Irayan
bilirim… önümüzü kesen duvardaki leke
onulmaz bıçkı yarasıdır
balığın göğsündeki zaman ırayan gökyüzü
tamam… iki ayrı koridorda yıpranmıştı hayat
eskil masallarda kalmıştı pamuk helva tadında aşklar
sırtı kavî bir uçurumdan geçiyorduk
sol bağrımızda şerha kalbimiz
sağda köksüz dikenler… bilirim
bana bilmediklerimi söyle
gizli kıyılara götür rüzgâra yelken biçmeye
el değmedik ormanlardan geçir sesimi
gül kokulu deltaya uzat bir solukta
anlat ki
kendimize yeniden can bulalım
kumrusu vurulmayan bir şehrin göğünde
Onaltıkırkbeş Sayı 26
Ben nerede, ne zaman rast geldi isem,
-Fatih Yavuz Çiçek'in yazdıklarını ''beğeniyle okudum..'' diyemem!
Kuru! Kuru olur bu deyiş, kupkuru olur..
Çünkü ben O'nu, rastladığım heryerde, ilgi ile okudum.. + olarak..
Her yüreği güzel olan; kalemi var, yazası var, bi de zamanı varsa ne güzel..
yazar ama yazamaz iyi ve güzel..
Yazmak için birikim; iyi..
bi de beyin; zehir gibi... zihin gerekir; güzel mi güzel..
Varsa bu hepsi, zindedir şiir.. Zincire vursan özgürdür yazı, tanımaz zindan..
Özgünlük, zaten bilmez ki olsun; zinhar penguen..
Kutlarım seni canım kardeşim çabandan ötrü..
''çaba'' ne demek bilirim zira,
en çok odur hak eden kutlanılmayı günü olmadan.. güzel şiirden, yazıdan önce..
Kutlarım seni canım kardeşim, öyle kutlarım.
anlat,
anlat ki bize
kendimize yeniden BİR can bulmaK YERİNE
LAZIM BULMAK YEDİ CAN
kumruLARI vurulDUKÇA bir şehrin YERE DÜŞMÜŞ göğünde
bulabilelim
bilmediklerimizi,
kendimizle bir hepsi
bilebildikçe..