|
yaprakunvar
|
 |
« Yanıtla #135 : Kasım 29, 2008, 21:41:42 ÖS » |
|
"şiir yedi canlı.. kaç kez doğradım kaç kez kalbini" HÜSEYİN BOZKURT
Şiırmak...teşekkürler...hep saygıyla...
|
gölgem kan kaybediyor temmuz ü?üyorum...
|
|
|
|
HBozkurt
|
 |
« Yanıtla #136 : Aralık 06, 2008, 00:40:23 ÖÖ » |
|
sevgili Yaprak..emektar Bünyamin kardeşim..incelikli düşüncelerinize teşekkür ederimi
kabul buyurursanız bir şiirle vereyim..sağlıcakla
ateşe inandır beni tüm esmerliğe
bir güneş yak kıyısında denizin
hemhal dizelerin seyrine bir tabut çak
sal gözlerinden denize
elma şişede değil..sözlerim çürümüş mantarın
ayakların ucunda gezinirken servet..yoksul değildi sefer
rüzgâr kokulu çarşılarda görmedim yüreğini
palmiye desenli göğsünde sevmedim hiç
bir ağacın denize gittiğini
o gülüşlerin kaldı bir çift gözümde
yalnızlığa liman uçurmuş
çarpılabilirsin sözlerimin telinde
bir nefes tutabilir saklı cennet ciğerinin örsünden
hayaletler değil beni giden.. o saklı dişlerin
elma yiyerek cennet küstüren
Hüseyin Bozkurt
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Aralık 06, 2008, 00:42:08 ÖÖ Gönderen: HBozkurt »
|
Moderatöre Bildir
Kayıtlı
|
|
|
|
|
Nisa NUR
|
 |
« Yanıtla #137 : Aralık 17, 2008, 11:48:22 ÖÖ » |
|
Şiirin yağmur adamı: Hüseyin BOZKURT.
Nisa NUR
|
|
|
|
|
|
recep memis
|
 |
« Yanıtla #138 : Ocak 11, 2009, 04:04:22 ÖÖ » |
|
DAVET
iz(i)m/it sokaklarına post/eki gölge gün(e)eş tutulurdum gözlerinizden geceydi oysa beklediğim uzun kuş boyu ıslanmış tel/eğimde kul/aklıklarım seri lir çal(ı)ardı parmaklarıma havlayan su gibi kaç bin volta yüreğim volta atıp duruyorken tespihböceği dokunur ya yüreğime ıssızlığınız karasular yıkanırım dostlar hey kaç ayrık ayrılıktır söylesin size toprağa karındüşen aylaklarımla bir başımı taşımanın acizi bu kimsesiz sandalyeler gel deseler mesala yenişehir'e asuman'da inleyen hüseyni türkülerle üşüyen çaylarınız masa üstünde ısıtır mı acaba avuçlarınız
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Ocak 12, 2009, 03:39:29 ÖÖ Gönderen: recep memis »
|
Moderatöre Bildir
Kayıtlı
|
"gırnata çığlığına, bir yalan roman yazılır" Recep Memiş
|
|
|
|
sedef Kandemir
|
 |
« Yanıtla #139 : Ocak 15, 2009, 16:25:39 ÖS » |
|
ateşe inandır beni tüm esmerliğe
bir güneş yak kıyısında denizin
hemhal dizelerin seyrine bir tabut çak
sal gözlerinden denize
elma şişede değil..sözlerim çürümüş mantarın
ayakların ucunda gezinirken servet..yoksul değildi sefer
rüzgâr kokulu çarşılarda görmedim yüreğini
palmiye desenli göğsünde sevmedim hiç
bir ağacın denize gittiğini
o gülüşlerin kaldı bir çift gözümde
yalnızlığa liman uçurmuş
çarpılabilirsin sözlerimin telinde
bir nefes tutabilir saklı cennet ciğerinin örsünden
hayaletler değil beni giden.. o saklı dişlerin
elma yiyerek cennet küstüren Hüseyin Bozkurt Ah Hüseyin bey, ne denir şimdi bilemiyorum... Hala söz bulamıyorum... Ben şimdilik harika diyeyim, ama bununla yetinmeyin, daha hoş sözleri hakediyor.
|
"Çalmadan, ç?rpmadan bize ekme?imizi verenleri aç, bizi giydirenleri donsuz b?rakmadan ya?amak istemek bu kadar güç, bu kadar mihnetli, hatta bu kadar tehlikeli mi olmal? idi". -Sabahattin Ali-
|
|
|
Bünyamin Durali
Girişimci
ÖKS Girişimcisi
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 197
|
 |
« Yanıtla #140 : Ocak 23, 2009, 16:16:02 ÖS » |
|
Başka biryerde de demiştim, yineleyeyim: "Hüseyin Bozkurt: Tanrılardan şiir çalan, şiir hırsızı."
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Ocak 23, 2009, 16:16:36 ÖS Gönderen: Bünyamin Durali »
|
Moderatöre Bildir
Kayıtlı
|
ne vakit ?a??rsam umulmad?k zamanlarda yönümsün
|
|
|
|
Şeyda GÜNEŞ
|
 |
« Yanıtla #141 : Ocak 29, 2009, 00:05:03 ÖÖ » |
|
Bünyamin arkadaşıma katılıyorum.
|
|
|
|
|
|
recep memis
|
 |
« Yanıtla #142 : Şubat 09, 2009, 22:44:56 ÖS » |
|
yar yoluna hurda zamanlar döşüyorum d'ölü/mü/n/ardı saat kulesi eskilerinden sessizliğin de sesi var biliyor musun sen gayya kuyusundan gelir pişmaniye tezgahından bilinmez ağızlarda erimiş dudakların ve ölümün nefesi var en/seni ısıran karınca gibidir her yerin/delik ayrı durduğumuzdan daha yakındır yankın üstelik uykuda gözlerim görmüyor şimdi uzak bir kuytuda buzzzzzz gibi yazılıyor tenime hidrogenoma dokunurken oksi genlerin sen sayrı say is dersen ben nemli rüzgarla öpüşen yelken ardımdan yükselen duman toz/utku sandığın senin geride kalan bu ateşsiz yangından it/leşlerde kül/üşüyor ayna kırığı yanılgın yanlarımı kır ağı vurmuş hey/besine acıkmış eski/cinim ben kan/dillerden katran emmiş kara kadranlı hangi saat çalar beni
|
"gırnata çığlığına, bir yalan roman yazılır" Recep Memiş
|
|
|
|
HBozkurt
|
 |
« Yanıtla #143 : Şubat 13, 2009, 22:46:04 ÖS » |
|
sayfaya uğrayıp görüşlerini paylaşan sevgili Yaprak,Nisa Nur,Şeyda Güneş,Bünyamin Durali,Sedef Kandemir güzel şiiriyle katkı sunan Recep Memiş'e ve diğer dostlara teşekkür ederim
şiirin kırk yıl hatırı vardır ne de olsa..
köpüklü sulara verdiler sevişme eylemini
parmak izlerinde saklanmış bir yığın hatıra erik ağacı düşleri sözlüdür tırnaklarımla
affet sevdalım kırık dökük düştüğüm cam kenarı var
omzuna yasaladığımda başım çiçeklenir her bahar
lehimlenmiş zaman yıkıyor şimdi kalbine nar çiçeği damla damla sözler saçaklıyor kırık camlardan
tutsam ellerin dağ yeşili can arar kavrulmuş rüzgâr yaşama dudağından
kadınım oksijen tükendi
köpüklü sulara verdiler sevişme eylemini
Hüseyin Bozkurt
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Şubat 13, 2009, 22:48:09 ÖS Gönderen: HBozkurt »
|
Moderatöre Bildir
Kayıtlı
|
|
|
|
|
HBozkurt
|
 |
« Yanıtla #144 : Şubat 14, 2009, 03:07:10 ÖÖ » |
|
tanıdığım renkler acındı
1.
korkuyorum bir dili ısırmaktan bir göze düşmekten şıra
tatlıyı sevmedim hiç burmadım ağzı bir kere düşlerin çıkınında
seni bocaladım kendime..üstüm başım aşk tozu ay ne gezer bu karanlıkta
şaşırdı doğrusu çektiğin bıçak hangi kınımdandı..hangi canımdan
2.
varmış yüzüme ertelediğin bir acımak saç diplerinde tarandığın boşluk
törpülerdi hayatı durmadan tenime sırf bu yüzden sana koşarım içimdeki çocuğu tekmeleyerek
öptürürdüm zorla dudağında kalmış bir çiyi ve bir sabah uyanırken tek kişilik bir oyun dili
yüzüme ertelediğin replik;varmış
bana kahve hazırlayan vurduğum çocuk her gün kıydı kendini
sırf bu yüzden nikahlıyım acıya
Hüseyin Bozkurt
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Şubat 14, 2009, 03:11:23 ÖÖ Gönderen: HBozkurt »
|
Moderatöre Bildir
Kayıtlı
|
|
|
|
Berrak BEHRAMOĞLU
ÖKS Girişimcisi

Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 63
|
 |
« Yanıtla #145 : Şubat 16, 2009, 16:51:26 ÖS » |
|
Acıya nikahlı şairler ki, iyi şiir yazarlar.
Berrak Behramoğlu
|
|
|
|
|
|
HBozkurt
|
 |
« Yanıtla #146 : Şubat 17, 2009, 23:06:45 ÖS » |
|
sevgili Berrak hoş geldiniz..evet zımnen sayılır ..acıyı bal eyleyen şair
aynalı sokaktın gecelerim..
aynalı sokaktın gecelerim.. düşünen adımlar gittiğin yerde bir çok kişilik sesin bir mandolin boyunda kurulmuş ay saatleri bağdaş kuran resmin yakasında ömrümün çeker ışığı tellerden bir halat boynuma
öyle durma ne olur gerginsem halay çekilsin sesin ince telinden
çay içiminde vardın..loş ışıklarla kesildi ömrüm bir tuhaf raslantı düşünmekten yorgun masalarla aramda sessizce seviştim
çıkmayan bir şeydi aklımın diplerinde durmadan kanattım geçmişi inanmadım öldüğüme şehvetin gölgesi beyaz !
aynalı sokaktın..gecelerim yürüdüm yürüdüm bir bıçak keskinliğindeydi acındığımda her yerin
Hüseyin Bozkurt
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Şubat 17, 2009, 23:08:41 ÖS Gönderen: HBozkurt »
|
Moderatöre Bildir
Kayıtlı
|
|
|
|
|
HBozkurt
|
 |
« Yanıtla #147 : Şubat 17, 2009, 23:47:29 ÖS » |
|
bu nasıl bilinç tası tarağı toplamışken bir çıkıntı sol memeye tahripten sınıf birincisi
yo aldırmıyorum gittiğine bir kaşık su döküp sevinci silip bıyıklarımdan zengin süserken buruluğa saydırmıyorum
bu nasıl bilinç tası kafamın ölçüsünden zayıf bir ecnebi rüyası acıyı zerkeden acıyı kesip bileğimden kurumuş ağza süren
gittiğine sevinmiyor kansız bıraktığın mahalle canının sıklığı terleyen bir kuyu şimdi
yiğitsen karanlığı boşalt beynimin tasına sıkar sıkar sıkar boş kovanlar korkakça
bu nasıl bilinç tası aşk manyağındayken mermiler:)
Hüseyin Bozkurt
|
|
|
|
|
|
HBozkurt
|
 |
« Yanıtla #148 : Şubat 17, 2009, 23:50:07 ÖS » |
|
mazmun manzumeler serisinden
demirci ve sevdam
Ve sabah içtenliğiyle Düştü kollarıma Teni toplayan belik dişlerim arasında
Üstümde kokuları güneşin Toz yığını yüzüm kir pas içinde Bir demirci dükkanı
Güm güm sesleri çekiçlerin Kulağımda derinliği
Kabulümdür dillenirsen eğer Seslenirsen heybemde argın yerler var
Öksüz yanılgılar istifledim kalbimin kuyusunda Bertaraf değilim duyduklarıma Ben taraftım sevdamın Eşiğinden yana
Niçinleri gidip geldi Kulağımı çeken ustanın Ekmek için durmadan sövüyordum utangaç nasırlara
nasıl verdiyse ekmeğe alnımın teri verdiği gibi sevdim sevdamı
2.
Çalınan öfkemdi vurdukça örse Yalınayak ve parçalarında etim Hiç bilmeseydim bu denli Seni alıp giderdim Kendimi verdiğim ete
Ve sabah içtenliğiyle düştü yüzüme Koşuşturan bir ben değildim Herkes ya sen Ya ben olmuştum herkes Tarifimi bıraktım buruşuk kalbine
Hüseyin Bozkurt
|
|
|
|
|
|
HBozkurt
|
 |
« Yanıtla #149 : Şubat 18, 2009, 17:21:36 ÖS » |
|
3.
Bana eşiğinden seslen tut sıkıca geninden Kalyonlar ayrı tavlar Sularında balıkları
Süleyman yüzmüş desinler
Mari koca gülüşlerinin Ardına gizli Mari Dedenden bir halka Asılı durur boynunda ağaçlar salınır hür Sen hangi dalında
Karman bekleyiş Uzun sıra sırra gömülü Mari çıplak gövde bilir misin bende Uzun dikitleri
Durmadan inen yaşlarından gözlerini
Hüseyin Bozkurt
|
|
|
|
|
|