellerine Gül izli yüzünü koyup omzuma Ülkemi ihya eden eşsiz sultanım Lütfeyle! Eriştir beni bahtına.’
M. Karaca
Gül izli yüzünü koyup omzuma minik minik yeşim taşlarından toplayıp şehri güneşimin kumsallarına adını yazmalıyım. Taşlardan oyuncu kurup siluetini yapsınlar isterim. Yeşim taşlarından diyorum dalgalar götüremezdi seni ve hep kalırdın kalbimdeki yerin gibi kumsallarda. Kaleler yapsam kumlardan bir dalgalık ömrün olurdu. Yeşim taşlarından mozaikler yapmalıyım. Gül izli yüzünü koyup omzuma batmayan güneşim ol diye dualar etmeliyim.
Ülkemi ihya eden eşsiz sultanım. Şimalden gelen alizeler gibi devasa kapılarını kırmaya gerek kalmadan kalbimin, mavi libaslarla geldin sultanım. Şehri güneşime asumandan bir melek gibi indin. Ülkemin gülizarında miski amber olan sultanım. Şereflendi sayende yüreğim. Şimdi iştiyakıyla yanıp kül olan Süleyman’dan ne farkım var. Hüthütlerle haber yolluyorum sana. Ak güvercinlerle, boz renkli kumrularla. Artık gel ülkemi ihya eden eşsiz sultanım.
Lütfeyle! Eriştir beni bahtına! Belki maverada kavuşuruz diye yalvarıyorum Tanrıya! Rahman’ın adıyla ve günahsız ağıtlarla istiyorum şimdi seni. Dualarım göğe yükselince bazı mübarek gecelerde, kabul edilmem niyetiyle ve safiyane gönülle düşeyim lütfeyle eriştir beni bahtına. Işa vakitlerde ay ışığının bengisuya yüzünü bırakması gibi adını bırak bahtıma…
Şeydan oldum. Suskunluğum aldatmasın seni. Minarelerde yanıp sönen ışıkların altında güle konmayı uman ve eşiklerden gül izli cemalini görmeye çalışan bir bülbül gibiyim. Esrik bir halde ve ayaklarımdan kanlar damlata damlata aşındırıyorum kambur kaldırımları. Yıldızlarla yoldaşım. Sayrılığım yüzümden okunuyor. Anlatmalıyım içimdeki cehennemde bile olmayan alevi… Küllerimi savuruyor poyraz. Kandiller gibi yanıp mahya yazılarıyla yazıyorum adını. Şeydan oldum. Suskunluğum aldatmasın seni…
Ellerimi alıp çocuk ellerine sonra la’l şakayıklar bırakmalıyım. Şehla bakışlı gülüm. Ellerine çocuk gibi güller ne çok yakışır. Eşkıya yüreğim uyaksız yazılardan kurtulsun şimdi. Kış günlerinde dilsiz dilencilerin mendillerinde bulacaksın beni. Bir ortaoyununda adım geçer. Sevda türkülerinde sessiz dururum. Ellerimi alıp çocuk ellerine lahikamı bırakırlar belki. Birkaç anı kalsın diye eski fotoğraflardan. Belki kadim zamanlardan bir hikâyeydi der yeni nesiller.
Nerde o eski sözlerin. Özledim gülüşünü, bakışını, kokunu. Sesin bana huzur veriyordu. Ben de büyütüyordum gönlümde nergisler, papatyalar… gülizarımda gül büyütüyordum. Babil’in asma bahçeleri gibiydi gönlüm. Nun’um. Adımı şereflendireyim seninle. Sitarelere söylesem gül siluetini oluştursalar gök kubbede. Tasallut olmuşum güzelliğine. İnsiyakımla hareket etsem sana firar ederdim. Biliyorum sana gelsem idam sehpamı hazırlar kekre yüzlü cellâtlar. Sana gelsem ve ölsem sende. Bir film hatırlıyorum. Karakterlerden bir tanesi soruyordu diğerine: ‘hayat mı güzel ölüm mü?’ diye. Ne güzel cevaplamıştı. ‘aşk hayattan da güzel ölümden de’
mehmet türkmen
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Kasım 28, 2008, 16:41:44 ÖS Gönderen: mehmetturkmen »
|
Moderatöre Bildir
Kayıtlı
|
|
|
|
|