|
sedef Kandemir
|
 |
« : Mart 30, 2008, 18:10:25 ÖS » |
|
Jacques Prevert’in Barbara isimli şiiri; benim hayatımda duyduğum ilk şiirdir.
Çok çok küçük olduğumu, babamın bir yemek esnasında (sanırım kalabalık bir sofraydı), bu şiiri oldukça yüksek sesle okuduğunu, coşkulu bir heyecanla birkaç kez okuduğunu hatırlıyorum… Barbara’nın yağmurda ıslanarak neden yürüdüğüne şaşırmış, Babamın bu Barbara’yı nereden tanıdığını dahi düşünmüştüm.
Daha sonra ilkokul sıralarıydı, evde Dünya Şiir Antolojisi isimli oldukça kalın bir kitap buldum. Karıştırırken Barbara’ya rastladım ve hemen tanıdım. Babama okuduğu şiiri hatırlattım; o’da bu şiiri çok sevdiğini anlatıp, bana tekrar okumuştu.
Çok daha sonraki yıllarda ise Barbara’yı aralıklarla okuduğumda, bende yarattığı etki; ( birçok insanın salt aşk şiiri zannettiğinin aksine) yazılmış en iyi savaş karşıtı şiirlerden biri olduğudur. Şimdi İnternet var ve aradığımız ne varsa bulabiliyoruz sanıyoruz. Barbara’yı aradığımda benim okuduğum Barbara’dan farklı Barbara şiirleri ile karşılaştım. Birkaç kişi tarafından çevirisi yapılmış. Değişiklikler içeriyor bu çeviriler ve ben ilk okuduğum, yıllarca tanıdığım Barbara şiirin tadını ne yazık ki bu 1963 sonrası çevirilerde bulamadım. Israrla aradığımda, nihayet bir yerde buldum benim eski Barbara’mı, birisi ne iyi yapmışta bir forumda (belli ki kitaptan) yazmış ama ne yazık ki çevirmeni belirtilmemişti. Bende ki kitap çok uzun yıllar sonrası (maalesef ) kaybolduğu için bulamadım çevirmenin ismini.
Bu olay sonucu bir kez daha anladım ki; şiir çevirisi çok ciddi bir iş. Tek bir söz bile şiirin anlamını ya da tadını bozmaya yetiyor. Çeviri; her sözcüğü bire bir çevirmek olmamalı, Çeviri yeniden yazmaktır o şiiri denmiş ve ne doğru bir söz bu. Eskiden okuduğum Barbara şiirinde ne bir fazla, ne de eksik bir söz vardı, şiiri sevdirmişti bana. Belki yıllarca onu okuduğum için bana öyle gelebilir. Diğer çevirilerinde emek sonucu olduğunu biliyorum ve saygı duyuyorum.
Barbara’nın çevirmenini bilen var mı? Bana bu konuda yardımcı olan olursa çok sevineceğim…1960 öncesi basılmış şiir kitaplarından bulunabilir sanırım. Sırayla her çeviriyi paylaşacağım sizlerle, çevirmen adı olmayan Barbara'ya yardımcı olur musunuz?
BARBARA
hatırla barbara yağmur yağıyordu o gün brest’ e hiç durmadan yürüyordun gülümseyerek yağmur altında şaşkın hayran sırılsıklam hatırla barbara
yağmur yağıyordu brest e durmadan siam caddesinde rastladım sana gülümsüyordun gülümsüyordun tanımıyordum seni sende beni tanımıyordun hatırla genede hatırla o günü unutma saçağın altına sığınmış bir adam adını ünledi
barbara seğirttin ona doğru yağmur altında şaşkın hayran sırılsıklam atıldın kollarına hatırla bunu barbara
sana sen diyorum diye bana kızma sen diyorum bütün sevdiklerime ancak bir kez görmüşsem bile sen diyorum bütün sevişenlere tanımasam bile hatırla barbara unutma o yumuşak mutlu yağmuru
mutlu yağmuru mutlu yüzüne yağan o mutlu şehre yağan denize yağan tersaneye yağan quessant gemisine yağan yağmuru ah barbara
ne savaş noldun şimdi sen o demir, o çelik, o kan yağmuru altında ya o adam ne oldu aşkı ilen kucaklayan öldü mü kaldı mı ne oldu ah barbara
yağmur yağıyor brest’ e hiç durmadan eskiden nasıl yağıyorduysa öyle ama artık bildiğin gibi değil bura mahvoldu herşey harap korkunç bir matem yağmuru şimdi yağan demir çelik kan fırtınası bile değil itler gibi kuyruğunu titreten bulutlar yalnız bulutlar
brest’te sular boyunca yitip giden itler çürümek için gidiyor uzaklara hiçbirşey kalmayan brest’ten çooook uzaklara.... Jacques PRÉVERT
Barbara
hatırla barbara, o gün hiç durmamacasına yağıyordu yağmur Brest'e ve sen o yağmurun altında gülümseyerek yürüyordun ışıl ışıl, mutlu, sırılsıklam
hiç durmamacasına yağıyordu yağmur Brest'e ve ben senlen Siyam sokağında karşılaştım gülümsüyordun ben de gülümsüyordum
hatırla barbara, benim tanımadığım sen beni tanımayan sen hatırla, gene de o günü hatırla unutma
bir sundurmanın altına bir adam sığınmıştı sana adınla seslendi barbara ve sen o yağmurun altında ona doğru koştun sırılsıklam, mutlu, ışıl ışıl ve kollarına atıldın bunu da hatırla ve sen diye hitabettiğim için sakın bana kızma ben tüm sevdiklerime sen derim onları yalnızca bir kez görmüş olsam bile ben tüm sevenlere sen derim onları hiç tanımasam bile
hatırla barbara, unutma mutlu yüzündeki, o mutlu şehrin üstündeki o sakin ve mutlu yağmuru denizin, askeri tersanenin, Ouessant gemisinin üzerindeki o yağmuru
ooo barbara savaş ne büyük aptallık sen şimdi ne oldun bu; demirden, ateşten, çelikten, kandan yağmurun altında
ya seni kollarında tutkuyla saran adam öldü mü, kayıp mı, yaşıyor mu
ooo barbara hiç durmamacasına yağıyor yağmur Brest'e taa o zamanki gibi fakat hiçbirşey aynı değil, hepsi darma duman şimdi bu, korkunç ve mahzun bir keder yağmuru
bu; demirden, çelikten, kandan oluşmuş aynı fırtına değil artık şimdi sadece Brest'in üstündeki yağmur boyunca, ölen köpekler gibi çatlayan bulutlar var
ve onlar uzakta çürüyecekler, artık hiçbirşeyi kalmayan Brest'in uzağında,
çok uzağında...
JACQUES PREVERT Çeviren: Reha Yunluel
BARBARA
Anımsa Barbara Yağmur yağıyordu o gün Brest'te durmadan Yürüyordun gülümseyerek yağmur altında Şaşkın hayran sırılsıklam Anımsa Barbara Siam sokağında rastladım sana Yağmur yağıyordu Brest'te durmadan Gülümsüyordun Gülümsüyordum Tanımıyordum seni Sen de beni tanımıyordun
Anımsa gene de anımsa o günü Unutma Saçağın altına sığınmış bir adam Adını ünledi Barbara Seğirttin ona doğru yağmur altında Şaşkın hayran sırılsıklam Atıldın kollarına Anımsa bunu Barbara Sen diyorum diye de bana kızma Sen diyorum bütün sevdiklerime Ancak bir kez görmüşsem bile Sen diyorum bütün sevişenlere Tanımasam bile
Anımsa Barbara Unutma O yumuşak mutlu yağmuru Mutlu yüzüne yağan O mutlu kente yağan Denize yağan Tersaneye yağan Quessant gemisine yağan yağmuru
Ah Barbara Ne hırboluktur savaş N'oldun şimdi sen O demir o çelik o kan yağmuru altında Ya o adam n'oldu seni yürekten Kucaklayan Öldü mü kaldı mı n'oldu
Ah Barbara Yağmur yağıyor Brest'te durmadan Eskiden nasıl yağıyorsa öyle Ama artık bildiğin gibi değil bura yok oldu her şey Yıkık bitik bir yas yağmuru şimdi yağan Demir çelik kan fırtınası bile değil İtler gibi kuyruğunu titreten Bulutlar yalnız bulutlar
Brest'te sular boyunca yitip giden itler Çürümek için gidiyor uzaklara Hiçbir şey kalmayan Brest'ten Çoook uzaklara
Jacques PRÉVERT Çeviren : Teoman AKTÜREL
Üç ayrı çeviri gördüğünüz üzre ilki benim beğendiğim, Teoman Aktürel çevirisi de ilki kadar hoş ama keşke "hırbo" sözünü kullanmasaymış.
Barbara çok şey anlatıyor ve güncelliği hiç bitmeyecek görünüyor ne yazık ki...
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Mart 30, 2008, 18:15:32 ÖS Gönderen: sedef Kandemir »
|
Moderatöre Bildir
Kayıtlı
|
"Çalmadan, ç?rpmadan bize ekme?imizi verenleri aç, bizi giydirenleri donsuz b?rakmadan ya?amak istemek bu kadar güç, bu kadar mihnetli, hatta bu kadar tehlikeli mi olmal? idi". -Sabahattin Ali-
|
|
|
|
YeldaKaratas
|
 |
« Yanıtla #1 : Mart 30, 2008, 19:02:03 ÖS » |
|
Nedim Gürsel de senin gibiymiş sevgili Sedef.. Demek ki bulutlar da itler gibi ölürmüş savaşta. Brest yerle bir oldu, sonra Anka gibi küllerinden yeniden doğdu. Evet, hatırlıyorum. 16'sında bir yatılı öğrenciydim bu şiiri Teo'nun çevirisinden okuduğumda ve henüz hiçbir kızı dudaklarından öpmemiştim. diyor. Teo diye söz ettiği; Teoman Aktürelhttp://66.102.9.104/search?q=cache:kpcXId1r-g8J:www.milliyet.com/2006/12/10/pazar/paz05.html+barbara+prevert+%C3%A7evirisi&hl=tr&ct=clnk&cd=1&gl=trHatta Zeynep Oral da. Teoman Aktürel Benim gençliğimde , herkes harıl harıl şiir okur, edebiyat dergilerini izlerdi. En çok yerli şairleri okur, dünya şiirini Türkçe çevirilerinden izlemeye çalışırdık. Okuduğum ilk Jacques Prevert şiirlerinin, ilk Brecht şiirlerinin Türkçe çevirilerinin altında hep onun imzası vardı: “Çeviren: Teoman Aktürel.”... (“Anımsa Barbara” diye başlayan ve savaşı, tüm savaşları lanetleyen Prevert ‘in “Barbara” şiiriini unutmak mümkün mü hiç!) http://66.102.9.104/search?q=cache:NaFp3BRcT3wJ:www.zeyneporal.com/yazilar/2007/23072007_02.htm+barbara+prevert+,Teo&hl=tr&ct=clnk&cd=3&gl=trLinklerde daha ayrıntılı bilgi var... BANA KALIRSA, SENİN İLK DUYDUĞUN ÇEVİRİ DE TEO'NUN... Sonra yeni Türkçe ile bir daha çevirmiş, yani yenilemiş. Çünkü dikkat edersen, senin beğendiğin çeviri ile son çeviri neredeyse aynı. Çevirideki dil aynı... Bu benim yorumum. Ama yanıldığımı sanmıyorum.
|
|
|
|
|
|
sedef Kandemir
|
 |
« Yanıtla #2 : Mart 30, 2008, 22:22:22 ÖS » |
|
Bizde aynısını düşündük dün oğlumla çevirmen adı ararken. Dil aynıi iki sözcük değişimi var. Aynı dille Sehattin Eyüboğlu'nun tercümesini de bulduk bugün. O da 1963 yılında yapmış çeviriyi ve anımsa diye başlıyor şiir, devamı aynı olduğundan tekrar yayımlamadım.
Samırım Ya Selahattin Eyüboğlu'nun Ya da Teoman Aktürelin çevirisi olabilir. Hepsinin emeğine sağlık diyeyim ama 1960 öncesi Barbara ilk çevirisini yine de merak ediyorum... Bakınacağım sağa sola, gören, duyan olursa haberdar etsin beni. Teşekkürler katkın için.
Sevgilerimle
|
"Çalmadan, ç?rpmadan bize ekme?imizi verenleri aç, bizi giydirenleri donsuz b?rakmadan ya?amak istemek bu kadar güç, bu kadar mihnetli, hatta bu kadar tehlikeli mi olmal? idi". -Sabahattin Ali-
|
|
|
|
Komplocu
|
 |
« Yanıtla #3 : Mart 30, 2008, 22:42:13 ÖS » |
|
Sedef hanımın yardıma ihtiyacım var nidasıyla, destursuz ayakkabılarımı bilem çıkarmadan girdim. Neyse çok şükür, bir mağduriyet yokmuş. Sedef abla, inanki bildiğim bişey olsa hemen yardım ederdim. Sen bana Kara Murat'ı, Tarkan'ı, Tommiks'i sor, hemen cevaplayayım. Ama... Senin soru beni aşar. Mr. Brown'un kızının Suzi olduğunu bilen ben, neden kendi kültürüme yabancı kalmışım. Ah kafam ah.
|
Komplocu Geldi Hanımmm!!! Darma daın... Darma Daın...
|
|
|
|
sedef Kandemir
|
 |
« Yanıtla #4 : Mart 31, 2008, 00:02:20 ÖÖ » |
|
Ah nasılda sevindim komplocu seni görünce, derdime çare buldu da geldi diye, Hay Allah. Ziyanı yok gelişin bile yeter de, eh ben bu arada son yazılarıma bir baktım amma hata yapmışım. Ee her yere koşturayım dersen böyle olur. Dön bir bak dimi ne yazdım diye...Neyse hatamı kabullenip, düzeltiyorum efendim. Aynı dille Sehattin Eyüboğlu'nun tercümesini de bulduk bugün. O da 1963 yılında yapmış çeviriyi ve anımsa diye başlıyor şiir, devamı aynı olduğundan tekrar yayımlamadım.
Samırım Ya Selahattin Eyüboğlu'nun Sabahattin Eyüboğlu ve samırım değil sanırım yazmam gerekirdiÖzür dilerim.. 
|
"Çalmadan, ç?rpmadan bize ekme?imizi verenleri aç, bizi giydirenleri donsuz b?rakmadan ya?amak istemek bu kadar güç, bu kadar mihnetli, hatta bu kadar tehlikeli mi olmal? idi". -Sabahattin Ali-
|
|
|
EminEser
ÖKS Girişimcisi

Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 52
|
 |
« Yanıtla #5 : Nisan 01, 2008, 22:48:50 ÖS » |
|
Çeviri mağdurlarından biri de benim sevgili Sedef... Ölü Canlar'ı tam üç ayrı çeviriden inceledim, sonunda kötü de olsa birinde karar kıldım. Ama sorunu çözme yolunu buldum, Rusça'yı öğrenmem gerekiyormuş...İnsancıklar'da da başıma aynı şey geldi...Sonra diğerleri...
|
|
|
|
|
asumanatakuman
ÖKS Girişimcisi
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 25
|
 |
« Yanıtla #6 : Nisan 02, 2008, 15:43:41 ÖS » |
|
ben de bir dönem çeviri kitapları okurken çok sinirlenirdim. sonra uzun zaman çeviri tek bir şiir, roman, öykü okumadım. türk yazarlarla yetindim. fakat şimdi özgün dildeki tadı vermese de dünya edebiyatını da tanımam gerektiğini düşünerek okuyorum.
|
|
|
|
|
|
sedef Kandemir
|
 |
« Yanıtla #7 : Nisan 03, 2008, 18:21:52 ÖS » |
|
Evet arkadaşlar, size katılıyorum. Anadiliyle yazılmış bir eseri okumak çok daha doğru. Bu imkansız çoğumuz için maalesef.  Dili duygularımızı resmetmek için kullandığımız bir eylem olarak düşünüyorum. Evrensel insani değerleri taşıyan ortak duyguları, ne kadar başarıyla aktarabiliyorsa bir çevirmen, o ölçüde başarılı oluyor. Çevirmenin sanatçı bir yapıya sahip olmasının yanında çok iyi edebi ürünler verebilen biri olması gerektiğine inanıyorum.  Çok iyi çeviriler de var ülkemizde hakkını yememek lazım, onlarla sevdik çoğumuz okumayı. Çok iyi yapılmış bir çevirinin ardından ne diye başka çevirilere ihtiyaç duyulur anlamıyorum. Çok uzun yıllar geçipte, dilde bazı değişikler söz konusu olduğunda tamam ama kısa sürelerde, aynı eseri farklı biçimde çevirmeye gerek olmamalı. Hala Barbara çevirmenini arıyorum 1960 öncesi  Teoman Aktürel mi? Sabahattin Eyüboğlu mu? Bir bulsam
|
"Çalmadan, ç?rpmadan bize ekme?imizi verenleri aç, bizi giydirenleri donsuz b?rakmadan ya?amak istemek bu kadar güç, bu kadar mihnetli, hatta bu kadar tehlikeli mi olmal? idi". -Sabahattin Ali-
|
|
|
|
Oresay
|
 |
« Yanıtla #8 : Nisan 03, 2008, 22:39:54 ÖS » |
|
Bir çeviri de ben buldum.
BARBARA
Anımsa Barbara Yağmurlar yağıyordu o gün Brest'e durmadan Sen gülerek geçiyordun Şaşkın hayran sırılsıklam Yağan yağmurlar altında Anımsa Barbara
Yağmurlar yağıyordu Brest'e durmadan Seninle karşılaştım Siam sokağında Sen gülümsüyordun Ben de Hatırla Barbara Seni tanımıyordum Sen de beni Anımsa Anımsa azıcık n'olur o günü Unutma Kapına sığınan adamı Adını ünleyen B a r b a r a
Koşup gelmiştin yağmurlar altında Şaşkın hayran sırılsıklam Atılmıştın kollarına Anımsa Barbara Sen diyorum sana kızma bana Bir kez görsem de onları Sen diyorum bütün sevişenlere Tanımasam da
Anımsa Barbara Unutma O yumuşak mutlu yağmur Senin mutlu yüzüne Bu mutlu kentte Bu yağmur denizler üstünde Tersaneler üstünde Quessant gemilerinin üstünde
Ah Barbara Ne aptal savaş N'oldun ya şimdi sen Kurşun sağnakları altında Kandan ateşten çelikten Ya o adam n'oldu Kucaklıyan seviyle Öldü mü kaldı mı
Ah Barbara Yağmurlar yağıyor Brest'e durmadan Yağardı önceleri yağmurlar ya Şimdi bitmiş ne varsa Bu yağmurlar ayrılık yağmurlarıdır Artık ne o fırtınalar Kandan çelikten ateşten Yalnız bulutlar şimdi İtler gibi ölen Gözden yiten itler Brest'e sular boyunca Uzaklarda çürüyüp giden Uzaklarda Brest'e çook uzak Hiçbir şey kalmıyan Brest'den.
Jacques PRÉVERT
Çeviren : Abdullah Rıza ERGÜVEN
|
|
|
|
|
Efendi
Aytekin Orhan
ÖKS Girişimcisi
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 39
|
 |
« Yanıtla #9 : Nisan 05, 2008, 12:35:43 ÖS » |
|
Bir çeviride benim ağlarıma takıldı...
BARBARA
Anımsa Barbara Durmadan yağmur yağıyordu Brest üzerinde o gün Ve sen yürüyordun gülümseyerek Yağmurun altında Işıl ışıl hayran sırılsıklam Anımsa Barbara Aralıksız yağmur yağıyordu Brest üzerinde Ve sana Siam sokağında rastladım Gülümsüyordun Ve ben de gülümsüyordum senin gibi Anımsa Barbara Ne ben seni tanıyordum Ne sen beni Anımsa Anımsa o günü yine de Unutma Bir adam duruyordu bir kapının sundurması altında Seslendi sana adınla Barbara Ve sen koştun ona doğru yağmurun altında Sırılsıklam hayran ışıl ışıl Ve atıldın onun kollarına Anımsa bun Barbara Kızma bana sen diyorsam sana Sen derim ben tüm sevdiklerime Bir tek kez görmüş olsam da onları Sen derim ben bütün sevişenlere Tanımasam da onları Anımsa Barbara Unutma O ağır ağır yağan mutlu yağmuru Senin mutlu yüzüne O mutlu kentin üzerine O denizin üzerine O Quessant vapuru üzerine yağan yağmuru Ah Barbara Ne büyük budalalık savaş O ateş o çelik o kan O demir yağmuru altında Şimdi ne oldun acaba Seni kollarında sevgiyle sıkan Öldü mü kayboldu mu ya da yaşıyor mu hala Yağmur yağıyor durmadan Brest üzerinde Önceden olduğu gibi tıpkı Ama aynı değil artık bu ve her şey yıkılıp yok olmuş Bir yas yağmuru bu korkunç ve acı, Bu bir demir çelik kan yağmuru bile değil artık Kendinden geriye Hiçbir şey kalmayan Brest'in uzağında, çok uzağında Uzaklarda çürüyüp kokmaya giden Ve su boyunca Brest'in üzerinde Kaybolan köpeklere, Çatlayıp ölen köpeklere benzeyen bulutlar yalnız.
Jacques PRÉVERT Çeviren: Orhan Ülkülü
|
"Tan?d???m yüzler birer ?eytand? dünyalar?na kabul edildi?im."
|
|
|
|
sedef Kandemir
|
 |
« Yanıtla #10 : Nisan 06, 2008, 00:54:44 ÖÖ » |
|
Bu versiyonunu görmemişim  Bakalım kaç Barbara çevirisi daha bulacağız. İlk astığım Barbara'nın sesi, sadeliği benim duygularıma daha fazla hitap ediyor. İnanıyorum, diğerleri de binbir emek harcanarak yazıldılar. Çevirileri şaiirler ve yazarlar yapmalı yine de, çok iyi olanlar tabii. Teşekkürler ilginiz için.
|
"Çalmadan, ç?rpmadan bize ekme?imizi verenleri aç, bizi giydirenleri donsuz b?rakmadan ya?amak istemek bu kadar güç, bu kadar mihnetli, hatta bu kadar tehlikeli mi olmal? idi". -Sabahattin Ali-
|
|
|
|