|
enginakbaba
|
 |
« Yanıtla #15 : Haziran 30, 2008, 04:59:46 ÖS » |
|
Ah yüreğim Ferman dinlemez bir eşkıya şimdi o Vurmuş kendini dağlara Gün görmemiş çocuklar yüzüne muhtaç İmanlı köylüler bekler yolunu Tandırda ekmek Tarlada başak Memede süt kadar sıcak Ah yüreğim Öksede serçe kuşu Kavgada yalın bıçak… Nisan kuşluğunda Yüklü bulut Kitapta yorgun bıyıklı umut… Ah yüreğim! Ferman çıkmış katline… Sevse de delice Susar dili Bir nehrin çölde kayboluşu gibi
Ah yüreğim, Yüreğine vurulmuş Dolaşır bir başına Dağı ovayı leylim Akar kendi denizine Kendi kör karanlığına…
Engin akbaba
|
sana ağladığım kentlere nisan bakışlı yağmurlar yağıyor.
|
|
|
|
Nisa NUR
|
 |
« Yanıtla #16 : Haziran 30, 2008, 08:32:43 ÖS » |
|
Engin AKBABA şiirlerini ilgiyle okuyanlardanım. Hocam, son şiirinzde biraz Ahmed ARİF rüzgarı var sanki. Yerince olunca güzel oluyor, bu şiirde olduğunca. Başarılar.
Nisa NUR
|
|
|
|
|
|
enginakbaba
|
 |
« Yanıtla #17 : Temmuz 01, 2008, 09:39:54 ÖÖ » |
|
anadolu'ya dair imgelere yer verince şiirde ister istemez Ahmet ARİF sızıveriyor içine. ilgine teşekkürler nisa nur
|
sana ağladığım kentlere nisan bakışlı yağmurlar yağıyor.
|
|
|
|
sedef Kandemir
|
 |
« Yanıtla #18 : Temmuz 02, 2008, 08:41:01 ÖÖ » |
|
Tebriklerimle Engin Akbaba. Çok güzel bir şiir 
|
"Çalmadan, çırpmadan bize ekmeğimizi verenleri aç, bizi giydirenleri donsuz bırakmadan yaşamak istemek bu kadar güç, bu kadar mihnetli, hatta bu kadar tehlikeli mi olmalı idi". -Sabahattin Ali-
|
|
|
|
enginakbaba
|
 |
« Yanıtla #19 : Temmuz 03, 2008, 12:37:37 ÖS » |
|
Benim vurulduğum kentlerde Senin ayak izlerin bulunmuş Bir serçe öksede görülmüş Önce bulutları öpmüşsün Sonra rüzgâr girmiş koynuna
Benim kırıldığım kentlerde Senin dudak izlerin bulunmuş, Işıklar, köprüler, gecekondular… Babalar evlere ekmek taşırken Anneler cam önlerinde Pembe çiçekli küpeli Gözleri uzak denizlerde… Sonra sen dokunmuşsun kentin pasına
Benim var olduğum kentlerde Senin ismin dolaşmış… Atlaslar, nehirler ve patikalar… Düşüne çalmış bütün bir deniz, Sen gülümsemişsin Ben vurulmuşum…
|
sana ağladığım kentlere nisan bakışlı yağmurlar yağıyor.
|
|
|
|
enginakbaba
|
 |
« Yanıtla #20 : Temmuz 12, 2008, 02:16:31 ÖS » |
|
siz de farkettiniz mi, uzun zamandır ötekileriz'in yürekli adamları ortalıklarda gözükmüyor. yaz tatilinin getirdiği "rehavet" demek istiyorum ben buna. buraya şiir asmamızda ki amaç, okunulurluğunun çok olması değil, bilen kişilerce eleştirilmesi ve şiirimizin bir adım daha ilerleyebilmesi...
ötekileriz, yaz tatiline çekildi sanırım...
|
sana ağladığım kentlere nisan bakışlı yağmurlar yağıyor.
|
|
|
|
Mehmet Ak
|
 |
« Yanıtla #21 : Temmuz 12, 2008, 03:18:36 ÖS » |
|
"siz de farkettiniz mi, uzun zamandır ötekileriz'in yürekli adamları ortalıklarda gözükmüyor."
?
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Temmuz 12, 2008, 03:24:04 ÖS Gönderen: Mehmet Ak »
|
Moderatöre Bildir
Logged
|
ah bu lambalar, küçücük cılız lambalar…
|
|
|
|
enginakbaba
|
 |
« Yanıtla #22 : Temmuz 14, 2008, 07:05:24 ÖS » |
|
cümlenin manasını açıklama mı istemişsiniz sanırım, hocam. kastım, nicedir eleştirilmiyoruz. eleştiri şiiri olgunlaştıran en büyük olgu. ama bu cümleyi okuyup tekrar sonuna soru işareti ekleyerek bana göndermeniz bile bu sayfaların birileri tarafından okunduğu manasını taşıyor. okunulduğunu bilmek bile güzel. size teşekkürler... yürekli adamların ortalarda gözükmemesi, cümlesi ile başkaca kasteddiğim bulunmamaktadır.
|
sana ağladığım kentlere nisan bakışlı yağmurlar yağıyor.
|
|
|
|
zeyno
|
 |
« Yanıtla #23 : Temmuz 15, 2008, 02:01:53 ÖÖ » |
|
sessizlik, ürkütücü olanın bana eğer nefes tutturan sesi değilse, bilirim ki, ben birikmenin söz biriktirten kumbarasıdır.
severim değil aşığıyım, ıslığımla mezarlıkta, böyleyse, sessizliklerin.
py
|
|
|
|
|
|
enginakbaba
|
 |
« Yanıtla #24 : Ağustos 16, 2008, 03:50:28 ÖS » |
|
KINA GECESİ
önce çatırdadı aynada yalnızlık,
anne ağladı türküler eşliğinde
sonra suya düştü ışık
su ışıdı…
önce suda görüldü kayık,
baba küfürler etti silahın namlusunda
rakının buğusunda
namusu suya düştü…
yuttu kayığı karanlık…
incirler üzümler zeytin dalları
duydu gelinin göz yaşlarını
su sustu
kayalıkta parçalandı kayık
yağmur yağdı geceye
önce ıslık bozuldu
sonra da kızlık
çarşafta çığlığı duyuldu
ağıdını kına yaktı eline
ağustos 2008- antalya
|
sana ağladığım kentlere nisan bakışlı yağmurlar yağıyor.
|
|
|
|
Sanat Dedektifi
|
 |
« Yanıtla #25 : Ağustos 16, 2008, 09:52:53 ÖS » |
|
Sevgili Engin AKBABA,
Bilenler bilir, hem ötekileriz.com'da (Ki bu sitemiz üç defa saldırıya uğradı, sitenin teknik elemanları tekrar hayata döndürmeyi başardılar, sonuncu saldırının ardından daha güvenilir donanımlarla burası, yani ötekileriz.net kuruldu) hem de ötekileriz.net'de ötekileriz sanat anlağında ve genel amaçlarında belirtilen sahici sanat ölçeklerine uygun eserler için nesnel bakış açısıyla eleştiriler-değerlendirmeler ortaya koydum. Bu arkadaşlarımızın bir çoğunun gün ışığına çıkarılması noktasında ötekileriz sahici bir sanat sitesi olmanın gereklerini aksatmadan yerine getirdi. Bahtiyarız ki, bu arkadaşlarımız içerisinde şiire dair önerilerimize kulak verenler şiirlerine iyi aşamalar kaydettirdiler. Kimi iyi şiir dergilerinde yayınlanır konuma geldi, hatta ödül alanlar bile oldu. Fakat ötekileriz'e karşı adını koyamdaığımız, çözemediğimiz yaklaşımları görmek bizi derinden yaralamakta. Nedir bu yaklaşımlar? Örneğin belirli bir yere gelmesinde elinden tuttuğumuz şairler bir de bakmışsınız hiç bir neden yokken ayrılma talebinde bulunmuşlar, neler neler. İnsan emeklerinin böyle vefasızlıklara takıldığını görünce hüzünleniyor şahsen. Sevgili Engin AKBABA bunları yazmama vesile oldunuz, bilmem iyi mi yaptım içimi dökmekle, neyse. Dedim ya Ötekileriz'e karşı adı konmamış bir kumpas var, böyle düşünmeye başlar oldum, olup bitenler beni böyle düşünmeye sevketti. Ama şunu unutmayınız, biz iyi şiirin, iyi şairin yanında olmaya, üstelik hiç bir karşılık beklemeksizin yanında olmaya devam edeceğiz. Hayal kırıklıklarından çiçekler doğurmak, işimiz bu. Her şeye karşın yolumuzda direneceğiz. Sahici şiirlere sahip çıkacağız. Onlar için yazacağız, yol gösterici olmaya devam edeceğiz dilimiz döndüğünce, edindiğimiz şiir birikimi çerçevesinde. Bu bilgilerimizi sizlere sergen etmekten imtina etmeyeceğiz, hele şairlerin açtığı yaralar kabuk bağlasın bizde... Sabır.
İnsan, evet şaşılası varlık. Biz bu şaşılası varlıktan çok şey istemiyoruz. Biraz vefa. Sanal alemi birlikte ete kemiğe büründürelim, sanal olamktan çıkaralım diyoruz. Bizde kıskançlık yok, hatta muhtelif çağrılarımız olmuştu: Bütün sanat siteleri ile el ele iyi şeyler yapma noktasında da elimizi uzatacağımızı söylemiştik. Matbuu dergilerin yanında olduğumuzu da belirtmiştik. Teknoloji ile matbuatın birbirine katacağı çok şey olduğunu söylemiş, bu noktada üzerimize düşeni yapacağımızı belirtmiştik.
Hiç bir şey için geç değil. Biz Fuat ÇİFTÇİ'nin deyimi ile "İnsan Şiir"i bulana kadar yolumuzda yürüyeceğiz.
Şunun da bilinmesini özellikle istirham ederiz sanat kamuoyundan: Ötekileriz Kültür Sanat Girişimi'nin önceli iyi sanat'tır. Bizi yanlış aksettirenler olabilir, şucu-bucu olduğumuzu söyleyen ard niyetli kesimler olabilir, inanmayınız. Derdimiz sanat kardeşliği. Nitelikli sanat, muhalif sanat, özgün sanat, taş üstüne taş koyan sanat... Söz uzar.
Sevgiyle.
Zehra YENİCE
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Ağustos 16, 2008, 10:03:12 ÖS Gönderen: Sanat Dedektifi »
|
Moderatöre Bildir
Logged
|
|
|
|
|
sedef Kandemir
|
 |
« Yanıtla #26 : Ağustos 20, 2008, 06:35:32 ÖÖ » |
|
Ben kendi adıma buradayım efendim. Araya özel sorunlar, tatil gibi birşeyler girsede. Keyifle okuyorum severek izlediğim yazarların ürünlerini. Seviyorum ben ötekilerizi. 
|
"Çalmadan, çırpmadan bize ekmeğimizi verenleri aç, bizi giydirenleri donsuz bırakmadan yaşamak istemek bu kadar güç, bu kadar mihnetli, hatta bu kadar tehlikeli mi olmalı idi". -Sabahattin Ali-
|
|
|
|
enginakbaba
|
 |
« Yanıtla #27 : Ağustos 28, 2008, 11:59:28 ÖÖ » |
|
adın parçalandı dudaklarımda boğazımı yırtıyor sözcükler adın paramparça dudaklarımda
ben en çok seni anladım
vurulmuş bir kıtaydı ömrüm
güneşli atlaslarda
gülüşün mayın tarlası
her hece kar altındaydı d/ilimde
bir adın ısıttı yüreğimi
bir de alnıma çevrilen namlusu
sensizliğin
geceydi borandı kuşlar ölüydü
vurulmuş eşkıya kalbiydi ömrüm
ömrüm ayrılığın tutanakları
yutkundum
boğazımı yırttı sözcükler
adın parçalandı dudaklarımda
ağustos 2008
antalya
|
sana ağladığım kentlere nisan bakışlı yağmurlar yağıyor.
|
|
|
|
enginakbaba
|
 |
« Yanıtla #28 : Ağustos 28, 2008, 12:00:50 ÖS » |
|
behcet, metin, hasret…
girdiler ölümün koynuna
ölüm ki komşu kızı
on yedisinde daha
dağlarda kanatılmamıştı kenger
beyaz sütü silme taşa akmamıştı
yıldız’da başı dikti buğdayın
başak toprağa bakmamıştı
gelmuat suyu gökçe köpüktü
henüz madımak çıkmamıştı
çobanlar kaval çalıyordu
daha ateşi yakmamıştı
yaktılar:
*“allahım bu senin ateşin! cehennem ateşi cehennem! allahuekber!”
nesimi, asım, muhlis…
girdiler ölümle kol kola
ölüm ki yoldaştı kavgada
bıyıkları daha terlememiş
paşa camiinde zifir gece
karanlığın başı vurulmamıştı
yürüyordu örümcek çağlar üstünde
daha bacakları kırılmamıştı
kanımız vardı ellerinde kanımız
henüz hesabı sorulmamıştı
gülüyordu hınzır paşa
kahkahası henüz durulmamıştı
güldüler:
**“otelin etrafını saran vatandaşlarımıza hiçbir şekilde zarar gelmemiştir. onlardan ölen ve yaralanan da yoktur. dolayısıyla olay, bir otelin yakılması ve içinde olan vatandaşlarımızın ölmesi ile ortaya çıkmıştır.”
uğur, erdal, muammer
güldüler ölüme
ölüm ki narçiçeği
yurdumun toprağında
ankara’da kulaklar sağır
ışığın çığlığı duyulmamıştı
düştü gönlümün haritasından
ikisinde temmuzun sivas
vatansız kaldım…
temmuz 2008
engin akbaba- antalya
* yakanların yangın çıktığı andaki bağırışları
** dönemin başbakanı tansu çillerin olayın akşamında verdiği demeç
|
sana ağladığım kentlere nisan bakışlı yağmurlar yağıyor.
|
|
|
|
enginakbaba
|
 |
« Yanıtla #29 : Ağustos 28, 2008, 12:01:45 ÖS » |
|
İlle de utanırım
korkuyorum sibel ölmekten
utanmam mı gerekir bunu söylerken
istersen utanırım
yine de korkuyorum seni sevmekten
her gece yıkılıyor bu kent
bulvarlarda güvercin cesetleri toplaşıyor
susuyor omzumda ki melekler
sadece tanrı konuşuyor
korkuyorum
cam önlerinde sağır
bırakmaktan pembe çiçekli küpelileri
tarlada başağı diri
yatakta seni sıcak
tütün kokusunu mürted….
ille de utanırım eğer istersen
yine de korkuyorum.
ağustos 2008 antalya
engin akbaba
|
sana ağladığım kentlere nisan bakışlı yağmurlar yağıyor.
|
|
|
|