Google Reklamları
The Purple Rose of Cairo- Yelda Karataş- DENEMELER
Ötekileriz Kültür Sanat Girişimi Forumu
Mayıs 20, 2012, 10:14:29 ÖÖ *
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
 
  ANASAYFA ANAFORUM Yardım Ara Takvim Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: The Purple Rose of Cairo- Yelda Karataş- DENEMELER  (Okunma Sayısı 520 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
YeldaKaratas
ÖKS Girişimcisi
***
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 191


« : Mart 29, 2008, 05:07:10 ÖÖ »



- Gerçek olmayı öğrenebilirim



Kahire'nin Mor Gülü


Nasıl gerçek olunur üzerine ilk deneylere başladığımda reddedilmeyi göze alabileceğimi hiç düşünmemiştim.

Bir kuyunun dibinde Yusuf gibi kalmanın efsanelerden süzülüp geldiğini bile bilmiyordum.
Kara bakraçlarıyla bir arada hatta bir diğeri olmadan yaşayamayanların korosunda sesim çok kısıktı önceleri.

Gerçeğin sert kayalarından atlamanın sadece başa ve bedene değil, ruha da ne denli zararlı olduğunu anlamam için, önce Oskar Wilde, sonra Dostoyevski ve çok sonra Kafka ile tanışmam gerekti...

Bu üçlü çemberin ortasına çok civan mert gerçeksizleri aldım sonra : Başta Camus, nedense en hüzünlü o gelmiştir intihar meselesinden olmalı. Ama Zweig da öyleydi. Zweig hüznünü altın tepside sundu.
Camus ince bir alaycılıkla... Caligula ile tanışma isteğimi ve Veba'ya direnebilen bir sevgim olduğunu ondan öğrendim.

Sonra, Kawabata ve onun sonsuz çay saatleri: Bin Beyaz Turna.

Mor suretlerin  gerçekleşemeyeceğini  ve Uykuda Sevilen Kızlar'ın nasıl bizden öte çağlara erdiğini anladım...

O zamanlar Kuğu'nun Ölümü'ne ağlar mıydım.
Evet ama sanki bir burgacın içinde yarım yamalak dönerek.

Yalan olmak öğrenilmiyor ki; herşey yalan.
Gerçek olmayı öğrenmemeli insan: Selim Işık gibi...

Yelda Karataş

Kahire saatiyle: gün dönümü
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
YeldaKaratas
ÖKS Girişimcisi
***
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 191


« Yanıtla #1 : Mart 29, 2008, 15:25:04 ÖS »

Gerçek öldürücüdür.
Yalan geliştirici.

Birbirimizin gözünün içine bakarak hala varlığına yokmuş gibi davrandığımız  genelevlerini saymazsak daha kaç  yalanın içinde gerçek gibi duran gönülleriz.

Ölüm tek gerçeğimiz, öğrendik tamam, kaçacak delik yok.
Ama, evren varolduğundan beri hiç değişmeyen üç kuvveti maddenin niye değişmiyor sorusuna yanıt yok!

Ölüm öncesini bilebilir miyiz ki birbirimizi yaşatalım.
Ölüm korkusu değil belki de bazılarının tanrısını yaratan; öncesi, çok öncesi; gerçeğe duyulan korku.


Zaman: Kahire saatiyle yine mor
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
cumali22
Ziyaretçi
« Yanıtla #2 : Mart 29, 2008, 15:41:34 ÖS »

Seviyorum seni yalanlar içindeki güzel gerçek!
Kaleminden dökülenleri seviyorum.

Kahire saatiyle zaman yine siyaha çalıyor!
Ben örtmenimin insanî geniş ufkunu seviyorum.
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
YeldaKaratas
ÖKS Girişimcisi
***
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 191


« Yanıtla #3 : Mart 29, 2008, 16:43:52 ÖS »

Seviyorum seni yalanlar içindeki güzel gerçek!
Kaleminden dökülenleri seviyorum.

Kahire saatiyle zaman yine siyaha çalıyor!
Ben örtmenimin insanî geniş ufkunu seviyorum.

Beni kahreden şey; senin bana yalan söylüyor olman değil, benim artık sana inanmıyor olmamdır
diyor sevgili nietzsche ...

İşte o sen hiç kimseye döndüğünde durum çok fena cumali; kahirenin mor gülü ne kadar yalnız değil mi?

Gerçek olmaya bile razı... Yalanı bilmiyor çünkü!

zamansız madde yokmuş; zamanını seçebilen madde var mı?
Ne dersin cumali; güneş ufuktan ne zaman doğacak ki yürüyelim!
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.16 | SMF © 2006-2009, Simple Machines XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu!